Hurghada – Kızıl Deniz

Her coğrafya kendine has özellikler içerir. Bunları keşfetmek için cesaretle yola çıkmak gerekir. Yola çıkınca yalnızlığımızla baş başayız. Sevenleriniz ise genelde siz yollarda iken hep endişe duyar.

Bu kez Kızıldeniz’in Mısır topraklarında kalan batı sahiline doğru tek başıma uçmaya karalıyım. THY’nın Hurghada’ya varış saati yalnız gezginler için ürkütücü bir zaman dilimi, sabahın 03:00’ü! Üstelik bu kentte kimseyi tanımıyorum. Uçağın içinde genellikle Mısırlılar ile çok sayıda Alman turist var. Havalimanında pasaport polisi kılı kırk yarıyor. Kimseyi Mısır’a sokmamakta kararlı gibi. Tek bir görevli var, önünde ise uzanan upuzun bir kuyruk! Oysa ki bu yörenin tek geliri buraya gelen bu zenginler.

Uzun boylu tipik Arap memur, benim yeşil pasaportumu bile ciddiyetle inceledi, sağa sola telefonlar edildi. Sonunda koca siyah valizim elimde havalimanının kapısındayım. Hurghada Havaalanı uzaktan yeni ve modern görünse de iç hatları ve giriş salonu kullanışsız ve oldukça kirli idi.. Oturacak tek bir koltuk yok, tuvaletler inanılmaz pis idi. Ama dış hatlar çıkış bölümünde duty-free bölümü de tam tersine sanki bir pazar, bir şenlik yeri. Gayet hareketli. Sultanhamam’ı andıran çok sayıda dükkân ve kahve var.

Gezi kitaplarında taksinin bu coğrafyada ucuz olduğu ancak ciddi pazarlık gerektiği yazılmış. İnternetten yer ayırttığım otelim insan yapımı bir tatil beldesi olan El Goura’da. Havaalanına hemen hemen 25 kilometre uzakta. Şoförle sonunda 25 Avro’ya anlaşıyoruz. Sonra bunun bile çok yüksek bir ücret olduğunu öğrendim, Neyse sslında bu yöre çok ucuz ama sürekli kazık yememek için bir süre burada yaşamış olmalısınız. Taksi karanlığı yara yara ilerliyor. Sıcak hava akımı beni iyice sersemletiyor. Sonunda sabahın 05:00’inde otelim Sultan Bey’e varıyorum. Elbette bu saatte odayı bana tahsis etmeleri pek kolay olmuyor. İki saat kadar lobide bekliyorum. Sabahın ilk ışıkları ile sokaklarda çok sayıda kedi dolaşıyor. Bana bakıp miyavlıyorlar. Belki de açlar, susuzlar. Her yer kapalı. Elimden bir şey gelmiyor!

El Gouna aslında 14 otel, 3 marina ve 2200 özel villa ve apartman bloğundan oluşan özel bir yerleşim merkezi. Suni su yolları ile bütünleşmiş kendine has bir mimarîsi var. Ayrıca bu yerleşim bölgesinde golf sahası, hastanesi, alışveriş merkezleri, özel okulu, radyosu ve hatta bir de müzesi bulunuyor. Özel mülkiyet olduğundan girişler güvenliğin kontrolü altında. Burada oturma veya çalışma izni olmayan ve güvenliğin gözü tutmadığı kişiler bu komplekse sokulmuyor. O koca arazi ve mülkler meğer tek bir kişininmiş. Adı da “Savinis”. Mısır’ın zengini de tam zengin. Odama girip şöyle 4 saat kadar uyuyorum. Başım ağrıyor. Çok sayıda sivrisineğe bile aldırmıyorum.

Kızıldeniz boyunca 36 kilometre uzanan yerleşim alanlarına Mısırlı zenginler yanında çok sayıda yabancı da yerleşmiş. Hâlâ da kentin her bölgesinde inşaatlar tüm hızı ile devam ediyor.

Kızıldeniz bildiğiniz gibi Süveyş Kanalı ile 1869 yılında Akdeniz’e bağlandı. Arap Yarımadası’nın ucundaki Bal el Mandeb Boğazı ile Kızıldeniz Hint Okyanusu’na açılıyor.

Uyanınca sarı “Go” diye anılan bir otobüse atlayıp Hurghada Kent Merkezine doğru uzanıyorum. Ben bir yol insanıyım. Yolda düşlere dalarım. Manzara beni etkiliyor. Hayranlıkla dışarıyı seyrediyorum. Sessiz bir çöl sarılığını palmiyeler, rüzgâr türbinleri ile hepsi gerek renk gerekse mimarî açıdan coğrafyaya uyum sağlamış iki veya üç katlı turuncu renkli evler tamamlıyor. Yol çok geniş ve dümdüz. Otobüs bile dayanamayıp hız yapıyor. Ancak hangi yolun nereye gittiği belli değil. Doğru dürüst yol levhaları yok. Zaman zaman zakkumlar ile su kanalları dostça  buluşuyor. Kırk dakika sonra Hurghada’nın merkezine yaklaşıyoruz. Bu arada içinde onlarca yolcu varken otobüsün kuyruğa girip mazot alması beni şaşırttı. En az 20 dakika orada öyle bekledik. Bu coğrafyada yaşam rahat ve yavaş. Telaşa gerek yok. Hurghada’nın merkezi tipik bir Arap kasabası. Kalabalık, kirli, gürültülü ve bence anlamsız. Binalarda numara göremiyorum. Bu yerleşim merkezinin en hareketli yeri “Marine Bulvarı”. El Dahar ve Sakalah kent merkezini oluşturuyor. El Memsha ise Hurghada’nın modern kesimini temsil ediyor.

Sahil boyunca Makadi Bey, Sharm El Naga, Sum Bey gibi yabancıların tercih ettiği tatil beldeleri sıralanıyor. Al Qusery ise Kızıldeniz’in batı sahilinin önemli bir tarihî limanı.

Öğleden sonra motorla Zeytouna Adası’na gidiyorum. Su berrak, ılık ve sakin. Su sporları için ortam müsait. Ama Maldivler’de olduğu gibi rengârenk mercan balıklarına rastlamadım. Plajda genelde yaşlı Almanlar uzanmış kertenkele gibi yatıyorlar. Hareket yok, neşe yok, ortalık bir “mezarlık” kadar sakin. Hatta kimse konuşmuyor bile Günde ortalama 9 saat güneş alan bu coğrafya gençlere değil emeklilere ilginç ve ucuz gelmiş olmalı.

Kısa Kısa Kızıldeniz Hurghada Yöresi:

  • Çok çeşitli karışımlar yaparak hazırlanan kat kat ve rengârenk lezzetli meyve sularını denemek gerekir. Bazılarının içine meyve parçaları da eklenmiş. Daha hoş.
  • Bu yörede tarihî eserler ve müzeler aramayın.
  • Kızıldeniz sahillerinin mutfağına elbette balık ve su ürünleri hâkim. Ancak gelen yabancıların damağına hitap edecek her çeşit lokanta mevcut. İtalyan, Tayland, Japon, Fransız gibi. Turşu ise her yerde yemiş gibi ufak kaplarda satılıyor.
  • Şebeke suyunu içmenizi tavsiye etmem.
  • Eski Mısır filmleri dans-müzik ve hareketi ile o ünlü Hint filmlerini hiç aratmıyor.
  • Bu yörede şişman bol. Aslında Mısırlılar ince ve uzun olarak bilinir. Belki de bu şişmanlık bir varlık göstergesi.
  • İşçiler dahil herkesin elinde son model cep telefonları eksik değil.
  • Yabancılardan daima normal fiyatın iki üç katını talep ediyorlar. Manavda da, kitapçıda da, bakkalda da, takside de bu iş böyle. Çok uyanık olmanız gerekir!
  • Halkı genelde yabancılarla ilgilenip yardımcı olmaya gayret ediyor. Ancak sürekli yönelttikleri ilk soru olarak “nerede doğduğumu” bilmek istemeleri beni rahatsız etti. Bu da bir ayrımcılık değil mi?
  • Radyolarda sürekli Kuran okunuyor. Ezan da çok yüksek bir sesle camilerden hoparlörle dağılıyor.
  • Tüm Mısır’da cuma ve cumartesi günleri resmi tatil.
  • Turizm ile yaşayan Hurghada yöresini ziyaret eden yabancılara ülkelerinde alıştıkları ve tatil sırasında da bulmak istedikleri her türlü olanağı sunmaya çalışıyorlar. Ancak 183 odalı ve 3 yıldızlı Les Rois oteli bir ilki gerçekleştirerek otelinde içki servisini tamamen kaldırdı. Oysa bir İngiliz, bir Alman pubda oturup içkisini yudumlamak ister!
  • Her köşede sualtı dünyası ile buluşmanızı sağlayacak “Dalış Merkezleri” açılmış. Zaten buranın en çekici yeri aslında bu mercan kayalıkları.
  • Genellikle “Bilmiyorum” demiyorlar. Sorulanı anlamadan yorumda bulununca size genellikle yanlış adrese yöneltiyorlar.
  • “Arap devrimi” sonrası bu yöreye her yıl muntazam olarak gelen birçok zengin aile vazgeçince bu coğrafyada çarkın dönmesi için aslında Türk ziyaretçiye  çok ihtiyaçları var.
  • Hurghada tatil yöresinin en önemli rakibi Türkiye’de çok iyi bilinen “Şarm el-Şeyh”. Aslında artık THY’nın her gün uçacağı Hurghada’nın da ülkemizde tanıtımı yapılmalı.
  • Hurghada’dan başkent Kahire’ye  otobüs ile 6 saat sürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir