Paros Adası Biraz Aristokrat, Biraz Yaramaz!

Çam ormanlarına gizlenmiş sevimli manastırları, çam reçineleri, beyaz yarı saydam antik mermeri, kapı önlerinde oturan başı bağlı İncil okuyan yaşlı teyzeleri, rüzgârda eğilen zeytin ağaçları, rıhtımda sizi karşılayan yel değirmeni, Roma Neptun Tapınağı kalıntıları, kilise kubbelerinde yansıyan ışık seli, daracık beyaz sokakları, Gallini villaları (1890), Orta Çağ kalıntısı kemerli yolları, meşe ağacı altında tavla oynayan yaşlı beyleri, yasemin ve fesleğen kokuları, beyaz renkli gayet zevkli porselenleri, sokaklarında gezinen mor renkli ATV araçları, limon ağacı ormanları, boş tarla ve kehribar rengi otları, kıpkırmızı domatesleri, feta peyniri, zeytini, soğanı, köhne kırmızı beyaz örtülü tahta masaları, lokanta önlerinde kurutulan zavallı ahtapotları, Homeros’un efsanevi kahramanları gibi yarı çıplak gezinen muntazam vücutlu gençleri, balkonlardan sarkan rengârenk çiçekleri ile Paros Adası meraklılarını bekliyor.

Lütfen artık Midilli, Santorini, Sakız, Mikonos dışındaki diğer Yunan adalarını da tek tek keşfedin! Paros da saydığım popüler adalardaki gibi sık sık Türk gezginlere rastlamıyorsunuz! Burada Atinalılar dışında İngiliz, Kuzey Ülkeleri ve İrlandalılar var. Hatta bir kısmı ev alıp yerleşmiş bile… Aralarında en ünlüsü Amerikan aktör Tom Hanks, Antiparos Adası’nda ev almış! Hatta her yıl geleneksel olarak tekrarlanan, yüzme bölümü de olan Paros-Antiparos maratonuna bile katılıyormuş. Elbette bu coğrafyaya gönül vermiş başka ünlüler de var Madonna, Lord Byron ve 1958 yazını burada geçiren Truman Capote gibi. Ünlü şair Seferis ise Paros’u nedense “Venedik Yansıması” olarak tanımlamış.

Paros Pire’ye sadece 185 kilometre uzakta ve Yunanistan’ın 7 ada gurubu içinde en ünlüsü. Kiklad ada grubuna (220 ada bu gruba dâhil) ait. Başkenti doğal koy ve limanı, aynı zamanda en hareketli yerleşim birimi olan Parikia; barları, gece hayatı, yemeni lokantası, gayet şık beyaz dekorlu butik dükkânları ile başkente sadece 9 kilometre uzakta yer alan jet sosyetenin durağı, Naousa ise ikinci önemli kasabası. Naovsa’daki Senia ile Katerin Mare otellerini gezgin arkadaşlar methetmiş.

Paros adasında tüm sahil halka açık plajlar halinde! Çoğunda hasırdan şemsiyeler, gölgelikler ve yataklar da bulunuyor. Piperi, Monastiri, Delphini, Aliki, Ambelas, Parages, Molos en ünlü plajları. Chisi Akti yelken ve dalga yarışmaları ile sörfün cenneti olarak anılıyor. Başkentte ise Argos Oteli’nin önündeki Parikia plajını öneririm. Ben ise Parikia’da limana 5 dakika, plaja ise sadece 2–3 dakika uzaklıktaki Hotel Eleftheria’da kaldım. Tesadüfen sahibi Pantelis Pinpiris, İstanbul Arnavutköy’den buraya göç etmiş. Türkçesi harika… eşi ve oğulları ise yazları bu sempatik oteli işletiyor. (e-posta: htleleft@otenet.gr). Ücreti makul, odalarında ise her türlü konfor var. Doğrusu benimle de çok ilgilendiler.

Naoussa’da bir lokantada adanın belediye başkanı fizyoterapist, genç yakışıklı Maros Koveos ile beni tanıştırdı. Bayan Eleni ve başkanla uzun uzun sohbet ettik! Başkan kendini adaya adamış. “Yaşanan ekonomik kriz (2015 Haziran) Paros’u etkiledi mi, gelen turist sayısı azaldı mı” diye soruyorum başkana! “Elbette” diyor. “Tüm Yunanistan’da KDV ve vergiler arttı, iş adamları zor durumda kaldı, tatil bütçeleri kısıldı, ama adalar kendi tarım ürünleri ile idare ettiği için şanslıyız, adaya ulaşan özellikle yabancı ziyaretçi sayısının da azaldığını pek sanmıyorum” diyor.

Adanın yine Türklere kucak açan bir diğer sakini ise Alexis Kalaycıoğlu, kızı ve eşi ile limana çok yakın “Natura” isimli başta zeytinyağı olmak üzere doğal ürünler satan bir dükkânı işletiyor. Kışın da buradalar! (alexisglau@yahoo.gr)

Paros kendini diğer bazı adalar gibi ziyaretçilere öyle hemen kolay teslim etmiyor. Biraz çaba harcayıp yorulmanız gerekir. Zaman içinde sıcağın da etkisi ile adanın başıboş havasına kendinizi kaptırıyorsunuz. Sık sık bavullarını rıhtıma doğru çekiştiren yüzlerce ziyaretçi size dönüş vaktinizi hatırlatıyor.

Adanın ortasında yer alan Lefke’ye (Lefkes) uğramanızı öneririm. Evler savunma amaçlı olarak dağın yamacına bitişik düzen ile bir kale şeklinde inşa edilmiş. Lefke, yetiştirdiği şair ve ressamları ile övünüyor. Kilisenin çan kulelerinin taş işçiliği harika! Ayrıca kilisenin arkasındaki mezarlığı da adımlamanızı tavsiye ederim. Köy sakin, inişli-çıkışlı ama her yer  beyaz. Sürpriz meydanlarında ulu meşe ağaçlarının altına kahveler dizilmiş.

Parakia-Lefke hattı arasında Marathi Köyü civarında Antik Çağ’dan beri işletilen ve bugün koruma altına alınan bir mermer ocağı var! Oraya sahip çıkan bir adalı gayretleri ve heyecanı ile yeşil bir vaha yaratmış. Mermerden çeşit çeşit heykeller hazırlanmış. Ocağın yine mermerden yapılan minyatürünü de gösteriyor. Mermerin çıkarıldığı mağaralara bugün emniyet nedeni ile giremiyorsunuz ama beyaz, yarı saydam Paros mermerinin ışığı nasıl geçirdiğine şahit oluyorsunuz. Fransız ve son olarak Belçikalıların işlettiği mermer ocağında üretilen mermer birçok antik ünlü anıta can vermiş, bunların arasında IXX. yüzyılda III. Napolyon’un mezarı da var.

Başkentte muhakkak 1700 yılından beri faal olan Yunanistan’ın en eski kiliselerinden Panagia Ekatontapiliani (“yüz kapılı” demek) Kilisesi gezilmeli. İstanbul’un kurucusu Konstantin’in annesi Azize Helena’nın yaptırdığı kilisenin yüz kapısı olduğuna inanılıyor. Doksan dokuz tanesi bulunmuş. Sıra yüzüncü kapıda! Yüzüncü kapı bulununca güya bir mucize olacakmış. Bu mucize benim hoşuma gitmedi, onun için detay vermiyorum. Hristiyanların toplu vaftiz edildiği haç şeklindeki dünyada örneği olmayan vaftiz hanesi (XI. yüzyıl), mermer tahtı ve adanın baş azizi Theoktisti’nin ayak izleri ile büyük kilise gezilmeyi hakediyor. Paros bu kilise ile iftihar ediyor. Adada ayrıca büyüklü küçüklü ama hepsi sevimli ve beyaz 450 adet kilise bulunuyor.

Kısa Kısa Paros

  • Her yıl 15 ağustosta Bakire Meryem Ana’nın göğe yükselmesi Paros’ta Yunanistan başbakanın da katılımı, törenler, geçitler ile heyecanla kutlanır onun için ağustos ayında hem gemi ve otellerde, hem de kiralık araç temini oldukça zor ayrıca fiyatlar bir anda yükseliyor.
  • Tüm adalar gibi Paros’ta da saat 20’den itibaren yemek ve içki faslı başlar. Sahil boyunca dizilen lokanta ve tavernalar dolar. Başta ahtapot olmak üzere su ürünleri, ege mutfağının sebzeleri masalara dizilir. Zaman “keyif” zamanıdır. Belki de Yunan ekonomisinin kötüye gitmesinin bir nedeni de bu!
  • Osmanlı’nın özel izni ile 1747 yılında Ruslar adanın kuzeyinde “Bagio Deniz İstasyonu”nu kurdular. Burayı da programınıza alıp gezebilirsiniz. Osmanlı adaya çıkmamış. Sadece vergiye bağlamış. Senede bir defa bölgedeki Osmanlı donanması Paros civarında toplanırmış.
  • Adada her yıl ortalama 2 buçuk milyon litre şarap üretiliyor, bu yüzden de şarap ucuz.
  • Petaloudes Kelebek Vadisi’ne ben gitmedim ama dev kaplan kelebekleri gündüzleri zaten uyuyormuş. Üç yüz yıldır her yaz, her renkten milyonlarca kelebek üremek için buraya geliyor.
  • Osmanlı dönemi Fransız elçisi Markiz Nointel, Antiparos Adası’ndaki mağarada 1673 yılında 500 Hristiyan’ın katılımı ile tarihi bir Noel kutlaması gerçekleştirmiş.
  • Kolybithres plajından rüzgârın kayalar üzerinde oluşturduğu ilginç şekiller de ziyaretçilerin dikkatini çekiyor.
  • Kemer ilçemiz bir zamanlar Parion kolonisi imiş. Bu nedenle zaman zaman Kemer’de özel bilimsel oturumlar düzenleniyor.
  • Ülkemizde de tanınan ünlü Yunan şarkıcı Parion da buradan!
  • Adanın yerleşik nüfusu sadece 12 bin. Elbette yazın bu nüfus çok artıyor. Gençler yazın adaya çalışmaya geliyor.
  • İstanbul’dan THY-Aegean Airlines (saat 13 civarı) ortak uçuşu ile Atina Havaalanı’na inip hemen havaalanının çıkışında (X96) numaralı uzun bir otobüse (5 Avro) binip 80 dakika sonra kendinizi “Blue Star” şirketinin kocaman feribotunun önünde bulursunuz. Saat 17:30 feribotuna ekonomik bir bilet alın (mevsime göre 32–36 Avro civarı). Gemi çok katlı, çok hareketli. Barları, lokantası, terasları gezip, kitap okuyup sıkılmıyorsunuz. Dört saat sonra ilk durak olan Paros’tasınız. Gemi daha sonra önce Naksos olmak üzere diğer adalara doğru devam ediyor. Dönerken de yine aynı yolu kullanın.
  • Paros konumu icabı Delos, Mikonos, Santorini, Iraklia, Amorgos, Koufornissi gibi adalara gitmek isteyenlere çok sayıda imkân sunuyor. Yavru adası Antiparos etrafında 7 saat süren yemekli bir gemi turu alıp bu arada bol bol farklı plajlarda yüzebilirsiniz de! (40 Avro civarı)
  • Paros’ta kışın hayat çok sakin! Birçok otel, lokanta ve dükkân kapanıyor, sahipleri ise Atina’ya dönüyor. Ama kışın güzelliği ayrı! Elbette kışları adada hayat çok daha ucuz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir