Özbekistan

ALTIN DİŞLİ ‘UZBEKISTAN’

Özbek Hava Yolları’nın tamamen dolu uçağına giriş için bekleyen bavul ticaretçi çoğu kadın, can havliyle ellerindeki fazla eşyaları bize paylaştırmaya çalışırken, altın dişlerini göstere göstere gülümsemelerini de ihmal etmiyorlardı.. Belli ki genellikle tombul orta yaş kuşağının halen kariyer göstergesi bu altın dişler.. Eee altın rezervinde dünya dördüncüsü ülkeden de bu beklenir.

Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’nin en zengini kabul edilen ülkenin uranyum rezervi dünyada 11’inci. Altın rezervi dünyada 4’üncü. Üretimleri de 7’nci sırada. Yine doğalgazda dünyada 11’nci. Ayrıca dünyanın en büyük pamuk üretimcisi ve ihracatcısı. Eeee bunlar niye bize geliyor çalışmaya o zaman? Hiç anlamadım bu işi ya neyse..

Nevruz’da başkent Taşkent’e vardığımızda (4,5 saat sürüyor), geniş caddeler,düz ayak bir şehir gayet trafiksiz bir şekilde karşımıza çıkıyor. Toprakları tuzlu, uçsuz bucaksız stepler üzerine itinayla oluşturulmuş yeşillikler, geçmiş tarihin izleriyle zenginleşmiş ve bütünleşmiş görünüyor.

Kırgızistan sınırına yaslanmış Taşkent, önce geniş caddeler açılarak imar edilmiş gayet ferah bir kent. Tabii Nevruz bayramı dolayısıyla tatilin sakinliği de vardı.

8. yüzyılda Müslümanlığın,1865’te Çarlık Rusya’sının,1917 Bolşevik devrimiyle Komünist rejimin geldiği ülke, yüzyıllar boyunca Timurlular, Harzemşahlar, Şaybaniler, Babürlüler ile Buhara Emirliği, Kokand ve Hive Hanlıklarına ev sahipliği yapmış.

31 Ağustos 1991’deki bağımsızlıklarıyla beraber hem dinlerine hem de birçoğu tahrip edilmiş tarihi miraslarına kavuşmuş.

Timur ve torunu Uluğ Bey’den kalan eserler ağaç ve mermer oymacılığının şaheserleri olarak Buhara ve ipek yolu kavşağındaki ünlü Semerkand’da hayranlık uyandırıyor.

Buhara, içindeki bozulmamış birçok İslâm medeniyetine ait eserleri ile şehir olarak Unesco Dünya Kültür Mirası listesine alınmış.

Semerkand öyle değil. Günümüzde 600 bini geçen nüfusuyla bir büyük şehir haline gelmiş, içindeki eserlerle de oynanmış olduğundan listeye girememiş.

Ama ünlü Registan kompleksindeki Tilla Kari Camii kubbesiyle listeye girmiş. Ve elbette İpekyolu kavşağında olmasıyla önem kazanıyor.

Türkçe kelimelerin yakınlığı ve bolluğu “işte ata yurdumuz!” dedirtiyor. Ülkenin güneyi tarım ürünleri bakımından zengin. Kuzeybatıdaki Aral Gölü artık kuruduğundan ve de tuzlu olduğundan işe yaramıyormuş. Bu nedenle kuzey bölgeler sanayi için ayrılmış. Türkiye’den yatırımcıları bekliyor. Sanırım 20 yıl sonra çok şey toparlanacak. Şu anda bizim 60 yıl öncemizi hatırlatıyorlar.

Rus disipliniyle Türk-İslâm gelenekleri birleşince ortaya yerli yerinde, ölçülü, güleryüzlü, sempatik insan tipi çıkmış. Türkiye’ye vize kalkınca bizden çok şey bekliyorlar elbet. Şimdilik Kazak işadamları ve Rus tüccarlar duruma hakim görünüyor. Fakat Tv dizilerimiz burada da tavan yapmış. Özellikle ‘İstanbullu Gelin’. Türkiye’den olduğumuzu öğrenen genç yaşlı herkes fotoğraf çektirme yarışına girdi. Hepsinin içinde Türkiye’ye gelme arzusu var. Zaten dönüş uçağımız çalışmak için gelenlerle tıklım tıklım doluydu.

Kadınlar yani Özbekçe ‘Ayallar’, yurt dışında çalışanların başında geliyor. Erkekler yani Özbekçe ‘erkaklar’ ise daha sade, razı olmuş halleriyle ülkelerinde direnmeye devam ediyor.

GENEL:

Ülke, 447 bin kilometrekare yüzölçümünde. 32,5milyon nüfuslu (2017 sayımı). Komşuları Kırgızistan, Kazakistan,Tacikistan, Türkmenistan, Afganistan.

Başkent Taşkent 3 milyon dolaylarında, Buhara 300.000, Semerkand ise 600.000’i geçmiş.

Para birimi SUM. 1 Dolar (Mart 2018) 8200 Sum idi. Yine Mart ayında Taşkent 16-21 derece, Semerkand ve Buhara daha sıcaktı.

%70’i Özbek, %15 diğer Türk boyları, %10 Rus, %5 diğer.

% 93Müslüman, %7 Hristiyan ve diğer..

Türk nüfusunun tamamına yakını Müslüman ve ağırlık Nakşibendi.

İlk parlamento seçimi 1994’te yapılmış. Özbekistan Cumhuriyeti AGIK, BM ve diğer uluslar arası kuruluşlara üye. Bir devlet televizyonu ve yayın kuruluşu var.. Başkanlık sistemiyle yönetilen ülkede bağımsızlığından 2016’ya kadar Cumhurbaşkanlığını İslâm Kerimov yapmış. 2016’da ölünce yerine başbakan Şavkat Mirziyoyev gelmiş. Milletvekilleri ve cumhurbaşkanı 5 yıllığına seçiliyor. Son parlamento seçiminin 21 Aralık 2014’te yapıldığı ülkede, senato ve yasama meclisinden oluşan 2 kanatlı parlamento bulunuyor. Yasama meclisinde Liberal Demokrat Parti, Milli Diriliş Partisi, Halk Demokrat Partisi, Adalet Sosyal Demokrat Partisi’nin sandalyeleri bulunuyor.

Gayrı safi milli hasıla 2220 Dolar. Enflasyon %9 olarak kayıtlara geçmiş.

Halk yeni cumhurbaşkanlarını seviyor ve yenilikçi buluyor.

TAŞKENT’TE:

Deprem anıtı, Uygulamalı Sanatlar Müzesi, Emir Timur Meydanı ve Müzesi, Bağımsızlık Meydanı, Alişir Nevai Tiyatrosu, Burak Han Medresesi, Kaffal Şaşi Türbesi,  ve müzedeki Hz. Osman dönemine ait orijinal Kur’an-ı Kerim görülmesi gereken yerler. Sonra Özbek pilavlı yemekler sizi bekliyor.

BUHARA’DA:

Pers kahramanı Siyavuş’un köşe taşını diktiği, Pers Hanedanlığı Samanilerin Pers bilim, kültür ve sanat merkezi haline getirdiği Buhara’ya, Taşkent’ten yerel hava yollarıyla bir saatlik uçuşla varılıyor. Moğol istilâsından nasibini almış olsa da yeniden inşa edilmiş, güzel, pastoral ve de çoğunlukla Taciklerin yaşadığı bir şehir. Meşhur Samani Parkı’ndaki İsmail Samani Türbesinden, Eyyüb Peygamber çeşmesi ve de türbesine, Uluğ Bey Medresesinden, Bolo Havuz Camii’ne, surlarıyla meşhur, ’şehir içinde şehir’ Ark Kalesi’nden, Şah-ı Nakşibendi türbelerine, Buhara emirlerinin yazlık saraylarından, ünlü Buhara halılarının çarşısına gidilecek, imalâtlar yerinde görülecek, hayran kalınacak, özel incir ağaçlarıyla ipek böceği ve ipek üretiminin ne denli şaşırtıcı hikayesiyle nutkunuz tutulacak… Ee, sonra Leb-i Havuz’da bir gezinti yaptıktan sonra merkezi Chaikana’da bir çay molasını hak edeceksiniz artık. Daha bitmedi, Leb-i Havuz’un kuzeydoğusundaki Çar Minar’a (cehar minar-dört minare) geleceksiniz. 18. Yüzyılda yapılmış, her biri turkuaz kubbeli minareler Hristiyanlık ve Budizm gibi dünya dinlerinin felsefelerini de temsil eden mozaiklerle süslü.. Eh ben de dayanamayıp tepesinde bir arya attırıyorum.

Gün batımını izlerken sizi Özbek pilavlı ve müzikli restoranlar dinlendirecek. İçenler Buhara votkasını deneyebilirler elbette.

SEMERKAND’DA:

Buhara’dan kara yoluyla (265km.) vardığımız Semerkand, rehbere göre 600 bin nüfuslu koca şehir olmuş. Burada da dünyanın en etkileyici başyapıtlarından Registan Meydanı ve Uluğ Bey Medresesi ve Rasathanesi şaşırtıyor. Şirdar ve Tilla Kari Medreseleri de cabası. Medreseleri süsleyen detaylı mozaiklere hayran kalmamak mümkün değil. Ve İmam Buhari Türbesi ve Külliyesi, Şah-ı Zinde Türbesi, Bibi Hanım Türbesi, Hazreti Hızır Camii ve Hazreti Danyal Türbesi de sizi bekleyenlerden. Semerkand, Büyük İskender’in ‘zamansız güzellik’ deyimine o kadar uyuyor ki.

OL HİKÂYEDİR Kİ:

1370-1405 yılları arasında hüküm süren Timurlenk, dünyanın en korkulan fatih ve hükümdarlarından biri olarak biliniyor. Tarihçiler, Timur’un 14. Yüzyıl sonlarında Avrasya’da imparatorluk topraklarını genişletirken dünya nüfusunun yüzde beşinin ölümüne sebep olduğunu yazıyor.

Özbekistan, Timur’u milli kahraman ilân edip onun döneminden kalan birçok tarihsel anıtı restore etmiş.

Timur imparatorluk başkenti olarak Semerkand’ı seçmiş.. Bunun üzerine şehir gelişmiş, önemli bir kültür merkezi haline gelmiş. Kentteki saraylar, camiler, medreseler ve türbelerin çoğu mavi çinilerle kaplı devasa eserler. Bütün bu dev eserler orada yaşayanlara hükmeder gibi duruyor. Meselâ Şah-ı Zinde Türbesi 11. Yüzyıldan 19. Yüzyıla kadar ilavelerle büyümüş. Timur’un akrabaları ile Hz. Muhammed Peygamberin kuzeninin mezarları burada. Mesela 450 mermer sütunu olan Bibi Hanım Camii, Hindistan seferinin ardından (14. Yüzyıl) inşa edilmiş ve inşaatta 100 fil kullanılmış.

Aaa, bu arada size bi dedikodu vereyim; bu Bibi Hatun var ya Timur’un karısı. Timur seferdeyken ona sürpriz bir cami yaptırmak istemiş. Çok güzel bir kadınmış. Bu iş için ünlü bir mimarla anlaşmış. Fakat o da ne, mimar Bibi’ye aşık olmuş. Kendisine bir öpücük verirse camiyi çabucak bitirebileceğini, yoksa yavaşlatacağını söylemiş. Mimara bak sen. Korkulur bunlardan. Vermiş Bibi öpücüğü. Hehheh. Bibi’ye bak sen. Koskoca imparator karısı mimara mı taviz verecek? Belli ki o da gönüllü. Veriş o veriş. E, napsın, koca aylarca yok. Timurcuk başka yerleri fethedip hallederken Mimar da Bibi’yi halletmiş. Aralarında müthiş bir aşk yaşanmış gizlice. Dedikodu bu ya. Hiç kaçırmam evvelallah..

İmparatorluk sınırlarını bugünkü Hindistan’dan Türkiye’ye, Rusya’dan Suudi Arabistan’a kadar genişleten Timur’un hükümdarlık merkezi Semerkand’daki Registan meydanıymış. Bir zamanlar fermanların ilân edildiği, kafaların kesildiği meydanda bugün müzik festivalleri dahil birçok etkinlik düzenleniyor. 1405’te ölen Timur’un mezarı Gür-i Emir Türbesinde bulunuyor. Çok sayıda altın kaplaması olan türbede dünyanın en büyük yeşim taşlarından biri kullanılmış. Timur’un torunu ve imparatorluğun üçüncü sultanı Mirza Uluğ Bey, matematikçi ve şair kimliğiyle öne çıkmış bir kişi. 1428’de inşa ettirdiği rasathanesiyle ünlü. Oğlu, yerine geçmek için kafasını kestirmiş.

Bu arada belirteyim; Türk Hava Yolları 16 Mart 2018’den itibaren Semerkant’a direkt seferler başlattı. İpek Yolu kavşağının buğulu merkezi daha çok Tacikistan’dan gelenlerle doluydu.

FERGANA VADİSİ VE KHİVA:

İşte siz siz olun mutlaka Unesco Dünya Mirası tarihi ve antik kalıntılarıyla meşhur en batıdaki Khiva ile en doğudaki doğal zenginliklerle dolu Fergana’ya gitmeden dönmeyin. Biz maalesef gidemedik de.

BİRAZ DAHA TARİHÇE:

Özbekistan adı, tarihi kaynaklara göre Altunordu Beyi Özbek’in adından geliyormuş. Özbek Han 1313-1340’ta Altunordu Devletinin başına geçmiş ve bu devlete Özbekler denmiş.

Altunordu Hanlığı, Cengiz hanın torunu Batı Han tarafından kurulmuş. Bu Hanlık 1319’da Tuna boylarına ve Edirne’ye kadar gelmiş. Biz uçakla zor gidiyoruz yahu. Bazen şüpheleniyorum bunlardan, bilmediğimiz araçlar mı yapmışlar diye. 1335’de de Azerbaycan seferini yapmış. Bir de bize gezgin diyorlar. Uçakla trenle dedem de gider. Aman neyse, ünlü gezgin İbn Batuta da bahsetmiş bu Batı Han’ın ne denli güçlü olduğundan. Artık uçtu mu bilemiyorum arkadaşlar. Devam ediyorum:

O dönemde Kıpçak boylarının Türkçe konuştuğu ve 1428-1468 arasında Özbeklerin müthiş bir dayanışma içinde olduğu ve 1510’da da Maveraünnehir’i ele geçirdiği yazıyor. Ancak, 1740’da İran, Buhara’yı ele geçirmiş ve buradaki Özbek hanlığına son vermiş. Buhara’nın başına 1753’te Muhammed Rahim geçmiş ve bu dönem 1920’ye kadar sürmüş. 1924’te ise bugünkü Özbekistan Cumhuriyeti kurulmuş. Öncesi sonrası başta anlattığım gibi.

BOYLAR: Kongrat,Nagman,Mangıt,Toyaklı,Savay,Barın,Uç,Urug,Burgut,Arlat,Kanglı,Baştaş,Karakalpak

NEHİRLER: Surhanderya, Serabat, Karaderya, Zerefşan, Kaşkaderya,Şah.

İKLİM: Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk karasal.

GÖL: ARAL (maalesef büyük ölçüde kurumuş, faydalanılamıyor)

DAĞLAR: Tanrı Dağları- Pamir Dağları

ÇÖL: Kızılkum Çölü.