Tüm Renkleriyle Normandiya ve Bretonya

            Normandiya mutluluğu insanlarını sessiz yapmıştır. Paris’ten üç saatlik bir tren veya otomobil yolculuğu ile bu coğrafyaya ulaşmak mümkün. Halkı günümüzde bile Normandiya Krallığı ile iftihar edilir, Normandiya Bayrağı bu yörenin her köşesinde bugün de onlarla dalgalanmaktadır.

            Fransa’nın Atlantik Kıyılarına ulaşınca sahil boyunca sıralanan kasaba, köy, plaj ve  anıtları, kahveleri, çeşitli su ürünleri ile nam salmış lokantaları, bol domatesli omleti, meyveleri, şarabı, taş binaları, siyah beyaz şişman inekleri, sıra sıra yelkenlilerle dolu limanları, manolya ağaçları, yarı sarhoş denizcisi, pamuk gibi bulutları, türlü renkten atları, cıvıl cıvıl kuşları, leziz tereyağı, kocaman yumuşak mayalı peynirleri, sazdan yapılmış çatıları, halı gibi çimenleri, parke döşeli şirin meydanları ile ruhunuzu bir anda saracaktır.

            Peki, Normandiya ve komşu eyalet Bretonya denince kesinlikle görmeniz gereken noktalar hangileridir. İsterseniz tek tek mercek altına alalım!

            Ma Tante D’Honfleur (Honfleur’daki halam) filmini hatırlar mısınız? İşte Honfleur ile ilk kez tanışmam bu film sayesinde beyaz perdede oldu.  Honfleur aslında ahşap balkonlu, tahta kirişli, devasa arduaz çatılı eski evleri, ahşap karkaslı ve  ot damlı St. Christian Kilisesi ile tipik bir kuzey Avrupa kasabasıdır. XVI. yüzyılda Kanada’ya adım atan Samuel Champlain’in doğduğu evde buradadır. Ünlü Fransız film yönetmeni François Truffaut’un “Yeşil Oda” adlı felsefe ağırlıklı ilginç filmi Honfleur’da bugün otel olan bir konakta çekilmiştir.

            Honfleur’un Sokaklarında dolaşmakta size ayrı bir keyif verecektir. Güler yüzlü sade insan profilleri ile sık sık göz göze geleceksiniz!

            Deauville uzun kumsalı, kalas döşeli sokakları, ünlü markaların sıralandığı butikleri, at yarışları ile Parisliler için bir tatil, eğlence ve hatta bir de  kumar coğrafyasıdır. Alain Deleon, Jean Paul Belmando ve Ömer Şerif ile özdeşleşen şık Normandie Oteli ile sinema festivaline katılan ünlüleri, burjuva kokusu alıp geçmişe doğru adım atmanıza neden olur. Claude Lelouch’un Altın Palmiye ödüllü ünlü filmi “Bir Adam ve Bir Kadın”ın bir gecelik aşkı bu kasabada çekilmişti.

            Yapışık kasaba Trouville ise kendine özgü balık ve deniz ürünleri tepsileri ile birbirinden güzel evlerin sıralandığı kordonu ile sade güzelliği temsil eder. Trouville, XX. yüzyılın başlarında sırtını Manş Denizi’ne dayayan küçük bir balıkçı köyüydü. Trouville’in tepeye doğru tırmanan dar yokuşlarında yürürseniz Flaubert’in Heykeli ile karşılaşırsınız. Madam Bovary’nin yazarı pala bıyıklı, yarı kel kafası ile resmedilmiş.

            Normandiya Çıkartması sırasında büyük hasar gören Bayeux vitrayları, gotik süslemeleri ile tanınan katedrali, müzesi, güzelim duvar halıcılığı örnekleri ile dikkati çeker. Özellikle Normanlar’ın İngiltere’yi işgalini temsil eden 70 metrelik halısı görülmeye değer!

            Simone de Beauvoir ile özdeşleşen Amiens 1200 yıllarında inşa edilen ve UNESCO Dünya Miras Listesine katılan katedrali ile sizi kendisine çağırmaktadır.  Beauvoir, bu katedralin karşısındaki kahvede oturup dostlarına habire  mektup yazarmış. La Havra Manş’ın iyot kokusu ile iç içe hareketli bir limanıdır. Bir bakıma La Havra işçi ve emekçi sınıfının kentidir. Meraklısına Güzel Sanatlar Müzesi’ni özellikle tavsiye ederim!

            Falez duvarlarının çevrelediği Etretat, Courbet, Corat ve Offenbah gibi ressamlar, Hugo ve Maupassant gibi yazarlara ev sahipliği yapmıştır. Guy de Maupassant, “Etretat’ın falezlerini bir filin hortumunun denize indirilmiş haline” benzetmiştir.

            Yel değirmeni ile ortaçağ mimarisinin gotik öğelerine sahip sanat ve tarih kasabası Fe Camp Valmont Nehrine yaslanmıştır. Bu coğrafyada, çığlık çığlığa martıların eşliğinde kumsalda nice hayaller kurulur. Monet’in tablolarından “Fe Camp Uçurumu” isimli olanı çok ünlüdür.

            “Duvarların Arasında” anlamına gelen Saint Malo aslında Fransa Kralı’ndan izinli bir korsan merkezi idi. İngiliz gemilerinin korkulu rüyasıydı. Ünlü korsan Jacques Cartier, keşfettiği Kanada ile Falkland Adalarına buradan hareket etti. Buranın halkı “Biz Fransız değiliz, Breton da değiliz, Malo’luyuz.” der.

            Bir kahvede oturuyorum. Karşımda zayıf yapılılı, tutuk, uzun boylu, donuk yüzlü bir adam oturuyor. Bezgin görünmesine rağmen yine de sevimli bir görünüşü var. Kahvenin bulunduğu sokak küçük ve sessiz ama iş günlerinde bütün dükkanlar açılınca belli ki işlek oluyor! Adam kalkıp uzaklaşıyor. Ben de kalkıyorum.

            Saint Malo’da eski şehrin içinde yer alan sevimli bir butik otelde geceleyin. Unutmayın Saint Malo’nun büyükçe bir de yeni şehri var. Tüm eski şehri surların üstünde yürüyerek seyredebilirsiniz. Saint Malo’da korsan müzesi ile akvaryumu da ziyaret edebilirsiniz.

            Arromanches, savaş turizmi ile ünlenmiştir. İngiliz kuvvetleri D – Day (O gün) olarak anılan 6 Haziran 1944 tarihinde, 722 savaş, 4226 nakliye gemisi, 220 bin askeri ile bu plajda Hitler Almanyası’na darbe indirebilmek amacı ile Fransız sahiline çıkarmıştır. Kısa zamanda burada Dut Limanı olarak adlandırılan suni bir liman kuruldu. Kurulan sistemin tabanını oluşturan çirkin büyük çimento blokları bugün bile denizde duruyor. Bu sahili “Er Ryan’ı Kurtarmak” adlı filmden hatırlayabilirsiniz. Savaş mağazaları dışında bu çok konuşulan ünlü çıkartma harekatını her yönü ile anlatan bir de müzesi var.

            Arromanches’in 20 kilometre ilerisinde “kanlı plaj” olarak anılan hafif tankların dalgalarda kaybolduğu ve sipere ulaşamayan Amerikalıların çok kayıp verdiği Omaha Plajı ile biraz ilerisinde bir de ABD Şehitliği bulunuyor. Şehitlikte çim sahaya yayılmış beyaz haçların her biri genç yaşta gözünü sonsuza kapatan masum bir genci temsil ediyor. Savaş aslında bir yalanlar düzenidir. Sonuçta silah tüccarları ile birkaç ünlenen politikacı hariç savaşlarda kazanan olmaz. Orada karşılaştığımız yaşlı bir teyze 9 yaşında iken şahit olduğu kanla yoğrulmuş çatışmayı gözleri dolarak bizlere aktardı.

Mont Saint Michel Paris’ten Sonra Fransa’da En Fazla Ziyaretçi Çeken Noktası!

            Cousnon Nehrinin ağzında Avranches yakınlarında önemli bir stratejik noktada bulunan Saint Michel, 1979 yılından itibaren Dünya Miras Listesi’ne ilave edilir. Gelgit olaylarının tılsım kattığı bu bir kilometre karelik granit mücevherin hikâyesi St. Aubert’in bu ada üzerinde beş melek görmesi ile başlar. Bunun üzerine VI. yüzyılda sarp kaya üzerine bir kilise inşa edilir. Sonra bu kilise genişletilir ve sonuçta bir manastıra dönüşür. İngilizler 100 yıl savaşları esnasında burayı almayı başaramazlar. Narin kuleleri ile St. Michel “Deniz İçinden Yükselen Piramit” olarak da adlandırılır. Daire şeklindeki sokakları sizi zaten tepedeki manastıra ulaştırır.  

Manastırın terasından uçsuz bucaksız çayırları, tuzlu çimlerle beslenen siyah beyaz Normandiya ineklerini zevkle seyredersiniz. Yılda ortalama 3 milyon ziyaretçi çeken “Kaya Manastır” için Victor Hugo “Çöl için Keops Piramidi ne anlama geliyorsa Saint Michel’de okyanus için aynı anlamdadır.” demiş.

Harika bir estetik anlayışına sahip Benedikten Manastırı cumhuriyeti savunan aydınlar için hapishane haline dönüştürülmüş. Fransız yazar çizerlerinin baskısı ile 1863’te bu cezaevi kapatılıp müze haline dönüştürülmüş. Peter Jackson’un “The Lord of Rings – The Return of The Kings” başlıklı ünlü filmine yine bu ünlü ada  plato görevi görmüş.

            Gündüz deniz çekildikçe özel araçlarla hızlı bir şekilde temizlenen sahalar buraya ulaşan yüzlerce otobüs, minibüs ve özel arabalara otopark hizmeti vermekte. Bu tılsımlı adada geceleri sadece 50 kişi kalıyor.

            Evet, denizin dalgaları, yeşilin sessizliği ile huzurun birleştiği Normandiya Bölgesini size tanıtmaya çalıştım. Fransa, inanın Paris, plaj şehirleri Nice ve Cannes’ten ibaret değil. Ben artık ellerinde fotoğraf makinesi, beyaz şapkalarla, gruplar halinde otobüslerle gezinen turist görmek istemiyorum. Çok sayıda ziyaretçi çeken Mont Saint Michel ile Savaş Müzesi dışında Normandiya size mutlu bir sessizlik vaat ediyor. Haydi! Siz de buraları zevkle adımlayın!

Bu yazımızı sevdiyseniz bir de Lyon yazımıza göz atmayı unutmayın 🙂
https://bizgezginler.com/orhan-kural/sakin-duru-iddiasiz-ama-guzel-lyon/

Derneğimizin sitesi: https://www.turkiyegezginlerkulubu.com/

Yazar: https://www.orhankural.org/