Voronezh’i Niye Duymadınız?

Selman ile Rusya platosunda yer alan ve Güney Batı Rusya’nın en önemli şehirlerinden iki milyon nüfuslu Voronezh’i ziyaret etmeye karar verdik. Burası aynı zamanda aynı adlı Oblast’ın (eyalet) başkenti.

Stand’daki THY yetkilisi bizim böyle bir şehre uçuşumuz var mı ki diye bana soruyor,  iyi mi ?

         Uçağın çoğunluğunu Ruslar teşkil ediyor. Birkaç da Mısırlı delikanlı var. Arap gençler meğer Voronezh’de tıp okuyormuş. Rus hanımlar genelde kırmızı kıyafeti tercih ediyor. Yanımdaki hanımın yüzünün yarısını gözlük kapamış. Belli ki en büyük korkusu “yaşlanmak.” !

         Voronezh Havalimanına sessizce iniyoruz. Elbette polisten geçerken bazı klasik sorulara yanıt vermemiz gerekiyor. “Niye geldiniz, kaç gün kalacaksınız” gibi.

         Bantta dönen bavulları dikkatle inceliyorum, bazıları kurdeleli, bazılarının üstünde ise birer çıkartma var. Parlak siyah gösterişli bavulun sahibi “zengin” olmalı diye düşünüyorum. Bazı bavullar ise naylonlarla sıkıca sarılmış. Herhalde zavallı bavul nefes alamıyordur.  Aslında her bavulun  kendine özgü bir hikayesi olmalı. Kimbilir sahipleri ile ne kadar farklı coğrafyaları gezdiler.

         Saat sabahın 2.30’u oldu, pazarlık sonucu bir taksi ile anlaşıp 10 dolara Airbnb kanalı ile kiraladığımız daireye gidiyoruz. Airbnb genelde otellerin yarı fiyatına. Ama bazen booking-com daha ucuz oluyor, ikisini de araştırmak ve karşılaştırmak gerekir. Apartman Sovyet dönemi eski suratlı, merdivenleri dar ve dik  ama daire ev sahibi genç mimar Anna yönetiminde baştan başa titizlikle yenilenmiş.

         Hemen uyuyoruz, böyle gece uçuşları yolcunun ertesi gününü sersem geçirtiyor.

         Moskova’ya 500 kilometre uzaklıktaki Voronezh, Don’a dökülen Voronezh Nehri boyunca 1586 yılında kurulmuş. Rusya’da nüfusu bir milyonun üstünde olan 15 kentten birisi. En başta Voronezh State University olmak üzere dört üniversitesi ile ciddi bir öğrenci ve dolayısıyla genç bir nüfusa sahip. Sahiden özellikle geceleri cıvıl cıvıl hareketli bir kent. Gerek Havaalanı gerekse tren garı Avrupa Rusyasını Güneydoğu Urallara bağlıyor.

         Bu coğrafyanın en dikkat çeken yanı  bizim nedense “deli” diye isimlendirdiğimiz Birinci Petro’nun 23 yaşında ilk Rus donanmasının gemilerini Voronezh Nehri’nin üstündeki bir adada inşa ettirmesi. Bence Büyük Petro, Rusya’nın bir bakıma da Atatürk’ü. Cesaretle uyguladığı nice yeniliklerle ülkesini “güçlü Rusya” yaptı.

         Hollanda ve Polonya’da işçi kimliğinde çalışıp gemi yapımını öğrenen genç Çar, suyun derin ve  ayrıca gemi yapımına uygun değişik cins ağaç bulunduran, halkı sanatta yetenekli bu sessiz yörede 1802 yılında sıra ile toplam 38 gemi inşa ettirir. Böylece ilk Rus filosu yapılanır. Ayrıca Don Nehri kanalı ile Azak Denizine ulaşmak mümkündür. Petro, bu sayede kuzeyde İsveç güneyde ise Osmanlı ile savaşıp büyük başarılar elde eder.

         Bugün ilk yaptırdığı geminin (Goto Preddestinasia) bir benzeri nehir kıyısında sergileniyor. Ayrıca o dönemde adada Petro’nun yaşadığı evinin bir kopyasını da yakında müze olarak açılacaktı. Elbette kentle özdeşleşen Çar Petro’nun kentte çok sayıda bronz heykel ile büstü de bulunuyor.

         Divnogorye Bölgesi – Voronezh kenti 100 kilometre uzaklıkta ! Burada 20 bin yıl  öncesine ait mamut kemikleri iki köylü tarafından 1949 yılında tesadüfen bulunmuş. O dönemin insanları barınak inşa etmek için mamut kemiklerini toplamış. Divnogorye  Köyünde inşa edilen müzede sergilenen bu kemiklerin ilginç öyküsü tüm dünyadan ziyaretçileri buraya çekiyor.   

         Selman ile UNESCO kültür listesine giren Interlingua Lisan okullarını ziyaret ediyoruz. Sahibi bizim “Çariçe” olarak nitelendirdiğimiz 71 yaşındaki havalı zarif Hanım Dr. Elena Kikteva. Voronezh’deki okullarının sayısı “yedi”. Ama ana okul binası başlangıçta bir kale olarak inşa edilmiş. Tuğlaların içine savunma amaçla özel demir yerleştirilmiş. İkinci Dünya Savaşında Voronezh’in yüzde doksanı yıkılırken bu bina ayakta kalmış!

         Kentin en büyük katedrali Rus-Bizans tarzında ve  “Annunciation” adını taşıyor. Yüksek tavanı ve tüm hacmi kaplayan rengarenk duvar resimleri ile dünyanın en büyük Ortodoks Kiliseleri arasında sayılıyor.  

         Sanatçı üyemiz Nesrin Çetinel ile tam 12 gün süren, Murmansk, St. Petersburg, Pskov, Smolensk, Kaluga, Bryansk ve Oryol’u içeren gezinin son durağı yine benim favori şehrim Voronezh oldu. Maceralı 7 saat süren bir tren yolcuğun sonunda sabah 9 gibi Voronezh’in tarihi garındayız. Bu sefer butik bir otelde kalıyoruz.  Adı “Kuban”. Gecesi sadece 23 dolar, odaları geniş ve rahat! Gayet samimi karşılanıyoruz. Bu yörede yaygın kullanılan lahana ve pancarlı bir kahvaltı hazırlanmış.

Öğleden sonra işadamı Dmitry ile Rubaire Televizyonu için kentin heykel ve parkları tek tek gezerek çekim yapıyoruz. İlk durak elbette Çar Büyük Petro heykeli. Ana temamız ülkelerin, bilhassa gençlerin ülke tarihinde rol oynayan zatların heykellerine sahip çıkmasının önemi. Tarihini bilmeyen geleceğini de kestiremez. Her tarihi kişilik yaşadığı dönemin şartlarına göre yargılanmalıdır.

Kentin bulvarında yürüyoruz. Elbette II. Dünya Savaşı kurbanları ülke genelinde her fırsatta anılıyor. Bu amaçla Voronezh’de de çok uzun bir dikilitaş inşa edilmiş.

Metal bir köpek heykelinin önünde de bir süre duruyoruz. Sık sık rastlanılan sadık ve vefalı bir köpek hikayesi.

Ertesi sabah Nesrin ile Voronezh Nehri boyunca yürüyerek sahilde şık bir kahvede her zamanki gibi “amerikano” yudumluyoruz. Vorononezh varlıklı bir kent, bunu araç sayısının çokluğunda da rahatça anlıyorsunuz.  

         Daha fazla kilise görmek isterseniz listede St. Alexey – Akatov Manastırı ile Ilyinskaya Kiliseleri var. Bu coğrafyada kışlar soğuk ve uzun yazlar ise kısa sürer.

Koltsouskiy ile Petrovskiy Bahçelerinde yazın huzur içinde dolaşabilirsiniz. Bölgenin en önemli ağacı “meşe”. Hele sonbaharda çimleri örten yaprak halıya kimse dokunmaz. Bu yapraklar ağaçları soğuk ile kuraklıktan korur, her cins böceğe ev sahipliği yapar, kuşların ve diğer canlıların yiyecek bulmasını sağlar, ayrıca toprağın pH ile porozitesini de ayarlar.

         Ağaç yaprakları ülkemizde toplanıp bir de üstüne yakılınca adeta çıldırıyorum !

         Çocukların her hafta sonu koştuğu kukla tiyatrosu “Puppet Theater”,  tarihi Dram Tiyatrosu ile Opera Binası da mimarisi ile dikkatimizi çekiyor.

Voronezh ayrıca çok sayıda önemli Rus yazar ile şairin anavatanıdır. Örneğin Platanov, Koltsov, Bunin, Nikitin, Marshak, Troyepolsky ile Suvorin. Bu coğrafyanın ünlü ressamları ise Kramskou, Ge ve Kuprin.

         Bu tanınmış zatların heykelleri ile  kent gezintisinde sık sık karşılacaksınız.

         Özellikle Barankin adlı geleneksel lokantaya uğramanızı öneririm. Hem ucuz, hem de tipik. Yemeğinizi kendiniz seçip alıyorsunuz. 

         İkinci Dünya Savaşında Voronezh halkının % 66’sı 212 gün ve gece süren savaş sonunda hayatlarını kaybetti. Toplu mezarlarda 10 bin Sovyet askeri yatmakta. Diğer taraftan yine 1942 yılında Malishevo Köyü yakınında 500 sivili Naziler işkence ile öldürmüş.

         Bir festivali kutlamak için 13 Haziran 1942’de Pioneers Bahçesine otobüslerle getirilen çocukların yakınına düşen Nazi bombaları maalesef 300 çocuğun ölümüne neden olmuş.

         Bu coğrafyanın şairi bol !

         Voronezh’li şair Mandelstam ile Akhmatova’nın mısraları ile bitirelim mi ?

Voronezh beni serbest bırak, bana geri gel,

Yıkım, katliam, bıçak ve silahlar sona ersin !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir