El Salvador

Otuz Dakikalık Ülke: El Salvador

El Salvador gündemimize hep 12 yıl süren iç savaşı ve gerillaları ile girdi. Bu topraklarda çok acı yaşandı. Ancak El Salvador aynı zamanda volkanların, sarsıntıların, kahvenin, gülümsemelerin, dalga sörfünün, siyah sessiz sahillerin, lezzetli papusa’nın, katkısız mavinin etkileyici coğrafyasıdır. El Salvador’da beyazlar beyazdan beyaz, siyahlar ise siyahtan siyahtır.

Bu topraklara ilk XI. yüzyılda Aztek soyundan yerliler gelmiş. Tarım yapmışlar, ilkel şartlarda taraçalar oluşturup mısır yetiştirmişler, şeker kamışından şeker elde etmişler. Ancak elmasla kesilebilen agatı bile şekillendirmişler. Ağaç kabuğundan elde ettikleri Indigo doğal boyasını kullanmışlar. Çanak, çömlek hazırlamışlar, alet yapıp ihtiyaçları kadar avlanmışlar, balık tutmuşlar, zaman zaman yağmur tanrısından su istemişler. Bugün şampuan, sabun ürettiğimiz balsam suyunu o günün şartları ile ağaçtan elde etmişler. İnanılmaz bir medeniyet yaratmışlar.

Özet bir tarihçe;

Yıl 1524: Meksika’dan Pedro de Alvarado komutasında İspanyollar bu medeniyeti yok edip, yerli haklı her fırsatta öldürüp 300 yıl bu bölgeyi istila etmişler.

Yıl 1824: Dr. Gabino Gainza Başkanlığı’nda Orta Amerika Cumhuriyeti kuruldu.

Yıl 1843: Orta Amerika Cumhuriyeti; El Salvador, Honduras, Guatemala, Nikaragua ve Kosta Rika olmak üzere 5 farklı ülkeye bölünmüş.

1932 – 1980: Askerî Rejim altında geçen yılları.

Yıl 1969: Komşusu Honduras ile 100 saat süren ve “Futbol Savaşı” olarak tanıtılan bir çatışmaya girer. Ancak bu çatışmanın gerçek yüzü biraz farklıdır. Azınlıkların bu coğrafyada ticarî menfaatleri söz konusudur.

Daha sonra El Salvador askerî bir yönetimin altına girer. Bu yeşil ülkede çok zengin bir kesimin yanında, halkın %90’ı ezilmektedir. Muhalefet eden herkes askerlerce öldürülmekte ve bu cinayetler nedeni araştırılmamaktadır bile.

Onkoloji Hastanesi’nin yanındaki ufak bir kilisede görev yapan hastalara moral veren halkın çok sevdiği 62 yaşındaki Papaz Romeo hükümete bu meyanda sorular yöneltince 1980 yılının Mart ayında bir ayin sırasında bu arabadan açılan tüfek ateşi ile öldürülür. Cenazesine binlerce kişi katılır ve bu sırada çıkan panikte 40 kişi hayatını kaybeder. Boş meydandan çuvallarca ayakkabı toplanır. Bu askerî rejime karşı toplu bir direniş için bir başlangıç olur. Aynı yılın Kasım ayında iç savaş başlar. A.B.D.’nin desteklediği hükümete Sovyetler, Küba ve Nikaragua’nın desteklediği 5 farklı gerilla grubu cephe açar. 12 yıl süren bu kanlı iç savaş sonrası 30 bin kişi hayatını kaybeder.

Farklı istekler öne süren 5 farklı gerilla grubu Küba lideri Fidel Castro’nun önerisi ile FMNL adı altında bir araya gelirler. Böylece hükümetle ciddi bir pazarlığa otururlar. En sonunda 1992 yılında Papa ve Birleşmiş Milletler’in araya girmesi ile bir metin üzerinde anlaşırlar.

Evet, bu anlaşmaya taraflar saygı gösterir. Böylece ülkeye barış gelir. Zaman içinde eski gerilla liderleri devlet başkanı bile seçilir.

Volkanların Gölgesinde Bir Başkent: San Salvador

San Salvador ufak bir ülkenin kalabalık bir başkentidir. Eski ile yeninin, yeşil ile dumanın, sessizlik ile karmaşanın birlikte soluk aldığı bir kenttir. Deprem ile, iç savaş ile, volkan püskürmeleri ile defalarca darbe yemiş. Tekrar ayağa kalkmıştır. Bundan dolayı kahve plantasyonları arasındaki koloni döneminin o süslü binalarının hiçbiri günümüze ulaşamamış. Oysa bu yerleşim merkezi kahve sayesinde 1970 yılına dek çok parlak bir dönem yaşamıştır.

San Salvador’u aslında bir günde tanıyabilirsiniz. Tiyatro Binası (National Theater) kahve üreticilerinin maddi yardımları ile 1910’lu yıllarda inşa edilmiş tipik bir Navo-Art örneğidir. Depremlerden zarar görünce Güzel Sanatlar Akademisi’nin öğrencilerinin katkıları ile yenilenmiş. Ayda iki kez Senfoni Orkestrası’nın verdiği konserin ücreti sadece 1 USD imiş. Konser her seferinde tam dolu salona oynuyormuş. Ancak, El Salvador’da bu güne kadar henüz opera kurulmamış.

Papaz Dario Romero’nun cenazesinin kalktığı Metropolitan Katedrali Hz. İsa’nın yaşamından sahnelerin canlandırıldığı sekiz yağlıboya tablo ile tanınıyor. Katedralin tavanında ise “cennet” tasvir edilmiş. Millî Sarayı (National Palace) muhakkak adımlayın. Güzel bir avlusu var. Bu avludaki 5 çam o dönemde Orta Amerika Cumhuriyeti’ne dahil beş ülkeyi temsil ediyor. Yine kahve üreticilerinin parası ile 1883 yılında yapılan bu binada devlet başkanının çalışma odası ile ilk meclis yer alıyor.

El Rosario Kilisesi dışarıdan gayet çirkin bir beton yığını olarak görünse de içi renkli vitrayları, Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesini tasvir eden modern heykelleri ile eminim hoşunuza gidecektir. San Salvador’un Millî Müzesi’ni de ziyaret etmek gerekir. Tarım, din ve bu coğrafyadaki “yaşam” hakkında geniş bilgi veriyor. Ayrıca Kristof Kolomb öncesi, İspanyol Koloni Dönemi ve Modern Çağ olarak da her bölüm kendi arasında sınıflandırılmış.

San Salvador Civarında:

En son 95 yıl önce lavlarını püskürtmüş olan Baqueron Krateri başkente sadece 25 kilometre uzakta. Çok sayıda merdiven tırmanarak tepeden krateri seyrediyoruz. San Fernando Kahve Plantasyonu’nda doğanın sihirli gölgesinde keyifle kahvelerimizi yudumluyoruz. Burada tabiat çok cömert… Baston diksen yeşerecek.

1993 yılında Dünya Miras Listesi’ne giren Joya de Ceren Maya Kalıntıları Amerika’nın Pompeii’yi olarak anılıyor. Çünkü 1400 yıl önce infilak eden volkan bir hafta içinde püskürttüğü farklı katmanlarla tüm köyü gömmüş. Halkı kaçmayı başarmış olmalı çünkü kazılarda insan iskeletine rastlanmamış. Önce parkın müzesini geziyoruz. Başkentte Antropoloji Müzesi’nde gördüklerimizin benzerleri sergileniyor. Şef evini, köyün şamanının kulübesini, mısır tarlalarını görüyoruz. Bu kalıntılar sayesinde bilim adamlarının Maya nüfusunun yanlış hesaplandığı ortaya çıkmış. El Salvador’un sembolü yeşil-mavi kuyruklu Taragoz Kuşu’na burada rastlamak mümkün.

Tazimal’da yer alan 3 Maya Piramidi’ni keşfetmeye gidiyoruz. Yemyeşil çimleri neşeli bir keçi sürüsü süslemiş. Henüz piramitlerin tamamı ortaya çıkarılmamış. Meksika’da yetişen Agave Kaktüsü’nün bir benzerinden burada doğal iplik elde ediliyor. Bol bol kakao ağacı görüyoruz. Kakao bodur ağacının gövdesinde yetişiyor.

El Salvador’un ikinci büyük kenti Santa Anna’nın hareketli ve şık kent meydanı hepimizin hoşuna gidiyor. Meydanın üç yanı koloni mimarîsinin güzel örnekleri ile çevrilmiş. Savaştan hasar görmeyen Santa Anna’nın halkı Kuzey Amerika’ya kahve ihracatı gerçekleştiriyor.

Kısa Kısa El Salvador:

Bu ülkenin kendi parası yok. Tamamen Amerikan Doları’nı kullanıyor. Zaten 3 milyona yakın El Salvador’lu Amerika’da yaşıyor. Bu ailelerinin ülkelerine yolladıkları dövizler veya bu coğrafyada yaptıkları yatırımlar ekonomiye can veriyor.El Salvador Kosta Rika’dan sonra Orta Amerika’nın ekonomisi en kuvvetli ikinci ülkesi olarak biliniyor.Volkanlar Ülkesi olarak da anılan El Salvador’un 200 volkanından 20’si hâlen aktif. En yükseği ise 2700 metre ile El Pital. Dünyanın en genç 3. volkanı da bu bölgede adı “Izalcu”Siyah kumlara sahip Pasifik Kıyıları’nda bilhassa La Libertad sahilleri dalga sörfünü sevenler için bir cennet.Ülkede din faktörü çok etkili. Halkın %75’i koyu Katolik, geri kalanlar ise Protestan. Sık sık parklarda elinde megafon ile İncil’den bölümler okuyan vatandaşlara rastlıyorsunuz.Müze, saray, sokak ve kilise duvarlarına çok renkli ve canlı resimler yapılmış. Bu konuda Orta Amerika sanatçıları sahiden çok başarılı. En ünlü tatları “Pupusas”. Peynirli, loroca (çiçekli) ve fasulyeli, hazırlanıp acı sos ile sunuluyor. Denemek gerek. Kasım ayının ikinci pazarı tüm ülkede “Pupusas Günü” kutlanıyor. Bu günde dans ve eğlence ile birlikte yapılan yarışmada 50 adet pupusası ilk yiyen birinci gelirmiş.Papa bu ufak ülkeyi 1983 ve 1996 yıllarında iki defa ziyaret etmiş. İç savaşın yaşandığı 1983 yılında Papa için camları kurşun geçirmeyen özel ve tuhaf bir otobüs – kamyon hazırlanmış. Bu araç şu anda askerî müzede teşhir ediliyor. Adı da “Pop-Mobil”.II. Dünya Savaşı’nda binlerce Musevi’ye sahte evrak vererek hayatlarını kurtaran dönemin El Salvador Viyana Büyükelçisi Albay Arturo Castellanos’un adı bugün başkentin en geniş caddesine verilmiş.El Salvador müzik ile yaşıyor. Her köşeden insanın kanını kaynatan kıvrak Latin müziği yayılıyor. En ünlü grupları ise 4 Onacs.Başkentte popüler bir anlayışla suni bir Amerikan köşesi yaratılmış. “Gran Via”. Ünlü kahve zincirleri, sinemalar, lokantalar ve elbette pahalı butik dükkânlar yer alıyor.El Salvador her an sarsılıyor. Zaten geçmişte birkaç defa ciddi deprem geçirmiş.Coartepeque Krater Gölü’nde yer alan Teopan Adası’nda Maya harabeleri bulunmakta!Bu coğrafyada sık sık karşılaştığımız “Tepe” kelimesi bize hiç yabancı değil. Kelimenin Bering Boğazı’ndan geçen atalarımızın sayesinde bu coğrafyaya ulaştığı tahmin ediliyor.Bina önlerinde, sokaklarda, otellerin bahçesinde tam teçhizatlı ve silahlı asker ve güvenlik memurları dikkati çekiyor ve ürkütüyor..