Kranoyarsk

Beni bu geziye çıkmam için destekleyen Yurt Madenciliği Geliştirme Vakfı Yönetimi ve değerli hocam Prof. Dr. Güven Önal’a teşekkür ederim.

Kranoyarsk ile Yenisev Nehirleri arasında yer alan bu coğrafya aslında Türklerin tarihteki ilk yerleşim yerleri olarak kabul edilmekte. Yenisev yazıtlarında Göktürk yazıtlarından önce Türklerin Altay Sayan Dağlarının kuzey batı bölgesindeki yaşamları hakkında bilgi bulunmuştur. Örneğin Türk soyunun prototipi “brakisefal” yani “savaşçı beyaz ırk” tanımına rastlıyoruz.

Burası ilk olarak 19 Ağustos 1628’de Kızıl-yar adı ile Rusya sınırında bir kale olarak kuruldu. Zaten önceki adı Krasny – Yar idi.

1741 yılında hızla gelişmeye başladı.

1749 senesinde civarında 200 kilogramlık bir göktaşı bulundu.

1895 yılında bölgeye tren ulaştı. Transibirya hattı kenti ön plana çıkardı. Yakınındaki Toms Kentinin yıldızı söndü.

Bolşevik devriminden sonra (1917) kağıt ve hidroelektrik tesislerinin kurulması Krasnoyarsk önemli bir sanayi kenti oldu.

1970 yılında radar istasyonu kuruldu. KrasnoyarskYakutistan’dan sonra Rusya’nın en geniş araziye sahip ikinci eyaletidir (oblast) .

Zaman içinde civarındaki askeri tesisleri ile bir sır coğrafyası oldu. Kamçatka gibi bu yöreye de ancak özel izinle giriliyordu. Uzun zaman tüm Sibirya’nın merkezi olmak için Novsibirsk kenti ile yarıştı.

Dünyanın en büyük ve en eski altın madeni Blagodatnoya ile dev altın hazırlama tesisleri Olimpia da bu eyalettededir. (Ama Krasnoyarsk’a12 saat karayolu mesafesinde). Burada yılda 8 milyon ton altın işlenmektedir.

Aslında bu yöre Rusya’nın en zengin yeraltı kaynaklarına sahip. Kömür, molibden, çinko, alüminyum, demir, bakır, gümüş. Hatta dünyanın en büyük kripto madenciliğinin de bu topraklarda başlatılması planlanmış.

Moskova’da yeni bir Aeroflot uçağı gece 01’de Sheremetyevo Havalimanında motorları çalıştırıyor. Uçuş tam 4 saat 15 dakika !

Civarımdaki yolcuları dikkatle izliyorum. Uçakta tek yabancı benim galiba. Yanıma yılların yorgunluğunu taşıyan bir anneanne ile kız torunu oturuyor. Şişman kadın hiç ama hiç konuşmuyor. Pembe sandaletlerini dikkatle çıkardı. Gözleri sürekli uzaklara dalmış gibi. Gözbebekleri ışıltısını kaybetmiş. Küçük kız ise uykuya daldı bile. Solumdaki sırada orta yaşlı sakallı bir adamcağız var. Duygularını ölçemiyorum şiddetli bir öfke mi ? Derin bir hayal kırıklığı mı ? Yoksa ayrıştırılamayan çok sayıda duygunun bir sentezi mi ?

Aeroflot hostesleri turuncu giymişler, kıyafet güzel de hiçbirinde güler yüz yok. İkram ise ilkel, hani Rusya’nın yavaş ve suratsız hizmet anlayışı galiba pek değişmiyor. Geçirdiğim açık fıtık ameliyatının yarası ağrıyor. Arada bir ayağa kalkıyorum. Uçak yeşil Sibirya coğrafyasında alçalmaya başlıyor. Krasnoyarsk Havaalanı modern, rahatça dışarı çıkıyoruz.

Moskova’dan buraya varınca zamanı dört saat ileri öteledik. Özel bir taksi ile havaalanından 25 kilometre uzaklıktaki Krasnoyarsk Kentine doğru yola çıkıyorum. Sağa sola bakıyorum, ilk anda bir düş kırıklığı. Kimliksiz, itici, ruhsuz bir kent gibi görünüyor. Sibirya’nın farklı coğrafyalarında hayranlıkla izlediğim güzelim tahta panjurlu, rengarenk ahşap evler birer birer yok oluyor. Eski ile yeni, dar ve geniş caddeler birbirine karışmış. Her yandan beton fışkırıyor. Ama ertesi günlerde Krasnoyarsk’ı daha detaylı tanıdım, halkla iç içe oldum ve bu yöreyi sevmeye başladım. Keşke şehrin ortasında kalan eski kentin ahşap evlerini koruyup orasını özel geleneksel bir köye dönüştürseler. Lokantası, kahvesi ve parkları ile tipik bir Sibirya yerleşimi. Böyle bir niyetleri meğer varmış.

Otelim Hilton GardenInn kentin yeni bölümünde. Odama sığınıyorum. Ameliyatlıyım diye engelli odasını verdiler. Çok geniş. Otelin 13. katından manzara bilhassa gece çok hoş. Gece bazı kirlilikleri örtüyor.

Burası için “köprüler kenti” diyorlar. 10 ruplekağıt para üstünde basılı ünlü köprüsü dışında pek köprü görmedim doğrusu. Ama sahiden çeşmeler kenti, tam 160 çeşme yerleşim merkezine dağıtılmış.

Kentin üç ana caddesi var. En ünlüsü “Mira”. Diğerleri buna paralel Marx ile Lenin Caddeleri. Puşkin Tiyatrosu ile saat kulesi de görülmeğe değer. Lenin heykellerine dokunmamışlar, bazı diğer Rus şehirlerdeki gibi öfke ile yıkmamışlar.

St. Petersburg’tan getirilen mimarlar kentin kuruluşunda görev aldığı için “St. Petersburg havası” var diyorlar. Kentte egzoz gazları ve kömür kaynaklı hava kirliliği sorunu da var. Yenisev Suyu kentin can damarı. Yazın muhakkak nehrin kenarında keyifli bir kahve molası verin. Sonra da bir nehir gemisi ile Yenisev boyunca 2 saatlik bir gemi yolculuğa ne dersiniz ?

PreskevaPyatnitsa ufacık bir Ortodoks şapeli, Kargulnaya Tepesi üzerinde yer alıyor ve bu coğrafyanın diğer bir sembolü. Bu şapelin fotoğrafı da 10 ruble Rus kağıt parasında da yer alıyor. Buraya gelenler muhakkak tepeden kentin pek iç açıcı olmayan manzarasını fotoğraflıyor.

Krasnoyarsk’ın nüfusu bir türlü bir milyona varmadığı için metro yapılamamış. Rusya’da bir kural var. Nüfusu bir milyonu aşan her kente muhakkak metro inşa ediliyor. Yeni yeni bu sayıyı yakalamışlar. Mart 2019’da dünya üniversiteleri ile kış oyunları burada yapılacak. Elbette her büyük organizasyon yerleşim merkezine kalıcı artılar kazandırıyor.

Özel bir kargo şirketinin açtığı ufak ama ilginç bir müze var. “Yenisev Nehir Müzesi” Yenisev’de deniz taşımacılığı tarihi hakkında evraklar, gemi maketleri ve fotoğraflar yer alıyor. Yaşlı bir kaptan heyecanla izahat veriyor. Yenisev, Moğolistan Dağlarından doğan Kuzey Buz Denizi’ne boşalan 5539 kilometre uzunluğu ile Rusya’nın çok geniş bir nehir sistemidir. Angara ve Selenga kolları ile Yenisev Irmağı dünyanın en uzun beşinci akarsuyu olma özelliğini taşıyor. Sonra kaptanın odasında oturup çay içip çikolota atıştırıyoruz. Dergilerinde benim ziyaretimi haber yapacaklar.

Son Çar II. Nikolay ile Lenin’in seyahat ettiği (elbette birlikte değil, Lenin sonra II. Nikolay ve ailesini öldürttü.) yandan çarklı bir nehir gemisi bugün bir müze, ziyaret ediliyor. O zamanlar nedense geminin alt katı birinci sınıf imiş.

Rezanov gerçek bir gezgin, o zamanlar Rusya’ya ait olan Alaska’ya seyahat eder ve dönüşte 16 yaşındaki Amerikalı sevgilisi ile evlenmek için ABD’ye doğru yola çıkmadan Krasnoyarsk’da 43 yaşında gripten ölür. Halk bu ünlü gezgini çok sever ve benimser, ardından heykelini yapar (1807). Ancak Amerikalı kız arkadaşına nedense öldüğü haberi verilmez. Kızcağız Rezenov’u 16 yıl bekler, sonra o da ölür.

İllaki ben bir AVM istiyorum derseniz bu kentteki en büyük ve en ünlüsü “Planeta”. Burada Cotton da dükkan açmış. Krasnoyarsk gençliği “Punto Kahve” denilen mobil kahve dükkanlarını tercih etmekte.

ViktorAstafyev üç üniversiteye sahip bu coğrafyanın en ünlü Rus yazarı. Sovyet ordusundaki kahramanlık öyküleri ile ününe ün kattı. Maksim Gorki edebiyat grubuna dahildi ve Maksim Gorki Edebiyat Ödülüne de layık görüldü. (1975). En ünlü eseri onlarca lisana çevirilen “Eski Meşe”dir. Boris Yeltsin Krasnoyarsk’a kadar gelip onun siyasi görüşlerine şahsen müracaat etmiştir. (1989)

II. Dünya Savaşında Amerikalılar savaş uçaklarını Krasnoyarsk Havalimanına yollamışlar. Buradan trenlerle Hitlerin Nazi Almanya’sına karşı kullanılmak üzere Rusya’nın batı sınırına gönderilmiş. İşin ilgi çekici yanı uçakların içinde çok sayıda ruj bulunmuş. Nedenini neden sonra bulmuşlar. Amerikan birimlerinden metrik birime geçmek için uçak kadranlarına kırmızı rujla işaret yapıyorlarmış.

Stalby Natura Sactuary kentin 10 kilometre güneyinde volkanik tepeleme şekilleri, volkan kraterleri ve ilginç kayaları ile korunmaya alınmış bir “milli park.” Aynı zamanda bir yürüme rotası. Oraya gittik ama doğrusu benim için bir hayal kırıklığı oldu. Halkına göre orası bir enerji merkezi imiş. Bence hiçbir özelliği yok. Uzaktan seçilen her yerde rastlanan birkaç sivri zirve.

Sibirya denilince insanın aklına ilk olarak “soğuk” geliyor. Burada da bol don ve karlı bir kış artık yaşanmıyormuş. Ama kışın sıcaklık – 45oC yazın ise + 35oC’e kadar çıkıyormuş. Yaşadığımız dünyayı kendi ellerimizle yok ediyoruz, iklimleri her yerde değiştirdik.

Krasnoyarsk Esir Kampı tarihimizin diğer bir acı sayfası.

Avusturya – Macaristan ile Sırbistan yanında Ruslara karşı 35000 askerimizle savaştığımız ve kaybettiğimiz Galiçya (15. Kolordumuz) ile Kafkas Cephesinde (5.ve 10. Kolordumuz) esir düşen onbinlercegencimiz trenlerle Orta Sibirya’ya taşındı. Bir kısmı zaten yollarda öldü. Krasnoyarks esir kampında da çok gencimizi kaybettik. Troitski Ortodoks Mezarlığı’nın arkasındaki Müslüman şehitliğinde bulunan ay yıldızlı mezarları (Musevi mezarlığı ile komşu) zorlukla buluyorum ve üzülüyorum, şehitlerimiz çok yalnız ve unutulmuş.

Değerli Moskova Büyükelçimiz Sayın Hüseyin L. Diriöz durumu incelediklerini ve Türkiye Cumhuriyeti topraklarında Rus defin yerleri ile Rusya Federasyonundaki Türk defin yerleri komisyonunun şehitler için birer anıt dikilmesi konusunda çalıştığını belirtti. Kendisine özel ilgisinden dolayı teşekkür ederim.

Güney ışınlarının güçlü olmaya başladığı bir yaz sabahı Krasnoyarsk’ın yeni mahalleleri arasında dolaşıyorum. Kaybolmak da ayrı bir zevktir. Ben mahalle arası ufak kahveleri severim. Birine çöküyorum ve komşu masadaki Rus aileleri inceliyorum. Genelde hanımlar çok kısa dar etek ile kırmızı kıyafeti tercih ediyorlar. Ufak tefek orta yaşlı bey metal çerçeveli bir gözlük takmış. Kısa saçları hafifçe ağarmış. Yüzük parmağına oldukça büyük bir metal yüzük takmış. Yanındaki küt burunlu arkadaşının minicik sakalı oraya sanki şaka için konulmuş bir oyuncak gibi duruyor. Kahvemi yudumluyorum.

Türkiye’de pek kimsenin tanımadığı Orta Sibirya’nın aslında iddialı kenti Krasnoyarsk’ta tam üç gün geçirdim. Her dakikasından ayrı zevk aldım.

İnsanın sadece bakması yeterli değil, görmesi, incelemesi, girişken olup yörenin halkı ile iyi bir iletişim kurması önemli. En güzel tanıma bisiklet veya yürüyerek oluyor. Otelin oda ve lobisinde oturmakla inanın o coğrafyayı tanıyamazsınız.