Prag

Prag halkı tarihine “Kanlı Prag Baharı” olarak geçen Rus müdahalesini (20-21 Ağustos 1968) belleğinden silmek için çaba gösterdi. Ama, sosyalist döneminin artıları da yok değil. Eğitim, sağlık, alt yapı ve yeşil alan sorunları o yıllardan çözülmüş bile.

Bir zamanlar “Çekoslovakya” olarak anılan ülke artık atlaslarda yok; bir tarih yazıcısının kaleminden çıkma eski bir metine ya da tozlu rafların arasında kurtarıcısını bekleyen sisli bir coğrafyaya dönüşmedi; ama, belki de bin yıllarca sürecek bir cümleye atılan iki tırnak işareti gibi ikiye bölündü; araya kırık dökük bir cümle girdi: “Çekoslovakya 1993 yılında Çek Cumhuriyeti ve Slovak Cumhuriyeti olarak ikiye bölündü.” Türk filmlerinin o vazgeçilmez replik/sloganlarından birini tekrarlayıp duruyor şimdi eski ülkenin yeni halkları: “Biz başka dünyaların insanlarıyız!”

Çeklerle olan ilişkilerimiz Osmanlı İmparatorluğu’na kadar uzanıyor. XVI. ve XVII. yüzyıllarda Osmanlı akıncıları ile tanışıyor Çekler. Fakat, sürekli bir Osmanlı yönetimi, ancak Slovakya’nın güney yarısında kurulabilmiş. Bratislava kenti de Osmanlılar tarafından birkaç kez alınmış. Kosice uzunca bir süre Osmanlıların yönetiminde kalmış. Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmet Paşa’nın aldığı ünlü Uguor Kalesi de bugün bu ülkenin sınırları içinde.

“Praha”, yani bugünkü “Prag”, milyonlarca ziyaretçinin akın akın geldiği bir kültür merkezi görünümünde. Sanatseverler, nostalji tutkunları, maceracılar “Altın Şehir”de birkaç gün geçirebilmek için can atıyorlar. Köprüleri, mimarîsi ve üstüne ikinci bir doku gibi yapışan görkemli tarihiyle Prag, yüzyılın en büyük gizem merkezlerinden biri.

Prag sanki bir “açık hava müzesi”. Gotik, Barok, Neo Rönesans mimarisinin en alımlı örneklerine rastlıyorsunuz kentte. İşin ilginç yanı da onca savaş görmüş olmasına karşın tahrip edilmemiş. Hitler bile kente girdi­ğinde buranın güzelliğine hayran kalmış ve bombalanmamasını emretmiş. Hatta altı sinagoga, içinde yaklaşık 12 bin mezar bulunan Avrupa’nın en eski Musevî Mezarlığı’na ve bir Musevî mahallesi olan Parizska’ya bile pek dokunmamış. Her gün yüzlerce Musevî bu bölgeyi geziyor. Duvarda yazılı sayısız kayıp ismi, kamplarda çocukların yaptığı resimleri, bahçedeki mezarları dolmuş gözlerle, dikkatlice inceleyerek belki de kaybettikleri akrabalarını anıyorlar. Hani neredeyse tarihin zamanla iç içe girdiğini ve zamanı durdurduğunu söylemek geliyor insanın içinden.

Prag’da her adımda bir resimle karşılaşıyor, tabiatın tabloların arasında yürüdüğü hissine kapılıyorsunuz. Sanki her köşeye dönüş, bir bilmece. Her bilmeceden yeni, sihirli güzellikler kaynıyor. Kent değişmemiş, XX. yüzyıl onu bozamamış, her şey yerli yerinde… Ortaçağ kapılarının dökme demirden haçları, Arnavut kaldırımları ve sokak lâmbalarının o mat ışıkları!

Prag Kalesi

Hradcary, Vltava Irmağı’nın batı tepesinde yer alan bir kale. Yapımına IX. yüzyılda baş­lanan kale, şimdi saraylar, konutlar, görkemli St. Vitius Katedrali ve kiliselerle bir kent gibi. Çek cumhurbaşkanının bürosu da bu kale içinde yer almakta. Ama, o dönem devlet başkanı Havel, bir dönemin gösterişe bayılan cumhurbaşkanı Süleyman Demirel gibi 37 polis arabası eşliğinde kırmızı halılar üstünde yürümüyordu. Kendisini öğle vakti elinde sandviçi ile çalışma odasına giderken görebiliyorsunuz. Katedralin bir de resim galerisi var ki, Tizi­an’dan Tintoretto’ya, Rubens’e kadar birçok ünlünün tabloları yer alıyor.

Kale içinde ilgimi en çok Alşimistler (Simyacılar) Sokağı’nın çekti­ğini hemen belirtmek isterim. Aslında dar ve kısa bir sokak burası. Aynı sokakta pasta gibi dizilmiş rengârenk evlerde, bugün sayısız antikacı, kitapçı ve hediyelik eşya satan dükkânlar bulunuyor. Ama, bunların arasında 22 numarada, ismi Prag’la özdeşleşmiş Kafka’nın, sevgilisi ile buluştuğu söylenen ev rehberler tarafından kalabalık ziyaretçi gruplarına defalarca gösteriliyor. Yüzyıllarca çeşitli maddelerden altın elde etmeye çabalayan simyacıları anımsayın. Altın işiyle yalnızca macera peşinde koşan uçukların ilgilendiğini sanmayın. Söz gelimi Bohemya Kralı II. Rudolf, İngiliz Arşimist Kelly’ye altın üretsin diye koca bir saray tahsis etmiş.

Her Çek Sanatçı Doğar ve Sanatla Nefes Alır

Prag’da toplam 30 resim galerisi, dokuz büyük müze (en eski ve en büyüğü “National Museum”, özellikle mineraloji ile ilgilenenlere tavsiye edilir) ve 23 adet de tiyatro var. 1384’te kurulan Karl Üniversitesi ise bilim, sanat ve edebiyatta adını Batı tarihine altın harflerle yazdıran bir kurum­. Yani, Prag yalnızca Çek Cumhuriyeti’nin değil, Avrupa’nın da kültür-sanat-bilim merkezlerinden biridir. Prag her mevsim güzeldir. İlkbahar, yaz, sonbahar ve kış hep güzeldir.

Temmuz sonlarında başlayıp ağustos sonu­na kadar devam eden tiyatro festivali, Prag’a yeni bir soluk kazandırıyor. Festival sırasında yalnızca tiyatro salon­ları değil, daha pek çok tarihî yer ve bulvar da oyunlar için “sahne” vazifesi görüyor.

Eski Şehir’in loş ışıklı pencerelerinden piyano sesleri geliyor. Ünlü viyolonsel ustası Pablo Casals boşuna “Yeryüzünde hiçbir kent Prag kadar müzisyene karşı saygılı ve vefalı olamaz” dememiş. Prag, Gluck’den Weber’e, Beethoven’dan Chopin’e, Liszt’den Wagner’e kadar çok sayıda ustaya kapılarını sonuna dek aralamış. Ancak, bu ustalardan en fazla Mozart’ı sevmiş olmalı ki, Salzbourg ve Viyana’da soğuk karşılanan “Figaro’nun Düğünü” operası, 1787 yılında ise Prag’da ayakta alkışlanmış. Ayrıca, Don Juan adlı eserini yine Prag’da yazıp burada ilk kez sahnelemiş; ama bu usta  maalesef yoksulluk içinde öldü.

Eski Şehir

Prag’ın, Vltava Nehri ile “Eski” ve “Yeni” Prag olmak üzere ikiye ayrıldığını belirtmiştim. Eski Şehir yani “Stare Mesto”, Kudüs ve Fez’in “Eski Şehir”leriyle kıyaslanabilir belki. Açık sarı, mor, pembe ve pastel renkli bina cepheleri ile güneş ışığının bile giremediği dar sokakları ile eski kent tam bir hayal dünyası. Çatı katlarındaki işlemeler, duvar resimleri, pencere süsleri, sütun boylarındaki heykeller öyle güzel bir uyum içinde ki! İçlerinde St. Nicholas gibi yuvarlak hatları ile genel görünüme aykırı duran barok örnekler de insanı kesinlikle rahatsız etmiyor.

Eski Meydan (Staromestie Namesti) ve Astronomik Saat

            “Eski Şehir”in merkezini “Staremestre Namesti” oluşturur. On bin metre kareye yakın alana sahip bu ünlü meydanın ortasındaki XV. yüzyıldan kalma astronomik saat kulesi bugün bile çalışıyor.

            XV. yüzyılda kral, astronomik saatin yapımı için ünlü bir saat ustasını görevlendirir. Bu saatin şehrin sembolü, diğer benzerlerinin arasında tek olmasını ister. Bu yüzden de yapımı sonrasında kralın emriyle bir daha dünyada bir benzerinin yapılmaması için ustanın gözleri kör edilir. Bunun sonrasında usta intikam için bir gece yarısı saati bozar. XVII. yüzyılda saatlere meraklı imparator II. Rudolph saati tamir ettirir. Saatin üzerinde hasat ve ekin zamanı, ay ve güneş sisteminin dünyaya göre konumu, mevsimler ve burçlar yer alıyor.

Saatin en büyük özelliği, her saat başı İsa ve on iki havariyi temsil eden kuklaların kulenin iki minik penceresi arasında gidip gelmeleridir. Bu seremoniden sonra bir iskelet beliriyor ve yeni bir 60 dakika­nın başladığı işaretini veriyor. İşte size ilginç bir bilgi: Saatin yapımını bir Türk tüccar üstlenmiş iyi mi ?

Yeni Şehir Ne Kadar Yeni!

“Yeni Şehir”, yani “Nove Mesto” adı sizi aldatmasın; çünkü Yeni Şehir de en az 650 yıllık bir Praglı. Yeni Şehir’in Eski Şehir’den tek farkı, gotik üslubun baroğa dönüşümünü en ince ayrıntısına kadar duyumsatması. O ünlü Prag Baharı’nın baş kahramanlarından olan Wenceslas Meydanı’nda, Neo-Rönesans etkilerinin doruğa ulaştığını görebilirsiniz. Prag’ın ünlü Wenceslas Meydanı git git bitmiyor. Nasıl bitsin; genişliği 60 metre, uzunluğu ise 750 metre. Gece ve gündüz Prag’ın en keyifli yerlerinden biri burası.

Millî Müze, hiç kuşkusuz görülmeden geçilmeyecek yerlerin başında geliyor. Namık Kemal’in müdavimleri arasında bulunduğu Ulusal Tiyatro’nun karşısındaki “Kavarna Slavia”da kahvelerinizi yudumlayabilirsiniz. Ancak, bu denli büyülü görüntüler sunan kentin başı, ne yazık ki ziyaretçilerle dertte. Ülkeye kazandırdığı onca doların diyetini, pahalılık ve kalabalık olarak ödüyor. Ziyaretçilere hizmet vermek için açılan diskoların, lokantaların ve otellerin çoğunun, kentin tarihi dokusunu zedelediği görüşünde Praglılar.

Prag Gitmenize İzin Vermez

“Prag gitmenize izin vermez, bu küçük annenin pençeleri var.” Evet, sanatla ilgisi olmayan bir Alman Musevî ailenin 1883 doğumlu çocuğu Kafka böyle demiş. Kafka’dan söz ettim ya, kafamı en çok kurcalayan yazarlardan biri oldu her zaman. Düşünsenize her kitabında karamsarlığın en uç noktasına kadar gitmiş, her türlü otoriteye karşı çıkmış, anarşist toplantılara katılıp kitaplarında izlenimlerini kullanmış.

 “Almanca konuşan ve yazan bir Musevî olan Kafka’nın ruhunu arıyorsanız meydanları boşuna dolaşmayın” der Çekler. “Tenha sokaklara dalın, orada rastlarsınız.” Kafka ne Almanya’da, ne de Çekoslovakya’da rahat yaşadı. Kırk yıl şatoda hapis kaldı. Bugün Çekler Kafka ile iftihar ediyorlar. Gerçi bakın Kafka Prag için bir de ne demiş: “Bu kente boyun eğeceksin, kurtulmak istiyorsan ise ateşe vermekten başka çare yok”

Ünlü Çek rejisör Milos Forman “Amadeus”, bir filmini çekmek için Prag’a döndüğünde şaşkınlığını şöyle ifade ediyordu: “Bir zamanlar sokaklarında beş parasız gezdiğim, evlendiğim, baba olduğum bu kente on yıl sonra geri dönmüştüm. Hayatım ne çok değişmişti. Oysa Prag bıraktığım gibi aynen duruyordu. Adresler, telefon numaraları bile aynıydı.”

Acaba biz de İstanbul için aynı sözcükleri söyleyebilir miyiz?

            Prag hiç de ulaşılmaz bir coğrafya değil. Haydi, bir an önce hayallerinizi gerçekleştirin.

Kısa Kısa Çek Cumhuriyeti ve Prag

  • Ülkede yaşam pahalı olmasın diye Avrupa Birliği’nde olmalarına rağmen Avro’ya geçmediler.
  • Çek Cumhuriyeti’nin bir kahramanı da ressam “Alfonse Mucha”. Sadece ressamlıkla yetinmemiş, afişler, ambalajlar, taş baskılar, paralar, heykeller, madalyonlar tasarlamış.
  • Çekler aslında kolay kolay kimseye itimat etmezlermiş, şüpheciler.
  • Prag Havalimanı’ndan uçuşlar daha pahalı olduğundan Praglılar genellikle Viyana’dan uçuyor. Örneğin orada olduğum dönemde Prag’dan Stockholm’e 3200 Kron iken, Viyana’dan Stockholm sadece 800 Kron idi. Bu yüzden 30 dakikada bir Viyana Havalimanına Prag’dan otobüs kalkıyor. Otobüsler, rahat, konforlu, ucuz ve dakik kahve ile  çay bile ikram ediyorlar.
  • Prag’a 50 dakikalık mesafede bulunan Terezin Nazi Kampına günlük turlar düzenleniyor. Eskiden bir kale olan Terezin Almanlar tarafından toplama kampına çevrilmiş.
  • Prag’ın iki önemli Parkı da Vtala kıyısında yer alıyor. Stromovka ile Letenske Sady
  • Franz Kafka’nın da çok sevdiği brambaracka çavdar ekmeğine konmuş patates, havuç, mantar ve kızarmış sarımsaktan oluşuyormuş. Ne de olsa Kafka vejetaryenmiş.
  • Çek Halkının en az % 60’ı nın ateist olduğu söyleniyor.
  • Beatles grubundan John Lenon’un resimleri, grafitileri ve şarkı sözleri ile kaplanmış özel bir duvar yaratılmış.
  • Prag’ta ayrıca dünyanın ikinci büyük “oyuncak müzesi” bulunuyor. Çalışan insan figürleri hazırlamışlar. Ekmek pişiren kadınlar, ayakkabı tamircisi, odun kesen köylü adam gibi.
  • Prag’ta her köşede para bozuluyor. Aman dikkat, çok fazla komisyon alınıyor. Bölüm bölüm değil toptan ve komisyon oranını sorarak bankada bozdurun.
  • Cam, kristal ve porselen biblolar çok güzel, ayrıca ahşap ve antika meraklılarını da mutlu edecek dükkanlar bulunuyor. Çek kuklalarını da unutmayın.
  • Prag’a 22 kilometre uzaklıkta Kutna Hora kentinde bir kilise var,  “Seldec Kostnice”. Bu Katolik Kilise’nin duvarlarında kuru kafa yığınları yükseliyor. Dev avizesi, kulak, uyluk ve leğen kemiklerinden yapılmış. Hristiyan geleneğinde mezarlıktan çıkarılan iskeletler için şapeller inşa edilir. Bu gelenek Anadolu Rum kiliselerinde de sık sık  görülür.
  • Prag kart almanızı tavsiye ederim, elliden fazla müzeye ücretsiz giriyorsunuz. (zamanla değişmezse)
  • Zizkov Prag’ın eğlence merkezi. Çok sayıda gece kulübü ve disko var. Gençler geceleri bu bölgede toplanıyor.
  • Prag’ın tarihine ışık tutan önemli bir film . “Kolya” dır. Yönetmeni, Jan Sverak idi.   Çek Flarmoni orkestrasının emekli çellosu Lovka yalnız ve bitkindir. Ama 5 yaşındaki Kolya hayatına girince birden bire  her şey değişir. Prag’ı anlatan diğer bir filmde Milan Kundera’nın unutulmaz eseri “Varolmanın Dayanılmaz Hafifliğini” beyaz perdeye aktaran Philip Kaufman’a aittir. Bu filmde Daniel Day Lewis genç bir doktoru canlandırmakta.
  • Unutmayın Çek Cumhuriyeti Skoda’nın ana vatanı, ama daha sonra Skoda’yı Alman Volkswagen satın aldı.
  • Çek halkı aslında homojen bir toplum.
  • Çek Cumhuriyeti’nde 4 bin civarı Türk yaşıyor. Yarısı Prag’ta. Daha çok lokanta, turizm ve hizmet sektöründe çalışıyorlar.
  • Prag’ın merkezinde “Sandalyeci” dükkanı dikkatimi çekti. Elbette Türk firmasına ait.
  • Çek Cumhuriyeti’nde yaşam çok erken başlıyor. Sabah 04.30’da otobüs ve metrolar hareket halinde ve insanla dolu.
  • Prag Havaalanına metro ve otobüs bağlantısı ile gayet ucuza ulaşabilirsiniz. Metro yeşil hatla Nadrazi Veleslavin İstasyonuna gelince rahatlıkla 119 numaralı otobüsle terminal 1 veya terminal 2’ye varıyorsunuz. Taksi ile Prag merkezden havaalanı ortalama 25 Amerikan Doları tutuyordu.
  • Halkı bana biraz bitkin, biraz somurtkan ve biraz da ilgisiz geldi.
  • Prag 15 bölgeye ayrılmış ve adreslerde bu bölgelere göre planlanmış.
  • Yazar Vuclav Havel 1989 yılında hapisten çıkar ve devlet başkanı seçilir. Halkın içinden gelen ve gösterişten uzak sakin bir yöneticidir. 2011 yılında ölür. Prag Havalimanın daha önce Ruzynie olan adı halkın isteği ile Vuclav Havel olarak değiştirilir.
  • Eski kent bir numara ve merkezden itibaren Prag halka halka genişliyor.
  • Jan Hus adlı bir Katolik papaz,  kiliselerde yaşanan haksızlıkları dile getirerek Vatikan’a karşı tavır alır. 1415 yılında kilise tarafından  Brüksel’e davet edilir,  orada yakılır. Ama taraftarları gün geçtikçe kuvvetlenir,  sembolü “Kutsal Kase” olan bir tarikat kurarlar. Jan Hus’un Prag’ın bir tepesindeki siyah heykelini fark edeceksiniz. 
  • Tuhaf bakışlı Franz Kafka Prag’da her yerde karşınıza çıkıyor:  bira bardaklarında, kartpostallarda, tişörtlerde, heykellerde, büstlerde, şapkalarda. Kafka Müzesi’nde onun eserlerinin Paranoid ve karanlık atmosferi bire bir yaşatılmış. 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir