Tonga: Pasifiğin Tek Krallığı

Heyecanla Fiji Nani Havaalanı’nda Tonga -Tapu uçağının kalmasını bekliyorum. Hep bu adalar ülkesini ve çılgınlıkları ile tanınan krallarını merak ederdim. Bilinmeyene yolculuk bana hem korku hem de ayrıca zevk verir. Yanımda değerli gezi arkadaşım ve meslektaşım Hüseyin Şen’in de olması elbette bana güven veriyor.

Yalnız gezmek elbette insanların sosyalleşmesini sağlar ve aynı anda da zaman zaman ürkütür. Yanıma gözleri çakmak çakmak, yüzünde bitkin ama vakur bir tebessümle altmışlarında bir kadın yaklaşıyor. Konuşuyoruz. Eşi Avustralyalı imiş, geçen sene ölmüş. İşyerlerini artık bu hanım yönetiyormuş. Bana ahiret soruları sormaya başlıyor. Ben soru yağmuruna tutulmaktan hiç ama hiç hoşlanmam. Sıkılıyorum, sinirleniyorum. “Uçuş saatim geldi” deyip kalkıyorum. O sırada ayaküstü bana evlenme teklifi etmez mi? Hüseyin de şaştı kaldı. Neyse uçağa geçiyoruz. Uçak dolu, Tonga-Tapu’ya uçuş sadece 1 saat 20 dakika.

Cennet adaların üzerinde alçalıyoruz. Dizi dizi Hindistan cevizi ağaçları ile turkuaz renkli sahil şeridi görünüyor. Türkiye’ye vize uygulamadığı için memurun birkaç basit sorusu sonrası sorunsuz pasaport kontrolünden geçiyoruz.

Haritada mavi fon üzerinde yeşil benekler gibi görünen, kumsalları güneşte mücevher gibi parlayan, toplam 176 mini adasının kapladığı alanın uzunluğu 800 kilometreyi bulan “Tonga”dayım.

Adalar üç ana grupta toplanmış, nispeten daha dağlık olan Vava’u grubu, ortada Haapai ada grubu ve başkent Noku’alofe’nin de üstünde olduğu en kalabalık adası Tongatapu grubu. Tamamı mercan resifleri ile kaplı olan adaların dördünde etkin yanardağlar bulunuyor. Aralık – Mart ayları arası Güney Pasifik’te ciddi kasırga tehlikesi bulunuyor.

Tonga toprakları diğer komşu adalar gibi 3 bin yıllık bir tarihi barındırıyor. Denizlere alışkın Polinezya halkı Avrupalı denizcilerden çok önce ilkel şartlarda buraya ulaşmayı başarmış.

Yıl 1616 – Flemenk Jacob Le Maire, Tonga’ya ayak basmış.

Yıl 1643 – Yine Flemek Abel J. Tasman Tongatapu Adası’nın en kuzey noktasına ulaşır.

Yıl 1771 – Ünlü İngiliz Kaptan James Cook adaya varıp yerli halkın misafirperverliğinden dolayı “Dost Adalar” adını koyar. Oysa ki yerliler Kaptan Cook’u ve adamlarını iyice beslemelerinin esas amacı onları pişirip yemeğe hazırlanmalarıdır. Ama son anda şef bu sevdadan vazgeçer.

Yıl 1822 – Metodist misyonerler adalara ayak basar ve şef I. George Tupou Hristiyanlığı kabul eder.

Yıl 1875 – Monarşi ilan edilir. Şef I. George Tupou artık kral olarak taç giyer.

Yıl 1970 – Hiçbir zaman koloni statüsüne girmeyen Tonga bağımsız olur.

İki metre boyundaki ünlü kraliçe Salote tam 47 yıl boyunca hüküm sürdü. 1953 yılında İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth’in taç giyme töreni sırasında bastıran ani yağmura karşı saygısından faytonunun üstünü kapamadı ve sırılsıklam törene katıldı. Bir anda bu tutumu ile dikkatleri üzerine çekti. Hatta Kraliçe Elizabeth, kendisine teşekkür ziyaretine geldi.

Şişmanlığı ve farklı uygulamaları ile basını uzun süre meşgul eden kral IV. Tupou özellikle son yıllarında ülkesine kaynak temini için tuhaf önerileri ile herkesi şaşırttı, halkının gözünde puan kaybetti. Tam 210 kilo ağırlığı ile dünyanın en şişman adamı olarak Dünya Guinness Rekorları kitabına giren IV. Tupou ayrıca seyahate de çok meraklı idi, uçaklara ancak yük asansöründe binermiş. Kralın kaynak üretme projelerinin bir kısmı şöyle:

  • Denizsuyunu doğalgaza dönüştürme projesi. ( Böyle bir çalışma hiç duymamıştım)
  • Tonga çukuruna zehirli atıkların boşaltma izni.
  • Tonga diplomatik pasaportunun satılması, bu teklifi Hong Kong’un zenginleri sahiplendi, Çinliler bu tarihten sonra adada ticareti tamamen ele geçirdi.
  • Gemilere ucuz Tonga Bayrağı satmak. Tonga bayraklı bir gemi El-Kaide’ye ait silahlarla yakalanması ile bu coğrafyada hüsran yaşandı.
  • Tonga üzerinden geçen tarih çizgisini değiştirerek Tonga’yı Kiribati yerine yılbaşını kutlayan ilk ülke yapmak çabası.

Sonuçta Tonga’nın gelirlerini Kral bu tip garip projelere yatırınca adada monarşiye karşı bir kıpırdanma başladı. Hristiyan, feodal, komünist ve parlamenter sistemi benimseyen Tonga’da şahin bakışlı, etkileyici bir konuşmacı olan Akilisi Pohiva, Tonga Demokratik Halk Partisi lideri Teisina Fiko, Tonga’ya has burun flütünü başarı ile çalan Futa Helu gibi isimler liderliğinde kralın yetkileri tartışılmaya başlandı, adalarda demokrasi bayrağı açıldı. O sıralar meclisin 2/3’ünü, başbakan ve bakanları kral ve 32 soylu aile seçiyordu. Ama hepsi yinede kralın, ülkenin başında kalmasını istedi.

Bu arada kral IV. Tupou vefat edince yerine geçen Oxford ve Sandburst mezunu büyük oğlu V. Tupou iki yıl boyunca taç töreni yapmaya çekinir. Çocuğu olmayan yeni kral da 63 yaşında tahta geçişinden 5 yıl sonra hayata göz yumunca şu anda (2017) kardeşi VI. Tupou tahta geçer. 900 yıllık kraliyetin yetkileri azaltılır, bir bakıma İngiliz Kraliçesi gibi sembolik bir statü benimsenir, başbakan yetkileri kendinde toplar.

Yeni kral VI. Tupou’nda da pahalı oyuncakları varmış. Siyah perdeli bir Londra taksisi ile geziniyor. Kurşun asker ve saraydaki havuzda yüzdürdüğü oyuncak tekne koleksiyonu dışında Jaguar ve bir de spor arabası var. Avcılığı da seviyor “maalesef”.

Kısa Kısa Tonga:

  • Tonga’nın nüfusunun %98’i okur yazar. Başkentteki Atenas Üniversitesi kurulduğunda dünyanın en ufak eğitim merkezleri arasındaydı.
  • Resmi lisanları Tongaca ve İngilizce.
  • Trafik bize göre ters. İngiliz sistemini benimsemişler.
  • Tonga’nın en önemli gelirlerinden biri yurtdışında çalışan Tongalılar’ın ülkelerine yolladığı dövizler. Hemen hemen her yerleşim yerinde bir Western Union var.
  • Adalarda dere yok. Yağmur suyu değerlendiriliyor.
  • Tonga bayrağının zemini kırmızı ve üst köşede beyaz içinde kırmızı bir haç var.
  • İri yarı kadınlar bu coğrafyada makbul. Çoğu da öyle!
  • Adanın yollarını Çinliler ücretsiz inşa etmişler. Elbette Çinlilerin bu çoğrafya da beklentileri var.
  • Sokak adları ve evlerde numaralar yok. Adresleri ancak tarifle bulunuyor. “Yol bitince sağa, sonra bakkaldan sola” gibi.
  • Ben yüzlerce ülke gezdim ama bu kadar çok köpeği bir arada görmedim. Hemen hemen her evde ortalama 3 köpek var. Avustralya ve Yeni Zelanda’dan gelen sivil toplum kuruluşu üyeleri onları kısırlaştırmayı teklif etmiş. Köpeklerin sayıları gün geçtikçe artıyormuş.
  • Evler genellikle tek katlı, geniş bahçeleri var, bazılarının bahçeleri titizlikle düzenlenmiş.
  • Sık sık tsunami kaçış yollarının tabelaları dikkati çekiyor. Ayrıca kocaman kontainerde yardım malzemeleri saklanıyor. Uygulaması acaba nasıl olacak bilemedim!
  • Domuz çok bol, her an karşınıza kocaman siyah benekli bir domuz ve yavruları çıkabilir. Özel günlerde kestikleri büyük domuzları “umo” denen toprak altındaki özel fırınlarda pişiriyorlarmış.
  • Enerji elde etmek için geniş alanlara yayılmış güneş panelleri kullanılmış.
  • Pazar günleri her yer kapalı. Halk en güzel giysilerini kuşanıp kiliselere koşuyor. Erkekler “taovala” denen özel hasır kuşağı bellerine doluyor. Farklı kiliseler yarış halinde. Katolik, angelikan, methodist, bahi, ortodoks, mormor, yahova şahitleri gibi. Kiliseler kendilerine bağladıkları cemaatten para da topluyor. Pazar ayinler akşama kadar devam ediyor. Bir Müslüman toplulukta da var.
  • Kumlu plajları var ama denize girmek öyle kolay değil. Çünkü sığ mercan resiflerinin üzerinde yürümek tehlikeli. Her an bir kaza olabilir.
  • Fazla yaban hayvanı yok. En dikkati çeken kırmızı parlak tüylü bir papağan türü olan “koki”.
  • En önemli geçim kaynakları balıkçılık, tarım ve turizm. Muz, vanilya, balkabağı, kakao, hindistan cevizi, hindistan cevizi yağı (kopra) en önemli tarım ürünleri.
  • Para birimi pa’anga. Bir Amerikan doları 2 paanga idi. (2017, Ağustos)
  • Geleneksel Maulu-ulu dansları ahenk ve birliği simgeliyor.
  • Dünyanın en büyük sürüklenmiş taş bloğu Tonga-Tapu adasında. Binyıl önce tsunami sonrası denizden 100 metre kadar içeriye sürüklenmiş. Görmenizi isterim, çok etkileyici.
  • Tonga’daki mezarların özel bir önemi var. Kaybettikleri yakınlarına sahip çıkıyorlar. Mümkünse evlerinin bahçesine gömüyorlar. Bu olmuyorsa her semtte ve bilhassa kumsallarda çok sayıda mezarlık hazırlanmış. Üzerlerine kum, özel hazırlanmış hasırdan örtüler, yapma çiçekler, hatta mezarın başına mezar sahibinin fotoğraflarının bulunduğu dev panolar konulmuş.
  • Polinezya’da sık sık rastladığım hafif uyuşturucu etkisine sahip ”kava” içkisi burada da yaygın olarak tüketiliyor. Bodur ağaçların kurutulan kökleri iyice yumuşayana kadar taşla dövülüyor. Sonra su ile karıştırılıyor. Çamurlu suya benzeyen kava’yı bir dikişte içmeniz bekleniyor.
  • Tüm diğer adalar gibi halkı rahat! Zaman mefhumu pek yok.
  • En önemli tabağı “ota ikia”. Hindistan cevizi sütü içine çiğ balık konarak hazırlanıyor.
  • Tonga’nın ziyaretçilere sunduğu en ilginç aktivite kambur balinalarla birlikte yüzmek. Kambur balinalar çiftleşmek ve yavrularını büyütmek için Temmuz – Ekim ayları arasında sakin ve sıcak Tonga resiflerini tercih ediyor. Doğan bebek balina 1,5 ton ağırlığında oluyor ve günde 100 litre anne sütü emiyor. Ama acaba etrafında çok sayıda insan gören balinalar ne kadar mutlu? Onları rahatsız etmiyorlar mı? Bu konu halen sosyal medyada tartışılıyor. Ama bir grup “onların ne kadar dikkatini çeker ve sevdirsek o kadar korunmaları mümkün olur” diyor.
  • “Taouala” pandanus yaprağından yapılan bir hasır görünümünde bir kuşak. Bellerine sarıyorlar. Cenaze ve matem sırasında kaba dokunmuş olan hasırı koltuk altından dizlere kadar vücutlarına dolayıp bellerine iple bağlıyorlar. Merasim, özel gün ve kiliseye giderken ise gayet ince dokunmuş zarif olan hasırları takıyorlar.
  • Ayakları hep çıplak. Memurlar ise siyah etek, beyaz gömlek, siyah kravat ile gayet şıklar ama ayakları yine de çıplak.
  • Bence Tonga-Tapu adasında bir günlük araba kiralayın (Günlüğü ortalama 40 USD) ve tüm adayı turlayın.
  • Bu arada en kuzeydeki Abel Tasman Noktası’na kadar gidin. Yol üzerinde bir mezarlığın içinde kocaman yarasaların (flying foxes) yuvaladığı dev ağacı görün. Plajlarının birinde kuma kadar inin, mercan resiflerinde yürümeye cesaret ederseniz denize de girin. Hina Cave plajı en ünlülerinden. Ayrıca mağaraları da ziyaret edebilirsiniz. Bu sırada başkent Nuku’alofa’da kraliyet mezarlığı ile Kraliyet Sarayını da görün derim. İkisinin de içine girip ziyaret etmek mümkün değil. Buranın en popüler buluşma noktası “Friends” kahvede “beyaz kahve” (tropikal milk shake) veya “Hindistan cevizi suyu” için.
  • Cenazesi bulunan evlerin etrafı mor kurdelalarla sarılıyor.
  • Başkentin karşısındaki Pangaimotu Adası eskiden krala aitmiş. Şimdi ise özel mülk. Şık bir lokantası ve özel plajı bulunuyor.
  • Adalarda besin çok pahalı. Manavlarda hep lahana, salatalık ve domates görüyorsunuz. Elma ile portakal ise ithal.
  • Tonga etnik bakımından diğer pasifik adalarına nazaran daha “homojen”. Ancak ticaret Çinlilerin elinde.
  • Ragbi Tonga’da çok popüler ve çok ünlü bir spor dalı. Uluslararası üne sahip ve yurtdışında kulüplerde oynayan ragbi oyuncularına sahipler.
  • Tonga nüfusunun %70’i başkent Nuku’alofa’da yaşıyor.
  • Bu adalarda her türlü kimyasal kullanımı yasak ve geri dönüşüme özel önem veriyorlar.