Kutsal Ada ya da Hindistan’ın Göz Yaşı: Sri Lanka

Sri Lanka ya da İngiliz sömürge dönemi adıyla “Seylan” denince, aklınıza ne gelir? Mis kokulu çay ve göz alabildiğine uzanan, zümrüt yeşili çay tarlaları, değil mi?

Sri Lanka hakkındaki yazılara ve makalelere bir göz atıyorum. Meğer ne kadar çok sıfatı varmış: Mucizeler Diyarı, öteki cennet, safirin anavatanı, kutsal ada, uğurlu topraklar ülkesi, doğunun incisi… Sonra Marco Polo’ya göre “dünyanın en güzel adası” ve İbn-i Batuta’ya göre de “hayran kalınacak topraklar”.

Yeşilin her tonu, çoğunlukla birbirine benzeyen küçük sokak köpekleri, tütün çiğneyen yaşlılar, yılan oynatan sakallı bir yaşlı, rengarenk süslemeli kamyonlar, siyah suratlı maket maymunları, çeşit çeşit baharatlar, koni kokusu yayılan küçük lokantalar, çay ve baharat bahçeleri, aynı su birikintisinde hayvanlarıyla beraber yıkanan köylüler, ıslak peştamallarıyla turistlere gülümseyen genç kızlar, sütlü çay içen gençler, bellerini açıkta bırakan ve adına “sari” dedikleri yöresel giysileri içinde kadınlar, “tuk tuk” denen triportörler. İşte Sri Lanka’dan bazı manzaralar.

Etnik huzursuzluğun pençesindeki yeşil Seylan ya da yeni adıyla Sri Lanka, Sinhali saygıdeğer ada dilinde “pırıl pırıl parıldayan ülke” anlamına geliyor. MÖ VI. yüzyılda, ada halkının çoğunluğunu Hindistan’dan göç eden ve MS 267’de Budist olan Sinhaliler oluşturuyor. Hindistan’ın güneyinde bulunan Tamil Nadu eyaletinden gelen Tamiller ise ufak bir azınlıkta.

Ada, tarih boyunca işgalcilerin; Portekizli, Hollândalı ve İngilizlerin akınına uğramış.Uzun yıllar İngiltere’ye bağlı bir sömürge olarak kalmış,. XIX. yüzyılda alevlenen milliyetçilik hareketleri sonucu, Hindistan’ın paralelinde, 1947 yılında, herhangi bir savaşa girmeden “Commonwealth” teşkilâtı (İngiliz Uluslar Topluluğu) içinde kalmak şartıyla bağımsız devlet olmuş.

Budizm, bundan tam 2539 yıl önce, Hindistan’dan gelmiş Sri Lanka’ya. Kral Ashoka’nın gönderdiği yedi rahip ve oğlu Mahinda, zamanla bütün ülkeye yayılmış ve birçok manastır açılmış. Günümüzde, 4 binden fazla manastır ve binlerce Budist rahip var, Sri Lanka’da. Budanın doğduğu, Nirvana’ya ulaştığı ve olduğu dolunay günlerinde, bütün rahipler meditasyon yapmak için toplanırlar. Bazı Budist tapınaklarında Hinduizm etkileri görülse de, Hinduizm’de önemli bir unsur olan dans ve müzik, Budizm’de yoktur.

Bugün, Sri Lanka halkının tamamının, Budist rahiplere saygı gösterdiği söylenemez. Halkın bir kısmı, “Biz çalışıyoruz, onlar ise bizim sırtımızdan geçiniyor” diyerek rahiplere tepki gösteriyor.

Sri Lanka’nın kuzeyinde, asırlardır apayrı bir toplum olarak yaşayan ve ada nüfusunun %14’ünü oluşturan Hindu kökenli Tamillerin, Budist Sinhali milliyetçiliğinden rahatsız olacakları önceden belliydi. Hemen hemen tüm çay üretimini kendileri yaptıkları hâlde az kazanan ve devamlı ikinci sınıf insan muamelesi gören Tamillerin teröre yönelmesi önlenemedi. Ülkenin kuzeyinde bulunan önemli Tamil kenti Jaffra’nın Sri Lanka ordusunun kontrolüne geçmesiyle birlikte, ülkenin daha tenha olan batı ve orta kısımlarına dağılan Tamil kaplanları, mücadelelerini bugün de sürdürüyorlar. Bu iç savaşta 30 bin kişi hayatını kaybetti. Tamil gerillaları, zaman zaman gerçekleştirdikleri büyük suikastlerle dünya gündemine geliyor.

MÖ I. yüzyılda, o dönemin başkenti Anuradhapura’da yaşayan Kral Walagambahu, Hindistan’dan gelen Tamillere yenilince çareyi kaçmakta bulur. Hatta yakalanmamak için eşlerinden birini yolda bırakmak zorunda kalır ve Tamil prenslerinden biri, bu güzel kraliçe ile evlenir. Tamillere yakalanmadan Dambulla’ya varmayı başaran kral, bugünkü kaya tapınağının olduğu Dambulla’da tam 14 yıl saklanır. Burada güçlenip yeni bir ordu toplar ve tekrar başkent Anuradhapura’ya dönerek Tamil prenslerini yener. Onun döneminde başlayan, biri büyük 5 mağara ve toplam 2 bin metrekare alan üzerindeki Buda heykel ve süslemelerinin yapımı, İngiliz dönemine kadar devam eder. Her kral, yeni eklemeler yaptırır. Kayaya oyularak yapılmış, 14 metre uzunluğundaki, yatan Buda heykelinin yanı sıra; tuğla, kil, kaya ve kireç taşından yapılmış 150’ye yakın heykel bulunuyor, kaya tapınağında.

Mağaraların ana giriş kapısının yanında sarı renkte dev bir oturan Buda heykeli dikilmiş. Kıvırcık saç bilgeliği, uzun kulak asaleti ve yarı açıkgöz ise iç dünya ile dış dünya arasındaki dengeyi ifade ediyor. Sri Lanka Budizm’i Tibet Budizm’inden epey farklı. Tibet’te olduğu gibi dua ritüellerine burada rastlanmıyor.

Sri Lanka’daki ikinci günümüze kültürel üçgenin diğer bir ayağı olan Sigiriya kentindeki “Kaya Sarayı” ile başlıyoruz.  Kral Kasiappa tarafından MS V. yüzyılda yaptırılan “Aslan Kayası”, ormanın içinde 200 metre yükselmiş volkanik granit kütle içinde bulunan mağaralardaki 500 adet bin yıllık çıplak ve giyinik kadın figürlerinden ve tepenin üstündeki kraliyet kalıntılarından ibaret. Tepenin zirvesine, dev bir aslanın iki pençesi arasından geçerek yükselen yol boyunca gidildiği için buraya “Aslan Boğazı” denilmiş. Burayı yaptıran Kral Dhatsena’nın iki oğlu varmış. Büyük oğlu Kassapa bir hayat kadınından olduğu için, babası onun tahta geçmesini hiç istemezmiş ve onu öldürtmeye karar vermiş. Fakat oğlu bunu öğrenmiş ve daha önce harekete geçip babasını öldürterek, yaptırmış olduğu rezervuarın dibine gömdürmüş.

Bir sonraki durağımız Baharat Bahçesi. Hepimize, türlü yağlar ve esanslar ile acele ve ayaküstü bir masaj uygulanıyor. Bahçede Hint cevizi, bir ağacın çiçeği olan karanfil, koni, hamamotu, marihuana, kokain yapımında kullanılan koka bitkisi, kakao, kakule, tarçın, zerdeçal, aloavera kaktüsü suyu, vanilya, yeşil- kırmızı- beyaz ve karabiber ve daha birçok bitki ve şifalı otu bir arada görmek mümkün. Bizi gezdiren Sri Lankalı genç, “Bakın bu baş ağrısına iyi gelir; bunları kaynatıp içerseniz kendinizi genç ve dinamik hissedersiniz” gibi “doğal ilâç” tarifleri veriyor. Sandal ağacı yağı, kulak ağrısına iyi gelen tarçın yağı, vücuttaki kılları döken hamamotu, güneş kremi olarak da kullanılan aloavera suyu, tabii enerji veren, zayıflatan, romatizmaya iyi gelen farklı karışımlar.

Nihayet, Sri Lanka’nın en önemli kentlerinden ve turizm merkezlerinden biri olan Kandy’ye giriyoruz. Kandy, turistlerin çok sevdikleri bir kent. XVI. yüzyılın sonundan XIX. yüzyılın başına kadar Sri Lanka’nın başkenti olan Kandy, Budizm’in önemli hac merkezlerinden biri. İngilizler zamanında, insanlar ve filler kullanılarak yapılmış kocaman bir göl, tepelerde kocaman malikâneler, pahalı oldukları hemen belli olan özel kız okulları, tenis kortlarında Amerikalı hocalardan tenis öğrenmeye çalışan Sri Lankalı zengin ve şımarık kızlar. İşte Kandy!

Kandy’de ilk ziyaretimiz, Sri Lanka’nın en önemli Budist tapınağı olan Dalada Maligawa’ya. Tapınağın önünde olağanüstü önlemler alınmış. İçeri girene kadar defalarca kontrolden geçiyoruz, çünkü 1998 yılının Ocak ayında, Tamil gerillaları, bir kamyona yükledikleri büyük bir bombayı tapınağın önünde patlatmışlar ve tapınak büyük ölçüde hasar görmüş.

 XV. yüzyılda yapılan ve birçok Budist törene tanık olan bu tapınağın en büyük özelliği, Buda’nın dişinin burada saklanması. Buda’nın dişi, iç içe konmuş 6 adet altın kutu içinde saklanıyormuş. Ama ziyaretçilere göstermiyorlar.

Kandy kentinin merkezinde bir saat mola verdikten sonra bir çay fabrikasına gidiyoruz. Ne de olsa, “Seylan çayı” dünyaca ünlü. Yol üzerinde şelâleler, hem çamaşır yıkayan hem de kendileri yıkanan kadınlar göze çarpıyor. Dar orman yollarından geçerek çay yetiştirilen bölgeye varıyoruz.

Çay yararlı mı, zararlı mı? Tıp uzmanları, bu konuyu yıllardır tartışırlar. “İçerdiği kafein uyarıcıdır” denir, “limonlu ve açık çay, hazmı kolaylaştırır” denir, “demir emilişini engellediği için kansızlık yapar” denir ve bunun gibi daha birçok yarar ve zararlarından bahsedilir. Ama ne olursa olsun, dünyanın her tarafında sevilir. Serin ve yumuşak iklimden hoşlanan bir bitki olan çay, Sri Lanka için büyük öneme sahip.

Kısa Kısa Sri Lanka

  • Sri Lanka’da 26 Aralık 2004 tarihinde deprem sonrası oluşan tsunami dalgaları nedeni ile aralarında Türklerin de bulunduğu ortalama 25 bin kişi hayatını kaybetti. Sahilleri % 75’i zarar gördü. Ülke büyük bir darbe yedi. Maddi zarar bir milyar doları buldu. Sri Lanka hükümeti yaraları sarmakta çok pasif kaldı. Neden sonra yeni bir yasa ile sahillerde yapılaşma yasaklandı.
  • Ülkenin özellikle orta ve kuzey bölgelerindeki yolları çok dar ve bozuk. Bunun bir nedeni de “sosyalist” bir düşünce ile düşmanın ülkenin iç kısımlarına ilerlemesini engellemekmiş.
  • Çok tehlikeli bir zehir olan kanero bitkisinin tohumları özellikle hamile kalan kızların sığındığı bir intihar şekli. Sri Lanka’nın kırsal kesiminde yetişen kanero sayesinde Sri Lanka dünyada intihar oranının en yüksek olduğu ülkelerin arasına katıldı. Hükümetin bu bitkinin ekimini engellemek için yaptığı çalışmalar da pek sonuç vermedi.
  • “Arak” denen hindistancevizinden yapılan rakıyı meraklılarına hediye olarak götürebilirsiniz. Zencefil birası (ginger beer) alkolsüz, tadı çok farklı ve sağlığa yararlı, deneyin. Ben hep onu içtim.
  • Sri Lanka’nın yedi adet dünya miras listesinde yer alan kültür ve doğa varlığı var. Bunlar (kabul ediliş tarihi ile): Polonnaruva Antik Şehri (1982), Sıgiriya Antik Şehri (1982), Anuradhapura Kutsal Şehri (1982), Galle Eski Şehri ve Kalesi (1988), Kandy Kutsal Kenti (1988), Sinharaja Milli Parkı (1988) ve Dambulla Altın Tapınağı (1991).
  • Sri Lanka’da en popüler spor “kriket”. Bu alışkanlığı İngilizlerin adada bıraktığı bir gelenek olarak düşünmek gerekir ve bu ufak ülke krikette bayağı da iddialı. Hindistan ile devamlı yarışıyor.
  • Eğer yeterli zamanınız olursa zor da olsa Adam’ın Tepesine 2200 merdiveni tırmanarak çıkın. Adam dağının 2243 metredeki zirvesinde 80-90 santimetre boyunda, insan ayağı şeklinde bir iz bulunan büyük bir kayaç hemen hemen her din için kutsal bir adak yeri olmuş. Müslümanlara Adam tepesini Hz. Âdem cennetten kovulunca dünyaya ilk ayak bastığı yer olarak, Budistler Buda’nın, Hindular ise Şiva’nın ayak izi olarak kabul eder.
  • Sokaklarda aç ve bitkin yatan ve birbirinin benzeri çok sayıda köpek insanı üzüyor. Birçoğu da uyuz veya yara içinde. Ancak bizde olduğu gibi belediye yetkililerince vurulmuyorlar.
  • Bu arada şehir içi ulaşımı genellikle tuk-tuklar sağlıyor.
  • Yollardaki tabelalarda hem Sinhali dili hem de Tamil dili birlikte kullanılıyor. Ama önemli kavşaklarda İngilizce de yer alıyor.
  • Her okulda zorunlu olarak bir Buda heykeli ve dua köşesi olduğunu düşünürsek Sri Lanka’nın laikliğinden şüphe etmek gerekmez mi?
  • Derneğimizin Sri Lanka temsilcisiydi, hoştu, hareketliydi, sırt çantası ile gezerdi, Sri Lanka üzerine iki kitap hazırladı. Hikkaduwa’da sahilde bir pansiyonu vardı. Tsunamide yıkıldı, üzüldü. Evcan Demirtaş’ı genç yaşta kanserden kaybettik, seviyoruz ve anıyoruz.
  • Sri Lanka mutfağı genelde baharatlı! Korili pilav, patlıcan, patates, fasulye, kabuklu pirinç, kırmızı mercimek ve meyveler arasında ise mango, kırmızı ve yeşil muz, çok iri jak fruit ilk sırada yer alıyor.
  • Sri Lanka’da 250 bin balıkçı bulunuyor. Birçoğu tsunami sırasında hayatını kaybetti ve tekneleri parçalandı. Gel-gitler ile çekilen okyanus sularına dikilen uzun çubuklar üzerine bir cambaz gibi çıkan balıkçılar su çekilince mercan kayalığındaki lezzetli balıkları avlıyorlar.
  • Sri Lanka’ya has su monitörü, Komor ejderhasını andıran uzun dilli tuhaf bir sürüngen. Ağzı ve dili zehirli. Akrep gibi zehirli böcekleri yakaladığı için yerli halk onları evlerinin önünde özel besliyor.
  • Meğer nelere malikmiş bu hindistancevizi. Her santimetrekaresini kullanıyorlar. Baştan suyu içiliyor, kabuk içindeki beyaz kısmı rende yapılıp suyla karıştırılıyor ve elde edilen sütünden yağ yapılıyor. Meyvesinden ise alkol. Gelelim kabuğuna; çeşitli basit ev aletleri kullanılarak liflerinden kilim, süpürge, ip, halat ve çanta yapılıyor. Yapraklarından ise çatılar örülüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir