Sonsuz Topraklar Devleti: Vanuatu

Vanuatu, birçok gezi yazarına göre “Dünyanın en mutlu insanlarının adalar devleti.”. Paylaşmasını bilen, mutluluğu ufak detaylarda arayan insanların toprağı. Fazlasını rahatlıkla komşusuna ikram eden, güler yüzlü insanların ülkesi. Buraya düşleri süsleyen bir “ıssızlık” hakim. Eğer ülkemizden çok derin bir kuyu açarsanız, diğer ucu Vanuatu’da olacaktır.

            Bu coğrafyayı tam 74 yıl iki önemli devlet birlikte yönetmiş. Fransa ile Birleşik Krallık. Bu uygulama dünya tarihine bir ilk olarak kayda geçmiş. Yönetim merkezleri ayrı, karakolları ayrı, postaneleri ayrı, kiliseleri ayrı, mahkemeleri ayrı imiş. Halk istediği yönetimi seçmekte serbestmiş. Örneğin Fransız yasaları daha hafif olduğu için suçlular genellikle Fransız adaletine sığınıyormuş. Fransız – İngiliz rekabetinin adaların lehine olumlu yatırımlara dönüştüğünü söyleyenler de var!

            Vanuatu’nun da yer aldığı Güney Pasifik gezegenimizin üçte birini kaplayan ve yüzölçümü tüm  kıtaların topraklarından daha büyük olan Pasifik Okyanusu’nun bir parçası. Macellan bu suya “Man Pacifico” yani “Sakin Deniz” demiş. Thies Matzer ise sekiz yıl bir adadan diğerine yelken açtı. Bu uzun ve maceralı yolculuğu neticesinde Güney Pasifik’in sessizlik değil neşeli kalabalıklar denizi olduğunu öne sürdü.

            Güney Pasifik’te birlikte hareket edilir. Balık avlamak, hindistan cevizi toplamak, sepet örmek gibi gündelik işleri birkaç kişi birlikte yapar. İhtimamla hazırladıkları sebze tabaklarını köyün kadınları çocuklarının okullarına neşe içinde hep beraber götürürler. Kutlama düzenlemek için daima bir neden bulunur. Köy kilisesinin kuruluş yıldönümü, eski papazın görevden alınması, düğün, misafir karşılamak gibi… Kutlama hazırlığı için yine köylerde hep birlikte çalışılır.

Güney Pasifik’e has “rahatlık” söz konusu olsa bile “hiyerarşi” de çok katıdır. Oturma düzeni bellidir. Bir öğünde en fazla üç Hindistan cevizi yiyebilirsiniz. Güney Pasifik’te yaşlılara daima  saygı gösterilir. Bu coğrafyada “yaş” yaşanmış çok zaman demektir. Saygı gerektirir. Burada sabretmeyi öğreneceksiniz. Dakikaların, saatlerin önemi yoktur. Sabahı, neşeli neşeli öten horozlar haber verir. Bugünle yarın arasındaki sınır ise  belirsizdir.

Şimdi Vanuatu Tarihine Kısaca Bir Göz Atalım!

Yıl 1606: Portekizli Fernandes de Quebros, İspanya Krallığı adına ilk kez Espiritu Santo Adası’na ayak basar.

Yıl 1774: Ünlü Kaptan Cook bu adalara İskoçya kökenli bir ad takar, “Yeni Hebridler”. Uzun bir süre bu coğrafya bu şekilde anılır.

Yıl 1825: Bir tüccar olan Peter Dillary, Erromango Adası’nda ticari değeri olan sandal  ağaçlarını görür, böylece bu coğrafyaya göçmen akışı başlamış olur.

XIX. yüzyılda Katolik ve Protestan misyonerler bu adalara ulaştılar. Önce pamuk sonra da kahve, kakao, muz ve hindistan cevizi plantasyonu gerçekleşir.

Yıl 1906: Fransa ve Birleşik Krallık adalar ülkesini birlikte yönetmek üzere ilginç bir    konsorsiyum imzaladılar. Fransız Devlet Başkanı ile İngiliz Kraliçesinin fotoğrafları resmi dairelerde yan yana asılır. Hatta halk onları uzun bir süre karı koca sanmış!!!

Yıl 1980: Vanuatu, bazı aydınların önderliğinde bağımsızlığını kazandı. Ülkeyi başkan ve 40 üyeli bir meclis yönetmeye başladı.

Vanuatu’nun bazı adaları hakkında kısa kısa notlar aktarıyorum.

Ambrym Adası (680 kilometrekare): Güneyin cenneti ve şeytanın oyun sahası olarak biliniyor. Saralka adlı bir kargo gemisi sahillerinde yarı batık olarak çürümekte. Jeotermal kaynakları bulunan bu adada aktif volkanların yanına kadar yürümeniz mümkün.

Malekula Adası (2023  kilometrekare): Dar bir vadi ile bağlanan iki yaylası uçaktan oturan bir köpeğe benzetilir. Bu adada 28 farklı lisan konuşulur. Geleneksel dansları, şelaleleri, plajları, bol hayvanlı köyleri ve ritüelleri, yaşayan kültürleri ile anılır. Futbol sahası büyüklüğünde Hindularca kutsal kabul edilen bir Banyan Ağacı da ilginizi çekecektir. Bu adada yaşayan büyük ve küçük Nombalar’ın geleneklerinden ayrıca söz edeceğim.

Espiritiu – Santo Adası (3627 kilometrekare): Vanuatu Adaları’nın en büyüğüdür. Yüzme delikleri, Kraliyet Dağları, limanı, tatlı su mağarası, mercan kayalıkları, şampanya plajı, pembe kumları ve 1900 metrelik Tabwemasana Dağı ile tanınır. Başkenti ise Luganville Kasabasıdır. 22 bin tonluk SS President Coolidge gemisi II. Dünya Savaşı’nda bir mayına çarparak sahilden 50 metre uzakta batmıştır. Batık dalgıçları için burası bir cennet olarak kabul edilir.

Pentecost Adası (490 kilometrekare): Adanın geleneksel adı Raga’dır. XVII. yüzyılda Fransız kaptan Bouganvill buraya Pontecost (Hz.İsa’nın havarilerine göründüğü) günü vardığı için bu ismi vermiştir. Misyonerlerden en az etkilenen, dolayısıyla geleceklerini günümüzde de  koruyan bir coğrafyadır. Ünlü “Kara dalgıçları” geleneklerini bu adada sürdürmektedir!

Tanna Adası (565 kilometrekare): Dünyanın erişilebilir en aktif volkanı Yasu işte bu adadadır. Yasuya bakınca sanki bir havai fişek gösterisi seyrediyorsunuz. Ayrıca çalı yürüyüşleri, yabani atları, kaplıcaları ve köylerde günümüze ulaşan gelenekleri ile ilgi çeker. Tanna kahvesi de dünyaca meşhurdur.

Efate Adası ve Başkent Port Vila (900 kilometrekare): Başkent Port Vila koloni döneminden kalan binaları, faal limanı, lagünleri, sahilleri, Amerika hava üssü ile bilinir. Havaalanına adını veren Bauer aslında on bir Japon uçağı düşüren Amerikalı bir kahramanmış. Efate Adası, 1987 yılında şiddetli bir siklona teslim olmuştur. Avustralya televizyonunun “Survivor” programı bu adada çekilmiş. Mele’deki şirin şelaleleri de ziyaret edebilirsiniz.

           Port Vila sahilinde yürüyoruz. Tenime en ufak bir esinti değmiyor. Gün doğmak üzere. Gri gece ışığı azaldıkça kuşların sesleri yükseldi. Bu arada horozlar da uyandı. Onlar da öterek birer birer insanları uyandırıyor. Tek katlı evlerden mırıltılar, öksürükler, yorgan hışırtıları duyuluyor. Port Vila’da işte yeni bir gün başlıyor.

Bu adalarda güneşte kurutulan bir çalının kökünden yapılan “kava” sıvısı yüzlerce yıldır törenler sırasında tüketilir. Çamurlu su görünümündeki kava’nın tadı buruktur. Önce ağız uyuşur. Daha sonra bilinç bulanıklıkları yaşanır. Çift görürsünüz. Eğer bir bardak daha içerseniz vücudunuza hükmedemeyip kısmen felç olabilirsiniz.

Vanuatu’da Eski Uygarlıkların Gizemi: Kara Dalgıçları

            Her yıl nisan ayı başlarında Poncecost Adası’nın yüz kişilik Bunlap Köyü’nde bir telaştır başlar. Ağaçtan dev bir kule hazırlanır. Kabilenin genç erkekleri ayak bileklerine özel kesilmiş kalın sarmaşık dallarını bağlayarak ortalama 23 metre yüksekliğindeki bu kuleden kendilerini boşluğa bırakacaklardır. Liana sarmaşığının uzunluğu atlanan yerden tatlı patatese (yam) bereketini veren toprağın ılık yüzüne ancak birkaç karış kalacak şekilde ayarlanıyor. Bu mevsimde sapları kalın ve güçlü olan liana sarmaşıklarını her atlayıcı kendi seçer, boyunu ayarlar. Bu hazırlık alanına kadınların yaklaşması “tabudur”. Uğursuzluk kabul edilir. İnanışa göre güneşle yağmur kavga da etse birbirinden asla vazgeçmeyen iki müzmin sevgilidir. Bereketi arttırmak için her ikisini de mutlu etmek gerekir.

            Seremoniye bir ay kala atlayacak olan gençler “Nakamal” denen köy odasında bir çeşit hazırlık kampına girerler. Evlerine gitmezler, eşleri ile ilişkiye bile giremezler, içki içmezler. Ruh bütünlüğü için gençler sarmaşıklarına sarılarak uyurlar. Nihayet beklenen gün gelir. Son anda korkup atlamaktan vazgeçmek toplumca kabul edilir bir bahanedir. Kısa bir konuşma yapan atlayıcı ardından bedenini bir yay gibi gerip, yüksek sesle bir nara atıp kendini boşluğa bırakır. Sonuç başarılı olunca tüm kasaba çığlık çığlığa dans eder ve sevinç gözyaşları dökülür!

Sünnet Törenleri

            Erkek evladı sünnet ettirme görevi bu coğrafyada genellikle amcaya verilir. Amca, yeğenini haftalarca eğiterek erkekliğe hazırlar. Sünneti tamamlanan genç artık çıplak gezmez ve erkeklik organı özel bir kılıfla kaplanır. Sünneti izleyen otuz gün tüm sünnet olan çocuklar köy odasında birlikte yatıp kalkar. Kadınların sünnet hazırlığını izlemeleri bile yasaktır.

Melek Adası’nda Büyük Nomba Kabilesi’nden Bazı Gelenekler

            Büyük Nomba Kabilesi’nde ergenlik çağına giren kızların üst ön iki kesici dişi tamamen çekilirmiş. Bu işlem genç kızın artık cinsel olgunluğa eriştiğinin göstergesi imiş. (Artık bu uygulamaya son verildi.) Ayrıca kadınlar aybaşı döneminde kulübelerden çıkmazlar.

            Kabile reisliği babadan oğula ya da kardeşten kardeşe geçen bir makamdır. Reisin rütbe alması için kıvrımlı dişlere sahip domuzların kurban edilmesi gerekir. Domuzların üst köpek dişi küçük yaşta çekildiği için alt köpek dişi yarım halka şeklinde uzar. Bu tip dişe sahip domuzlar kıymetlidir!

Malekula Adası’nda Küçük Nomba Kabilesinde Bazı Gelenekler

  • Küçük Nombalar’da erkeklerin yanı sıra kadınlarda da rütbe düzeni bulunur.
  • Kız bakire çıkmazsa baba utanarak başlık miktarını düşürür.
  • Hamile kadının domuz, yarasa, güvercin gibi hayvanların etinden sakınması gerekir.
  • Çocuk doğunca amca, bebeği hindistan cevizi sütü ile güzelce yıkar.
  • Küçük Nombalar’ın kutsal özel kulübesinde sünnet, düğün, cenaze gibi törenlerde kullanılan el sanatı eserler dikkatle korunur. Bu odaya rütbeli erkeklerin dışında misafirler dahil kimse giremez.
  • Küçük Nombalar atalarının ruhlarından çok ürkerler ve onları kızdırmamaya gayret ederler.
  • Ölülerini özel bambu platform üstünde kurumaya terk ederler.

Kısa Kısa Vanuatu,

  • Vanuatu ada ülkesinde bitki ve hayvan çeşidi ne kadar sınırlı olarak kabul edilse de 19 çeşit sürüngen, 3’ü endemik 11 çeşit yarasa, 61 çeşit kara ve su kuşu ile 4 bin çeşit de su canlısı bulunduğu tespit edilmiştir. Papağanlar ise ormanlarda koloni halinde uçuşur.
  • Mutfağını balık, et, tatlı patates, bal kabağı ve farklı meyveler süslemektedir. Hindistan cevizi sütü hemen hemen her tabakta tad vermesi amacı ile sık sık tüketilmektedir. Yemekler genellikle kızgın taşların üstünde ısıtılır.
  • Adaların en popüler sporu krikettir.
  • Halkın %80’i hâlen köylerde yaşar. Burada köy şefi otoriter ancak geleneklerle sınırlandırılmış bir yönetim uygular.
  • Araziler şahıslara aittir. Bir kıyıda durup denize girmek için bile izin almak,bazen ise bir ücret ödemek zorunda kalırsınız.
  • Vanuatu Takım Adaları yeraltı kaynakları bakımından pek zengin değildir. Sadece Manganez çıkarılıp, zenginleştirildikten sonra dış ülkelere pazarlanmakta
  • Büyükbaş hayvancılığı bu coğrafyada gelişmiş. Sütlerini bir kooperatif topluyormuş. Hayvanlar şahıslara ait değil. Fiji, Japonya, Çin gibi ülkelere et ihraç ediyorlar.
  • Vanuatu zamanı Türkiye’den 9 saat ilerde yaşıyor. Diğer bir deyişle yeni yıla bizden 9 saat önce giriyorlar.
  • Bu adalarda evler, özellikle sel baskınına tedbir olarak kütükler üzerine kurulmuş. Çatılarda kurutulmuş palmiye yapraklarından erkeklerce örülüyor.
  • Ormanlar kesilerek ve daha sonra yakılarak Hindistan Cevizi Plantasyonları oluşturulmuş. Hindistan cevizinin her şeyinden istifade ediyorlar. Meyvesinden, çekirdeğinden, yağından, sütünden, kabuğundan ve yaprağından.
  • Adalarda 115 farklı kültür, 115 farklı lisan oluşmuş. İki komşu köy bile birbiri ile anlaşamıyormuş. Daha sonra ortak lisanı olarak bozuk bir İngilizce olan “Bislama” kabul edilmiş. Elbette okullarda hem İngilizce hem de Fransızca konuşuluyor. Tahsilli bir Vanuatulu 4 lisana sahip oluyor!
  • Adalardaki ormanlarda vahşi kedi, vahşi köpek, yaban domuzu ve yaban ineği ile farklı yılan çeşitleri bulunuyor.
  • Domuz sahibi olmak bir zenginlik ve unvan göstergesi!
  • Vanuatu’da dilenmek yok. Herkes halinden memnun. Aksine her an ellerindekini bile vermeye hazırlar.
  • Dünyanın tek sualtı postanesi Port Vila civarındaki Hideaway Adası’nda bulunuyor.
  • Port Vila’da güneş, deniz, kum ve şık bir ortam isterseniz İririki Island Resort’a gidin derim. Adaya geçmek için motora 1500 Vatu ödüyorsunuz ama bu ücreti oradaki harcamalardan düşüyorlar. Bu ada ayrıca balayları için gözde bir mekan.
  • Port Vila Havaalanı kent merkezine sadece 5 dakika uzaklıkta.
  • Türkiye Gezginler Kulübü Üyesi Prof. Dr. Nadir Paksoy 1986 – 1988 yılları arası Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Bölge Sağlık Sorumlusu ve Patoloji Uzmanı olarak Vanuatu’da görev yaptı ve bu coğrafya ile ilgili izlenimlerini “Bir Demet Pasifik” adlı kitabında derledi.

Dünyanın En Mutlu Ülkesi Vanuatu’nun Fahri Konsolosu Nasıl Olamadım?

            Vanuatu hep gülen, mutlu insanların harika coğrafyasıdır. Avustralya’nın ünlü sayfiye sahilinde kurulan Brisbane Kenti’nin uçakla iki saat batısında yer alıyor. İşte size bir ilginç bilgi; Bu adaları yıllarca İngiliz ve Fransız, yani iki ayrı yönetim birlikte idare etmiş. Halkı isterse Fransız, isterse İngiliz mahkemesine müracaat ediyormuş. İsterse mektubunu Fransız postanesinden isterse de İngiliz postanesinden gönderiyormuş. Bu uygulama dünyada bilinen tek örnek. Hatta o zamanla De Gaulle ile kraliçe Elisabeth’in fotoğrafları devlet dairelerinde yan yana asılı dururmuş. Halk da onları karı koca zanledermiş. Halkın gayrı safi mutluluğu gayri safi gelirinden daha önemli bu coğrafyada!

            Yeni Kaledonya’dan Vanuatu’ya dönüyoruz. Otelin kapısında Vanuatu Dışişleri Bakanı H.E. Alfred Rolland Carlot ile karşılaşıyorum. Yol boyunca kendisi ile konuşuyoruz. Kitaplarımı gösteriyorum. Herkesle birlikte uçağa biniyor. Peşinde bizde olduğu gibi onlarca iri yarı, siyah gözlüklü korumalar yok. Ertesi gün beni bürosuna davet ediyor. “Dünya seni tanıyor. Bizim fahri konsolosumuz olur musun?” diye soruyor. “Seve seve” diyorum. Hemen notayı hazırlatıyor ve imzalayıp elime veriyor. Nota bizim Dışişleri Bakanlığımıza ulaşıyor. Ama bu arada ülkemizde henüz kabul edilmiş yeni bir yasa var. Aynı anda iki ülkenin fahri konsolosu olmak artık mümkün değil. Benin Fahri Konsolosu olalı 10 yıl geçti. Artık başkonsolosum. Benin artık benim bir parçam!             Üzüldüm. Vanuatu’yu çok çok sevmiştim. Düşündüm ve bir çözüm buldum. 15 yılı aşkın bir süredir sayıları bir Türkiye,  belki de  dünya “rekoru” kabul edilen   4000’e yaklaşan eğitim kurumları, hastaneler, sanayi kuruluşları, parti merkezleri, ilçe müftülük toplantıları, camiler,  belediye ve valilikler, 60 ülke ve  81 il ve yüzlerce ilçede ‘‘Yaşanabilir Bir Çevre İçin Elele’’ başlıklı konferanslarımın organizasyonlarda kolaylaştırıcı olan   Mehmet Atar, Gana ve Benin fahri konsolosluğu tecrübesi ile diplomasiyi artık çok iyi biliyor. Bir mühendis, İngilizce ve Fransızcası var. Onu aday gösteriyorum. Ben de bu görevi onunla birlikte büyük bir zevkle yürütürüm diyorum. Vanuatu Bakanlar Kurulu kabul ediyor. Türkiye onaylıyor. Böylece ben de vekaleten atanmış oldum. Ama bu güzel insanlar adasını ülkemizde tanıtmak için elimizden geleni yapacağız. Haydi dünya sosyologlarına göre dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı Vanuatu’ya gelin.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir