Tasmanya

Tasmanya Canavarı ile Biliniyor

Bir yaz günü, odamda kaparken bavulumu

Çekecek koltuğumun parmakları kolumu

Her zamanki sesiyle bana “otur” diyecek

Sabri Esat Siyavuşgil

Ama ben hareket insanıyım. Oturamam! Tasmanya beni bekliyor.

Tasmanya Avustralya’nın güneyinde 12 bin yıl önce buzulların erimesi ile ana karadan Bas Boğazı ile ayrılan büyük bir “ada”. Ayrıca Avustralya’nın en ufak eyaleti. Başkenti Hobart “Lovely Planet’e” göre dünyanın en görülesi 10 kentinden biri seçilmiş. Avustrayalılar nedense ada halkını “taşralı”, hatta bir dönem “kendi aralarında evlenen iki başlı insanların diyarı” olarak tanımlamış.

Tasmanya Kristal göllerin, alpin platoların,  sarıçiçekli çalıların, yemyeşil kırların, fundalıkların, valabilerin (ufak kanguru), yumuşak kum tepelerinin, Tasmanya Denizinden kumullarla ayrılan lagün ve havzaların, iri granit kayaların, upuzun el değmemiş beyaz kumsalların, turuncu yosun kaplı kayalıkların, kalem ve huan çamlarının, vombatların (ufakça ayılar), sarı,  turuncu, yeşil, gri, siyah ve beyaz likenlerle örtülü kayaların, yıldız dolu lacivert gecelerin, turuncu karınlı papağanların ve elbette de koalaların ülkesi.

Melbourn’den Hobart uçakla 50 dakika yani,  Ankara ile İstanbul arası kadar sürüyor. Maalesef Tasmanya bu sırada orman yangını ile mücadele ediyordu,  çok kesif duman ile karşılaştık. Kuru olan çalılarda yıldırım alevi ile başlayan yangını bir türlü kontrol altına alamışlardı. Hatta bir köyü boşaltıyorlardı bile. 1967 yılında çıkan benzer bir yangında “siyah salı” diye anılan bir salı günü 62 kişi hayatını kaybetmişti.

Hobart Havalimanında “skybus” olarak isimlendirilen lüks otobüse kredi kartı ile 20 dolar ödeyince yarım saatte başkentin merkezindesiniz. Sydney’den sonra Avustralya’nın en eski ikinci kenti olan Derwent Nehri ile bütünleşen Hobart’ın turistik merkezi “Salamanca Meydanı”. Buradaki eski depolar şık mağazalara çevrilmiş. Gül, yüksük otu, çam karışımı hoş bir koku alıyorum.

Tasmanya tarihine Kısaca Bakalım.

Yıl 1642, 24 Kasım   Ünlü Hollandalı kaptan Abel Tasman buraya ulaşır.
Yıl 1803 Derwent Nehrinin geniş koyunda ilk yerleşim “Van Diemen Toprakları” adı ile  kurulur.
Yıl 1836 Charles Darwin buraya uğrar.
1803 – 1853 Arası  12500 mahkum İngiltere’den buraya gönderildi. Aralarında sadece bir gömlek çalan beceriksiz hırsızlar bile bulunuyordu.
1830 – 1840   Bilhassa kaptanlar, hapishane yöneticileri, tersane sahipleri, sahil boyunca güzel villalar inşa etti. Ünlü aktör Errol Flynn’da burada doğdu. Bu evlerin bugünkü değeri 2,5 milyon dolar civarı .  
1856 Ada artık “Tasmanya” adını aldı.  

Doktor muayene ettiği Hobartlı hastaya

– Size artık ilaçlar fayda etmiyor. Yaşantınızda değişiklik yapmalısınız. Bir sayfiye kasabasına gidip şöyle bir ay dinlenin. Bol bol et yiyip, su için. Sigarayı da günde bir taneden fazla içmeyin.

Bir ay sonra hasta, tekrar doktora geldiğinde yepyeni bir insan olmuştu.

– Doktor bey, bütün öğütlerinizi yerine getirdim. Bambaşka bir adam oldum. Erken yattım. Bol et yedim. Sürekli su içtim. Ancak her gün içmemi söylediğiniz bir sigaraya bir türlü alışamadım. Benim yaşımda bir insanın sigaraya başlaması pek kolay olmuyor. 

Kısa Kısa Tasmanya

  • Tasmanya’nın el yapımı çedar peyniri, leathewood balı ve kabuklu ekmeğini tadın derim.
  • Tasmanya’da gemi yapımı hep önemli bir iş kolu olmuş. Ada’nın % 20’si tarıma elverişlidir. Elma ve kiraz ağaçları bol. Ayrıca mikro iklimde böğürtlen, yemiş, zeytin, buğday,  yer mantarı, safran yetişiyor. Bağcılık gelişmiş.  Meyvesi bol, muz ve elma  çok ucuz. Bazı yöreleri Anadoluyu andırıyor.
  • Tasmanya’nın güneyinde Antartika’ya kadar hiçbir kara parçası yok.
  • Noel zamanı gerçekleşen Sydney – Hobart arası yat yarışı dalında çok ünlü.
  • Hobart Limanı dünyanın en büyük ve derin limanlarından birisi. Burada yatlar, tarihi yelkenliler, balıkçı tekneleri dışında sık sık yolcu vapurlarını da görüyorsunuz.
  • Bu adada evcil hayvanınızı ancak öngörülen belli saatlerde sokakta gezdirebiliyorsunuz.
  • Tasmanya’nın hemen hemen yarısı milli park olarak korunuyor. Tam 14 milli parkı var. Ağaç kesmek, avcılık, arazinin tarıma açılması tamamen “yasak”.
  • Hobart’ın en çok ziyaret edilen noktalarından birisi olan “Salamanca Pazarı” cumartesileri 9 ile 15 arası açılıyor. Zaten Hobart’ta yaşam saat 17 deyince bitiyor. Kahveler bile kapanıyor. Herkes nedense dükkanını,  işyerini kapatıp doğru evine  koşuyor.
  • Hobart ciddi bir otobüs ağı ile bütünleşmiş. Ancak otobüsler yarım saatte bir geliyor. Duraklar numara ile anılıyor. Örneğin “17 numaralı durakta ineceğim” diyorsunuz.  Biletinizi girişte şoförden satın alıyorsunuz. Şehir içi bilet ücreti 4 Avustralya doları gibi.
  • Tasmanya Üniversitesi üç farklı kampüsü ile önemli bir eğitim kurumu. Hatta Tasmanya’nın üçüncü büyük işvereni imiş. Kuruluş yılı “1950”. Deniz kıyısında yer alan IMAS (Institute for Marine and Antartic Studies) gençlerle kısa bir sohbet toplantısı yaptım.
  • Meralarda bol koyun var. Ne de olsa ot bol.
  • Richmond Village, Hobart’a 40 dakika mesafede ve Coal Nehri kıyısında. Kır kahveleri, bol çiçekli kahveleri ile koloni günlerini andıran sessiz turistik bir kasaba. Avustralya’nın en eski köprüsü ile en eski faal Katolik Kilisesi St Johns da burada.
  • Benorong bir hayvan bakım merkezi havasında ama bence kesinlikle hayvanların sömürüldüğü, turistik olarak kullanıldığı, gelen ziyaretçilerin eline yem verilen bir çeşit modern hayvanat bahçesi. Attila burayı  ziyaret etti, ben ise gitmedim.
  • Son Tasmanya kaplanı 1956 yılında hayvanat bahçesinde ölmüş. “Tasmanya canavarı” dedikleri siyah renkli,  domuzdan küçük, köpek benzeri, sinir bozucu bir sesi olan, sinirlenince kötü koku yayan bir “hayvancık”. Çenesi çok kuvvetli, en sert kemikleri bile kırıyor. Hayvanların kürkünü bile yiyor.  Geride hiç çöp bırakmıyor. Yani tam “çevreci”. Zaten her yerde fotoğrafını ve heykelini görüyorsunuz. En büyük et obur,  keseli hayvan imiş.
  • Okyanustan da istifade ediyorlar. Kral yengeçler, kerevitler, kaya istiridyeleri, deniz taraklarını tadabilirsiniz.
  • Tasmanya’nın yerlisi nazik, yardımsever yabancılara saygılı ve adada yaşlı nüfus fazla.
  • Hobart’ın en köklü ve en büyük tesisi “Cascade Brewey” bira fabrikası,  burayı organize bir turla gezebilirsiniz.
  • “Hobart’taki Tasmanya Müze ve Sanat Galerisi” de görülmesi gereken yerler arasında. Ayrıca Hobart’ın Postanesi, 160 yıllık Kraliyet Tiyatrosu (theater royal), 73 odalı, 150 dekar park içindeki Hükümet Konağı başta olmak üzere 90 tarihi yapı ulusal servet kategorisinde koruma altına alınmış.
  • Hobart sırtını Wellington Dağına dayamış. (1270 metre). Oraya kadar teleferik hattı kurulmasına halk hiç sıcak bakmıyor.
  • Port Arthur aslında bugün terk  edilen bir hapishane kampüsü enkazı. Zamanında İngiltere’den buraya  1100 mahkum getirilmiş. Unutmayın 1800’lü yıllarda İngiltere’de sınırsız suç ve fakirlik boy gösteriyordu. Bu hapishaneden kaçmak çok zor imiş. Dokuz kuyruklu kedi ve yüz kamçı cezası bile olağan kabul edilmiş. Son mahkum Port Arthur’u da 1877 yılında terk etmiş..
  • Buraya gelen ziyaretçiler doğal parklarda bir kaç günlük uzun yürüyüşlere de katılıyor. En ünlüsü Mount William Parkı’ndaki 60 kilometrelik overland track.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir