Yeni Kaledonya – Sonsuz Baharların Toprağı

Kanak köylerinde ateşin etrafına toplanılır ve yaşlıların anlattığı öyküler dinlenilirdi. Mirey en çok kartalla yılanın öyküsünü severdi. “Yaşlılar bir gün dev bir yılanın ormandan geleceğini, kuyruğunu sallayıp köyü ikiye böleceğini anlatırdı. Bu yılanın binlerce ayağı varmış. Derken havadan bir kartal süzülüp insanları yutup, havalanıp uzaklaşacaktır.” Bu öykünün devamını aslında köyde kimse bilmiyordu.

            Mirey lisede iken Fransızlar köyün ortasından geçen ilk asfalt yolu tamamladı. Böylece bu coğrafyada üretilen nikel mineralini limana taşıyabileceklerdi. “İşte yılan bu olmalı.” dedi köylüler. Yolla birlikte köye gelmeye başlayan kamyon ve arabalarda yılanın ayakları değil miydi? Sonra semalarında koca kuş olarak nitelendirdikleri uçağı gördüler. İşte bu da “kartal” olmalıydı…

            Artık Yeni Kaledonya’da üst üste otoyollar ve çok sayıda lüks araba var. Gizemli bir curcuna var. Oysa Kaptan Cook buraya ilk vardığında bu coğrafyanın doğasını ve yeşilini çok sevip vatanı İskoçya’ya benzeterek “Yeni Kaledonya” olarak isimlendirmiş (İskoçya o dönemde “Kaledonya” diye anılırdı). Oğlak dönencesinde yer alan ve Fransa’nın denizaşırı toprağı sayılan bu ülkenin 12 adası  var. Hemen hemen tüm ihtiyaçları Fransa’dan getiriliyor.

            En büyük adası Grande Terre Güney Pasifik’in en büyük kara parçası olarak kabul ediliyor. Boyu 400 kilometre, eni ise ortalama 70 kilometre. En yüksek tepesi Panic Dağı ise 1630 metre. Doğu kıyısında Heinghen Sıra Dağları ilginç bir görüntü sunarak denize dik iner. Bu topraklar 65 milyon yıl önce Avustralya Gondwana Karası’ndan kopmuştur. Etrafları tamamen resifle çevrili olup Avustralya’da bulunan Cairns Resifi’nden sonra 24 bin kilometrekare ile dünyanın en büyük resifi olarak kabul edilir. Ada üstünde nehir veya dere bulunmaz. İçme suyu ise yeraltı mağaralarından elde edilir.

            Üç önemli adasından biri olan Lifou kireçtaşı mağaraları, bembeyaz kumsalları ve zengin denizaltı yaşamı ile bilinir. Bu adada üç kabile yaşamını sürdürüyor. Wter, Gaicha ve Lossi. Adanın tüm arazisi bu üç kabileye aittir. Lifou’nun başkentinin adı ise çok  kolay “We”.

            Queva Adası ise sadece 35 kilometre uzunluğundadır. Şişe açacağına benzer. Soyu tükenen bir cins papağanın da vatanıdır. Burada da arazinin tamamı kabilelere aittir. Bir çadır kurmak için bile aslında onlardan izin almanız gerekir.

            Bizim iki gece konakladığımız adalar topluluğunun en güney üyesi sadece 2 bin nüfuslu Isle of Pins (Çam Ağacı Adası) ilk defa Kaptan Cook tarafında 1774 yılında keşfedilmiştir. Kalem gibi muntazam göğe yükselen çam ağaçları bu coğrafyaya ayrı bir güzellik katmakta. Daha sonra 1840’ta beyazlar, ticari değeri olan sandal ağaçlarını yağmalamak için buraya göç ederken, Fransızlar politik suçluları Fransa’dan buraya postalamışlar. Kartpostal güzeli olarak anılan ada, Pasifik’in en güzel plajlarına sahip olmakla da övünür.

Yeni Kaledonya’nın Kısaca Tarihçesi,

Yıl 1827 – Dumont d’Ureille isimli bir denizci bu coğrafyaya ulaşmayı başardı. Bu şahıs                  Pasifik Okyanusu’nu Malenezya, Mikronezya ve Polinezya olmak üzere üç                             bölgeye ayırdı.

Yıl 1853 – III. Napolyon, Yeni Kaledonya’yı Fransa’dan gönderilecek politik tutukluların                kalacağı bir koloni haline dönüştürmeye karar verdi.

Yıl 1864 – Fransız siyasî tutukluları taşıyan ilk gemi Noumea’ya yanaşır. Yerli halk                         Kanaklar’la Fransızlar arasında çatışmalar başlar.

Yıl 1953 – Kanaklar ilk partilerini kurarak bağımsızlık için politik bir mücadele başlatırlar.

Yıl 1984 – 1986 – İki taraf arasında en şiddetli çatışmalar işte bu yıllarda gerçekleşir.

Yıl 1989 – Fransa ile Yeni Kaledonya Noumea Antlaşmasını imzalar. Yeni Kaledonya’ya                 özel bir statü sağlanır, bu coğrafya Fransız Meclisi’ne 3 milletvekili yollar.

Kısa Kısa “Yeni Kaledonya”

  • Para birimi Pasifik Frankı’dır. (pf) Fransızların bir dönem kullandığı çarşaf gibi Franklara çok benzer.
  • Tüm nüfusun yarısının yerleştiği başkent Noume’nin merkezi bence hiç de öyle çekici bir yer değil. Hele cumartesi – pazar günleri sanki birkaç dakika önce alarm çalmış gibi bomboş. Kentin en önemli alanı Place de Cocotiers (Hindistan Cevizi Ağaçları Meydanı) bile haftasonu ıssız. Anıtsal Çeşme Fontaine Celeste (1892) heyecan yaratmıyor. Birer Fransız gibi görünmeye gayret eden Kanak gençleri ellerinde içki ve kola şişeleri ile otobüs duraklarında oturup amaçsız etrafı süzüyorlar.
  • Şehir merkezinin en gösterişli binası, ön cephesinde kocaman bir Fransız bayrağı dalgalanan Garnizon Binası, üç katının her biri farklı bir mimari üslupta. Çünkü katlar değişik dönemlerde ilave edilmiş.
  • Ticarette ise Çin egemenliği var. Hafta sonu sadece Çinliler’in giysi ile parfüm sattıkları dükkânlar açık. Zaten Kanak nüfusunun % 45’i tamamen kendi kültürünü bir köşeye itip Fransız popüler tüketim toplumunun birer kopyası olmuş bile!
  • Kaledonya Mutfağına tatlı patates (yam). Hindistan cevizi, muz ve su ürünleri hakim. En tanınmış geleneksel yemekleri ise “Bougna”. Biz de bu yeni tabağı  iki defa denedik. Patates, muz, tavuk, ıstakoz, yengeç parçaları, muz yaprakları ile sarılıp toprak fırında pişiyor. Otelde yediğimiz Boguna’nın içine herhalde ucuz olsun diye sırf patates koymuşlardı. İçimizde nerede ise patates yeşerdi!
  • Yeni Kaledonya dünyanın üçüncü büyük Nikel Üreticisi durumunda. Turizm ile beraber en büyük gelir kaynağı şüphesiz “nikel”. Adanın kırmızı toprağı demir oksit ve nikel mineralini zaten işaret ediyor. Nikel adada 3 farklı tesiste işlenerek dış dünyaya satılıyor. Nikel korozyonu önlediği için geniş bir kullanım alanı bulunuyor.
  • Noumea’nın ufak ama ilginç bir akvaryumu var. Gezmenizi öneririm. (Giriş 1000 pf)
  • Yeni Kaledonya’da endemik serçe türünden özel ve çok akıllı bir kuşçuğu var. Bu hayvancık kendisi için gerekli olan her türlü aleti hazırlayıp kısa zamanda sorunlarını çözebiliyor.
  • Bu coğrafyayı ziyaret için en uygun dönem aşırı sıcak ve rutubetin azaldığı eylül – aralık ayları olduğu söyleniyor.
  • Grande Terre Adası’nın kuzeyinde Kanaklar halen klan halinde yaşamlarını sürdürmeye çalışıyor. Kabile şefi büyük çadırda (Grande Case) oturur. En önemli besinleri olan tatlı patatesin (yam) filizlendiği mart ayında bir festival düzenlenir. İlk ürünü kabile şefi ısırarak iştahla yer.
  • Bu insanlar Fransa kopyası kültürü benimseyen güneydeki Kanaklara öfkeli. 27 çeşit Kanak dilinin birçoğu unutulmaya başlamış bile.
  • Yeni Kaledonya’da bulunan fauna ve floranın %77’si endemiktir. 260 çeşit eğrelti otunun 105’i ve 23 tür kuş adaya has özellik gösterir. Sularında ve özellikler mercan resifleri 2 bin çeşit canlı türü barınmaktadır. Endemik tür çokluğu yönünden Amazonlar ve Madagaskar’dan sonra dünyada üçüncü sırada yer almakta. Yeni Kaledonya mercan resifleri 2008 yılında dünya Doğa Kültür Mirası’na dahil edilmiştir. Ancak bir cins dev kaplumbağa ile yine adaya özgü bir timsah türü artık yok. Maalesef soyları  tükenmiş!
  • Bu coğrafya tek bir uluslararası havaalanı sahiptir. Başkente 50 kilometre uzaktaki Tontouta Havaalanı.
  • Yeni Kaledonya her açıdan çok pahalı bir ülke, basit bir hamburger bile 10 avro idi.
  • La Fora yakınlarındaki Oua Tom Köyü Kanak, Polinezyalı, Hintli, Avrupalı mozaik nüfusu ile ilginç ve sevimli bir sanatçı köyü olarak dikkati çekiyor.
  • Kagu büyükçe uçamayan bir kuş! Ancak kanatlarını kullanarak ağaçlara tırmanıyor. Zalim avcılar için iyi bir hedef olduğu için sayıları çok az kalmış. Hayvanat bahçesinde bu ilginç kuşu ancak esaret altında görebilirsiniz. Bu kuşun bir benzeri de Yeni Zelanda’da bulunuyor.
  • Arı kovanlarını andıran ilginç mimarisi ile Jean Marie Tijboau Kültür Merkezi başkente 10 kilometre uzakta yer alıyor. Ünlü İtalyan mimar Renzzo Piano’nun eseri olan bu merkezde resim, dekor, heykel, fotoğraf ve çizimlerden ibaret 800 özgün çalışma sergileniyor. Ayrıca yerel halkın ve şeflerinin yaşadığı kulübeleri gezip Kanak dansını da izleyebilirsiniz. Belli aralıklarla film gösterileri de devam ediyor
  • Anse Vata Dağı’ndaki Oven Toro Noktası’ndan tüm başkenti seyredebilirsiniz. Yat limanı Mosselle’nin çevresinde ise şık kahveler dizili.
  • Başkent Noumea’da “Explorer” olarak isimlendirilen sarı turistik bir otobüs var. On farklı durağı kullanarak tüm kenti gezdiriyor. Alacağınız bilet tüm gün geçerli. Günde ancak beş sefer yapıyor.
  • Büyük adanın kuzeyleri çok tenha olduğu için toplu taşıma araçları çok kısıtlı. Buraları keşfetmek için en iyi yöntem “araba kiralamak.”
  • Başkentin yakınlarında Katolik Kilisesi’nin işlettiği ilginç bir lokanta var. Ismarlanan yemekleri rahibeler dualarla hizmet ediyor.
  • Belli aralıklarla referandum yapılıyor. Nüfusun %40’ını oluşturan Fransızlarla, Konakların bir bölümü bu oylamada “bağımsız yeni bir ülkeye” sürekli “Hayır” dediği için referandumların sonucu baştan belli gibi.
  • Kuru Orman olarak adlandırılan çalılıklar arasına diğer adalardan iş bulmak için gelen Kanaklar’ın gecekonduları sıralanıyor. Sularını bile çevredeki okullardan temin ediyorlarmış. Ama yine de televizyonları eksik değil!
  • Kıyı şeridindeki Le Surf adlı otelde kaldık. Tavsiye ederim. Akvaryuma, plaja ve dalga sörfü alanına yakın. Sağ ve solundaki yürüme mesafesindeki koylarda çok sayıda lokanta, dükkân ve kahve var. Otelin kahvaltısı da çok zengin idi. Çağla Kubat’a bir hatırlatma. Dünya dalga sörfü yarışmaları da her yıl burada yapılıyor!
  • Yeni Kaldeonya’da maalesef kapalı alanda sigara içilmesine müsaade ediliyordu. Bize bu iş o kadar tuhaf geldi ki…Ama herhalde artık yasaklanmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir