Srinagar Yazlık Başkent, Bir Cennet

Keşmir sorunu savaşları maalesef 1947 yılından itibaren devam etmekte. Sadece 1965 – 1971 yılları arasında Hindistan– Pakistan savaşı 45 bin kişinin ölümüne neden olurken, bugün bile bölgeye kesin bir barış gelemedi. 1947 yılında nüfusunun % 85’i Müslüman olan Hindistan’ın Keşmir Vadisi ile Jammu ve Ladakh bölgelerini ele geçirmesi ile başlayan amansız mücadele, Birleşmiş Milletler’in önerdiği referandumun bir türlü gerçekleşmemesi ile başka boyutlara taşındı. Keşmir’in “Azad Keşmir” olarak anılan bölgesi Pakistan’a bağlandı. Bu karışıklıkta komşu Çin de Shakhgam Vadisi ile Aksar-ı Çin yörelerini topraklarına kattı. Böylece Keşmir topraklarının % 50’sini Hindistan, % 35’ini Pakistan ve % 15’i de Çin’e bağlandı. Bu mücadele hem Hindistan hem de Pakistan’ı nükleer güç yaptı. Bugün Keşmir halkının önemli bir bölümü bağımsız bir ülke olmak istiyor. Keşmir çok hareketli bir coğrafya. Tarlalarında rengarenk Asya çiçekleri, bol acılı sebze yemekleri ile yaşamın suda yeşerdiği Dal Gölü, göllerindeki Lotus bahçeleri, yalı çapkını (fisherking), dev gövdeleri ile kendi arasında boyları yarışan çınar ağaçları, Himalaya sedirleri, sonsuz otlakları, eğik çatılı ahşap evleri, soğuk esen rüzgarları, tepe ve yamaçlarda hazırlanan geleneksel terasları, yüzen bahçeleri ve safranı ile sahiden ziyaret edilmesi gereken bir yöre.

Delhi Havalimanında Srinagar uçuşunu bekliyorum. Sis var, uçakta bir saat uslu uslu bekliyoruz. Bu arada dikkatle yolcuları inceliyorum. Esmer bir kız uçağın koltuğuna dirseğini dayamış, elini de yanağına yapıştırmış halde havadaki bir noktaya dikkatle bakıyor. Kitap okuyan kızıl saçlı çocuğun saçları yansıyan ışıkta parıldıyor. Geleneksel etekli kıyafetli ile asık suratlı yaşlı bir bey sağa sola haşin bakışlar fırlatıyor.

Nihayet uçağın motorları çalışıyor. Bize içi acılı sebze dolu bir lavaş dağıtılıyor. İki saat sonra uçağın penceresinden haşmetli Himalayalar görünüyor ve iniyoruz.

Srinagar’ın Sheikh-Ul Alam Havalimanı’nda tam bir karmaşa hakim. Sonunda bavullarımı buluyorum. Tüm yabancıların ahiret soruları içeren bir formu doldurmasını istiyorlar. Zaten Hindistan vizesini Elmadağ’daki konsolosluklarından büyük zorluklarla almıştım. Beni kapıda acente sahibi LatifGoona bekliyor.

Nihayet yıllardır hayal ettiğim Srinagar’dayım. Bu yerleşim iki bin yıl önce kral Pravarsena tarafından kurulmuş. Maurya ile Ashoka İmparatorluklarının bir parçası olmuş. Bahçeleri ve gölleri ile bütünleşen Srinagar Jhelum Nehri kıyısında yer alıyor. Birbirinden ilginç dokuz tarihi köprü ile iki yaka birleşmiş. Bu topraklarda bol buğday, pirinç ve elma yetiştiriliyor.

Srinagar Bölgesinin en çekici yanı yanı şüphesiz 18 kilometrekarelik Dal Gölü’nün tılsımlı yüzen köyü ve evleri (houseboats). Sakin Dal gölünün çevresi 15,5 kilometre, sık sık fıskiyeler ve yol boyunca sandal taksi, (shakara) durakları görüyorum. Gölün iki de adası var, kuzeyinde altın ada, güneyinde ise gümüş ada. Yaşam su ile iç içe devam ediyor. Platform üstüne kurulan evlerin arasında bakkal, manav, çayhaneler ve kumaşçılar yer alıyor. Sakin suda yoğun bir sandal trafiği var. Yüzen evler geleneğini, 150 yıl önce İngilizlerin başlattığı söyleniyor. Şu anda otel olarak hizmet veren sıra sıra dizilmiş olan yüzlercesi müşteri bekliyor. Ben de böyle geleneksel bir evde iki gece kaldım. Odalar geniş ve odun sobası ile ısıtılıyor. Vallahi sobayı, odunun yanarken çıkardığı sesi özlemişim.

Gecehava iyice soğuyunca elektrikli battaniyenin altına giriliyor. Başucunda bir zil var. Zile basınca görevli genç hemen koşup geliyor. Sabah kahvaltısı, öğlen ve akşam yemeği odanıza getiriliyor. Karaya çıkmak için bir sandal taksi çağrılıyor. Ceviz ağacından yapılan yüzen evlerin hepsinin önünde birer terası var. Hava güneşli olunca burada oturmak çok keyifli. Mobilyaları yöresel ince tahta işlemeciliği ile süslenmiş. Çok farklı ve unutulmaz bir tecrübe.

Srinagar’ın birbirinden ilginç camileri ve Moğol babür bahçeleri gezilmelidir. Kutsal Hazratbol (beyaz) Cami Dal Gölünün batı kıyısında yer alıyor. Hemen yanında her gün yerel bir pazar kuruluyor. Şerif Seyid Abdullah tarafından getirildiği inanılan Sakal-ı Şerif burada muhafaza ediliyor. Caminin kocaman beyaz bir kubbesi var. Terası göl kenarında geniş bir alana yayılmış.

HariParbat Babür Kalesi 1590 yılında Babür İmparatoru Ekber tarafından bir tepede yaptırılmış. Ancak Hint ordusu tarafından kullanıldığı için şu anda gezmek mümkün değil. İçinde bir de Sih mabedi bulunuyor.

Nişat Bağ Bahçesi Cihangir Han’ın veziri Asaf Han tarafından 1633 yılında hazırlanmış. Geniş alana yayılmış bahçede 12 teras, sedir, servi ve çınar ağaçları yer alıyor. Bahçede merdivenleri çıkarak yükselince gölün manzarası da daha hoş oluyor.

Cuma Camii (Jamia Massi Masjid) şehir merkezinde XIV yüzyılda tuğla ve ahşap karışımı bir mimari ile hazırlanmış. 70 bini avluda olmak üzere 100 bin kişi birlikte namaz kılabiliyor. Büyük ama pek ilginç değil.

Sibirya’dan gelip Afrika’ya giden binlerce göçmen kuşun uğrak yeri Hakerson Sulak Alanıdır.

KhanqahiShah-i Hamdan yine şehir merkezinde büyüleyiciyi ahşap işçiliği ile sizi görür görmez etkileyecek bir camii. Kapısında fakirlere yiyecek dağıtılıyor.

Kısa Kısa Keşmir ve Srinagar

· Srinagar Yazlık Başkent, Hinduların çoğunlukta olduğu Jammuise kışlık başkent.

· Srinagar erkeklerinin çoğu sakallı ve birbirine benziyor. Sert bir mizaçları var ama konuşunca hatta biraz gülümseyince hemen yaklaşıp sizinle ilgileniyorlar.

· Bu yöreye kışın yabancılar daha çok kayak için geliyorlar.

· Kışın genellikle gündüz hava güneşli ve ılık. Ama gece olunca birden soğuyor. Sıcaklık (-5oC)’e düşüyor ve donuyorsunuz.

· Dükkanlarında bol kuruyemiş ve bize tanıdık meyveler satılıyor.

· Gençler parklarda hatta meyilli arazide her fırsatta kriket oynuyor.

· Keşmir aslında genel olarak ucuz bir coğrafya.

· Nane – tarçın ve yöresel otlardan hazırlanan Keşmir çayı Kava’yı eminim tadacaksınız. Kulça ise özel hazırlanmış yöreselbir çörek.

· “Chot” ise Kaşmir’in sıcacık ekmeği, kahvaltıda üzerine tereyağı sürülüp iştahla yeniliyor.

· “Kashmir Ki Kali” ve “Roja”başlıklı filmler Keşmir’i tüm dünyada tanıttı.

· Delhi – Srinagar arası otobüsle 12 saat ama hiç tavsiye etmem. Daracık ve virajlı yolları göze almanız gerekir. Otobüslerde fazla konforda aramayın.

· Yazlık Başkent Srinagar’da yüksek tuğla duvarların arasında uzanan sokak ve caddelere tam bir düzensizlik hakim. Herkes her an yola fırlıyor.

· Keşmir halkı eğitime özel bir önem veriyor. Okulları her zaman açık. Coğrafi şartların ve maddi sıkıntılara rağmen aileler çocuklarının eğitimini aksatmıyor.

· Keşmirli Müslümanlığı en doğal hali ile yaşar. Gösteriş yoktur. Fakirlere daima yardım edilir. Bir camii önünde yiyecek paketleri dağıtımına şahit oldum. Birbirini ezerek, bağırarak paketleri kapmaya çalışmalarına çok üzüldüm. Böyle olmamalı idi !

· Keşmir’de acele yoktur. Mülkiyet hırsı da yoktur. Ağır çekim bir yaşam süregelir.

· Keşmir’in en ünlü ürünü keçi yünü ile hazırlanan kilim ve halıları ama, çarşıda kağıt sıkıştırma üzerine el işi boyanmış kutuları, gümüş yüzük ve kolyeleri, Keşmir geleneksel giysileri, yün kazakları, rengarenk battaniyeleri, çanakile çömlekleriniilginç bulacaksınız.

· Himalayalaradahil K2 Dağı Pakistan Keşmir bölgesinde dünyanın en büyük ikinci zirvesidir. Dikey Limit filmi burada çekildi.

· Bir ara yılda 100 bin gezginin ziyaret ettiği Keşmir’e maalesef artık rağbet azalmış. İşte turizm bakanlığı bunun cevabını bulmaya çalışıyor.

· Keşmir yöresinde endüstri yok gibi. Ama yine de Dal Gölü bilinçsizce atılmış pet şişe ve ev atıkları ile kirletilmiş. Suyun yüzeyinde çöpler yüzüyor. Tüm duvarlara “Dal Gölünü sakın kirletme” yazılı.

· Dara Shikoh’un yaptırdığı Kraliyet gözleme evine de (RoyalObservatory)çıkabilirsiniz.

· Şehirde gezdikçe sık sık silahlı askerler, kontrol noktaları ve zırhlı araçlara rastlıyorsunuz.

· Sokaklarda köpek sayısı maalesef çok fazla. Elbette açlar, insan üzülüyor.

· Minibüslerin çoğunu gelin gibi süslemişler.

· Keşmir’de sabah ve akşam ikişer saat (8-10 ve 20-22 arası) olmak üzere günde 4 saat elektrik kesiliyor.

· Srinagar Havaalanında özellikle yurt dışına çıkışta defalarca arama var. Havaalanına yaklaşınca araçtan inip yürüyorsunuz. Bavullar iki defa X-Ray’den geçiyor. Havaalanında nedense her havayolunun ayrı bir X-Ray cihazı var. En az uçuştan 3 saat önce alana gelmenizi öneririm.