Venezuela, Kolombiya, Ekvator, Galapagos Adaları Gezisi

Gezmek bana göre dünyayı bütün güzellikleriyle tanımak, Allahın büyüklüğünü, yarattığı eşsiz sonsuzluğu can-ı gönülden hissetmek, onu yüreğinize sığdırabilmektir.

Lise çağlarında ve üniversite yıllarında atlas üzerinde hayali olarak dünyayı gezerken “istemek elde etmenin yarısıdır” dedim ve yıllar son ben bir gezgin oldum. Hemen hemen bütün dünyayı gezdim. Tıpkı Tasavvufun devi Ferididdün Attar’ın dediği gibi “ Her yol yolcusuna göredir, herkesin yürüyüşü kemalincedir.” Ona katılıyorum. Benim de yürüyüşüm bu yolda oldu.

12 Ekim 2012 yılında yaptığım Venezuela, Kolombiya, Ekvator, Galapagos adaları gezilerinde hissettiğim duygular ve gördüğüm harikulade yerleri sizlerle paylaşmak istiyorum.

Venezuela

1. Gün

12 Ekim 2012 Lufhanza hava yollarıyla İst-Frankfurt, Frankfurt-Karakas aktarmalı uzun bir uçuşla Karakas’a geldik ve otelimize yerleştik.

2. Ve 3. Gün

Ertesi gün kısa bir şehir turunda şehrin görülecek tarihi ve turistik yerlerini gezdikten sonra kalacağımız Canaima Ulusal Parkı’na güzel manzaralar seyrederek geldik. Burası adeta bir çiçek cennetiydi, bir şelale cennetiydi.

Hemen biraz arkamızda süslü ve yanları sazlarla kaplı küçük kulübeler vardı, içleri gayet modern olan kulübelere loç adı veriliyordu, bu loçların önlerinde hamaklar vardı. Biz bu loçlarda 2 harika gün geçirdik ve bütün çevreyi gezdik.

Bu loçların yanlarından ve üstlerinde koyu pembe tropik çiçekler sarkıyordu, onları sanki başlarına çiçekler takmış akşam üstü kapılarda eşlerini bekleyen mutlu kadınlara benzettim.

Birden annemi hatırladım, çocukluğumu hatırladım. Zavallı annem hiç bir zaman başına çiçek takamamıştı. İçim sızladı.

4. Gün

2 gün sonra bu güzel milli parkın biraz ötesindeki meydana küçük uçaklar geldi ve biz bu uçaklara binerek şelaleler diyarı dediğim Venezuela’nın kalbi olan şelaleleri üstten seyretmeye başladık. Bu uçaklar pilotla beraber 4 kişi alıyordu. Bu canım şelaleleri üstten seyretmek harika bir şeydi.

Özellikle 1000 m. Yükseklikten kendini özgür ve cesurca aşağılara salıveren Angel şelalesi görülmeye değerdi.

Tam karşımızdaki şelaleler Vivaldi’nin Mevsimler’ini terennüm ediyorlar, bizde buradayız diyerek ruhları mevsimlerde gezdiriyorlardı.

Biz de kendimizi tıpkı Y. Kemal’in “Akıncılar”ı gibi hissedip “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik”, o kadar mutlu ve bahtiyardık ki, o çocuklar gibi olduğumuzu sanıp dev gibi şelalelerin altından geçerek onları yendiğimizi hayal ettik.

Kolombiya

5. Gün

Sabah erken saatlerde Kolombiya’nın başşehri Bogota’ya uçtuk. Otelimize transfer olduktan sonra şehir turumuza başladık, turda Bolivar meydanı, Katedral, Bolivar konağı, Kongre Sarayı gibi yerleri gezdik. Türk milletinin Atatürk’e olan engin sevgisinin aynını Kolombiya’lılar da Bolivar’a duymuşlardır, çünkü Kolombiya 1821 yılında İspanyol’lardan özgürlüklerini general Simon Bolivar sayesinde kazanmışlardır.

6. Gün

Daha sonra kendi alanında dünyanın en kapsamlı müzesi olan altın müzesini ziyaret ettik. Müzede 25000 eser sergilenmişti. Botero müzesinde ise Botero’nun ve birçok ressamın eserlerini seyrettik. Edebiyatta Gurcia Marguez nasıl liderse Botero’da aynı değerlere sahipti.

7. Gün

İspanyolca Testere dağları anlamına gelen 3142 m. yükseklikteki dünyaca ünlüMonserrate tepesine sonsuzluğun merdiveni gibi görünen bu tepeye teleferikle çıktık. İspanya’nın Katalunya bölgesindeki Monserrat manastırından esinlenerek yapılan kiliseyi ziyaret ettik. Hac mekanı olarak tanınan bu kiliseyi binlerce hacı ziyaret etmektedir.

Aynı Rio’daki Korkovado tepesinde insanlığı kucaklayan dev İsa’yı hatırlatan daha küçük İsa’yı gördükten sonra yemyeşil ormanlarla kaplı And dağlarının ruhunu hissederek, Bogota şehrinin harika manzarasını seyrettik ve resimler çektik.

Ekvator

8. Gün

Sabah erken saatlerde yerel hava yollarıyla Güney Amerika’nın kuzeyinde bulunan Ekvator’un başşehri Quitto’ya ulaşıyoruz. Quitto 2500 m. yükseklikte, And dağlarına yaslanmış dünyanın 2. en yüksek şehridir. Otelimize yerleştikten sonra panoromik şehir turumuza çıkıyoruz.

Mariscal bölgesini geziyoruz. İndepencia Katedralini, La Campania kilisesini, Bağımsızlık anıtını, başlangıçta Cizvit manastırının bir parçası olan daha sonra Ekvator üniversitesine dönüştürülen sömürge binasını görüyoruz, bu bina mimarinin harikulade bir örneğiydi.

9. Gün

Bugün şehrin 10 km. kuzeyinde bulunan Ekvator çizgisinin geçtiği, başlangıç paralelini, Middle of the World City heykelini, dünyanın ortası çizgisini ziyaret ettik.

İnkaların yüzlerce yıl önce hatasız olarak bulduğu Ekvator çizgisini, ilim adamları 300 m. yanılgıyla bulmuşlar. Bu çizgi dünyayı tam olarak ikiye bölen varsayım çizgisidir.

Kuzey yarım küresini ve güney yarım küresini birbirinden ayıran bu çizgiyi, manyetik farklılıkları deneylerle gördük. Şöyle ki:

Su dolu bir lavabonun içine atılan yapraklar, çizginin sağ tarafına yani kuzey yarım küresine konduğu zaman sağdan sola, deneyi tersine yaptığımız zaman soldan sağa dönmeye başladı. Bu olay belki de hayatımda gördüğüm en hayret verici olaydı.

Bende Kuzey ve Güney yarım küresine ayaklarımı basarak o eşsiz mutluluğu duymak şansına sahip oldum.

Galapagos Adaları

10. Gün

Bu sabah yerel hava yollarıyla Güney Amerika kıtasının 1000 km batısında bulunan 62 adadan meydana gelmiş ve dünyanın en büyük florasına sahip Galapagos adalarına gidiyoruz. Buraların en büyük merkezi Santa Cruz adası. Baltra havalimanına indikten sonra feribot geçişi ile kalacağımız kasabaya ulaşıyoruz. Bu adalar Unesko dünya mirası listesinde yer almıştır. Dünyaca ünlü Charles Darvin koruma merkezinde nesilleri koruma altına alınmış tefekküre dalmış kocaman kaplumbağaları, kendilerini seyretmeniz için sizi anlayışla karşılayan, fotoğraf çekmenizi sabırla bekleyen dev iguanaları, mavi ayaklı Booby kuşlarını seyrediyoruz.

Galapagos adaları 1535 yılında Peru’ya giderken Panama piskopozu Toman de Berlanga keşfetmiştir. 1832 yılında Ekvator tarafından ilhak edilerek yerleşime açılmıştır. Charles Darwin’in bu adaları ziyaret etmesi adalara dünya çapında ün kazandırmıştır.

11. Gün

Darwin koruma merkezinde koruma altına alınmış dev kaplumbağaların içlerinde 2 asra yakın yaşayan kamplumbağalar vardı. Mesela Deep 175 sene yaşamış 2006’da olmüş, 2. Dev kaplumbağa 168 sene yaşamış 1965 yılında ölmüştür.

Hüzünlü bir aşk hikayesi olan yalnız George 152 sene yaşamış 2012 yılında ölmüş. Aşkı platonik bir aşka dönüşen George, hiç bir eşi kabul etmemiş ve sevgilisine sadık kalmış ve adı Yalnız George olaran olmuş.

“Küçük bir çakıl taşına benzettiği sevgilisini sonsuzluğa giden kocaman bir nehirde kaybetmiş”(C. Külebi) “Ümidini yelken alan bir gemide bir güzel gün bir bahar beklemiş” (Y. N. Nayır), beklemiş ama sevgilisi hiç gelmemiş. Geoge yine de sevgilisinin bir ayak sesine razı olarak, vuslat istememiş kıyamete kadar beklemeyi göze almış.

Zira aşkın ölüm kadar güçlü, ölüm kadar gerçek olduğunu bilenlerdenmiş ve ölmüş. Sonsuzluğa uçup gitmiş. (S. Yalsız Uçanlar)

12. Gün

Santa İzaber adası Galapagos adalarına ait olan bir adadır. Yerel bir tekne ile 45 dakikalık bir deniz yolculuğu ile adaya geldik. Burada çeşitli deniz canlılarını, fokları, pelikanları, kayalarda tünemiş deniz kırlangıçlarını, mavi ayaklı Bobby kuşlarını seyrettik. Buradaki sevgili kuşlar vefasız değillerdi, mevsimde artık sonbahar değildi. Eski bir dost gibi davranan rüzgar sanki aşına bir gençlik şarkısı gibi saçlarımızın arasında geziniyordu. (Sevgili Teoman Alpay)

Bazı arkadaşlar bu akvaryuma benzeyen canım denize girdiler. Turumuzun sonunda otelemize geri döndük.

13. Gün

Ve nihayet bu güzel turu bitirmiş olduk.

Galapagos-Ekvator daha sonra Bogota-Frankfurt ve sevgili İstanbul’a döndük.