Kültürlerin İç İçe Geçtiği Bir Kavşak: Azerbaycan

Taberî tarihinde “Tapınım yapılan ateşin en büyüğü burada olduğundan, bu bölgeye Azerbaycan denilmiştir.” diye yazıyor. Ama bu adın, Büyük İskender’e katılan General Atropates’ten geldiği de diğer bir kanı. Ancak, adı nereden gelirse gelsin, kültürlerin iç içe geçtiği bir kavşak konumunda olan Azerbaycan, adını çelik kuleli petrol kuyuları ve uzun yıllardır devam eden Ermeni sorunu ile tüm dünyaya duyurdu.

Azerbaycan nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Azerîlerin Hazar Türkleri ya da XI. yüzyılda Selçuklu Oğuzları ile bölgeye göç eden Türklerin soyundan olduğu söyleniyor. Yüzölçümü 5 bin 500 kilometre kare olan Nahçıvan toprakları, Türkiye-İran sınırını çizen Aras Irmağı’nın doğusuna ve kuzeyine uzanmakta. Ekonomisi petrol ve doğalgaz dışında tarıma dayalı olan bu coğrafyada halı sanayisinin gereksinimini karşılamak için koyun besiciliği de yapılıyor. Azerbaycan’da dokunan rengârenk kilimler ve halılar, Anadolu halkıyla Azerîlerin aynı kökten geldiklerinin belki de en güzel kanıtı. Tezgâh başına oturan Azerî kadınlarının ellerine yaktıkları kınanın kokusu bile Anadolu’dan duyulabilir. İlmeği atan eller, deseni dokuyan kollar, aynı coşkuyla sarılıyor ipe, aynı hüznü dokuyor; sevgisini, hasretliğini de katarak ilmeklere.

Dünyanın en büyük iç denizi olan Hazar’da avlanan mersin balığı yumurtasından elde edilen sarı ve siyah havyar, dünyanın en değerli havyarlarından sayılıyor. “Maalesef” diye hemen ekliyorum hemen.  

Kuşkusuz Azerbaycan’ın en büyük zenginliği “petrol”. Topraklarında petrol bulunan pek çok ülke gibi Azerbaycan’da da petrol hem büyük bir şans, hem de  bir sorun. Başta Amerika ve Rusya Federasyonu olmak üzere daha pek çok ülkenin gözü hep Azerî petrolünde kalmış. Hem ham petrolü çıkarmak, hem işlemek, hem de taşınmasında pay sahibi olmak için adeta birbirleriyle yarıştılar.

İpek Yolu üstünde Kafkas Dağları eteğinde bulunan Bakü, tarihinin her dönemin­de petrolle iç içe yaşamış bir ülke. Dinî bir misyonu olan petrol, ilk kez Marko Polo ile Avrupa’nın ilgisini çekmiş. Petrolün savaşlarda ne kadar büyük bir silâh olabileceğini keşfeden Avrupalı derebeyleri, kişisel otoritelerini güçlendirmek için kullanmışlar onu. Bugün bildiğiniz gibi kozmetik sanayiinden yol yapımına, plâstikten yakıta kadar yüzlerce değişik kullanımı var petrol ürünlerinin.

Bu topraklar Güneybatı Asya’nın bir zamanlar en büyük dini olan Zerdüştlük’e ev sahipliği yapmış. Bakü’nün 30 kilometre dışındaki Ateş Tapınağı (Surakhani)  da o günlerin görkemini en iyi biçimde yansıtan yapılardan biri. Bildiğiniz gibi Zerdüşt tapınaklarında ateş hiç sönmez. Ateşgah’da 26 oda bulunmakta her odada ateşe bakarak ibadet yapılıp inzivaya çekilinirmiş.

Komünist yönetim döneminde kuzey yolundaki bir ilçeye Nasoslu (Pompalı) denirken, şimdi adı Tağıyev yani Takioğlu. Bu petrolün ilk sahiplerinden birinin adı.  Zeynelabidin Tağıyev kentin modernleşmesinde çok katkıda bulunmuş, yurtdışından mimarlar getirmiş. Ar Adasında neft taşları su üstü kenti gezilebilir. Devrim öncesinin petrol zenginlerinin konaklarında bugün Azerbaycan Petrol Şirketi faaliyet gösteriyor. Azerbeycan dünyanın en eski petrol ihracatçısıdır. Dünyada ilk petrol sondajı 1847 yılında Abşeron’da gerçekleşmiştir. Ayrıca petrolü çok kalitelidir.

Azerbaycan’ın özgürlük sembolü bir Gence Beyi olan Cevat Han. XIX. yüzyılda Rus ordularına karşı umutsuzca ama onuruyla direnerek Gence’nin burçları üzerinde oğluyla birlikte ölmüş Cevat Han. Bu savunmanın Azerbaycan tarihinde önemli bir yeri var. Bizdeki İnce Memed, Köroğlu gibi bir halk kahramanı olan, zenginden alıp fakire veren Gatır Memet’in bile heykeli var; ancak Cevat Han unutulmuş nedense.

Bakü, Rüzgârlar Şehri

Bir millet, iki devlet olarak andığımız dost Azerbaycan’ın başkenti Bakü, Hazar Denizi’nin batı kıyısında Abşeron Yarımadası’nın güneyinde, Bakü Körfezi’nin oluşturduğu geniş yayın üzerinde yer alıyor.

1920’lerde Bakü’nün çekirdeği durumunda olan,  çevresi surlarla çevrilmiş “Eski Şehir”, (İçeri Şeheri) eski binaları ve labirenti andıran dar sokakları, sürpriz meydanları,  halıcıları ile ilginç bir görünüm sergiliyor.  Kirli sarı Bakü taşından eski yapılar arasında bugün müze olarak kullanılan ve XI. yüzyıldan kalma Şirvanşahlar Sarayı, Kale Cami ve minaresi sayılabilir.  UNESCO Dünya Miras Listesi’nde yer alan eski şehir (köhne şehir) kervansarayları, Mescitleri,  Kırık Kulesi (Sining Gali) ile Bakü’ye gelen tüm ziyaretçilerin dikkatini çekiyor. Kız Kulesi (Kız Kalası) 27 metre yüksekliğinde ve 150 basamakla üstüne çıkmak mümkün. Elbette bu kalenin acıklı bir efsanesi de var.

IX. yüzyıl zengini Şirvan Hanlığı’nın sarayında, Divanhane, Şah Cami ve Şark Kapısı bulunuyor. Özellikle burayı gezmenizi öneririm. Ticaret, tarım, neft ve tuz ticareti ile zengin olan Şirvan Hanlığı’na XIII. yüzyılda Moğollar yerle bir etmiş. Minyatür Kitap Müzesi ile 62 ülkeden 4250 minyatür kitabı barındırıyor. Aralarında atamızı anlatan kitaplar da yer alıyor.

Bakü’nün tepelik bir noktasında devlet mezarlığında (Şehitler Hıyabanı), Türk Şehitliği ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın yaptırdığı bir cami de bulunmakta.  1918 yılında Ermeniler tüm Azerbaycan’da ayaklanır sonuçta 30 bin Azeri öldürülür. Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa kumandasında Türk Kafkas Ordusu Azerilere destek için buraya yollanır ve neticede isyan bastırılır. Ama bugün devlet mezarlığında yatan bine yakın Türk genci de hayatını kaybeder. Ayrıca 1990’da Ruslara karşı ayaklanan Azeri gençlerinden 200’ü Sovyetlerin Kızıl Ordu askerlerince vurulur. 1992 yılında Karabağ’da Ermenilerle savaşta hayatını kaybeden Azeriler de bu mezarlıkta yatmaktadır.

Geceleri bu tepe ışıl ışıl olmakta, alev kulelerinden (flame towers) sanki dev bir meşalenin göğe yükselişini simgeleyen renkler, renkler içine girmekte. Mor,  kırmızı, kirli sarı birbirine karışmakta ve zevkli olarak aydınlatılmış dönme dolabı, kristal bahçesi,  dev bayrak direği ile çağdaş bir “masal kent” doğmakta.

Bakülüler, kentlerinin gece ışıklarını teras ve parklardan her akşam gururla seyretmekte ! 

Kısa kısa Azerbaycan ve Bakü

  • Bakü’de çok sayıda Türk firması faaliyet göstermekte ve neticede 15 bine yakın Türkün bu coğrafyaya yerleştiği biliniyor.
  • Bakü halkı yazın akşamüstü olup güneş etkisini kaybedince kendini sokağa atıyor. Bakü rüzgârı (Kuleği) kurtarıcı oluyor. Şık giyinip gezip tozmaktan zevk alıyorlar. Çok lüks ve pahalı araçlar da dikkati çekiyor.
  • Azerbaycan çok sayıda kapalı iklim türünü barındırıyor. On bir iklim çeşidinin dokuzuna sahip olduğunu okudum. Elbette bu iklim çeşitliliği beraberinde bitki çeşitliliğini de getiriyor. Çay dâhil çok sayıda farklı tarım ürünü bu coğrafyada yetişiyor.
  • İki katlı,  Londra’dakine benzer kırmızı otobüsle Bakü’yü 45 dakika içinde turlayabilirsiniz. Ayrıca kulaklıkla İngilizce izahat da veriliyor. Ücreti de 20 USD idi.
  • 007 James Bond filmlerinden biri olan “A World is not Enough” Bakü’de çekilmiş.
  • Dünyanın ikinci uzun bayrak direği (160 metre) Bakü sahiline 2010 yılında dikilmiş. Bayrağı boyutları (70 metre x 37 metre). 
  • Ünlü Bakü televizyon kulesi ise 310 metresi beton, 110 metresi de metal olmak üzere tam 420 metre.
  • Azeri bayrağındaki yeşil İslam’ı,  mavi ve kırmızı ise medeniyet ve ateşi simgeliyor.
  • Genelde sigara kullanımı yaygın Ancak hanımların sigara içmesi bugün bile bu coğrafyada  hoş karşılanmıyor.
  • Geniş bir arazi içinde kiralanan Türk Büyükelçiliği’ninulu önderimiz Atatürk’ün heykeli de bulunuyor. Ayrıca ortası ağaçlıklı Bakü’nün önemli bir bulvarının ismi de “Atatürk”.
  • Londra’daki o meşhur siyah sevimli taksilerin benzerleri Bakü’de mor renkli. Devlet kontrolünde olan ve “patlıcan” olarak anılan bu taksilerde ücret taksimetre ile sınırlı. Şoför ile mikrofon kanalı ile görüşüyorsunuz. Mercedes lükstaksiler ise pazarlığa açık.
  • Sovyetler döneminde inşa edilen Bakü metrosu, hem ucuz, hem rahat,  hem de epey hızlı.
  • Azerbaycan’da Türk dizileri, filmleri ve klipleri çok izlendiği için Türkiye Türkçe’sini rahatça anlıyorlar.
  • Ayrıca yüzlerde Türk çizgileri ile Türk gözleri ile karşılaşıyorsunuz. Size hiç yabancı gelmiyor.
  • Azeri kültürü bizden hiç de farklı değil. Zaten çok sayıda Türk lokanta zinciri burada şube açmış.
  • Masalara taze kismin yaprağı, reyhan,  dereotu, maydanoz gibi yeşillikler ile gül şerbeti konuluyor. Genellikle çayı tek başına servis etmiyorlar. Yanında reçel, çikolata ve şekerleme getiriyorlar. Böylece ücreti de 7 Manatı buluyordu.
  • Eğer yemyeşil doğanın içinde yol alıp Quba kasabasına kadar uzanırsanız dünyada İsrail toprakları dışında tamamı Musevi olan tek kasabası Kırmızı Krasnaya (Krasnaya Sloboda) köyünü ziyaret edebilirsiniz. Hz. Süleyman tapınağının yıkılması ile bir Musevi aşiretinin buraya MÖ. 772’de yerleştiği sayılıyor. On üç adet Sinagog’tan bugün üçü aktif. Sovyet döneminde tamamı kapanmış. Özellikle kapı ve çatı süslemeleri dikkati çekiyor.
  • Nevruz, Azerbaycan’da da 21 Mart tarihinde büyük coşku ile kutlanır.
  • Azeri parası “Manat” hemen hemen Amerikan Doları ile aynı değerde idi.
  • Sahildeki Park Bulvar Bakü’nün en popüler AVM’si. Özellikle hava çok sıcaksa buraya sığınabilirsiniz. Hazar Gölü manzaralı bir kahvede çikolatalı çayınızı yudumlayabilirsiniz.
  • Ünlü Azeri piyanist bariton Müslim Muhammedoğlu’nu dinlemenizi öneririm.
  • Azerilerin dünya çapında başarıları da unutulmaz. İşte dünya satranç şampiyonu Kasparov, piyanist Aziza Mustafa Zadeh, ayrıca uluslararası alanda ismini duyurmuş sinemacıları da var.
  • Bakü’de adım başı kuaför, parfüm dükkânı güzellik salonu ve oto yıkama istasyonuna rastlamak mümkün
  • Işıl ışıl modern Haydar Aliyev Havaalanı’nda doğrusu sizi hiç bekletmiyorlar, zorluk da çıkarmıyorlar. On beş pasaport gişesi birlikte açık oluyor. Kısa zamanda yorulmadan kendinizi dışarıda buluyorsunuz. 
  • Yetmiş sene Sovyet yönetiminde kalan Azeriler, tiyatro, resim, şiir ve müzikle her an iç içeler.
  • Bakü’nün sosyal yaşamında operanın özel bir yeri vardır. Şah İsmail, Ferhat ile Şirin, Köroğlu operalarını seyretmek mümkün. Ünlü Azeri besteci Üzeyir Hacibeyov’un sahnelediği Leyla ile Mecnun’u da listenize ekleyelim.
  • Gobustan Bakü’ye 65 kilometre uzaklıkta.  Buranın özelliği milattan önce XII. yüzyıldan kalan “kaya resimlerinin” varlığı. Ayrıca bu yöredeki soğuk çamur volkanları tedavi ve masaj için kullanılıyor.
  • Sovyetler döneminde kolhozlar açılmış, bunlar bir çeşit kooperatif imiş. Bazılarının nüfusu üç bine kadar ulaşmış. Üzüm, buğday, arpa ve daha birçok ürün ekiliyormuş. Kolhozların okulu, misafirhanesi, hatta diskoteği bile varmış.
  • Azerbeycan, ABD ve İsviçre’den önce kadınlara seçme ve seçilme hakkı veren, dünyanın ilk Müslüman ülkesidir. 
  • Bu coğrafyada düğünlere çok önem veriliyor, damat düğün için vallahi bir servet harcıyor.  Mobilya ve ev fiyatları da çok yüksek.
  • Bin yıllık bir geçmişi olduğu söylenen Azerî Edebiyatı için kurulmuş olan Nizami Müzesi gezmeniz önerilir. Avlusundaki en haşmetli heykel Azerilerin Mevlana’sı olarak bilinen Nizami Gencevi’ye ait. Bunun dışında müzede Fuzuli ve Nesimi gibi yazarların toplam 6 adet heykeli bulunuyor.
  • Uluslararası Muğam Merkezi ( Geleneksel Azeri müzik Müzesi) ile katlanmış bir halı şeklindeki  Halı Müzesini sahil boyunca bulacaksınız. 
  • Cumhur EI Yazmaları Müzesi’nde, 12 bin adet çok değerli el yazması eserden sadece 120 tanesi sergileniyor. Türkiye’deki müzeleri gezdiğimde hep depolardaki binlerce eserin sergilenmeyişine üzülürdüm. Oysa Cumhur El Yazmaları Müzesi’nin depolarında, bizim İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin deposunda bulunanlar kadar eser beklemekte. Buluyorsunuz, çıkarıyorsunuz ya da derliyorsunuz; ama sergilemek için gerekli olan donanımlara sahip olamıyorsunuz !

Bakü’yü ziyaret eden Fazıl Hüsnü Dağlarca’ya kulak verelim:

Bakü’nün 70 bin adım doğusundayız,

Dağlar kocaman omuzlarına alır kocaman bir sazı.

Güneşin çölleşen susuzluğuna uzanırken

Gerçek üstü güzelliği karanlığın doğarken bir daha

Parlar kayalar üzerinde 25 bin yıllık bir kazı.

Bakü’ye tekrar ziyaret etme zamanı geldi dedim. Bakü Yunus Emre Kültür Merkezi’nde sohbet toplantısı gerçekleştirmek üzere THY Bakü uçağına biniyoruz. Uçakta genç Azeri işadamı ile tesadüfen tanışıyoruz, adı Vugar Z. Abbassov (Cahan Şirketler Grubu’nun CEO’su idi.) Kendisine Bakü Havalimanı’ndan otelimize nasıl gidebileceğimizi sordum. İnanın hepsi bu kadar. Sonuçta bize üç gün, üç gece sahibi olduğu “Days Hotel’de” misafir etti. Eminim hiçbir Türk işadamı beni tanısa bile böyle bir jest yapmazdı !

Oğuz Türk dili grubuna dâhil Azeri Türkçesi aslında 1960’lı yılların Yeşilçam Türkçesini hatırlatıyor. Bazen ise insana bir şiir gibi geliyor. Elbette Rusça ve Farsçadan kelimeler almış. Azerbaycan bize en yakın dili konuşan ülke. Ahıska Türklerini de unutmayalım.  Ama bazen komik bazen düşündüren farklılıklar var. Q harfi  (K) olarak okunuyor, X ise (H) olarak okunuyor.

Düşmek                           İnmek

Sümüklü et                      Kemikli et

Kapıcı                      Kaleci

Kravat                   Yatak

Çayı bardakla istemeyin, bardağın argo anlamı “kötü.”

Sigara içilmez, su değil ki diyorlar. Gömleğim kirlenmişti havaalanında görevli bana “gömleğin batık” diye seslendi !

Azerî, yurduna ve toprağına düşkündür. Süleyman Rüstem’in Toprak isimli şiiri ile Azerbaycan’a veda edelim mi ?

“Yüreğimde gezdirirem doğma anam toprağı,

Babalardan yadigârdır her gülşeni, her bağı.

Ben toprakda yaranmışam, toprak benden yaranıp,

Bana vatan yaranıp.

Milyon-milyon muhabbetler yatır toprak altında.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir