Nepal

Nepal, halk hamamlarında yıkanan bedenler, ürkek sokak terzi ve berberleri, sütlü şekerli baharatlı Masala çayı, su birikintisinde yüzen tombul ördekler, yoga ve meditasyon okulları, safran renkli giysiler, sarı hardal çiçekleri ile örtülü tarlalar, sokakta gezinen mutlu inekler, ana kraliçe Everest’e rahatça tırmanan şerpaları, cesaretleri ile her biri profesyonel asker olan gurkaları, burun süsleri, küpeleri ve alınlarında rengârenk üçüncü gözleri bulunan hanımları, “namaste” diyen güler yüzlü insanı ile işte Nepal’deyim. Burada görülmeyeni görmeye çalışmak gerek.

Tezgahlarında sıralanan; tütsüler, rengârenk ipek kumaşlar, suluboya ve yağlıboya tablolar, heykelcikler, dokumalar, muhteşem ahşap işleri, gurka kamaları, Budist tespihleri, dua dolapları, paşminalar, pembe-mor-kırmızı toz boyalar diye listemizi uzatabiliriz.

Bu ülke, her yıl yürüyüş ve dağcılık amacı ile gelen yüz binlerce turistin akınına uğruyor. Ciddi bir deprem ekonomilerine büyük zarar verdi. Ülkede 222 zirve için tırmanma izni var, ama yine de devletten izin alınması gerekiyor. Everest için öngörülen harç ise bir servet: elli bin dolar idi. Yabancıların dağcılık için Nepal’i seçmelerinin belki de en önemli nedeni, bu ülkenin insanlarının yardım­ severliği ve dağlarda yollara düşmüş herkese güler yüzle yol göstermeleri.

Everest bölgesinde güçleri, dinçlikleri ve dayanıklılıkları ile ünlü “şerpalar” yaşıyor. Bu özellikleri onları dağ tırmanışlarının vazgeçilmez kılavuzu yapmış. “Şerpa”, Tibet dilinde “doğa insanı” anlamına geliyor. 1953 yılında Everest’e Yeni Zelandalı Hillary ile tırmanan, hatta on­dan önce zirveye ulaşan Tenzing Norgay da bir şerpa idi. Bugün sayıları 35 bin civarında olan Şerpalar, Tibet kültürüne daha yakınlar ve “dağ rehberliği” saye­sinde ekonomik durumları oldukça iyi. Everest’e tırmanmak, hele doruğa ulaşmak kolay iş değil elbette.

Nepal halkının büyük çoğunluğu Hindu. Bazı kaynaklara göre Hindu­izm, bir din değil de bir “yaşam tercihi”, bir “felsefe”. Bunun en büyük nedeni de kanımca bir Hindu’nun ibadetinin biçimini istediği gibi belirlemesi. Dünyaya yeniden, daha üstün bir sınıf olarak gelmesi için “dürüst” olması yeterli.

Şöyle bir söz işittim ki çok doğru olduğunu zamanla anladım: “Katmandu’da her iki evden biri tapınak, her iki günden biri bayramdır.”. Çok sayıda dinî bayramı, rengarenk şenliği ve kutlaması var Nepal’in. Bu konuda tatili bol ülkemizi bile sollamışlar…

Nepal – Çiçekli Gömlekli Uzun Saçlı Hippiler Katmandu’ya Giderdi:

Altmışlı yıllarda İstanbul’un çiçek çocuklar ile dolup taşmasının nedeni “Katmandu Yolu” üzerindeki ilk durak olmasıydı. Sultanahmet’teki “Lale Pudding Shop” gençlerin ilk buluşma noktasıydı. Buradan üstü çiçeklerle dolu otobüsler yola çıkarlardı. Onların sözcüklerinde sadece “gitmek” vardı. Çiçekli gömlekli ve uzun saçlı “hippi” olarak isimlendirilen gençler neticede Katmandu’nun Freak Sokağı’nda toplanırdı. Aralarında apple’in mucidi Steve Jobs bile vardı.

Barjavel’in “Katmandu Yolları” adlı romanını hatırlar mısınız? Bu romanda Jane ile Oliver’ın öyküsü anlatılırdı. Oliver sonunda sırt çantasından, ülkesine geri götürecek pasaportundan, geçmişin acısını taşıyan giysilerinden kısaca sahip olduğu her şeyinden kurtularak çırılçıplak şekilde güneşe doğru yürümüştü. Daha sonra devlet hippilere ve uyuşturucu kullanımına göz açtırmamaya başladı ve bu defter kapandı.

Yıllar sonra internet kanalı ile birbirini bulan o dönemin hippileri bugünün varlıklı iş adamları, yani “eski tüfekler” tekrar aileleri ile Katmandu’ya gelip beş yıldızlı otellerde gençlik anılarını tazeliyor. Bir yandan da Nepal’in sunduğu trekking, rafting, safari gibi yeni imkanlardan istifade ediyorlar.

Nepal – Katmandu, Mabedler Şehri

Katmandu Vadisi 22 kilometrekare ve 7 adet kültür mirasına ve üç adet tarihî kente sahip. Bu vadi aslında yaşayan bir “müzedir”. Tam 2500 tapınağa sahip. Newariler hem dili hem de mimarîsi ile Katmandu Vadisi’nin hakiki halkıdır.

Katmandu Kentine girince altyapı eksikliği, yoksulluk, çirkin beton virane yığınları, yaşanan kaos, kaldırımlarının ve trafik ışıklarının olmaması, nehrin kirliliği, uğultu, egzoz gazları, korna, hoş olmayan kokular, yapışkan satıcılar ve tütsüler sizi şüphesiz bir anda şaşırtıcaktır. Ancak deklanşöre her bastığınızda farklı ve ilginç bir an yakalayacaksınız. Burada yoksulluk çiçek açmıştır.

Hindistan sınırının açık olması, Katmandu’nun nüfusunun saptanmasında zorluklar çıkarıyormuş. Bence bu kentte en az iki milyon kişi yaşıyor olmalı.

Dünyanın en fazla mabedi Katmandu’da, tam bir Orta Çağ görüntüsü sergiliyor. İnsanları, yolları, köpekleri, fareleri ve keçileriyle tam bir keşmekeş yaşanıyor bu kentte. Yine de, ünlü Durbar Alanı’nda dizilmiş tapınaklardan birinin merdivenlerinde oturup bu keşmekeşi seyretmek büyük bir zevk. İnsanlardan çok tanrı­ların mekân tuttuğu bu meydanda mistik öğretiler tapınaklardan sokaklara taşmış.           Durbar Alanı, tam bir tapınak ormanı. Tapınaklarla çelenk gibi çevrilmiş.

Bagmati ile Bisnumati Irmaklarının birleştiği noktanın yakınlarında Raca Gunakamadaev tarafından kurulan Katmandu’nun adının “Ahşap Tapı­nak” anlamına gelen “Kasthamandap” sözcüğünden geldiği sanılıyor. Kastha-mandap, Durbar Alanında yer alan ve tek bir ağaç gövdesinden yapılmış dünyanın en eski ahşap mabedinin adı.

Yine aynı alandaki kırmızı renkli Hanuman Dok­ka Sarayı, Mallalar tarafından 14 avlulu ve 4 kuleli olarak inşa edilmiş. Maymun tanrı Hanuman kırmızı şemsiye altında dinleniyor. Katmandu’da tanrılar sizi sarar, sarmalar ve asla bırakmaz. Kraliyet ailesinin taht giyme ve evlenme törenleri bu sarayda yapılırmış. Şu anda ise burası  müze.

Nepal – Yaşayan Tanrıça Kumani

Bakire tanrıçanın reenkarnasyonu olacak 4-5 yaşlarındaki kız çocuğunu seçmek için önce bir yarışma düzenleniyor.

Adayların, üç yaşında olmaları, kömür kadar siyah göz ve saça sahip olmaları, küçük ağızlı, bembeyaz bir ten, geniş omuz, düzgün el ve ayakları ve kutsal 32 ize sahip olması gibi şartlar aranıyor.

Hasat zamanı yapılan seçim töreninde ise dehşet verici ayin ve sahneler yaşanıyor. Yüzlerce sığırın kafası kılıçla kesiliyor ve kanlar içindeki ölü sığır vücutları üzerinde çocuklar dans etmeye zorlanıyorlar.

Nepalliler Tanrıça Kumani’nin çok özel güçlere sahip olduğuna inanıyorlar. Örneğin, bir uçağı durdurabilir veya hastaları tedavi edebilir. Seçilen bu kız, yalnız başına sokağa çıkmıyor, ayağının yere basmasına izin verilmiyor, sürekli kucakta taşınıyor ve ilk kanama göreceği gü­ne kadar kendisine ayrılan, Durbar Meydanındaki,  dantel gibi işlenmiş ahşap Kumani Bahal adlı sarayda kalıyor. Senede iki defa törenlere katılıyor, her zaman kan rengi elbiseler giyiyor, armağanlar alıyor; ama çocukluğunun en gü­zel yıllarını dört duvar arasında geçiriyor. Tanrıça olmak da “zor” demek ki…

Kumani kendisini ziyarete gelen ziyaretçileri canı isterse 2-3 dakika kadar gayet süslü penceresinden selamlıyor. Ancak fotoğraf çekmek kesinlikle yasak. Katmandu’da sanatsal değeri yüksek ahşap oymalar, yalnızca tapınak ve saraylarda değil, evlerin dış yüzlerinde de kullanılıyor. 1994 yılında Bertolucci’nin ünlü “Küçük Budha” filmi bu meydanda çekilmişti.

Nepal – Maymunlar Tapınağı (Swayambhunay)

Tepeye yaklaştıkça şehrin gürültüsünden uzaklaşıyoruz. Swayambhunat veya Maymunlar Tapınağı olarak bilinen Budist mabedine 350 basamak tırmanarak çıkılıyor.

Basamakları çıktıkça çevremizdeki maymun sayısı sürekli artar. Sonra onlarcası koşmaya, dal­lardan dallara atlamaya başlar. Kırmızı popolu maymunlara yiyecek vermeye başlayıp sonra keserseniz çok kızıp hatta son derece tehlikeli olurlarmış; benden söylemesi!

Basamaklı yolun her iki tarafına yerleştirilmiş turuncu ve sarı renkli Buda heykelleri, bizleri adım adım kutsal mekâna hazırlıyor.

 Çok eski bir haç yeri olan tapınakta tam bir kargaşa yaşanıyor: Bir yandan insanlar, bir yandan köpekler, maymunlar, güvercinler, bir yanda da pislik ve hiç eksik olmayan yapışkan satıcılar ve 2500 yıllık Stupa’yı koruyan tavus kuşu, at, fil ve aslan heykelleri ufak bir alana dizilmiş.

Arkada bembeyaz, dev bir kubbe gözüküyor. Kubbenin üzerinde dört köşeli “Harnika” (Maymun Tanrı) oturuyor.

Buda’nın dört köşedeki bilge gözleri dikkat ve şefkatle Katmandu Vadisi’ne bakıyor. Harnika’nın üzerinde yükselen 13 katlı altın minare ise “Nirvana”ya ulaşmak için aşılacak engelleri gösteriyor.

Nepal – Pashupatinat’da Ruhun Terk Ettiği Bedenler

Hinduların ulusal tapınağı Pashupatinat’a gitmek üzere yola çıkıyoruz. M.Ö. 500 yılında, kutsal Bagmati Irmağı’nın kıyısına kurulmuş tapınağın dışında, tepeleme yığılmış kütüklerin üzerine yerleştirilmiş ölülerin yakılma törenini şaşkınlıkla izliyoruz. Kütük sayısı ne kadar fazla ise o şahıs o kadar varlıklı demekmiş. Bazılarımız, bu tüyler ürpertici sahneyi yüreği kaldırmadığı için uzaktan bakmakla yetiniyor. Ama içimizde yakından izleyenler de var. Rüzgâr, yanmış odun, insan eti kokusu, duman ile külleri etrafa yayıyor. Ölünün külleri “kutsal” Ganj’la birleşen Bagmati Nehri’ne atılıyor. Hindular için burada yakılmak en büyük “düş”. Tören bitince meydan tüm olaylara yukarıdan bakan maymunlar ile Şiva’ya kalıyor.

Nehrin kıyısında yamaca sıralanmış görkemli ve göz kamaştıran tapınaklar topluluğunun görünümü çok hoş. Ancak Hindu olmayanların bu tapınaklara girme­sine kesinlikle izin vermiyorlar. Buradaki bir yatakhanede ölümünü bekleyen yaşlı ve hastalar barınıyor. Ölünün cinsiyetine göre sarı veya beyaz bir kaftan giydirilmiş beden, ailesi tarafından nehir kenarına getiriliyor. Ailesi ölüyü avuçlarında taşıdıkları kutsal su ile yıkıyor. Pirinç tozu dökülüyor. Daha sonra ölünün etrafında üç kez dönülüyor. Ölü erkek ise ailenin en büyük erkek çocuğu, kadın ise ailenin en küçük çocuğu ateşi ölü bedenin ağzına veriyor. Bu arada ağlama sesleri ve feryatlar yükseliyor.

Nepal – Boudhanath Tapınağı ve Buda’nın Kırmızı Gözü

Budistler 500 yıldır Buda’nın hem çevreyi, hem de ruhlarını gözetlediğine inanıyor. Buda’nın gözleri yanıp tutuşuyor. Güneşin son ışıkları sanki Buda’nın gözlerinde toplanmış, kırmızı kırmızı tüm etrafına saçıp iyi ile kötüyü ayırt ediyor. Bu stupa 100 metre çapında ve 40 metre yüksekliğinde gövde ve kubbesinde her şeyi keskin, mavi, bilge gözleri ile gören Buda, dört bir yana dikkatle bakıyor. Sonsuzluğu, sınırsızlığı, değişmezliği canlandırıyor. Unutmayın, tanrılar gözleri ile konuşur!

Bir yandan dua bayrakları dalga­lanıyor. Burada kural, Buda’nın çevresinde saat yönü­ne doğru yürümek. Tapınağı çepeçevre saran dua dolaplarını, kendi eksenleri etrafında döndürmek ise “bir ibadet biçimi”.

Bir de dev dua dolabı bulunuyor. Onu da kendi ekseni etrafında üç kez döndürürken, bir yandan da “Om Mani Padme Hum, Om Mani Padme Hum” (Selam olsun lotustaki cevhere) diyerek dua ediliyor; on kez, yüz kez…

1959 yılında Çin’in Tibet’i işgal etmesi ile binlerce Tibetli Nepal’e sığındı. İşte o yüzden bu yöreye “Küçük Tibet” deniliyor. Meydan boyunca hediyelik eşya satan dükkanlar sıralanmış.

Nepal’deki Dwarika’s Otelinde son günümüzde felek­ten bir gece çaldık. Hillary Clinton’u da misafir etmiş çok özel yemeğe davet edilince bu teklifi reddetmedik elbette.

Otelin yöneticisi ve sahibi Bayan Sangita Shrestha Einhaus bizimle özel olarak il­gilendi. Gayet şık, alımlı, İngilizce ve Almancayı mükemmel konuşuyor. Katmandu Vadisi’nin yavaş yavaş kaybolan tahta işlemeli el sanatlarının korunup yaşatıldığı bu çok özel otel ile Nepal’de turizm anlayışı üzerine konuşuyoruz.

Himalayalar’ı kirli-sarı, mavi bulutlar çevirmişti. Bu arada kartallar gökyüzünde kanat çırpmadan süzülüyorlar. Tanrılar işte o zirvelerde olmalı. Batan güneş zirveleri önce pembeye sonra kırmızıya boyuyor. Alacakaranlık yüce dağları bekledikleri sessizliğe kavuşturuyor

Kısa Kısa Nepal

  • Tibet – Nepal sınırında Kali Gandaki Kanyonu ile 7061 metrelik Nigiri Dağı arasına gizlenmiş pek kimsenin bilmediği bir krallık var: “Mustang”. Mustang’a yılda sadece bürokratik engelleri aşabilen 600 yabancı girebiliyor. Krallığın tek yerleşim merkezi olan Tangbe meyve ağaçları ile kayalıkların arasında bir vaha gibi sanki cenneti andırır.
  • Çin ve Hindistan gibi iki büyük ve önemli ülke, iki büyük uygarlık arasına sıkışmış “Nepal”. Ondan dolayı düzenli bir ordu beslemiyor. Nasıl olsa bu tüm Nepal asker olsa bile bu güçlü komşulara karşı koyamaz diye düşünüyorlar. Ayrıca Nepal hiçbir zaman savaşmamış, sömürge durumuna da düşmemiştir.
  • Nüfusunun %90’ı Hindu ama Budistler de bu coğrafyada oldukça etkin. 40’a yakın etnik grup var. Müslümanların oranı ise sadece % 3,5. Her topluluk diğerlerine saygılı. Kullandıkları bazı Uygur kökenli kelimeler Türkçe’de de var. Baba, ayna, sabun, dünya, kalem, cehennem, şeytan, saç ve vekil gibi.
  • Nepal’de budizm, meditasyon ve yoga gibi konularda çok sayıda uluslararası yayın bulunuyor.
  • Nepal üst üste kırmızı – beyaz iki parçadan oluşan “üçgen” bir bayrağa sahip. Kenarlarında ise mavi bir bant var. Dünyada dikdörtgen olmayan nadir bayraklardan biri. Üst kısmında ay 1951 yılına kadar ülkeyi yöneten Rana Ailesi’nin simgesi. Alt bölümde ise güneş var. Mavi renk barışı, üçgenler ise Himalaya Dağları ile Hinduizm – Budizm ikilisini temsil ediyor.
  • Eğer Nepal’de canınız çay çekerse baharatlı “Masala Çayı” ısmarlayın.
  • Sakın paşmina şal satın almayın. Bir defa yasak. Ayrıca bu şal nesli tükenmekte olan dağ antilopları öldürülerek elde ediliyor. Büyük boy bir satuş şalın bir nişan yüzüğünün içinden geçebildiği söyleniyor.
  • Sürprizler ülkesi Nepal yıllar önce ölüm cezasını kaldırıp eşcinsel evliliğe izin vermiş. Ayrıca pazar günü hafta başı sayılıyor.
  • Kadın Nepal’de her işi yapıyor. Sabah erkenden kalkıp ancak geceyarısı başını yastığına koyabiliyor. Zaten Nepal, erkelerin kadınlardan daha uzun yaşadığı nadir ülkelerden birisi.
  • Nepal, birçok bakımdan “enler” ülkesidir.
  • Dünyanın en yüksek dağı burada, “Everest”.
  • Dünyanın en alçak yarığı Kali – Gandaki yine bu coğrafyadadır.
  • Dünyada tek yaşayan tanrıçaya sahip ülkedir.
  • Buda 2500 yıl önce bu topraklarda doğmuştur.
  • Nepal dünyanın en fakir ülkelerinden biri olarak biliniyor. Bir öğretmenin veya memurun maaşı sadece 60 USD idi. Bu coğrafyada şişmanlar zengin kabul ediliyor. Ülkede sık sık elektrikler kesiliyordu.
  • Hinduların 30 milyona yakın tanrısı var ama en önemlileri Brahma (Yaratıcı), Krişna ve Vişnu (Düzenleyici) ve Şiva (Ölüm ve Üreme). Şiva ile Pervati’nin oğlu fil kafalı şans getiren tanrı ‘’Ganeş’’. Aslında Nepal halkı Hindu ve Budist simgelerin her ikisine de saygı gösteriyor.
  • Budizmin çok önemli beş prensibi var. Canlı bir varlılığın canını almamak, doğru olmayanı söylememek, zina yapmamak, verilmeyeni almamak, alkol, sigara ve uyuşturucu kullanmamak.
  • Hindistan gibi Nepal’de de şoförlerin bir eli kornada. Zaten araçların arkasında “Lütfen korna çal” yazıyor. Şaka gibi.
  • Nepal’de rahatça fotoğraf çekebilirsiniz. Olumlu karşılıyorlar. Sadece saduları bu kuralın dışında tutmak gerekir. Onlar 1 USD gibi cüzi bir ücret istiyorlar.
  • Katmandu Havaalanı’na ismi verilen Tribhuvan aslında bir kral ama 1958 yılında Nepal’e demokrasiyi getirdiği için “Demokrasinin Babası” olarak biliniyor, çok seviliyor.
  • Nepal’de, İngiliz ordusundan emekli olmuş Moğol asıllı yüzlerce Nepalli Gurka askeri bulunmakta. Bir de dünyaca ünlü Nepal savaşçıları var ki, sözgelimi dünyanın en zengin adamı olan Brunei Sultanı, gurkalardan başka muhafız tanımazmış…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir