THASSOS, YUNANİSTAN’IN EN KUZEYDE VE EN YEŞİL ADASI

Thassos, V. yüzyılda ticaret ile zenginleşmiş. Güçlü  para birimi ile “Kuzeyin Atinası” unvanını alarak zengin bir kültür merkezi olmuş. Yamaca kurulmuş antik tiyatrosu ve bembeyaz antik heykelleri bugüne ulaşmış. Adanın arkeoloji müzesinde devasa Kouros Heykeli sizi karşılıyor. Antik Limenas ile bugünkü Limenas aynı yerde olunca karşınıza sık sık kalıntılar çıkıyor.

Doğu Makedonya kıyılarının karşısındaki Thassos’ta ikinci lisan Türkçe. Her köşede  bilhassa  menülerde Türkçe yazılar dikkat çekiyor. Bu coğrafyadaki turizmi ayakta tutan özellikle Trakya’dan gelen Türk ziyaretçileri !

Keramoti Limanından Thassos’un başkenti Limenos’a sık sık feribot kalkıyor. Sadece 6 deniz mili olan mesafe 35 dakika sürüyor.  Bu sayede maalesef adanın her tarafı arabalarla dolmuş.

Diğer bir alternatif ise Kavala’dan.  Thassos’un Prinos Limanı ile Kavala arasında çalışan feribotlar 12 deniz milini bir saatte alıyor. Prinos ile Başkent Limenos arası ise sadece 17 kilometre ve otobüsle 25 dakika kadar alıyor. Limenos’un limanının karşısındaki otobüs terminalinden saat 13’te üç otobüs birden kalkıyor. Tüm adayı 3,5 satte dolaşan otobüsün bileti 11 Avro.

Gece 9 hanımın bulunduğu minibüsle İstanbul’dan yola çıkıyoruz. Yolda zaten uyukluyoruz.

Tekirdağ – Keşan istikametinde ilerleyip İpsala hudut noktasına geliyoruz. Sınırda Türkiye’de Yunan tarafında da  zorluk çıkmıyor. Thassos’a kadar İstanbul’dan toplam yolculuk  450 kilometre ve mola sıklığı, sınırlardaki duruma bağlı olarak yolculuk 6 – 8 saat arası sürüyor. Dedeağaç (Alexandropouli) ve İskeçe’yi (Xasthi) geçerek Keremoti Limanına varıyoruz. Limanı’nın karşısında Türklerin uğrak yeri olan Me Gusta kahvede serpme kahvaltı zamanı. Serpme kahvaltı israf demek.  Varuna ailesi 1965’den beri üç kuşaktır kendi fırınlarında pişirdikleri börekleri, demleme çay ve yarım yamalak Türkçeleri ile Türk ziyaretçileri ağırlıyorlar.

Ben yerli halkın yaşantısını incelemek amacı ile  dolaşıyorum. Herkes ama herkes sade, sütlü veya şekerli kahve frappe içiyor. Adeta bir tiryakilik. Elbette ben de tadıyorum. Zaten daha önce gittiğim Yunan adalarında da  denemiştim. Bizlerin damak tadına doğrusu uymuyor. Zaten her yer lokanta, taverna ve kahvehane.

Denizden gelen iyotlu mülayim rüzgarı arkama alıp bir masaya çöküyorum. Şortlu üç delikanlı ellerindeki bazı kağıtları göstererek hararetle sohbet ediyorlar. Tuhaf, yassı, şekilsiz kafalı gencin parlayan öfkesi gözlerinden kolayca okunuyor. Bir diğeri ıslığı andıran uğultulu sesi ile bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Tonunda bir düşmanlık veya samimiyet sezilmiyor. Üçüncü gencin elmacık kemiği çıkık, derin keskin bakışlarıyla arkadaşlarını sabırla dinliyor.

Ada zeytin, palmiye ve çam ağaçlarıyla kaplı ama Thassos’u cazip yapan yeşil örtüsü dışında, seksen koyuna yayılan plajları. Ben kertenkele gibi güneşte yatmayı sevmediğim için doğrusu bana bu plajlar hitap etmiyor ama yine de plajlar hakkında topladığım bilgileri sizlerle paylaşayım:

Başkent Limenas’ın civarında sığ denizi ile “Glikali” ve  ağaçlarla çevrili Papalimanı plajı.  Patos’da ise  “Psili Ammos” ince kumu,  “Rossogremos” plajı ise kırmızımsı pembe sahili ile biliniyor. “Paradise Beach” adanın en ünlü plajı,  altın sarısı kumu, turkuaz renkli sığ denizi ile tatilcileri çekiyor ama unutmayın adadaki her plajda şemsiye ile koltuğa ücret ödemek gerekiyor. “Makryammos Plajı” sığ kum sahili ile çocuklu ailelere tavsiye ediliyor. “Marble Sailara” plajını mermer tozlarının oluşturduğu farklı jeolojiye sahip bir sahil olarak not edin. Daha da var. “Alikes Beach”,  “Pachis” , lüks “La Scala Beach”,  liste uzar gider. Girola Lagününe gidelim derseniz  yanınıza ihtiyaçlarınızı alın çünkü civarda herhangi bir tesis yok.

Akşam olunca herkes bir lokantaya çöküyor saatlerce durmadan atıştırıyor, habire lüzumsuz kalori depoluyorlar. Yaşadığımız dünyada günde 22 bin kişi açlıktan ölürken durmadan sağlıksız besleniyorlar. Elbette ağırlık deniz ürünlerinde. Onlarında birer can olduğunu düşünmüyorlar bile. Deniz ürünlerinin bünyelerinde bulunan ağır metaller aslında onları zehirliyor. Masaları inceliyorum taze balık, jumbo karides, kalamar, ahtapot, köfte. Aralarda vejetaryen tabaklarda var. Mücver, enginar, humus, fava ve bamya gibi.

Thassos’dan Bazı Kısa Notlar

  • 1455 yılında II.  Mahmut adayı Osmanlıya bağlar. Ancak 1466 yılında Amiral Capela tarafından geri alınır.
  • Pananiya dağ köyü eski başkent, Meryem ana ile anılıyor. Taş çatılı evleri, taştan sokakları, Meryem ana kilisesi ve maalesef kuzu ile oğlak çevirmesi ile ünlü. Önce çocuklarını “kuzum” diye sevip sonra besledikleri kuzuyu güzelce kesip yerler.  Bunları duyunca ben de gitmekten vazgeçtim.
  • Adanın balı ve zeytinyağı meşhur,  özel bal ve zeytin yağı tesisleri var
  • Alikes yakınında baş melek Mikail adına uçurumun kenarına inşa edilen Aziz Archangel  Michail Manastırı ziyaretçilerine ayrıca  güzel bir Ege Denizi manzarası sunuyor.
  • Giola Zeus’un Gözü olarak tanıtılıyor. Aslında sadece oyuk bir kaya.
  • Adanın doğusunda Kinyra’da çam ve zeytin ağaçları ve bağlar arasında antik şehir kalıntılarına rastlanıyor.
  • Sahil boyunca bahçe içinde şık villalar dikkat çekiyor.
  • Potamia Adanın en yüksek dağı (1127 metre) Ypsarios’un eteğine kurulmuş taş kilise ve taştan evleriyle biliniyor.
  • Rochoni Osmanlının Mısır Valisi Mehmet Ali Paşanın köyü olarak tarihimizde yer alıyor.
  • Thassos eğlence açısından bir Mikanos veya Santorini değil! Ama elbette bar ve diskolar hep başkent Limanos’da.
  • Ada bütünüyle tertemiz. O konuda hassaslar !
  • Thassos’un toplam kıyı şeridi 93 kilometre

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir