Kish Adası İyi ki Yeni Bir Dubai Olamadı

Alışılmışın dışına çıkmak, yaşamımızı anlamlı kılmak, ön yargıları yıkmak, farklı melodilere kulak kabartmak, paylaşmak, yer değiştirmek, hiç tanımadığın yeni yüzler görmek, garlarda sessiz yolcuları izlemek, hiç rastlamadığım bir meyveyi tatmak, bir müzenin kahvesinde yorgunluk kahvesi içmek, kentin mezarlıklarında vefanın izlerini aramak, ışıklı bir caddenin cazibesine kapılmak. İşte yaşamı renkli kılan “farklılıklar”: özlem, sevinç, kalp kırıklığı, aşk, beklenti, hayal, dans, şarkı ve size eşlik eden bulutlar… İşte bu hislerle yepyeni bir coğrafyaya doğru yola çıkıyorum.

1960 yıllarında son Şah Rıza Pehlevi, Hürmüz (İran Körfezi) boğazında İran ve körfez ülkelerinin zenginliklerine yönelik yeni bir tatil beldesi oluşturmak için harekete geçti. Kish Adası’nın uçsuz bucaksız beyaz plajları, tropikal bir iklimi, güler yüzlü yardımsever bir halkı, VIII. yüzyıl Sasani döneminden kalan Harireh Antik Şehri, zengin su altı dünyasına sahip mercan kayalıkları vardı. Bir aralar yarı açık cezaevi olarak da kullanılmış yaklaşık 90 kilometrekarelik alanı kaplayan Kish kısa zaman lüks otellerine, şık lokantalarına, eğlence merkezlerine, AVM’ler, spor sahalarına, dalış merkezlerine, markaları eşyaların satıldığı çeşit çeşit dükkanlara sahip oldu.

Berrak denizi, huzur veren sakin atmosferi ile bir “Küçük Dubai” oluşturuldu. Hele 1989 yılında ada serbest bölge ilan edilince daha da hızlı bir gelişmeye şahit oldu.

Kadın ve erkek plajları ayrı olsa da, kadınlar ve kızlar burada da başörtüsü takmak zorunda olsa da yine de Kish Adası İran standartlarında bir “Özgürlük Adası”, idi.

Aslında tüm Kish çok ucuz. Taksiler adada her istikamete sadece 15 TL. Civardaki denizaltı yaşantısı da çok zengin. Örneğin 60 TL’ye körfezde mercanların arasında rahatça gezinebiliyorsunuz. İlk defa şahit olduğum Jirokopter denen minik helikopter ile ada üzerinde 15 dakikalık yolculuk heyecan veriyor. Başta insan binmeye çekiniyor ama aslında en güvenli hava araçlarından biri imiş.

Kariz-Kish, Almanya’da uzun süre makine mühendisi olarak çalışan idealist Hacı Hüseyin’in bir eseri. Bence bir mühendislik harikası. Tarihi 2500 yıllık yeraltı su kanallarını genişletip, 16 metre derinde galeriler açmış. İçine dükkanlar, lokanta, müze, köprüler, kanallar yerleştirilmiş. On bir kilometrekarelik bir yeraltı kenti oluşmuş. Özel bir yatırım olduğu için giriş ücretli. Ama görülmesi gerekir.

Gece geç saatlerde adada yüzlerce kadın, erkek ve çocuk bisikletleri ile palmiye ile begonya ağaçlarının arasındaki gayet düzenli hazırlanmış tüm adayı dolaşan özel yolda bisiklet sürüyor.

Sıra 800 yıllık Sasani dönemi Harireh antik harabelerin de. Geniş bir alana yayılmış olan kent taş binaları ile sahile kadar devam ediyor. Muhtemelen depremle yıkılmış.

Harireh yerleşiminin hemen karşısında adı tanıtım broşürlerinde yer alan bir park (the green tree park) yer alıyor. Ama doğrusu pek bir özelliği yok. Hayvanların istismar edildiği hayvanat bahçesi, yunus parkı, akvaryum, timsah çiftliği gibi işkence merkezleri zaten karşıyım. Burada da gitmedim ve gitmenizi de istemem. Lütfen bu sömürü sistemine destek olmayın!

Yunan gemisi (Greek Ship) Kish Adası sahilinde 1966’da batmış. Genellikle gün batımında batık geminin önündeki kumsalda adanın ziyaretçileri toplanıyor.

Trafik ışıklarının bulunmadığı bu adada ucuz, gürültüden uzak akşam serinliğinde bisikletle dolaşıp, alışveriş yapıp ama İran’ın toplum kurallarına saygı duyarak farklı birkaç gün geçirebilirsiniz!

Buraya ulaşmanın en kolay yolu THY ile Şiraz’a uçup oradan bir Kish uçağını (Kish-air veya diğer özel havayolları) yakalamak. Kish havalimanı ferah ve modern. Bina içinde dev reklam panoları dikkati çekiyor. Yine de adada yeni bir havalimanı inşasına başlamışlar. Gerek var mıydı? Bilemem. Ama dönüşte uçak yerine yerli halkla birlikte deniz yolu ile ana sahile ulaşıp bir farklılık yaşamak istedik. Kish liman binası yine modern, temiz ama yabancıların bilet alması için önce pasaport ile müracaat edip, polisten izin alınması gerekiyor. O büroda kapalı idi. Sonunda birçok telefon konuşması sonucu bilet alabiliyoruz. En yakın ana karaya kadar deniz yolculuğu 1,5 saat sürüyor. Karşı sahilde ki limanın adı Bander-Charak. Hemen hemen saat başı gemi kalkıyor. Deniz otobüsüne benzer tekne tıklım tıklım dolu. Yolcuların ellerin de bol paket ve bavul var. Koltukların arasına sandalye bile koyuyorlar. Kıpırdamak mümkün değil. Televizyon ise sonuna kadar açık. Komedi tarzında tuhaf bir İran filmi oynuyor. Seyretmek zorundasınız.

Nihayet karaya çıkıyoruz. Boş bir iskeledeyiz. Sıcak değil ama rutubet rahatsız ediyor. Bir otobüs geliyor bizi liman kapısına kadar götürüyor. Bander-Charak aslında ufak bir köy. Amacımız Shiraz’a ulaşmak… Ama kuzeye doğru yolculuk aradaki dağlık bölge nedeni ile zor. Bir minibüse doluşup yüksek sesli İran arabeski dinleyerek bir saat sonra yörenin büyük kenti Bandar-Langeh’e ulaşıyoruz. (Bander “liman” demek) Tam o sırada terminalden Shiraz’a bir otobüs kalkıyor. Hemen biniyoruz. Yolculuk tam 12 saat.

Bander-Langeh’den Shiraz’a dek bu kadar uzun süre otobüs yolculuğu pek kolay değil. Elbette otobüsleri bizde ki standartları yakalamamış. Aralarda namaz için uzun molalar veriliyor. Yarı çölde yol alıyoruz. Konik çatılı kilden su depoları ve geniş arazi üzerinde kurulan tek katlı, beyaz boyalı köy evleri göze çarpıyor. İlaç alıp uyuyorum…

Allah’tan arka koltuklar boş! Ve sabah 07:00 gibi yeşil Shiraz’ın çok hareketli otogarına varıyoruz. Ercan ile Salih kocaman bir karpuz ile ufak taneli kara üzüm almışlar. Böylece Kish Adası keşfinin sonuna geldik. Daima benim için en büyük zevk farklı coğrafyada uyanmak ve yeni bölgeleri keşfetmek.

Sabaha doğru Şiraz’dan THY ile İstanbul’a uçacağız. Uçak nedense sabah 03:00 gibi tuhaf bir saatte havalanıyor.