Myanmar

BUDİZM’İN KALESİ MYANMAR

MYANMAR HAKKINDA…

Çok etkilendiğim “Burma’da gözyaşları” filmini izledikten sonra aklıma takılan ve mutlaka gitmeyi arzuladığım Burma’ya yeni adıyla Myanmar’a nihayet gelebilmenin heyecanı içindeyim.

Hindistan, Bangladeş, Çin, Laos ve Tayland’la sınırlanan 100’den fazla etnik grubun yaşadığı bir Güneydoğu Asya ülkesi olan Myanmar, budizmin kalesi olma özelliğini hala taşımakta. 60 Milyonluk Nüfusa sahip olan ülke, Güney Doğu Asya’nın 2. büyük ülkesi.

XI. yüzyılda Kral Anavrahtar, bölgedeki toplulukları bir çatı altında birleştirmiş ve 1. Myanmar Devleti’ni kurmuş. XII. yüzyılda Orta Asya’dan Moğol ve Türk asıllı kavimlerin istilası sonucunda dayanamayıp yıkılmış. XIII. yüzyılda 2. Myanmar Devleti kurulmuş ve bundan sonra çeşitli hanedanların idaresi altında iken XVIII. yüzyılda Kanbaung Hanedanlığı 3. Myanmar Devleti’ni kurmuş. XIX. yüzyıl ortalarında refah seviyesi yüksek bir ülke haline gelmiş, 1882’de İngilizlerin istilası ile İngilizlerin sömürgesi olmuş, İkinci Dünya savaşında Japonların işgaline uğramış, 1945 te Japonların yenilmesiyle sona eren harp sonucunda, İngilizlere karşı bir bağımsızlık savaşı başlatarak, 4 Ocak 1948’de bağımsızlığını ilan etmiş. 1962 yılında askeri rejimin yönetimi altına giren ülke, çok zengin kaynaklara sahip olmasına rağmen önce İngilizlerin sonra da generallerin sömürmeleri nedeniyle 1962’den bu yana dünyanın en fakir ülkelerinden biri durumuna gelmiş.

Myanmar’ın tarihinden söz ederken, cesaretine ve kişiliğine hayran olduğum Aung San Suu Kyi’ yi anmadan olmaz elbette. Ülkenin bağımsızlığının kazanılmasında çok önemli rol oynayan, fakat bağımsızlığı göremeden, bağımsızlıktan 1 yıl önce 1947 de ölen General Aung San’ın kızı olan Aung San Suu Kyi babası öldüğünde henüz 2 yaşında imiş. Aung San Suu Kyi eğitimini Oxford’ta tamamlamış ve Tibet uyruklu eşi ile evlendikten sonra Boston’a yerleşmiş. 1988’de Burma’da iç karışıklık başlayınca çıkan ayaklanma ordunun binlerce masum insanı öldürmesiyle sonuçlanmış. Suu Kyi ülkesine dönüp “National League For Democracy” partisini kurmuş. Askeri yönetimin dikkatini üzerine çeken Suu Kyi ev hapsine mahkum edilmiş. 1990’da büyük baskılara rağmen oyların %82 sini alarak seçimi kazanmış. Askeri hükümet sonuçları kabul etmeyip Suu Kyi’nin hükümeti devir almasına izin vermemiş. 1990’da Rafto İnsan Hakları Ödülü ve 1991’de de demokrasi ve insan hakları için verdiği mücadele nedeniyle Nobel Barış Ödülü’ne layık görülen Suu Kyi, ömrünün neredeyse 15 yılını ev hapsinde geçirmiş. 2015 yılında 25 yıl aradan sonra yapılan ilk özgür seçimleri Ulusal Demokrasi Birliği (NLD) nin kazanmasına ragmen, NLD lideri Aung San Suu Kyi’nin eşinin yabancı ülke vatandaşı olması nedeniyle, anayasa gereği devlet başkanı olamamış.

Gördüğüm ülkeler arasında en çok etkilendiğim ülkelerden biri olan Myanmar’da, on binlerce tapınak, pagoda ve manastır yer alıyor. Ülkedeki en önemli izlenimim, insanların çok fakir, evlerin büyük çoğunluğunun perişan durumda olmalarına karşın, tapınakların müthiş azametli ve şaşaalı olmaları oldu. İstisnasız tüm tapınakları yalın ayak dolaşmak zorundasınız. İşin kötü tarafı yerler oldukça pis ve çorapla bile gezmenize izin verilmiyor.

Diğer bir izlenimim ise tüm ülkede kadın olsun, erkek olsun halkın bir çoğunun ve özellikle neredeyse tüm taksi şoförlerinin kullandığı “betel” adı verilen (telaffuzu bide veya bite) yaprak içine sarılmış tütün ve betel nuttan oluşan bir karışımı çiğneyip çiğneyip tükürmeleri oldu. Çiğneyenlerin dilleri, dişleri ve tükürükleri kiremit kırmızısı renginde ve oldukça kötü bir görünüme sahipler. Tükürdüklerinde insanlar kan kusuyor sanıyorsunuz. Betel (Bide) kullanan şoförler hiç uyumadan günlerce araba kullanabiliyorlarmış.

Güvenlik konusunda ülkeyi güvenli bulmayanların tam tersine, bir bayan olarak tek başıma dolaştığım 18 günlük seyahatimde, kendi ülkemde bile olamayacağım şekilde, hiç bir şekilde rahatsız edilmeden, güven ve rahatlık içinde gezdim.

Yanınızda mutlaka nakit bulundurmanızı tavsiye ederim. Bankamatik bulmanız mucize ve kredi kartı da kullanamıyorsunuz, ama lütfen dikkat!.. Yanınıza alacağınız dolarlar mutlaka katlanmamış ve gıcır gıcır olmalı, parada en ufak yırtık, kırışlıklık, herhangi bir yazı ya da katlama izi varsa kabul etmiyorlar. Ama kendi paralarını paçavra gibi o başka.

Ülkenin saat dilimi: GMT + 6:30

Para birimi Kyat : 1Usd ~ 1420 Kyat ve 1TL~ 414 Myanmar Kyat

YANGON

Myanmar’da ilk durağım olan, eski başkent Yangon’da otelime giderken dikkatimi çeken şey, genel bilgilerde de bahsettiğim gibi, insanların “betel” çiğneyip, ağızlarında biriken tükürüğü, neresi denk gelirse püskürtmeleri oldu. Öyle ki! yerlerde bu kırmızı tükürük izlerine basmadan yürüyebilmeniz imkansız hale gelmiş. Gerçekten çok rahatsız edici bir görüntü idi.

İkinci dikkatimi çeken nokta ise; mutfakların sokaklarda kurulmuş ve tüm insanların sokaklarda yemek pişirmesi ve yemesi oldu. Evlerde mutfak yokmuş, tüm halk bu sokak yemeklerinden yiyor.

Yangon Downtown’ın merkezi
Kaldırımda yer kalmadığından cadde üstünde yemek yiyen anne oğul

Otelde biraz dinlendikten sonra downtownu gezmeye çıktım. Uzaktan akşam üzeri olması nedeniyle ışıklandırılmış Sule Pagoda tüm ihtişamıyla beni kendine çekti. Şehrin merkezinde bulunan ve bazı efsaneye göre, ülkenin en kutsal pagodası olan Shwedagon Pagoda’dan daha eski olduğu söylenen, bir zamanlar Sularata (Sule Nat) adlı güçlü bir ruhun evi olduğuna inanılan 2.600 yıllık pagodada, Buda’nın saçlarının saklandığına inanılıyor. Bu nedenle çok önemli ve kutsal pagodalar arasında.

Sule Pagoda

Ertesi sabah erkenden yola koyuldum. Bahan kasabasında yer alan, Myanmar’daki en tanınmış budist tapınağı olan Chauk That Gyi Buddha Temple’ı gezdim. Tapınak ülkedeki en çok saygı duyulan yatan Buddha heykellerinden birini barındırıyor. 66 metre uzunluğundaki heykel, Myanmar’daki en büyük yatan Buddha heykellerinden biri.

Chauk That Gyi Temple

Ziyaretim bittikten sonra, Chauk That Gyi Temple a 10 dakikalık mesafede bulunan ülkenin en kutsal pagodası Shwedagon Pagoda ya gittim.

Büyük Dagon Pagodası ve Altın Pagoda olarak da adlandırılan pagoda Myanmar’daki en kutsal budist pagodası; çünkü Gautama Buddha’dan önceki 3 buddha’nın da kalıntılarını içerdiğine inanılıyor. Bu kalıntılar arasında Kakusandha’nın kadrosu, Kawnagamana’nın su filtresi, Kassapa’nın borusu (netherrobe) ve Gautama Buddha’nın sekiz adet saç teli bulunmaktadır.

Tarihçiler ve arkeologlar pagodanın, MS 6. ve 10. yüzyıllar arasında Mon halkı tarafından inşa edildiğini savunuyorlar. 18 metre yükseklikle başlayıp, günümüzde 100 metre yüksekliğe ulaşan pagoda, Kandawgyi Gölü’nün batısındaki Singuttara Tepesi’nde yer alıyor.

Efsaneye göre; Shwedagon Pagoda 2.600 yıldan fazla bir zaman önce (M.Ö 588) inşa edilmiş. Bu da onu dünyanın en eski Budist stupası yapıyor. Singuttara Tepesi’nin kuzeyinde yaşayan iki tüccar kardeş (Taphussa ve Bhallika) Gautama Buddha ile tanışmış ve Buddha’nın saç tellerinin sekizini almışlar. Kardeşler Burma’ya geri dönmüş, dönerken diğer krallara saç tellerinden 2 şer adet vermişler. Ellerinde kalan 4 adet saç teli için Kral Okkalapa’dan yardım istemişler. Kral Okkalapa’nın yardımıyla ve Sule Nat adlı güçlü ruhun da bu yeri hatırlayıp göstermesi ile, Gautama Buddha’dan önceki diğer 3 Buda’nın kalıntılarının yer aldığı Singuttara Tepesi’ni bulmuşlar ve buraya bu kutsal tapınağı inşa etmişler. Bu arada mucize gerçekleşmiş ve saç telleri tekrar orijinal sayısı olan 8 e tamamlanmış.

46 hektarlık alana kurulan tapınakta, 3154 adet altın çan, 79569 adet elmas ve diğer değerli taşlarla dekore edilmiş. Stupanın tepesi 4531 elmasla kaplanmış (en büyüğü 72 karat pırlanta) Bu rakamlar çeşitli kaynaklarda farklılıklar gösteriyor. Benim kaynağım pagodaya giriş bileti üzerindeki açıklamalar. Tüm tapınaklarda olduğu gibi burada da yine yalın ayak dolaşmak zorundasınız.

Shwedagon Pagoda

Tapınak çıkışında rastladığım son derece mütevazi, nazik ve güler yüzlü kadın keşişlerle fotoğraf çektirmek keyifliydi.

2,5 saat süren etkileyici Shwedagon ziyaretinden sonra, öğleden sonramı Yangon’u ikiye ayıran Bago Nehri boyunca yaptığım yürüyüş ve otelden edindiğim wallking tour haritasının rotasını izleyerek, İngilizlerden kalma kolonial binalar, City Hall, Yüksek Mahkeme Binası gibi şehrin önemli binalarını, parkları, Sule Pagodayı ve diğer önemli binaları da içine alan yürüyüş turum oldukça yorucu oldu. Botahtaung köprüsünde güzel bir gün batımı izleyerek ve hayatımda ilk defa bir sokak yemeği tatmış olmam nedeniyle benim için özel olan ızgara balığımla birlikte biramı yudumlayarak keyifle yorgunluk çıkardım.

City Hall (Belediye) binası
Yüksek Mahkeme Binası
Botahtaung Bridge

Yangon’da 3. günümde ilk ziyaretim China Town oldu, fakat ne yazık ki aradığımı bulamadım. Diğer ülkelerde gördüğüm o rengarenk, Çin motifleriyle ve devasa fenerleriyle bezenmiş dükkanlardan, Çin mimarilerinden eser yoktu. Dikkatimi çeken en ilgi çekici görüntü bir kamyonetin arkasına doluşmuş çocuk rahiplerin, kamyonetten inip ellerinde kaselerle yardım toplamaları idi. Dönüşte otelimin de yakınında bulunan, neredeyse aradığınız her şeyi bulabileceğiniz meşhur Aung San Market’i gezdim.

China Town

Kandavgyi Gölü ve Karaweik Sarayı:

Aung San Market’ten ayrılarak taksiyle Kandavgyi Gölü’ne gittim. Taksi ile pazarlık ettiğinizde, 4 te bir, 5 te bir fiyata anlaşabiliyorsunuz ve gayet makul bir fiyata istediğiniz bölgeye ulaşabiliyorsunuz.

Doğal göl manzaranın içerisinde, muhteşem ShweDagon Pagodası’na bakan Karaweik Sarayı; içinde bulunduğu ortama uyum sağlarcasına, görkemli bir şekilde yüzer saray şeklinde inşa edilmiş. Myanmar’daki en tanınmış yerlerden biri olan Karaweik Palace, kültür gösterileri eşliğinde, Uluslararası Açık büfe akşam yemeği ve öğle yemeği hizmeti sunan lüks bir restaurant olarak kullanılıyor. Pahalı bir restaurant. Sadece yemek yiyeceklere gezme izni veriliyor. Ben rica ederek yüzer sarayın küçük bir bölümünü gezdim.

Karaweik Palace

Anlaştığım taksici, çiğnediği betel yüzünden olsa gerek epey geç geldi ve anlaştığımız üzere Kandavgyi gölüne 15 dk. mesafede bulunan İnya Gölü’ne gittik. İnya Gölü etrafı yerleşim alanlarıyla dolu olan ortalama bir göl manzarasına sahip. Burada pek aradığımı bulamamanın verdiği buruklukla, daha önce muhteşem olduğunu duyduğum, Karaweik Sarayı’nın gece ışıklandırmasını görmek üzere tekrar Karaweik Sarayı’na döndüm. Gerçekten de muhteşemdi. Sarayın bahçesine giriş kapatıldığı için fotoğraflarımı bahçenin dışından tel örgülerin arasından çekmeye çalışmama rağmen fotoğraf çekmeye doyamadım.

Karaweik Palace gece görünümü

Myanmar gezimin Yangon bölümünde ilgilenenlere faydalı olabildiğimi umuyorum. Gezimin sonraki bölümleri olan İnle Lake, Bagan, Monywa, Mandalay ve Pyin Oo Lwin ile ilgili yazılarımda görüşmek üzere.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir