Fiji

Uslu Çocuklar Fiji’ye Gider

            Jim Carrey’in başrolünü oynadığı “Truman Show” adlı fantastik komedi filmi hatırlıyor musunuz? Hani sevgilisi orada olduğu için hep gitmek istediği ve yıllardır aradığı “o gözler”in sahibine kavuşmak istediği esrarengiz yer işte burasıdır.

            Üç yüz’den fazla adadan oluşan bir milyon nüfuslu Fiji takımadalarına doğru alçalıyoruz. En büyük adası olan Viti Levu’ya konuyoruz. Kapıda ücretsiz vize veriliyor. Sorunsuz geçiyoruz.

            O da ne, karşılayan kimse yok! Otelimiz,  Hotel Mercure’a telefon ediliyor. Gay ve şişman bir Fiji’li aracı beklerken sempatik tavrı ile bizleri oyalıyor! Hanımların kulaklarının arkasına birer beyaz çiçek takıyor!

Ertesi gün bir minibüs kiralıyoruz. Adanın tüm güney sahilini gezerek başkent Suva’ya ulaşıyoruz. Sonra aynı yoldan tekrar geriye! Viti-Levu adası batıdan doğuya 160 kilometre uzunluğunda. Diğer büyük adası ise Vanau Levu. Halkın % 90’ı bu iki büyük adaya yerleşmiş.

            Şeker kamışı tarlalarını, papaya ve dev mango ağaçlarını, çam ormanlarını aşıyoruz. Yolda muz ve papaya satılıyor. Çöpler ise tahta platform üzerine konmuş (herhâlde zavallı aç köpekler çöpten iki lokma yemesin diye). Banyan ağaçları Hindu dininde kutsal olmayı doğrusu hak etmiş. O ne heybet, o ne genişlik! Şeker kamışı, Fiji’nin en önemli ihraç kaynağı.

Bu adada da vahşi hayvan, timsah ve yılan yok! Sovi Bay’de sahilinde duruyoruz. Herkes doğru denize! Yeşil ve mavinin buluştuğu Fiji’nin ılık pasifik suyunda hızlı bir banyo. Daha sonra yine önemli bir turistik merkez olan “Pacific Harbour” da kısa bir mola veriyoruz. Nilüferlerle süslenmiş bir gölün kenarında çaylarımızı yudumluyoruz! Bir bisiklet bulup turluyorum. Aslında burada bir “Kültür Köyü” var. Zaman olsa, içinde kısa bir gezinti herhâlde hoş olurdu!

Burada gördüğünüz, dünyanın en garip şekilli dağ silsilesi, Yunan mitolojisinden hatırladığımız “Cehennem Sahillerini” andırıyor. Köylerden geçerken sayısız afacan masum, yusyuvarlak, siyah gözlerini bana dikmişler. Acaba ne anlatmak istiyorlar. Kıvırcık, çok kısa saçlı, göğüsleri taşkın Fijili kadınlar, kulübelerin önünde oturup yavrularını emziriyorlar.

Fiji bir bakıma da turuncu çiçekleri ile yılbaşı ağacı, evlerde asılı çamaşırlar, su pamiyesi, Çin gülleri, gül ibrişim ağacı, aşk merdiveni, yabani keçi boynuzu, yakamoz eşliğinde romantik yürüyüşler, deniz böcek kabuklar, siyah entarili Fijili kadınlar, mor ve menekşe renkli heybetli dalgalar demektir.

            Adanın güneydoğusuna yaklaşınca yağış başlıyor. Simsiyah korkunç bulutlar bize doğru yaklaşıyor. Zaten onun için güneyi daha yeşil ve sık ormanlarla kaplı. Başkent Suva aynı zamanda önemli bir liman. Suva’nın ilginç mezarlığını görüp Pasifik güneşini, çamurda araba lastikleriyle oynayan çocuklarla birlikte batırıyoruz. Arkada tipik bir Fiji manzarası var! Yemyeşil, yuvarlak ve de dağlık bir ada. Yavaş yavaş yemyeşil ovaları zifiri karanlık örtüyor.

            Fiji adalarına ilk ayak basan seyyah 1643’te Hollandalı Abel Tasman’dır. Daha sonra 1741’de İngiliz Kaptan Cook da buraya gelmiş.

Bu bölgede zaman zaman saatte hızı 300 kilometreyi bulan tayfunlara rastlanıyor. Tayfunun merkezi, yolunda ne varsa yıkıp geçiyormuş.

            Fiji adalarında ticaret İngilizlerin buraya çalıştırmak üzere getirdiği Hintlilerin elinde. Ama kilit noktalarında İngiliz, Avustralyalı ve Yeni Zelandalılar var tabii. Halkın % 47’si aralarında Sih’lerinde bulunduğu Hintliler, % 20’yi bulan Müslüman oranı da pek küçümsenemez. Sık sık tek katlı beyaz renkli sevimli mescitler dikkati çekiyor.

            Daha sonraki yıllarda Fiji halkı Hintlileri istemedi ve askeri darbe oldu. Hint kökenliler Hindistan’a göç etmek zorunda kaldı ancak bu göç insan kaybı ve ekonomik durgunluğa sebep oldu. Fiji’nin yerli halkı diğer adalılar gibi çalışmayı pek sevmiyor. Nasıl olsa doğa cömert, kimse aç kalmaz. Günlük ihtiyacını gerekirse komşusundan ödünç bile alabilir. Fijililer genelde kıvırcık saçlı, koyu çikolata renkli, yassı burunlu ve iri dudaklılar. Fiji erkeği “sulu” denen bir etek giyer ve kalemini kıvırcık saçlarının arasına saklar.

            Hindular buraya ilk geldiğinde adanın yerli halkını çok çirkin bulup kendi aralarında evlenmişler. Bugün de erkek ve kadınların hepsi aslında birbirine benziyor. Genelde iri ve şişmanlar! Ama kaygısız ve mesutlar.

Burada Hawaii’deki “Aloha”nın yerini “Bula” almış. Herkes birbirini “Bula” diye selamlıyor.

            Bize gerçi “veda” için Hindistan cevizi kabuğundan oyuk kapta ananevi “kava” denen kök usaresini sunmadılar ama artık Fiji’den ayrılma vakti! Ama biz bu Usare’yi pazarda aradık ve bulduk. Bitkinin kökü 7 yıl toprakta bekliyor. Çıkarılıyor, güneşte 4-5 gün kurutuluyor ve ezilerek suyu çıkarılıyor. Eskiden köy şefleri ve din adamları bu suyu törenlerde oymalı bir kap ile sunarlarmış. Doğrusu görünüşü çamura benziyor ve içene bravo!

Kısa Kısa Fiji

  • Fiji adalarında herkes sivrisineklerden çekinmeden rahatça gezebilir. Bu coğrafyada sıtma hastalığı yok.
  • Fiji’nin 3. büyük yerleşim merkezi Nadi kasabasında güney yarımkürenin en büyük Dravidian mimarisi ile yapılmış etkileyici bir Hindu tapınağı bulunuyor. Ancak içeriye girmek ücretli. Ayrıca ayakkabılar çıkarılıyor. Mabetler hoşgörü ile sıvanıp herkese gülümseyerek kapılarını açmalı.
  • Fiji Türkiye vatandaşlarına vize uygulamıyor.
  • Fiji, Türkiye’den 9 saat geri! Bir de “Fiji Zamanı” diye bir şey var. Fijililerin randevuya geç gelince mazeretleri hazır… “Fiji Zamanı”.
  • Ayın durumuna göre Fiji sahillerinde gel-git olayı yaşanıyor.
  • Fiji’de çocuklar “neşe kaynağı” olarak kabul edilip, değer verilir. Bu yüzden Avustralya ve Yeni Zelanda’dan çocuklu aileler bu coğrafyayı tercih ediyor. Zaten ünlü bir şarkı var. “İyi bir çocuk Fiji’ye gider”
  • Nadi’ye 10 dakika mesafedeki Denarau limanı tüm deniz gezilerinin başlangıç noktası. Güzel bir atmosfer yaratmışlar. Şık lokantalar, barlar ve mağazalar burada.
  • Dev mango ağaçları meyvelerini mayıs-ekim ayları arasında adalılara sunuyor. Bu coğrafyada kimse aç kalmaz.
  • Buraya gelen bazı turistlerin adayı gezmeden tüm gün otelde havuz başında kertenkele gibi yatması, daha sonra da bol bol atıştırması ve yemeklerini tabağında bırakması beni üzdü. Köylere gidin, gezin, sokaklarında kaybolun, farklılığı yaşayın.. Fiji’yi tanımaya gayret edin.
  • Bir Fiji gezimde başta İbrahim Zaman ve “Cotton” firmasının sahibi Feruz Erturer ile Gelibolu temsilcilerimi Çınaroğlu ailesi olmak üzere fotoğraf sanatına gönül vermiş bir grup dost ile beraberdik. Ağaçlarla kaplı bir tepeyi fotoğraflamak için uygun bir konum ararken meğer Devlet Başkanı, Tuğgeneral H.E. Nailatikau’nun evinin bakımlı bahçesine girmişiz. Upuzun hindistan cevizi ağaçlarını fotoğraflamak üzere hepimiz birden güzelce çimlere uzandık. Başkan şaşırmış… Daha sonra otelimize geldi, tanıştık, durumu anlattık.
  • Fiji mutfağında balık ile kabuklu deniz hayvanlarının ağırlığını hissedersiniz. Ekmek ağacı ve tatlı patatesten de lezzetli salatalar hazırlarlar.
  • Adalarda sakın ha hindistan cevizi ağacı altında fazla kalmayın. Bir sürprizle karşılaşabilirsiniz.
  • Fiji deniz kaplumbağaları ile övünür. Kaplumbağaların Hawsk Bill, Logger Head, Leatbelbag ve Yeşil Kaplumbağa olmak üzere 4 türü vardır.
  • Fiji’de rüzgar sörfü, bisiklet gezisi, çalı yürüyüşü, piknik, snorkel, dalma, nehirde yüzmek, mağara keşfi gibi farklı aktivitelere katılabilirsiniz.
  • Yerel pazarlarında muz heykellerine, karpuz yığınlarına, hasırdan çantalara, deniz böcekleri kabuklarından yapılmış hatıra eşyalarına, şekilsiz, soluk ve ufak patlıcan, biber ve domates gibi sebzelere rastlarsınız. Tabii papaya ve mango bol.
  • Fiji’nin bir de Richard Evanson’u ve ünlü “Turtle Adası” var. Adada sadece 14 tatil evi var. Lüks mü lüks. Konukları da meşhur mu meşhur. Ringo Star, Rob Lowe, Valerie Bertinelli, Gun’s Roses grubundan Axl Rose ve burada çekilen Mavi Göl filminin oyuncusu Brooke Shields… Otelin gecesi 1100 dolar imiş. Ama en az 3 gün kalınması gerekiyormuş. Bekar erkekleri kabul etmiyormuş Sayın Evanson. Hatta Robert Redford’u bile yalnız kabul etmemiş. Tüm ada sakinleri akşam yemeğinde uzun bir masa etrafında toplanıp Evanson’un maceralarını dinlermiş. Ama adalar halkı bu muhterem beyi çok seviyor. Her sene yurtdışından doktor ve dişçiler getirip köylerde sağlık taraması yaptırıyor. Adaya 250 bin ağaç ve yerel bitki dikmiş. Ekolojisini canlandırmış.
  • “The Lost” isimli ünlü dizide kaybolan uçak Fiji yakınlarına düşer.

Fiji’den Neler Alınır?

  • El örgüsü çantalar.
  • Boncuklardan yapılan rüzgar gülleri.
  • Çiçekli rengarenk kumaşlar.
  • Otelimize yakın bir mağazada Türk malı arko kremleri satılıyordu. Hoşumuza gitti.