Azor Adaları Özgürlük Vaat Ediyor

Eğer Capetown, Southhampton, New York ve Buenos Aires’den birer düz çizgi çizerseniz işte Azor Adaları bunların kesim noktasındadır.

            Azorlar, Lizbon’dan 1500, New York’tan ise 3900 kilometre uzaklıkta Atlantik Okyanusu’nun tam ortasındadır. Azor Adaları, dokuz adası ile iki dünya arasında tılsımlı bir sözcükle “bilinmeyen bir cennet” olarak tanımlanır. Doğu grubu adaları Santa Maria ile başkent Ponta Delgada’nın da bulunduğu en büyük ada São Miguel, Batı Grubu adaları Faial, Flores ile Corvo ve Orta Grup ise Tarceria, Graciosa, São Jorge ve Pico’dan oluşur. Tüm bu adaların toplam yüzey alanı ise 2333 kilometrekaredir.

            Bu coğrafyaya ilk ayak basan 1427 yılında, denizlere hükmetmeyi başaran Portekiz kralı Henry döneminde ünlü denizci Kaptan Diego de Silves’tir. Daha sonra yeni ümitlerle, yeni arayış adına bilinmeyen coğrafyalara doğru yola koyulan maceraperestler buraya yerleşmeye başladılar. Kendi tohumlarını, kültürleri, müzikleri, geleneklerini ile bu bereketli topraklara ulaştılar. Çay, tütün ile tropikal bitkiler diktiler.

            Azorlar Amerika yolu üzerinde önemli bir sığınaktı. Kristof Kolomb da, ünlü Amerika keşfinden zaferle dönerken Santa Maria Adası’na uğradı. Halkı, o dönemler Moby Dick’in kaptanı Ahab gibi balina avlıyorlardı. Bir bölümü ekonomik zorluklar nedeni ile adaları terk edip ABD ve Kanada’ya göç etti. Tarihi boyunca ada halkı inişler ve çıkışlar yaşadı.

            Santa Maria volkanik hareketin sona erdiği, coğrafi olarak en yaşlı olan ada. Burası hâlen Kuzey Atlantik hava yollarının kontrol noktası. Elips şeklindeki Tarceria Adası 1400 yılından günümüze tüm kimliğini koruyarak ulaşmış, bu özelliği ile Dünya Miras Listesi’ne dâhil edilen Angra do Heroimo Köyü ile tüm ada halkı iftihar eder. Burası 60 yıl kadar İspanya egemenliğinde kalmıştır.

            Graciosa, 62 kilometrekare alanı ile ikinci küçük adadır. Düzdür ve geniş alanları kaplayan bağları ile tanınır.

            Pentagon şeklindeki Faial Adası ise 1043 metre yüksekliğindeki tek volkandan oluşmuştur. Sık sık korsanların hücumuna hedef olmuştur.

            Bir ejderhanın siluetini andıran São Jorge Adası uzun ve dardır. Genişliği ise sadece 8 kilometredir. Ekolojisini bugüne taşıyan, dışarıdan taşıma bitkilerin yer almadığı ender adalardan biridir.

            Pico ise topraklarında barındırdığı Portekiz’in en yüksek dağı o. Pico (2351 metre) ve ünlü şarapları ile övünür!

            Flores, en fazla yağmur ve fırtınaya açık ada olarak bilinir. Rutubetli iklimi ile güneş batışlarında gök kuşağını çılgınca yaşar.

            Corvo, Azorların en ufak ve aynı zamanda  en esrarlı adasıdır. Monte Grosso ise bu adadaki tek volkandır. Sahilleri yüksek ve sahile dik dağlarla çevrilmiştir. Başkenti Villa Nova de Canvo ise sadece 380 kişilik nüfusu ile Avrupa’nın en küçük kenti olarak tanınır.

            Azorlar’da 1987 yılından itibaren ticari balina avcılığı yasaklandı. Masum balinaların keserlerle parçalandığı, kocaman kazanların sıralandığı korkunç tesisler bugün artık birer vahşet müzesine çevrilmiş. Bu doğru karara yerel halktan halen karşı çıkanlar var. “Çevreciler bilmelidir ki biz zevk için balina avlamıyorduk. Bu bizler için bir ihtiyaçtı.” Diyip duruyorlar.

            Azor Takımadaları’nın en büyüğü São Miguel’in uzunluğu 65 kilometre, genişliği ise 16 kilometredir. Azul ve Verde olarak anılan iki güzel “göle” sahiptir. Efsaneye göre bu göller mavi gözlü bahtsız prenses ile aşığı yeşil gözlü yakışıklı çobanın gözyaşlarından oluşmuş.

            Azor halkı süslü sandalları ile iftihar eder. Üzerine kalp şekilleri çizer ve her sene büyük heves ve özveri ile sandalının ismini tekrar tekrar yağlıboya ile işlerler.

            Başkent Ponta Delgade ve Azor Adaları, siyah bazalt yapı taşları ile inşa edilmiş kiliseleri, dar sokakları, sahil boyunca konser veren hareketli bandoları, Avrupa’ya nazaran ucuz ve lezzetli vitrinleri süsleyen bol hamur çeşitleri, Ekspresso’sunun kokusu çok uzaklara ulaşan ufak kahveleri, yarı sarhoş gezinen yardımsever halkı, tarihî evlerden bozma sempatik pansiyonları, São Miguel’deki iki adet golf sahası, yaşamın şekillendirdiği dinî kökenli festivalleri, balık kemiği üzerine işlenmiş çiçek figürleri (flores em escamas peixe), tipik balıkçı lokantaları, mis gibi kokan peynir atölyeleri, şelaleleri, doğal havuzları, termal tesisleri, deniz fenerleri, balina kemiğinden yapılmış bastonuna dayanarak yürüyen ak saçlı yaşlısı, içi krema dolu fofa keki, dumanda pişmiş domuz sosisi ile ateşte kızarmış yamisi (tatlı patates), São Miguel’deki siyah beyaz ineklerin otladığı yemyeşil meraları, sepet ve bere ören nine ve dedeleri, São Miguel Adası’nda terk edilip adım adım yok olan Sangoinhu Köyü ile eminim hoşunuza gidecek. Pazar hariç her gün belediye otobüsleriyle adaları ucuza gezebilirsiniz. Ayrıca, Fajã Grande Avrupa’nın en batısındaki kasaba olarak kayıtlara geçmiştir.

            Azor Adalarında birçok adada olduğu gibi denizin dibine dalınır, trekking yapılır, zodiak motorlarla sahiller dolaşılır, çeşit çeşit deniz memelileri incelenir. Bazalt sahillerde sperm ve mavi balinalara, şişe burunlu yunuslara “Merhaba” denir. Kısaca hayat “anlar”dan ibarettir. “Carpe diem”,  burada da anları yaşayın. Bence hayat masanın üstündeki tıkırdayan saat gibi zaman yürüdükçe usulca kaybettiğimiz “an”lardan ibaret. Ben seçimimi çoktan yaptım. Hayat farklı coğrafyalardan geriye kalan anılardır.