KÖSTENCE

KÖSTENCE VEYA TOMİS

Köstence, Romanya’nın Dobruca yöresinde VI. yüzyılda yunanlı tüccarlar tarafından kurulmuş, çok önemli liman ve ayrıca demiryolu kavşak noktasıdır. Bir dönem Avrupa’nın en büyük dördüncü büyük limanı olarak dikkati çekmiş. Bir yandan da özellikle Sovyetler Döneminde Karadeniz kıyısında bir tatil beldesi olarak ün yapmış. Romalılar döneminde de Köstence çok önemli bir yerleşim merkezi imiş. Roma İmparatoru Augustus “Aşk Sanatı” adlı eseri ile halkı zinayı teşvik ettiği için Şair Piata Ovidius’u (Ovid) buraya sürgüne yollamış. Ovidius aşkın ve özlemin şairi olarak tanınır.

Köstence’nin o çirkin yüzlü, etrafı çöp dolu beton yığınlarından ve çürük çöp kokusundan kurtulmak için bir otobüse atlayıp civar köyleri geziyorum. Yanımdan evler, ağaçlar, tarlalar ve ovalar geçiyor. Caddeler, evler, ağaçlar ve insanlar hep yorgun görünüyor. Yolların bazıları ayırır, bazıları ise insanları kavuşturur. Hakiki zaman yolda geçen zamandır. Çevremi izliyorum. Etrafı çitle kaplı kocaman demir kapılı çiftlik evler, çok sayıda güneşi takip eden ayçiçek tarlaları, uzun ve çirkin şortlu ayaklarında terliklerle dolaşan delikanlılar, şapkası ve dantelli atkısı ile şık bir hanım, otobüsle kilisenin önünden geçerken bile istavroz çıkaran yaşlı bir bey, sokakta dondurma yalayan birkaç uslu çocuk, bozuk harflerle yazılmış tamirci tabelaları, rüzgarda savrulan boş poşetler, eski suratlı benzin istasyonları, rengarenk bir pazar torbası ile durakta bekleşen şişman hanımlar, otobüsün önünde altın bir taç gibi parıldayan çıplak İsa İkonu.

2500 yıllık bir tarihe sahip Köstence’ye tam bir gün ayırırsanız görmenizi tavsiye edebileceğim noktaları kısaca not ettim.

· Cephesinde doğa motifleri içeren Ceneviz Deniz Feneri (1860)

· Nicolae Titulescu caddesinde bulunan ve XIX. yüzyıl Ceneviz mimarisinin güzel bir sivil mimari örneği Aslanlı Ev (Casa Culei).

· Kuzey Afrika Mimarisini andıran 1868 yılında Sultan Abdulaziz tarafından yaptırılan Hünkar Camii.

· Greko – Romen tarzında St. Peter ve Paul Ortodoks Katedrali

· Kenti limana bağlayan dünyanın en uzun mozaik yolundan kalanların sergilendiği “Roma Mozaikleri Müzesi”.

· Romen Kralı Carol’un 1910 yılında Müslümanlara jest olarak inşa ettirdiği mimarisi ile ilgi çeken Mahmudiye Camii (Kral Camii). Özellikle içindeki Sultan Abdulhamit’in hediyesi olan Hereke halısı görülmeğe değer.

· Bilhasa III. ve IV. Yüzyıl sütunları ile dikkati çeken Arkeoloji Müzesi

Bugün 40 bin nüfusa sahip Mecidiye, Köstence’ye otobüsle bir saat uzaklıkta halen Osmanlı kimliğini koruyan sevimli, sakin bir kasaba. Karasu vadisinde yer alan bu yöreye Kırım Savaşı sonrası Abdülmecit döneminde Kırım’dan getirilen sayıları 6000’e yaklaşan Tatar aileleri yerleştirilmiş.

Mecidiye’nin ilk kez kare planının uygulandığı klasik bir Osmanlı kenti olduğu söyleniyor. Mecidiye Camii (1856 – 1861) Lübnan sedirinden ihtimamla inşa edilmiş. Yanında bir de medresesi varmış. Yıkılan bu medrese yerine Süleyman Demirel döneminde (1995) yapılan bir anlaşma ile pedagoji, ilahiyat (teoloji) ve filoloji eğitimi veren Kemal Atatürk Ulusal Türk Koleji kurulmuş. Bugün bu eğitim kurumu, yuva, ilköğretim ve liseden oluşan üç binası ile 600 öğrenciyi başarı ile misafir ediyor.

Kırmızı erik ağaçlarının yere dökülen meyvelerini topluyoruz. Size her yerde leziz soğuk erik suyu ikram ediyorlar.

Kısa Kısa Köstence

· Köstence’de kat kat renkli kıyafetleri ile neşeli Ortodoks Çingeneleri rastlayabilirsiniz. (Bu ülkede onlara “Roman” demiyorlar.)

· Tuna nehri büyük bir delta yaparak Köstence’ye 120 kilometre uzakta Karadeniz’e dökülüyor. Bu yöre 1990 yılında Biyosfer Sit Alanı olarak ilan edilmiş. Bu coğrafyada ne kadar tilki, vizon, yaban kedisi, ayı, kurt, çeşitli kuş ve balıkların yaşadığı iddia edilse de Orta Avrupa’nın tüm pisliğini Karadeniz’e dolayısıyla Marmara’ya taşıyan ve artık simsiyah akan Tuna Nehrinde yaban yaşamın devam ettiğine keşke inanabilsem. Bu deltadaki göletlerde çamur banyosu yapmak mümkün.

· Bir zamanlar bu yörede kurulan güzellik uzmanı Dr. Anna Aslan’ın kliniği ülkemizde de çok popülerdi.

· Dobruca bölgesinin mutfağına; lahana sarması, bir et yemeği olan “tokitura”, bol sarımsaklı ızgara köfte “mititei”, mısır unu lapası “mamaliga”, ve bir çeşit paskalya çöreği olan “kozanak” renk katıyor.

· Bu coğrafyanın köylerinde ise konukları, tuz, ekmek, şarap ve erik rakısı ile karşılarlar.

· THY Köstence’ye uçmaya başladı. Uçuş sadece 45 dakika sürüyor ve ücreti de çok elverişli.

· Köstence ile başkent Bükreş arası sadece 230 kilometre otomobil ile üç saat kadar sürüyor.

· Köstence, Bulgar sınırına ise sadece 50 kilometre uzaklıkta, sınır sonrası ilk Bulgar kenti Balçık. Ayrıca Köstence Bulgaristan’ın sahil kenti Varna’ya da yakın.

· Köstence’den Bulgar sınırına kadar uzanan bir çok plaj ismini mitolojik tanrılardan almış. Eforie, Jupiter, Neptun, Olimp, Saturn, Venüs ve Mangalia.

· Köstence’de muhakkak Lunaparkın yakınından hareket eden teleferiğe binerek kentin turizm merkezi olan, dar bir şerit olarak uzanan Mamaia’yı havadan seyredin. Dönüşte ise yayalara ayrılmış sahil boyunca tadını çıkararak yavaş yavaş yürüyün. İki taraflı kahveler, geniş bahçeli lokantalar, plajlar, butikler, dondurmacılar sıralanmış. Hava kararınca gece hayatı sizi burada bekliyor.

· Bir dönem ünü tüm dünyaya yayılan sahil şeridindeki 1920 yılında Art Novo stilinde inşa edilen o muhteşem gazino artık terk edilmiş. Herhalde bir yatırımcı bu tarihi yapıyı yeniden canlandıracak.

· Köstence’de Romenler dışında ulusal azınlık olarak Tatarlar, İtalyanlar, Yunanlılar ve Türkler bulunuyor.

· Ne ilginç bir tesadüftür ki Osmanlıdan kopmalarının 100. Yılında Köstence’de törenle denize indirilen Indipendenta adlı tanker 15 Kasım 1979 tarihinde ham petrol yükü ile İstanbul Boğazında bir diğer gemi ile çarpışarak infilak etti. Geceleyin birden bire her taraf aydınlandı. İstanbul ciddi bir tehlike atlattı. Yangın 27 gün sürdü ve çok büyük bir çevre felaketine neden oldu. Kazada 43 gemi çalışanı öldü. 64 bin ton ham petrol denize karıştı. Deniz dibinde yaşayan canlıların % 96’sı öldü.

· Köstence’de belki de her evin bir köpeği var. Her yer ufak süs köpekleri ile dolu.

· Romanya Avrupa Birliğine nasıl olduysa girdi ama havaalanı dahil tüm kapalı alanlarında rahatça sigara içiliyor. Bize şimdi ne kadar tuhaf geliyor, değil mi ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir