Şaşırtıcı Geometrisi ile Barselona

Katalonya’nın başkenti Barselona, İspanyol altın sahilinde bulunuyor. Özel dili ve gelenekleri ile İspanya’nın diğer bölgelerinden ayrılıyor. Katalanlar kendilerini İspanyollardan ayrı tutar biraz Fransızlara yakın bulurlar. Hatta bağımsızlık istekleri de yok değil! Katalanlar Gaudi, Miro, Picasso ve Dali ile gurur duyar. Avrupa’nın en büyük kentlerinden biri olan Barselona’da 5 hatlı metro, büyük bir liman, aralarında Picasso ve Salvador Dali özel müzelerini de içeren 50 müze ve özerk parlâmento var.

Bir öğleden sonra, meydanlardan içerilere, dar sokaklara, kentin “kalbine” doğru yürüdüğünüzde, mobiletlerin pıt-pıt seslerinin yerini sessizliğe bıraktığı “siesta” saatinde, limandan kentin kuytu sokaklarına kadar sızan Akdeniz’in yosunlu kokusu muhakkak  genzinizi yakacaktır.

1992 Olimpiyat Oyunları’nın ev sahipliğini yapan bu Akdeniz kentinde XIX. ve XX. yüzyılların ünlü mimarı Antonio Gaudi’nin en önemli eseri olan, şehrin en görkemli yapısı “Sagrada Ailesi’nin Kilisesi” (Sagrada Familia) bulunuyor. Dünyanın en büyük tapınağı olacağına inanılan bu muhteşem yapı, 120-170 metre yüksekliğinde ve 18 kuleye sahip. Bir yüzü hâlen bitmeyen bu şaheseri tamamlamak amacıyla, Barselona halkından zaman zaman bağışlar toplanıyormuş.

Barselonalılara göre eğer yapı tamamlanırsa, yeryüzündeki tüm düşler gerçeğe dönüşecekmiş. Şekiller, şeker küpleri, termit karınca yuvaları gibi sürekli büyüyor. Cepheler abartılı şekiller, renk renk sırlı tuğla ve seramik parçaları ile kaplı. Gaudi’nin Türkiye’yi gezerken Göreme bölgesinde peri bacalarından etkilendiği de söyleniyor. Doğa’nın en güzel öğretmen olduğuna inanan Gaudi doğada bulunmayan sivri köşeleri kullanmaz… Onun eserlerinde hep yuvarlak form ve üç boyutlu hacim vardır.

Şahsiyetli kent Barselona’ya egemen teraslardan oluşan dünyanın ilk zenginler sitesi olarak planlanan ancak Barselona zenginlerinin soğuk baktığı ev satın almadığı  Guell Parkı ile kent merkezindeki gene aşırı dindar ve züppe, bir tramvayın altında kalıp hayata veda eden  Antonio Gaudi’nin eseri olan, eğri çizgili apartmanı “Casa Mila” ile mimarın şu anda müze olan evi, şehir turu sırasında gezilecek yerler arasında.

Ateşli romatizma nedeni ile uzun süre yatağa mahkum olan Gaudi “hep garipti”. Ama Barselona’yı da kutlamak gerek. Çünkü bu kent bu farklı mimara kucak açtı.

Kimi kentler kimi insanlarla özdeşleşmiştir. Örneğin, Konya ile Mevlâna, Bergen ile Edward Grieg, Salzburg ile Mozart. Barselona da tabiî Antonio Gaudi ile…

Kristof Kolomb’un heykeline sırtınızı dönerseniz Barselona’nın ünlü caddesi Ramblas’da bulursunuz kendinizi. Bulvar boyunca gece kulüpleri, lokantalar, kahveler ve dükkânlar sıralanmakta. Oldukça geniş olan caddenin ortasındaki alanda kitap, çiçek ve değişik evcil hayvanlar satan küçük dükkânlar ilgimi çekmişti.

Rambla, Barselona’nın enerjisinin en yoğun hissedildiği, insanların birbirine neredeyse çarparak geçtiği ve yüzyıllardır gözde olan bir cadde. Ünlü yazar Somerset Maugham’a göre Ramblas “dünyanın en güzel sokağı”. Ağaçların örttüğü, caddede ressamlar ufak sandalyelerde ciddi ciddi çalışıyor, bir anda Zeus’un beyazlarla kaplı canlı heykeli ile göz göze geliyorsunuz, kanaryaların ötüşü, bir pencereden yükselen arya ile karışıyor.

Klozete oturmuş bir adam minikleri ile rahatlıyor. İstiklâl Caddesi’nin dört katı genişliğinde ve belki de beş katı daha uzun bir cadde. Gece hayatı da bu caddede çok renkli yaşanıyor. Çok eskiden sadece dönem dönem hareketlenen bir ırmak yatağı olan La Rambla, ismini Arapça bir kelime olan “Ramla” (sel) sözcüğünden alıyor. Bu arada Ramblas Caddesi’nin deniz kenarına yakın ucunda müşteri bekleyen her ırktan kadınları ve travestileri, havanın kararmasıyla birlikte görmek mümkün.

“Sanatçılar şehri” olarak anılan Barselona, modern sanatın etkinliklerinin yoğun olarak yaşandığı bir yer. Şehrin her bir köşesinde çeşmelere, farklı binalara ya da müzelere rastlamak mümkün. Katalan sanatçılarından Joan Miro, modern sanatçıların öncülerinden kabul ediliyor. Joan Miro Müzesi’ni gezmenizi öneririm. Barselona Futbol Kulübünün sembolünü de Miro hazırlamış.

Değerli şairimiz Yahya Kemal Beyatlı, bir zamanlar İspanya büyük elçisi olarak bu topraklarda kalmış. Babamın Yahya Kemal’in yakın dostu olması, yıllarca onu sevenler derneğini yönetmesi nedeni ile evimizde sürekli sözü geçen bu büyük şairimiz, İspanya Kralı Alfons ile dost olmayı başarmış. Sık sık biraraya gelerek golf da oynarlarmış. Kralın yeğeni, Yahya Kemal’e asıl İspanya’yı Endülüs’te, yani Güney İspanya’da yaşayabileceğini belirterek kendi sarayına davet etmiş. Sonunda bu daveti kabul eden büyük elçimiz, gerçekten de unutulmaz bir gösteri ve gece yaşamış. Yalnız, ilginç bir sürprizle… Kralın yeğeni, o gecenin tüm masraflarını tutumlu Yahya Kemal’e fatura etmiş!