Rüzgarın Başkenti Kosice – Slovakya

Kosice, Slovakya’nın ikinci büyük kenti ve doğuda Macar sınırında, Hornad Nehri kıyısında yer alıyor. Üç üniversitesi ve sanayi tesisleri ile tarih boyunca Macaristan, Ukrayna ve Polonya ile Batı Avrupa arasında önemli bir geçiş coğrafyası olmuş.

Hatta uzun süre Macar yönetiminde kalan Kosice 2013 yılında Avrupa’nın Kültür Başkenti seçilmiş. Alman, Macar, Avusturya, Çekya ve Musevi kültüründen etkilenip kendine özgü bir mozaik oluşmuş. Çok sayıda Sinagog ve Musevi mezarlığı kentte dolaşınca dikkati çekiyor. Hatta bir ara Çekoslovakya’nın başkentliğini bile yapmış. En önemli caddesi Orta Çağ’dan günümüze uzanan barok ihtişamı ile süslenen Hlavna (Ana cadde demek) boyunca yürüyün.

Hemen karşınızakocaman Avrupa’nın en doğusunda yer alangösterişli bir gotik kilisesi olan St. Elizabeth Katedrali çıkacaktır. Katedralin inşası Macar Kralı cesur yürek Francis II. Rakoczi tarafından başlatılmıştır. Kendisi de burada gömülü. XV. yüzyılın başarılı yerel sanatçısı Stefan’ın özgün çalışmaları yapıya ayrı bir anlam katmıştır. Ancak bu yörenin ünlü kuzey rüzgarı 1494 yılında inşa halindeki katedralin duvar, kale ve sütunlarına ciddi hasar vermiş.

Hlavna Caddesi boyunca yolunuza devam ederseniz St. Michael Şapeli, XV. yüzyılda varlıklı bir tüccarın yaptırdığı Levoc Evi, yedi tonluk çanı ile Saint Urban Kulesi, Veba Sütunu, ve kentin darülacezesi sayılan (Beggar’s House) ile tanışabilirsiniz. Tiyatronun yakınındaki parkta fıskiyeli bir havuz bulunmakta. Yazın burada müzik ve renklerin eşliğinde “Singing Fountain” olarak bilinen bir gösteri sunuluyor!

THY bu kente artık direkt uçmakta. Bir Cuma sabahı uçağa binip 1,5 saat sonra Kosice’nin sevimli ufak havaalanına inip Pazar akşamı da dönebilirsiniz. Gerek uçak bileti, gerek Slovakya hiç de pahalı değil. Niye olmasın!Haydi kendinize böyle bir hediye verin!

Bu sürede bol bol yürüdüm ve sevimli kahvelerinde çeşitli tatları ve ekmek kasesinde servis edilen krema ve sarımsaklı çorbayı (Lesnakovapolevka) denerken çevremi dikkatle inceleyip bazı notlar aldım:

· Eğer Kosice mutfağı ile batı mutfağının sentezini “istediğin kadar ye” prensibi ile 7,2 €’ya tatmak isterseniz Au-Park AVM’sinin ikinci katındaki “Fusion” lokantasına uğrayın.

· Kosice mutfağına gelince:

o Bryndove Halvisky: Koyun peynirli patates köfte

o Mutton: Süt soslu kıymalı lahana dolması

o Sulance: İçi erik reçeli ile doldurulmuş hamurlu tatlı

· Optima ise, kent merkezinin dışında kocaman bir AVM. Buraya otobüsle gidebilirsiniz.

· Slovakya’nın uzun doğu-batı hattı boyunca araçla seyahat etmek 7-8 saati buluyor. Slovakya tahmin edildiği gibi küçük bir ülke değil.

· Maalesef yabancı dil bakımından çok eksikleri var. Derdinizi bir türlü anlatamıyorsunuz.

· Kosice’de özel bir yerleşim alanına yerleştirilmiş Roman bir azınlık bulunuyor. Bazen canlı müzik eşliğinde dans ediyorlar, ayrıca kiliselerin önünde dileniyorlar. Romanlar daima renklidir, neşelidir.

· Salaš diye bilinen ilginç lokantalarındabir ahırın yarısı camla ayrılmış. Öbür yanda onlarca koyun veya inek gezinirken siz süt ve et ağırlıklı yemeğinizin tadını farklı bir atmosferde çıkartıyorsunuz.

· Kosice’den yazın Antalya ve Belek yöresine tatile gidenler sayısı hiç de az değil ama THY İstanbul yolcularının %80’ini transit uçan misafirler oluşturuyor.

· Karpatların uzantısı olan Tatra Dağları size harika bir manzara sunuyor. Ayrıca kaplıca ve spor imkanları var. Tatra yöresinin başkenti “Poprada”.

· Kosice halkı çok misafirperver, her an size yardım etmeye hazırlar. Hele bir soru sorun!

· Avrupa’nın ilk, Boston’dan sonra dünyanın ikinci maraton müsabakası bu coğrafyada gerçekleşmiş ve her sene dünya barışı adına “Kosice Maratonu” koşulmakta.

· Halkın kıyafetleri temiz ve sade. Öyle marka ve gösteriş merakları yok.

· Sporla iç içeler. Özellikle buz hokeyi, kayak, rafting ve bilardo ile yakınen ilgileniyorlar.

· Genelde sessizler, kimse kimseyi rahatsız etmiyor.

· Bazı binalar daha restore edilmemiş. Yüzlerce yılın yorgunluğunu taşıyorlar. Bunların balkonları Slovak demir işçiliğinin güzel örneklerini taşıyor.

· Yazın Nad Jazerom Gölü’ne kadar uzanıp bu ufacık sakin gölde kayıkla gezebilirsiniz.

· Hvrada Caddesi üzerindeki şık opera binasında (State Theatre) opera dışında operet, bale ve tiyatro eserleri sahneleniyor.

· Ulaşım çok sık ve ucuz olan otobüs ve tramvaylarla sağlanıyor.

· Çek ve Slovakça dilleri aslında oldukça benzer.

· Zborovska sokağında gezinip bol fotoğraf çekmenizi öneririm.

· Kosice halkı, ünlü Macar kökenli yazar Sandor Marai’yi iyice sahiplenmiş.

· Eski kışla, bugün ise müze ve kültür merkeziolan “Kulturpark”ı da adımlayabilirsiniz.

· Polonya’nnın Krakov kenti, Kosicve’ye sadece 2 saat uzaklıkta.

Ama, Kosice’nin en bilinen özelliği kuzeyden gelen acımasız rüzgarı imiş. Kışları soğuk, rüzgarlı ve bol yağışlı geçiyor. Bu kent yılın tam 250 günü rüzgar alıyor.

Şehrin yedi harikası arasında vallahi birinciliği “rüzgarı” almış. İyice iliklenmeyen paltoları, çocukların uçurtmaları, hanımların eşarp ve saç tokalarını, evlerin kiremitlerini, tenteleri alıp götüren acımasız rüzgarı. Kosice Belediyesi, 250 kişilik özel ekibi ve iş makineleri ile bu rüzgarın hasarlarını kısa zamanda kaldırmaya gayret ediyor.

Ünlü Alman film yapımcısı, Kristina Forbat Kosice’de bir belgesel hazırlarken şöyle bir not düşmüş. “Rüzgar buranın ayrılmaz bir dostudur. Bazen nazik ama çoğunlukla vahşi ve yıkıcı.” Kosice kökenli yazar Božena Mačingová’nın ünlü romanının adı “Betka ve Rüzgarlı Kasaba” (Betka and the Winy Town) idi.

Edebiyat dışında Kosice’nin rüzgarı şiirlere ve şarkılara da defalarca konu olmuştur.

Beni gezdirip bilgilendiren THY Satış Müdürü Mehmet Şenyurt’a, beni eski şehirdeki butik Bristol Oteli’nde misafir eden Kosice Fahri Konsolosumuz Melnik Ailesi’ne ve beni sahiplenen Bratislava Büyükelçimize teşekkürler.