Sultan Kabus’un Temiz Ülkesi: UMMAN

Umman denince akla yüksek dağlar, sonsuz çöller, kızgın kumlar, tütsü kokan sokaklar, Umman Denizi’nin çılgın dalgaları, çöl ve muson rüzgarları’nın yanı sıra artık aramızda olmayan Sultan Kabus bin Said geliyor ister istemez. Arap Yarımadasının ikinci büyük ülkesi olan Umman’ın tarihinde çok önemli bir yeri var bu “ismin”, çünkü 30 yılda Umman’da çok önemli projelere imza atmış ve ülkesinin çehresini tamamen değiştirmiş… İngiltere’de, Berkshire’deki Kraliyet Askeri Akademisi’nde gördüğü eğitimden sonra, babası Said bin Teymur tarafından ülkesine çağrılmış ve gelir gelmez tutuklanmış. Bu tutukluluk 6 yıl sürmüş. Bu süre içinde babası, sürdürdüğü diktatörlük yönetimini giderek sertleştirmiş.

Nihayet, 1970 yılında Kabus bin Said, -İngilizlerin de desteğiyle- saray içi bir darbeyle tahtı ele geçirerek babasını sürgüne göndermiş. Bu tarihten sonra da karayolları, okul, hastane ve sanayi tesisleri gibi oldukça iddialı projelerine başlamış. Örneğin babasının döneminde sadece 12 kilometre asfalt yolu ve sadece iki ilkokulu olan başkent Maskat, günümüzde dünyanın çevre ödüllü en yeşil başkentleri arasında sayılıyor. Hatta Singapur’dan sonra en temiz kent seçildi. Ama ben eskiden temizlik sembolü sayılan Singapur’un eskisi kadar temiz olmadığına inanıyorum. Yeni temizlik sembolü Maskat! Ayrıca kentte trafik derdi ve ulaşım sorunu diye bir şey yoktu, yollar da oldukça güzel. Dünyanın en sıcak başkenti’nin de Maskat olduğu söyleniyor. Yazın ortalama sıcaklık 45-50 derece ve nem oranı % 90’lara kadar çıkabiliyor. İklim her ne kadar sıcak ve kurak olsa da yağmur yağdığında, toprak suyu çabuk çekmediği için Umman’da her tarafı bir anda sel götürüyor.

            Umman’da yönetim kısmen şeriata dayansa da, modern bir anlayış hakim. Yaşamı, İslam inancına sıkı bağlılık biçimlendiriyor. Ama kadınlar Arap dünyasındaki diğer kadınlara göre daha özgürler. Peçe yasak! Alkol resmen yasak ama ev yapımı şaraplar kolaylıkla temin edilebiliyordu. Her türlü yetki Sultan’ın elinde bulunuyor. Yerel yönetim ise valiler ve belediye meclisleri tarafından yürütülüyor. Ülkede, eğitim alanında önemli atılımlar yapıldı. Sultan Kabus Üniversitesi, Amerikan üniversitelerini hiç aratmıyordu. Öğretim üyelerinin hemen hemen hepsi yabancı idi. Ayrıca öğrencilerin tüm masrafları devlet tarafından karşılanıyor.  

Sultan Kabus, diğer Arap sultanlarının aksine evlenmedi ve hiç çocuğu olmadı. Arasıra bir taksi şoförü kılığında halkın arasında dolaştığı söyleniyor. Tam bir ekoloji düşkünü olduğu için bazı yasaklar koymuş. Öyle ki, Umman’da bir kertenkele öldürmek suç kapsamına giriyordu. Hatta Sultan kertenkelelerle ilgili bir de kitap hazırlamıştı. Umman’da kaldığım 5 gün içerisinde yerlerde bir tek çöpe bile rastlayamadım. Doksan dolar aylık alan çok sayıdaki Hintli ve Pakistanlı temizlik emekçisi iyi çalışıyor doğrusu.

Sultan Kabus’un çevre duyarlılığı sayesinde, yüzölçümünün yarısından fazlası çöllerle kaplı olan bu ülkede, Pakistan’dan getirtilen toprakla, deniz suyunun arıtılmasıyla elde edilen suyla ve borularla köklere kadar ulaşan damla sulama tekniği sayesinde yemyeşil bir başkent yaratılmış. Ne diyelim, bravo!

            Umman aynı zamanda “bir kaleler diyarı”. Zamanında herhangi bir kaleyi fetheden, kalenin bulunduğu bölgeyi de ele geçirmiş sayılırmış. Bu yüzden kaleler çok sıkı korunurmuş. Umman’da bulunan 500 kaleden sadece iki tanesini gezebildik. Biri, Maskat’a 174 kilometre uzaklıktaki Nezve Kentinde bulunan Nezve Kalesi idi. Kalenin iç içe 5 kapısı var ve kolayca yakılmasın diye kale taşla kaplanmış. Her kapının üzerinde, kapı önünde bekleyenleri gözetlemek için birer boşluk var. Kaleyi fethetmek isteyen davetsiz misafirlerin üzerine buradan kızgın hurma şerbeti ya da yağ dökülürmüş. Daha sonra Jabreen Bölgesinde ikinci bir kaleyi gezdik. Bu, Nezve Kalesi’nden daha büyük. İmamın haremi, yatak odaları, terası, mutfağı… Gerçekten güzel planlanmış ayrıca  dönemin yapı teknolojisini çok iyi yansıtıyor…

            Umman, balık varlığı açısından hayli zengin. Zengin inorganik besinlere sahip olan Umman Denizi, bu bölgede 150 çeşit balığın yaşamasına olanak sağlıyor. Ayrıca dalma meraklıları için de bu coğrafya bir cennet. Maskat’ta sabah 05.30-06.00 civarında uyanıp balık haline gitmeyi göze alırsanız, balıktan dönen rengarenk sandalların içindeki, boyları 1,5 metreye varan çeşit çeşit balıkları ve denizin insanı adeta imrendiren temizliğini görebilirsiniz…

            Umman belki komşu Yemen kadar size ilginç gelmeyebilir, Yemen’de elbette buram buram kokan bir tarih, bir macera, bir heyecan, bir farklılık var. Ama bu iki ülkeyi birlikte görmenizi öneririm. Umman da ağzınızda ayrı bir tat bırakacaktır.

Elbette çok şaşırtıcı bir coğrafya olan Yemen uzun zamandır sıkıntılı bir dönemin içinde. 

Necip Fazıl Kısakürek’in bir şiiri ile bitirmek istiyorum.

Dağlarda Şarkı Söyle

Al eline bir değnek,

Tırman dağlara, söyle!

Şehir farksız olsun tek,

Mukavvadan bir köyle.

Uzasan, göğe ersen,

Cücesin şehirde sen;

Bir dev olmak istersen,

Dağlarda şarkı söyle!

Muskat’ın zenginlerinden Yahya Beyin hastalığı çok ağırlaşmıştı.

Son anlarının geldiğinin fark edince karısını yanına çağırdı.

  • Bir süredir seni hizmetçi ile aldatıyordum. Beni affetmeni istiyorum.

Karısı gayet sakin bir şekilde kocasını teselli eder, Üzülme kocacağım seni boşuna mı zehirledim?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir