Zamanının Durduğu Adalar Topluluğu: Andamar

Boşuna Hindistan’a kıta demiyorlar. Kaşmir’deyüzen oteldeki odun sobalı odamda – 5oC’de donarken Delhi üzerinden 10 saatlik bir yolculuktan sonra Hindistan’ın bir adalar topluluğu olan Andamar- NikobarEyaletenin başkenti Port Blair’de tropikal iklimle (26oC) karşılaşınca bir gün boyunca yatakta uyukladım. Aslında Andamar Adaları Hindistan’a nazaran Tayland’a daha yakın. 725 adadan oluşan bu coğrafya aslında 150 yıl tam anlamı ile bir İngiliz sömürgesi olmuş. Hatta işkenceleri ile anılan hapishanesi bugün bir müze. Kapısında şöyle yazılı “Hindistan’ın bağımsızlığı için savaşan ve binada işkence ile öldürülen kahramanlarımıza saygı gösterin ve sessiz olun.”

Evet tam 150 yıl kerestesi uğruna İngilizler burayı sömürmüş. II. Dünya savaşında bir ara Japonlar istila etmiş. Japon istilası sırasında bazı yerliler Japonları kurtarıcı olarak karşılarken bazıları ise onlara karşı gerilla savaşı başlatmış. Bu arada adaların ekolojisini de büyük zararlar vermişler. İngilizlerin getirdiği beyaz köpeklerin sayısı hızla artmış, bu sevimli köpekler sahilde deniz kaplumbağa yumurtalarını kumdan çıkartmakta.

Kereste ticareti yapan bir firmanın getirdiği sonra da burada bıraktığı fillerin de sayısı 40’a çıkmış. Başta kobra yılanı olmak üzere fillerçok sayıda endemik türün soyunun tükenmesine neden olmuş.

Japonların protein ihtiyaçlarını karşılamak amacı ile adaya getirdiği Afrika salyangozu ise bambu ile pandanoz ağaçlarını yok etmiş.

İşte insanoğlu böyle; her ayak attığı coğrafyayı kendi menfaati adına adım adım yok ediyor. Almanya’nın Ulm Kentinde bir hayvanat bahçesi var. Bir kafesin üstünde aynen şöyle yazılı. “Dünyanın en tehlikeli yaratığı” (gefärlich). Ziyaretçiler kafesin içini merakla araştırıyor. Ama aslındaiçeride hiçbir canlı yok. Sadece bir ayna var, bir ayna.

Gelelim adada 20 bin yıldır devam yaşamaya devam ettiğine inanılan insanlarına “yani yerli halka”. Bunların arasında Büyük Andamalar, Ongeler, Jarawalar, Çampanlarve Nikobarlar bulunuyor. Oysaki bu topluluklarda para kavramı yoktu. Değiş – tokuş yaparlardı. Ya avlanarak, ya da ağaçlardan bal, kök veya meyve toplayarak stressiz mutlu bir yaşantıları vardı.

Ama bugün bizim“medeniyet” denen kavramdan en uzak kalmayı başaranlar sadece “Sentenizler”. Onların biz beyazlardankaçmak adına gerçekleştirdiği amansız ve inanılmaz mücadele sonunda tüm dünyada takdir kazanmış. Artık Hindistan yetkilileride onlarıkendi başlarına rahat bırakma kararı almış.

Uzaktan teleobjektif veya havadan çekilmiş fotoğrafları bulunuyor. Ama kimse onlara yaklaşamıyor. Gerçi Amazonlar gibi ormanda gizli değiller. Sonuç olarak ufacık bir adada yaşıyorlar. Kaza sonucu adalarına ayak basan bir Panama gemisi personeline bile bir haftaboyunca ucu zehirli oklarla hücum etmişler. Bilim adamlarının onlara yaklaşmak amacı ile sahile bıraktıkları hediyeleri kırıp oklarla kovalamışlar. Doğa ile her an iç içe olduklarındanhiçbir kayıp vermedikleri tsunami sonrası adalarına keşfe gelen Hint Helikopterini de oklarla hücum etmişler. Yabancılara yaklaşan diğer kabilelerin üyelerinin sayısı kaptıkları hastalık ve kendilerine sunulan içkiye bağımlı olmaları sonucuiyice azalmış. Jarawalar nispeten kimliklerini koruyor. Hele büyük Andamar adasını baştan başa kateden yol (AndamanTrunk Road) inşa edilince onların yaşam alanlarına daha da rahat ulaşılmış olmuş.

Bu adalarda binlerce papağan, güvercin iriliğindeki kelebekler, en ufağı 20 kilo gelen balıklar, dev kertenkeleler, yedi metre boyunda tuzlu su timsahları, kıpkırmızı durgun sular, değişik sürüngenler, harika kum plajlar, denize sıfır kumsallar ve geniş ormanlar bulunmakta, Ne olur hiç olmazsa bu ekolojiyi de yok etmeyelim!

İşte Hindistan yönetimi bu Andamar ada topluluğunu “ziyarete kısıtlı bölge” ilan etmiş. Gelen yabancıları hemen kontrol altına alıyor. Havaalanında uzunca bir form dolduruyorsunuz. Size özel bir izin kağıdı veriyorlar. Bu izin kağıdı olmadan otelde kalamıyorsunuz. Ne de olsa yabancılar buraya yıllar yılı zarar vermiş.

Başkentin marianasınakahve içmeye gidiyorum. Hemen çevremdekileri incelemeye başlıyorum. Karşımdaki masada tek başıma oturan adam kısa boylu, kırk yaşlarında gösteriyor. Göbeği sarkmış ve kocaman boynunun etrafındaki yağlanmalar dikkati çekiyor. Halkın fakirlik sınırında olduğu Hindistan’da bu adam varlıklı olmalı. Dişleri bakımsızdı. Sırtı da tuhaf bir açı ile kamburlaşmış. Başının tepesi tamamen açılmış. Üzerindeki gri takım elbisesi de iyice kırışmış. Takım elbisesi de kravatı da, sarı gömleği dedoğrusu bedenine hiç uygun değildi.

Kısa Kısa Andamar Adaları

· Andamar Adası oldukça uzun, kuzeyinden güneyine 350 kilometre, araba ile 9 veya 10 saat sürüyormuş.

· Unutmayın 2000’li yıllarında başında İstanbul – İzmir arası, daha sonra Yunan Adalarına yolcu taşıyan ünlü Samsun gemimiz Andamar Adaları arası turizmi hızlandırmak için Hindistan hükümetine kiralanmış. Geminin Türk personeli de üç yıl bu adalarda ikamet etmiş.

· Tüm adaları arasında tatil amaçlı en çok ziyaret edilen şüphesiz “Havelock”, özellikle harika plajları, su altı sporları ile dikkati çekiyor. Ancak lüks arıyorsanız yine de imkanları çok sınırlı. Yedi numaralı plajı dünyanın en iyileri arasında yer alıyor.

· Kesinlikle bu coğrafyada kast sistemi yok. Tüm insanlar birbirine saygılı.

· Nicobar Adası henüz yabancılara ve gezginlere açılmış değil bu adaya ancak özel izinle çok kısa süreli ziyaret edebiliyorsunuz.

· Bu coğrafyada zaman zaman elektrik ve su kesiliyor. İnternetise çok yavaş.

· Papağan Adası olarak anılan coğrafyayı görmenizi öneririm. Bir anda uçuşan binlerce papağanı izliyorsunuz.

· Andamar adının maymun görünümlü ünlü Hint savaş tanrısı Hanuman’dan türediği tahmin ediliyor.

· Yarı göçebe Ongelerinyaşadığı Küçük Andamar Adasına 1965 yılında 12 bin Hintli göçmen yerleştirilmiş. 2004’te yaşanantsunami’denbu ada da diğerleri gibi nasibini almış.

· Adalara yerleştirilen toplam göçmen sayısı ise 350 bini bulmuş.

· Ada coğrafyasına maalesef sağlık hizmetleri çok sınırlı.

· Baratang Adası ise çamur volkanı ve mağaraları ile tanınıyor ama bana sorarsanız gitmeye değmez.

· Barren tüm Hindistan’ın tek volkana sahip adası. Burada dalmak sahiden heyecanlı olmalı.

· JollyBuoy Adası ise berrak suyu, zengin su altı yaşamı ile dikkat çekiyor.

· Trafik Hindistan’da olduğu gibi başkentPort Blair’dede karmaşık. Keçiler, inekler, çocuklar her yerde. Her an yola biri fırlayabilir. Devamlı çalan kornalarinsanıbayağı yoruyor. Ama buna rağmen çok fazla trafik kazası görmedim.

· Adalarda en ucuz ve pratik ulaşım tuktuklarla. Port Blair içinde sadece 20 rupi, şehir dışına örneğin 30 kilometre kadar gidip dönmek tuktuklasadece 200 rupi. (1 Dolar=62 rupi idi, 2018 yılı.) Tuktuklarda taksimetre var ama pek kullanılmıyor. Motosiklet sayısı da çok vesürekli hız yapıyorlar.

· MahatmaGandhi’nin o ünlü yürüyüşünü simgeleyen heykellere Andamar Adasında da rastladım.

· Adada bulunduğum 24 Ocak günü bilge tanrıça Saraswatidevi’nin doğum günü imiş. Her yerde onu anıyorlardı. Adına yapılan üstünde ismi ve resmi bulunan bir çelengi tsunami de oluşan bir göle törenle bıraktılar ve çelenk hemen battı.

· Lokantalarında en ucuz tatlı “Hot GulapJamun” bizim şekerpareye benziyor.

· Adayı turlarken maalesef yükselen çimento yığınlarını üzülerek izledim. İklim gereği hepsi nemden siyahlaşmış. Gayet çirkin bir manzara. Cennet adalarını el birliği ile çimentoya teslim ediyorlar. Biz de aynı hatayı yapmadık mı ?

· Berberde sakal traşı oldum. Her ülkede farklı bir uygulama olduğu için merak ederim. Burada önce su sıkarak yüzü ıslatıp sonra bizdeki gibi fırça ile sabunlanıyor.

· Port Blair Antropoloji Müzesine zaman ayırın. Adalarda yıllar bazında yaşamı anlatıyor. Müzecilik notu çok düşük ama halkın müzeye ilgisi beni mutlu etti. Bizim müzeleri genellikle yabancı gezginler adımlarken, Hintliler, sanat, bilim ve bilgiye çok önem veriyor.

· Ross Adası eski bir İngiliz yerleşimi, zamanında burada çok lüks evler inşa edilmiş. Sonra ise kaderine terkedilip yıkılmış. KamboçyanınAngkorWattKalıntılarında olduğu gibi burada da doğa ile beton amansız bir mücadelede. Doğa yavaş yavaş kendinden alınan yeşil alanı geri istiyor. Her sabah 08.30 gibi Port Blair’denRossAdasına motorlar kalkıyor. Bu adanın özellikle plajları tavsiye edilir.

· Tüm orta eğitim öğrencileri tertemiz beyaz kıyafetleri ile okula gidiyor. Sırtların da ise rengarenk birer sırt çantası.

· Bir tuk tuka atlayıp Port Blair’den 30 kilometre uzaktaki Wandoor Plajına ulaştım. Sahile sıfır olan kum plajda kırmızı gövdeli dev ağaçlar yükseliyor. Daha sonra “SeaPrincess Oteli’nde” kahvemi yudumladım. Buradaki sessiz ve yemyeşilörtülü bahçeden hiç ayrılmak istemedim doğrusu.

· Yakında 50. Kuruluş yılını kutlayacak olan JawaharlalNehruRaskeeyeMahavidyalaya kısaca “JNRM” üniversitesinde tamamen dolu amfide bir konferans veriyorum. Basında takip ediyor. Ertesi gün devlet gazetesi olan “Daily Telegrams” gazetesinde yayınlandı. Yaşa, tecrübeye ve bilime saygı beni mutlu etti. Okul müdürü Dr. Neellam Francis Xavier’in sosyal yönü çok kuvvetli bir yönetici.

· Tsunami sonrası Andamar’da yeni göller oluşmuş. Coğrafya değişmiş ve sahildeki binalar büyük zarar görmüş. Hatta gölün ortasında kalmış metruk bir bina gördüm.

· Kalküta’dan gemi ile ucuza Port Blair’e geleyim derseniz oldukça sınırlı olanaklarla 60 saatlik bir yolculuğu göze almanız gerekiyor.

· Sık sık bu coğrafyada sivrisinekler tarafından ısırılıyorsunuz. Ama sıtmanın adalarda yaygın olmadığına dair bir bilgiye rastlamadım.

· Port Blair’e her gün Delhi, Kalküta ve Chennai’den uçaklar kalkıyor. (Indigo, Jet Airways, GoAir gibi) AirIndia, Star Alliance üyesi ve elbette servisi daha muntazam.

· Hintlilerin hemen hemen tamamı “tamam” anlamında başını sağa sola sallıyor.

· Muhakkak çaylarını deneyin. Zaten Hindu dilinde de “çay” deniliyor. Sütlü, tarçınlıhoş bir çay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir