Kültürlerin Harmanlandığı Ülke: Bolivya

Merhaba Bolivya !

Merhaba Bolviya’nın Başkenti La Paz !

Ülkenin adı, İspanyollara karşı verilen bağımsızlık mücadelesinin önderi Simon Bolivar’dan geliyor… Rüzgara açık, soğuk ve yüksek bir bölge olmasına rağmen, ülke nüfusunun dörtte üçü, “Altiplano” denen bölgede yaşıyor. Başta başkent La Paz ve Oruro olmak üzere, Bolivya’nın bütün büyük kentleri bu bölgede kurulmuş. Hatta ülkenin en gelişmiş ve en kalabalık kentleri Altiplano’da olduğu için, Bolivya’ya, “Yüksek Plato Cumhuriyeti” anlamına gelen “Republica del Altiplano” da denir…

            Bolivya halkının çoğunluğunu İnkaların soyundan gelen Aymaras, Guaranis ve Quechuas gibi yerli topluluklar oluşturuyor ve toplam nüfusun sadece yarısı Bolivya’nın resmi dili olan İspanyolcayı konuşuyor. Kısacası, Bolivya’da gerçek kültürleri ile yerli halkı bulmak mümkün. Yerliler el sanatlarında oldukça ustalar. Bolivya’da, kokain yapımında kullanılan koka yapraklarının satışı serbest idi. Yerliler, bu yaprakları açlığa, yüksekliğe ve soğuğa dayanmak için çiğniyorlar. Ülke nüfusunun % 95’ten fazlası Katolik, ama Altiplano’daki yerli topluluklar arasında Kolomb öncesi panteist dinin bazı özellikleri bugün bile sürmekte. Yerliler günümüzde de güneş tanrısı “Paçakama” ile onun karısı ve yer tanrıçası “Paçamama”ya inanıyorlar. Günümüzde de yer tanrısı Paçamama’nın kendilerini sel, zelzele gibi felaketlerden koruması için aile evinin yanına bezden yapılmış bir “lama fetişi” gömüyor.    

Bolivya kültürü büyük ölçüde Akdeniz kültürlerinin, yerli kültürleriyle harmanlanmasından oluşuyor. Son 200 yıl içinde müzik ve dansta ifade bulan folklor, canlı bir gelişme göstermiş. Dinsel kutlamalarda, yerlilerin geleneksel putperest ayinleriyle İspanyol gelenekleri dans ve müzik aracılığıyla harmanlanmış… Ayinlerde kullanılan giysiler, yerli halkın Avrupalılara bakışını simgeliyor. Örneğin “Pallapalla” dansı, Avrupalı istilacıları karikatürize ederken; “Waka-tokoris” dansı, boğa güreşlerini eleştiriyor; “Morenada” dansı ise Afrika’dan köle olarak getiren beyazlarla bir bakıma alay ediyor.

     Kuruluşundan bugüne kadar, Bolivya’da siyasal yaşam sık sık kesintiye uğramış. Çok sayıda darbe, 80 cumhurbaşkanı ve 11 değişik anayasa görmüş. 1952’de Bolivya’da, Meksika ve Küba’daki gibi büyük bir devrim yapılmış. Toprak yeniden dağıtılmış, madenler millileştirilmiş, ordunun gücü azaltılmış… Ama üst düzey yöneticiler ve zenginler bu değişikliklerden yine  hiç etkilenmemiş. İşte o sıralarda, yani 1966 yılında, Ernesto Che Guevara, bu ülkede eylemlere başlamak için küçük bir grupla Bolivya’ya gelmiş. Ancak halktan fazla destek görememiş. Basından öğrendiğim kadarıyla, Bolivyalı “küçük askerler” Che’yi vurmakla kalmamışlar, bir hayli de işkence yaparak öldürmüşlerdi. Che’nin ölümünün 30. yılında yaklaşık 8 bin kişinin yaşadığı Bolivya’nın sakin bir kasabası olan Santa Cruz yakınlarında Vellagrande kasabasının La Higueroköyünde törenler düzenlenmese adını tüm dünyaya duyuramazdı.

Evlerinin duvarlarını Che’nin portresi ve “Che yaşıyor” sloganıyla kaplayan Vellagrande sakinleri, ziyaretçilere 4 dolar karşılığında brifing bile veriyorlar. Antik Sucre Kentinden başlayıp La Higuero köyünde sona eren “Che’nin izinde” teması ile özel turlar bile düzenleniyor.

Dünyanın En yüksek Başkenti: La Paz

            Bolivya’nın başkenti La Paz, Güney Amerika’nın güneşe en yakın kenti olmasının yanı sıra dünyanın “en yüksek başkenti” ünvanına da sahip. Yükseklik nedeniyle kente gelen ziyaretçiler oldukça zorlanıyorlar. Bu “yükselti hastalığı”, La Paz’da kaldığımız iki gün boyunca benim de yakamı bırakmadı, her anımı zehir etti. İlaçlar, doktor, oksijen tüpü, oksijen yastığı hiçbiri işe yaramadı… Bütün bunların üzerine bir de, La Paz’da görev yaparken yükselti hastalığından ölen diplomatların gömüldüğü bir “Büyükelçiler Mezarlığı” olduğunu öğrendim. Doğru mu bilemem !

Deniz seviyesinden yükseklik, Bolivya’nın başkentinin bir bölümünde 4000 metreye yakın, diğer bölümünde ise 3200 metre kadar. Yani, aradaki fark yaklaşık bir kilometre! Bu yüzden, sıcaklık ve bitki örtüsünde olduğu kadar, ekonomi ile toplumsal etkinliklerde de büyük farklılıklar görülüyor. Düşük gelirli ailelerin yaşadığı mahalleler ile sanayi bölgesi yüksek kesimlerde iken orta halli ailelerin yerleşim bölgeleri ise daha alçak olan kesimde yer alıyor. Yani, La Paz, hem “aşağılar”, hem de “yukarılar” kenti. Ancak, “yukarıdakiler”in sayısı “aşağıdakiler”den çok daha fazla !

La Paz’ın dar ve dik sokakları, her zaman ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Bu dar sokaklarda dolaşırken görecekleriniz, Güney Amerika’da olduğunuzu size her an hatırlatacak. Özellikle de rengarenk giysili And Dağları Yerlileri… La Paz’ın sokaklarında rengarenk giysili birçok satıcı kadın göze çarpıyor. “Çolita Aymaras” denen bu kadınlar, sokağın bir köşesine açtıkları tezgahlarının başında günde 12 saat satış yapıyorlar. Hepsinin başında birer melon şapka var. Bu şapkalar onlar için vazgeçilmez bir “aksesuar!”

1548 yılında İspanyollar Bolivya’nın başkenti La Paz yakınlarında altın bulunca, bu kenti basit bir yerleşim merkezi olarak kurmuşlar. Evlerde soba ve baca olmadığından, gecenin soğuğunda Bolivyalılar, 3-4 battaniye altında uyuyor olmalı…

Murillo Meydanı, Bolivya’nın başkenti La Paz’ın merkezi. Bu meydana adını veren Pedro Domingo Murillo, Bolivya’nın bir savaş kahramanı. Bu meydanda, dev boyutlarda modern bir katedral ile meclis ve hükümet binaları bulunuyor. Bolivya’nın başkenti La Paz’ın nabzı ise San Francisco Meydanı’nda atıyor. Bu meydanda yer alan, geç barok dönemde yapılmış büyük bir yapı olan San Francisco Kilisesi’nin, tepesi küre şeklinde olan ilginç bir kulesi var… Kentin hemen yanıbaşında yerli mezarlığı bulunuyor. Öğleden sonra bu mezarlığa giderseniz sizi ilginç bir manzara bekliyorolacak. Bolivya başkentiLa Paz civarında, doğa hayli ilginç etkileyici görünümler sunuyor. Özellikle “Valla de Luna” (Ay Vadisi) ve Sivri Kayalar görülmeye değer… Ayrıca, kentin arka planındaki 6462 metre yüksekliğindeki “Illimani Doruğu” ve “Cordillera Real’in” karlı tepeleri  Bolivya’nın başkenti La Paz’a ayrı bir güzellik veriyor…

Şimdilik veda ediyoruz sana Bolivya…

Bolivya’nın tanınmış şairi Petro Shimose’ye kulak verelim.

VADILERDE NOKTÜRN

Sevda yeşerir
ve çiy
boşalır
bir şarkı gibi

Ay
çınlar
ekmek
ve orkideler

Sessizlik
ve senin
soluk alıp verişin
nazlı nazlı karlaşan
bir kömürdür,
ışıltılı
biçimler doğar
senin uçuşundan.

Rosario
güldür
gül değildir.
Zamanın
yaptığı
güzdür.

(Türkçesi: Adnan Özer)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir