RUANDA

RUANDA’DA DAĞ GORİLLERİ İLE ÜÇ GÜN

Dağ gorilleri sadece üç ülkede (Ruanda, Uganda ve Kongo Demokratik Cumhuriyeti) bulunmakta ve sayıları bir zamanlar 600’e kadar düşmüştü. Eğer “kara büyü” adına kafa ve pençeleri kullanılmasaydı, goril ciğerini yiyenin daha güçlü olacağına inanılmasaydı herhalde sayıları bugün çok daha fazla olacaktı. Ruanda’nın başkent Kigali’den iki saat uzaklıktaki Kınigi Milli Parkına doğru yola çıkıyoruz. Manzara harika! Evler ve tarlalar taraçalarla zirvelere kadar ulaşmış. Heyecanlıyız! Önümüzde dizi dizi uzun okaliptüs ağaçları ile “goril ini” olarak adlandırılan otelimizden sabah erkenden bizi alıyorlar. Gece otelde epey üşüdük. Gorilleri görmek için ödenen ücrette oldukça fazla… Bir goril parkı izin belgesi tam 250 USD. Ama hayvanlar için kullanacaksa “helal” olsun diyoruz, “Gorillas in the Mist” filminden hatırladığım yemyeşil tepelikler uzaktan görünüyor. Ziyaret sırasında uyulacak “yasaklar” listesi uzayıp gidiyor. Mikropların gorillere bulaşmasını önlemek için “tuvaletimizi gömeceğiz” diyor yetkililer… Ayrıca gorillere karşı hapşırmak, tüfek veya sopa göstermek, aniden ayağa kalkmak, yedi metreden daha yakınlarına yaklaşmak, fotoğraf çekerken flaş kullanmak, yüksek tonda ses çıkarmak hep yasak!

“Yükselti” rahatsızlığım yüzünden “sürünüyorum” ama onları muhakkak göreceğim…Unutmayın defalarca beyaz perdeye aktarılan King Kong da bir dağ gorili idi… Amerikalı “Bayan Fossey” ‘i anımsıyorum. Gorilleri korumak ve onları daha iyi anlamak adına çok mücadele etti… Ona yerliler “Ormanın yalnız kadını” dediler ve sonunda 1985 yılında yavru bir gorili korumaya çalışırken avcılar tarafından vuruldu. Esrarengiz ölümünden üç yıl sonra çekilen ve Fossey’in yaşantısını konu alan “Gorillas in the Mist” başlıklı başarılı film tüm dikkatleri bu bölgeye ve yok olan masum gorillere yöneltti. Oysa ki Bayan Fossey onların “otla” beslendiklerini, sanılanın aksine “sevgi dolu ve utangaç” olduklarını ve 22 farklı ses kullandıklarını bilimsel olarak kanıtlamıştı. Duman sırtlı dağ gorillerini hayvanat bahçesinde göremezsiniz çünkü tutsak yaşayamazlar. Şimdi Bayan Fossey çok sevdiği, uğruna hayatını kaybettiği gorili Ruganda ile ormanın derinliklerinde yan yana yatıyor. Ama kurduğu “vakıf” çalışmalarına devam ediyor.

Çamur batıyor, ısırgan otu acıtıyor, odunlar kayıyor, dallar takılıyor, eğim bazen %70’i buluyor ama ilerliyoruz. Göreceğimiz goril ailesi tam 14 üyeli “Amro” grubu. Lider erkek goril tam 200 kilo… Yani şampiyon sumo güreşçisini bile fırlatır atar ! Tırmanıyoruz, bir ara iyice kötüleşiyorum kendimi şiddetli bir baş ağrısı ile yere atıyorum. Grubumuzda bulunan Malavi İngiltere Büyükelçiliği doktoru beni muayene ediyor! Hatta helikopter çağırmayı bile düşünüyorlar. Ama gene de tırmanıyorum. Grubumuzun tek bayan üyesi Handan Mengü bir ara “pes” ediyor! “Bu işin böyle zor olduğunu bilseydim, gelmezdim” diye ekliyor. Onun üzerine nazik İngiliz doktor ilk kez söze karışıyor “Gümüş sırtlı gorilleri herhalde Hilton Otelinin lobisinde görmeyi beklemiyordunuz”. Gerçi gorilleri devamlı takip eden milli park yetkilileri ile sürekli telsizle haberleşiliyor ama gene de onlara ulaşmak bazen 5-6 saat sürermiş. Elbette goril ailesi de sürekli hareket halinde. Önce silahlı koruyucular, arkadan milli park görevlileri, hamallar ve sonra biz ayaklarımız kaysa da tırmanıyoruz! Aslında ayakkabılarımızda bu şartlara hiç uygun değil. Kuru mevsimde gelmek varmış, neyse bilemedik. Sonunda onlarla buluşuyoruz. O güzel kırmızı gözlerle karşı karşıyayız! İki yavru üst üste oyun oynuyor. Bazıları eğrelti otunu yiyor. Biri sevinçle dallarda sallanıyor. Birden dal kopuyor, yuvarlanıyor. Gorillerden biri, bize fazla yaklaşırsa milli park görevlileri “maam, maam” diye seslenince hemen sakinleşiyor. Göğüslerine yumrukları ile vuruyorlar. Bu herhalde bir çeşit “güç gösterisi” anlamına geliyor. Bir ara goril grubunun ikinci şefi bana doğru yaklaşıyor. O kadar halsizim ki, kalkamıyorum. Hem kalkarsam, bakarsınız kayıp kucağına düşerim!

Çok güzeller, çok masumlar. Bir saat birlikte oluyoruz! Sonra yaşamış olduğumuz heyecan ve yorgunluğun karışımı hoş bir duygu ile tepeden aşağıya doğru iniyoruz! Ama hala o anlamlı ve masum bakışları gözümün önünde!

Biz insanlar tüm “eko sistermi” daha konforlu yaşam ve fazla tüketim uğruna “her şey insan için” felsefesi ile yok ettik. Buna iri ve masum dağ gorilleri de dahil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir