Mariana Adaları ve Başkent Saipan

Artık Pasifikteki 22 günlük gezimin son adasına uçmaya hazırlanıyorum. Batı Pasifikte ABD’ye bağlı 15 tropik adadan oluşan Kuzey Mariana Adalarının başkenti olan Saipan Adası (23 kilometre x 6 kilometre). Adaların toplam nüfusu sadece 63 bin. Bu grubun tanınan diğer bir adası ise Tinian. Elbette yakınındaki Guam ile her açıdan yakın temas içindeler.

Kore’nin Seul Havalimanı çok geniş bir alana yayılmış ve bazen transit merkezini bulmakta bile zorlanıyorsunuz.

İlk kez Asiana Havayolları ile uçuyorum. Sonunda Saipan uçuşunun gerçekleşeceği 33 numaralı kapıyı buluyorum. Rahatlayıp bir köşede sessizce soğuk kahvemi içiyorum. Bu da benim zevkim. Uçak boş olunca ayrı bir keyif bu benim için,çünkü hemen uçağın arkasına koşup üçlü koltuğa uzanmak demek. Ama bir saat kadar havalanmak için kulenin iznini bekliyoruz. Uçuş ise 4 saat.

İnince uzun bir pasaport kuyruğu ile karşılaştım. Ne de olsa ABD’ye giriş yapıyorsunuz. Uzun uzun formlar doluyor. Ülkemiz artık bu form doldurma saçmalığını kaldırdı, Bravo. ABD girişleri zaten hep bir sorun. Gümrükte ise iki ufak bavulumu iyice arıyorlar. “Dünya için Bir şey Yap” kitapçığım 19 lisana çevrildi. Her birinden birer örnek özellikle basına göstermek için yanıma almıştım. Kadın tutturmuş bunları satmak için mi getirdin diye. Sonunda sinirlendim ve “evet” dedim. 68 yaşımda tanımadığım bir coğrafyada sokaklarda oturup İspanyolca, Portekizce, Urduca, Farsça, Arapça, Korece kitaplarımı satacağım. Buna çocuklar bile güler !

Kadın inandı, iyi mi ? Şefini çağırdı. İnanın oradan zor kurtuldum.

Saat sabahın 3’ü. Ne yapayım… Havalimanın giriş bölümünde açık bir kahve buldum. Bir saat kadar orada oturdum ve sizler için bu bölümü kağıda dökmeye başladım. Sonunda sıkıldım, kendimi dışarı attım.

Taksiler Saipan’ın merkezine 30 dolar istiyordu (aslında normali 10 dolar). Allah sizi her coğrafyada havalaanı taksilerinden korusun. Bu saatte nereye gidilir ki? Airbnb ile ayarladığım ev ertesi gece için. Sabahın köründe oraya gidemem. Yağmur çiselemeye başladı. İki japonu götüren bir minibüs bana acımış olmalı ki durup aracına aldı ve 24 saat açık Century Oteli’nin alt katındaki lokantasına bıraktı.

Erkenden kahvaltıya gelenler var. Maşallah ısmarladıkları tabaklar sille dolu, yarısını bile bitiremiyorlar. Tek tek masalara uğrayıp “bugün bu yaşadığımız dünyada 22 bin kişinin açlıktan öldüğünü” söyledim. Bazıları kızdılar, olsun, “karanlığı karanlıkla örtemezsiniz, ışık gerekir.”

Sabah 07 olunca ev sahibim Çinli aileyi aradım. Neyse oğlu ile gelip beni oradan aldı. Aksi takdirde sokak adı olmadığı için evi bulmamın imkanı yoktu. Taksiciler bile orayı bulmakta zorlanıyordu.

Adalar ABD toprağı olmasına rağmen sokaklarda pek Amerikalı görmüyorsunuz. Çinli ve Filipinliler hakim. Kore ve Japonlar ise ucuz tatil için çocukları ile adalara geliyor.

Kaldığım evin bulunduğu mahalle sahiden ilginç idi. Evleri bir defa kontrplakla ikiye bölmüşler. Evler arası karanlık koridorlar var. Onlarca çocuk etrafta koşuşuyor. Bir yaşlı Filipinli mühendis amca da evinin önüne tezgah yapmış, uğraşıp duruyor. Bir yandan da kutularda sebze yetiştiriyor. Tüm gece boyunca bir delikanlı penceremin önünde elinde gitarı ile İngilizce parçaları seslendirdi. Ama doğrusu başarılı idi.Yani burası apayrı bir dünya.

Pasifik Adalarının tarihi ve kaderleri birbirine benziyor.

Gelelim Mariana Adalarına;

6 Mart 1521 Ünlü Portekizli kaşif Macellan gidiş yolunda bu adaya uğruyor.

1522 Macellan Filipinlerde öldürülünce kaptanı Gonzalo Games Panama’ya doğru ilerlerken Trinidad isimli gemisi ile adaya yanaşıyor.

1670 İspanyollar su ile erzak temini için Saipan’aliman inşa ediyor. İngiliz, Hollanda ve Fransız gemileri de ihtiyaçları için bu adaya uğruyor.

1700 Şef Aghuruba liderliğinde yerliler ayaklanıyor ve yakalananlar cezalandırılmak üzere Guam’a gönderiliyor.

1899 İspanyollar adayı Almanlara satıyor. Ancak Almanlar bu coğrafyada herhangi bir faaliyette bulunmuyor.

1900 Amerikalılar Saipan’a giriyor.

1670 İspanyollar su ile erzak temini için Saipan’a liman inşa ediyor. İngiliz, Hollanda ve Fransız gemileri de ihtiyaçları için bu adaya uğruyor. iliyor.

1920 Japonya dışında Kore ve Tayvan’dan da adaya göç başlıyor. Büyük şeker kamışı çiftlikleri ve ayrıca şeker fabrikası kuruluyor. Şeker kamışının taşınması için özel bir tren hattı bile döşeniyor, Saipan’ın nüfusu 20 bine kadar ulaşıyor.

1930 Japonya buradaki üssünü genişletiyor ve asker sayıları 30 bine ulaşıyor.Japonya Pasifik adalarını hatta Çin ile Filipinlerin bazı bölgelerini de sıra ile işgal ediyor. ABD tehlikeli bir hızla topraklarını genişleten Japonya’ya karşı ambargo uyguluyor. Çelik ile yakıt ihracatını kesiyor. Bunun üzerine Japonya İmparatorluğu bu ham maddeleri ele geçirmek amacı daha fazla genişlemek istiyor.

1944 İkinci Dünya Savaşının en şiddetli çarpışmalarından biri 15 Haziran ile 9 Temmuz tarihleri arasında Saipan’da yaşanıyor. Bu arada ABD; Japon, deniz ve hava kuvvetleri de çarpışıyor. ABD, Saipan açıklarına 700 gemi ve 400 uçakla geliyor. ABD çıkartması sonrası Japonlar dağlık bölgede açtıkları sığınaklarda uzun süre başarı ile direniyorlar. Japon komutan intihar etmeden önce her Japon askerinin 10 Amerikalı öldürmesini istiyor. Sonuçta 3400 Amerikan askeri hayatını kaybediyor. 921 Japon askeri esir düşüyor. Bine yakın Japon asker ve yerli Japon halk esir düşmektense Banzai Tepesinden el ele tutuşup atlayarak kadınlı erkekli intihar ediyorlar. Deniz bir anda cesetlerle doluyor.

Hemen Memorial Park’a gidiyorum. Yeşil çim alanın ortasında savaşta ölenlerin isimleri yazılı beyaz bir anıt var. Dört odalı savaş müzesi pek ilginç olmasa da müzede gösterilen dokümanter film bence gayet başarılı hazırlanmış ve ibret verici idi.

Adanın kuzeyinin başkenti “Susupe” güneyinin ise “Karapan”. Havalimanı adanın güneyinde yer alıyor. Tüm hareketise bence Beach Road ve civarında. Yol boyunca ikinci ve üçüncü sınıf oteller, lokantalar, AVM’ler ve çeşitli dükkanlar sıralanmış.Tur otobüsleri özellikle Japon, Koreli ve Tayvanlı tatilcileri otellerine taşıyor.

Japonlar Hiroşima’da ölenler anısına mum dikiyor. Kağıttan kuşlar yapıyor. Çünkü Hiroşima’ya bombayı bırakan B 295 uçağı maalesef Saipan’dan havalandı.

Ada halkı çalışmayı pek sevmiyormuş. Hizmet sektörü Filipinliler, ticaret ise Çinlilerin elinde. Yine Çinlilerin kurduğu bir taksi sistemi var. Başkent civarında her yere 3 dolara götürüyorlar. Telefonla çağırıyorsunuz. Ama bazı Çinli şoförler vallahi ingilizce bilmiyor.

“Beach Road” boyunca sahilde yürüyorum. Dalış okulları ve dev bir gazino dikkati çekiyor. Pek denize giren de yok.

Mariana Variety Gazetesi’den Chrerrie benimle iki saat süren bir röportaj yapıyor ve ertesi gün hemen yayınlanıyor.

Saipan’da diş hekimi olan Amerikalı Bill’in muayenehanesine genç ve güzel bir Çinli kadın girer.

“Doktorcuğum dişimin ağrısından sabaha kadar gözümü kırpamadım. Ancak dişi çektirmektense çocuk doğurmayı tercih ederim.

“Hanımefendi, koltuğun ayarını yapmadan önce lütfen kararınızı verin.”

c

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir