Etiyopya

Güneş Yanığı Ülkesi : Etiyopya

M.Ö. 3000 yıllarında Habeş İmparatorluğu Yemen, Sudan ve Suudi Arabistan’ı içine alacak kadar genişmiş. Güzel Saba melikesi, Yahudi Kralı Süleyman’ı ziyaret etmek için Kudüs’e doğru yola çıkar. Süleyman’ın dedesi Peygamber Yunus, babası ise Peygamber Davud’dur. Yolda, Yemen’in Magrep şehrinde bir süre kaldığı söylenir. (Bugün Yemenliler de Saba melikesine sahip çıkmaktadır.) Kudüs’e varınca kralın sarayına yerleşir. Kral Süleyman, Saba melikesine hemen aşık olur ve bir gece yemeğine fazlaca tuz koydurur. Gece susayan güzel melike, su istemek için kralın kapısını çalınca, o geceyi kralın odasında geçirir ve bir oğulları olur. İşte böylece bir İmparator doğmuştur. Adı: “Menelik” olur. Menelik 12 yaşına basınca babasını ziyaret etmeye Kudüs’e gider. Habeşistan’a geri dönerken 12 bin Kudüs Musevi’si yani “Felaşalar” kendisine rengarenk ünlü “timkat” şemsiyeleri ile eşlik ederler. Hatta Hz. Musa’ya inen On Emir’in yazılı olduğu taş tabletleri koruyan altın kaplama ahşap sandık da beraberlerindedir. Bu sülalenin 226. kralı olan ünlü Halile Selasiye’yi 1974 yılında komünist lider Mengistu devirene kadar 3 bin yıl bu hanedan Habeşistan’da saltanatta kalır. İslami inanışta ise bu konu şöyle geçer: “Belkıs, Yemen’de Saba mülkünün melikesidir. Bir gün peygamber (ve de İsrailoğulları Sultanı) Süleyman’ın yolu bu havaliye düşer. Hz. Süleyman onu imana davet için bir mektup gönderir. Belkıs ülkesinin ileri gelenleriyle görüşür; Hz. Süleyman’a bir elçi, mektup ve hediyeler gönderir. Fakat Hz. Süleyman bunu kabul etmez, Belkıs’ın da yanına gelmesini ister. Nihayet veziri Asaf, ismiazam kuvvetiyle, Belkıs’ı tahtıyla birlikte Hz. Süleyman’ın yanına getirir. Görüşürler, neticede Belkıs, Hz. Süleyman’ın eşi olmayı kabul eder…”

Hz. Muhammed’in peygamberliğinin ilk yıllarında Mekkeli müşrikler zulümlerini çok artırınca, peygamberimiz bir grup Müslüman’ın Habeşistan’a hicret etmesine izin verir. Habeş kralı Necaşi, Müslüman gözmenleri iyi karşılar. Onları, peşlerinden gelen Mekke müşriklerine teslim etmez ve kendi de Müslüman olur. Necaşi öldüğünde Hz. Muhammed onun gıyabi cenaze namazını kıldırır. Bugün Habeşistan nüfusunun %45’i Müslüman’dır.

Osmanlılar da XVI. Yüzyılda Habeş eyaletine ayak basmışlar. Hatta, kötü tıbbi şartlarda hadım ettikleri zenci çocuklarını gemilere doldurup, İstanbul’da Osmanlı sarayına harem ağası olarak yollamışlar. Harrar Osmanlıların merkezi olmuş. Bugün bile şirin bir Anadolu kasabasını andırmakta. Orada yaşayan Harrai kabilesi de Türk soyundan geldiğine inanır ve bununla övünür.

Habeşistan kralları arasında 1800’lü yılların başında hüküm süren II. Menelik, Habeş halkı için en yararlı çalışmalar yapan imparator olarak hatırlanıyor. İlk okulu, ilk hastaneyi, ilk tren hattını açtıran hep bu kralmış. Etiyopya’yı terk edip ülkesine dönen diplomatlara imparatorun tavsiyesi şöyle olurmuş: “Pabucunuzu lütfen iyice siliniz ve vatanımın toprağını birlikte götürmeyin.”

İkinci Dünya savaşından önce 1936-1941 yılları arasında 5 yıl süren ikinci İtalyan işgali altında kalmış ülke. Bu arada İngiltere’ye kaçan kral II. Menelik İsviçre parlamentosunda yaptığı konuşmada “Biz fakir bir ülkeyiz. Medeniyet, toplu ve tüfekli gelip binlerce insanı öldürmek midir.” diye sorar. Kendisine bir meydanda bomba atılmasına kızan general Graziane’nin bir günde “size verecek önemli bilgilerim var” diye meydanda topladığı 30 bin Habeşi öldürdüğü bilinmektedir. Mussolini devrinin faşist İtalyanlarının yaşattığı bu dehşet ibretle hatırlanmaktadır. Dünya basınında, kafalarına birer ip geçirilmiş Habeşlerin fotoğrafları sık sık yer almıştı. İngiltere ve hatta Türk paşalarının yardımı ile İtalya bu ülkeden çekilmek zorunda kalır. Sonuçta İtalya, Habeşistan’a 25 milyon Amerikan doları tazminat ödemeye mahkum olur. Uzun bir müddet bu parayı ödemez. Sonunda sadece bu ülkede ücretsiz bir elektrik santrali inşa eder.

Ve Son İmparator, Afrika’nın Babası Halile Selasiye Devri

Majesteleri, imparator, hazreti, yüceler yücesi, krallar kralı, aslanlar aslanı Haile Selâsiye… Hani aslanları ile gezen ünlü, kısa boylu imparator. İki kez Türkiye’yi ziyaret etmişti. Hani Yeşilköy hava limanında uçaktan kendisinden önce inen aslanı gören dönemin başbakanı İsmet İnönü irkilmişti. Ama aynı Haile Selâsiye şahsına ait arazide üniversite kurmuş, kendisi de her sabah derslere katılmış ve üniversitenin ilk mezunları arasında yer almış.

Etiyopya’nın her yanına dağılmış saraylarının bazılarında bir gece bile yatmadığı söylenir. Tüm Habeş toprağını kendi sülâlesine dağıtıp, halkını köle gibi çalıştıran imparator. İşte bu imparatorun, aslanlarından başka minicik bir köpeği de varmış. Adı da, şoförü olan general ile aynı imiş: “Lulu”…

Ve 1974 yılında Mengisto, Haile Selâsiye’nin ve 3 bin yıllık bir imparatorluğun defterini tamamen kapatır. Aslanları ise, başkentteki bir parkta bulunan ufacık beton kafesler içinde, imparator dönemindeki o şaşaalı günleri düşünüyor olmalılar!..

Arada 17 yıl süren komünist dönem başlar. Habeşliler İsviçre bankalarındaki Haile Selâsiye’ye ait ve tamamının 11 milyar dolar olduğu söylenen parayı bir türlü ülkelerine geri getiremezler. Oysaki Habeş halkı kâğıdı kalemi eline alıp bu gelecek paradan kendisine ne kadar pay düşeceğini hesaplar olmuş.

Komünist rejim öğrenim seferberliği ilân etti ve imparator döneminde okuma oranı % 3 iken bu oran hızla yükseldi. Addis Ababa’yı arşınlarken bir okul çıkışına rastladık. Aynı kıyafete bürünmüş siyah renkli öğrenciler, tüm yolu karınca gibi kaplamıştı. Ancak, bu rejim sırasında varlıklı ve tahsilli vatandaşlarına uygulanan aşırı baskı, aydın kesimin Etiyopya’dan kaçmasına neden oldu. Fakirlik ve becerisizlik arttı. Ülke, eski Sovyet silahlarının bir mezarlığı oldu ve sıkıntılar içinde 1991 yılına gelindi. Bu yılda yoldaş Mengisto devrildi Bu olayla birlikte Etiyopya’da yepyeni bir dönem başladı.

Acaba, bu yeni yönetim, kendine destek veren halka radyolarda vaat ettiği sözleri tutuyor mu? Yurt dışındaki bankalara istif edilen paralar sadece sahip mi değiştirdi? Ya rüşvet? Bakalım zaman içinde bu ilginç Afrika ülkesinde neler olacak?..

Ülke 86 etnik grup esas alınarak 9 eyalet ve 2 federal şehir var ve federe bir devlet oluşturulmuş. Ama, kurulan partilerin de etnik gruplara dayandırılması, gelecekte huzurlu bir siyasi yapının devamı için endişeler duyulmasına neden oluyor.

Üçyüz harfli İbraniceyi andıran amharca en fazla kullanılan lisan. Ayrıca bu coğrafyada 83 lisan ve 200 dialekt var.

Etiyopya bayrağında yer alan yeşil, sarı ve kırmızıyı gökkuşağındaki üç ana renkten almış.

Türkiye’nin ortalama 1,5 katı olan, Doğu Afrika’nın su deposu olarak anılan Etiyopya; topraklarında doğup, 800 kilometre sonra tekrar aynı topraklarda kaybolan vefalı Awash Nehri’ne özel bir saygı duyan bir ülke! Çünkü, Awash hariç diğer tüm nehirler Etiyopya’yı bırakıp uzaklara gidiyormuş. Örneğin Mavi Nil (Abay), Omo, Gibe, Teveza gibi. Yılda 3 milyon metreküp toprak da bu nehirlerle birlikte ülkeyi terk ediyormuş.

Ülke ihracatının % 60’ını kahve oluşturuyor. Ne de olsa kahvenin vatanı burası değil mi? Buradan Yemen’e taşınan kahve Osmanlılar ile İstanbul’a, İstanbul’dan da Venedik’e yolculuk eder. Bir gün çobanlar keçilerini otlatırken, keçilerin “çok hareketli” olduğunu ve uyumadıklarını fark ederler. Keçilerin ne yediklerini gözlerler. Meğer, keçiler kahve çekirdeklerini iştahla yutuyorlarmış. Sonra da çobanlar kahve çekirdeklerini yemiş. Üç yüz yıl sonra önceleri kaynatıp içmişler, sonra da kavurup, kırıp, öğütüp, suyla kaynatarak içmeye başlamışlar.

Ras-Tefari Tarikatı

Ras-Tefari, ünlü şarkıcı Bob Marley’in de zamanında üyesi olduğu Jamaika’da yaygın bir tarikat. “Tefari” aslında İmparator Haile Selâsiye’nin vaftiz adı. Bu tarikatın üyeleri Haile Selâsiye’ye sonsuz saygı duyar, onu yaşayan tanrı kabul edip, ölmediğine inanırlarmış. Genelde ön dişleri kırık, saçları ise lüle lüle örülmüş oluyor. Ras-Tefari tarikatı üyeleri için Etiyopya’da Shashemene’de özel bir arazi tahsis edilmiş. İstedikleri an bu ülkeye yerleşme hakkına sahipler. 1923 yılında, 7 yıldır yağış almayan Jamaika’yı ziyaret eden Haile Selâsiye, buraya ayak basınca yağmuru başlatmış. İşte bu mucizevi olay tarikatın başlangıç noktası olmuş.

Ras-Tefariler birleşmiş bir Afrika fikrini savunmakta. Rasta felsefesinin renkleri kırmızı, yeşil ve sarıdır.

Etiyopya ile İlgili Bazı Kısa Notlar!

§ Addis Ababa stadyumunda bu ülkeyi ilk ziyaretim sırasında 100 bin kişi ile birlikte bayram namazı kıldık. Kadınlar ise caminin dışında toplanmışlardı. Görüntü etkileyici ve muhteşemdi.

§ Sudan gibi burada da sigara kullananların sayısı çok az. Belki de sigara alacak paraları yoktur diye düşünülebilir.

§ Etiyopya genelde yabancılar için pahalı bir ülke. Özellikle telefon ve hediyelik eşya için çok yüksek fiyatlar ödüyorsunuz. Bir Etiyopya haritası için benden 8 Amerikan Doları aldılar.

§ Bu ülkede suç oranı çok düşük. Zaten etrafta pek polis de göremiyoruz.

§ Deniz seviyesinden 120 metre aşağıda Danakil çukurunda Afiler yaşıyor.

§ Sizden en çok “kalem” istiyorlar: yanınıza bol bol kalem alırsanız onları sevindireceksiniz.

§ Bu büyükçe Afrika ülkesinde aylık kazanç 100-250 Amerikan Doları arasında olmasına rağmen halkın % 65’i işsiz.

§ Bu coğrafyada kalifiye işçi bulmak zor.

§ Bu ülkeyi Haziran ile Eylül ayları arasında ziyaret etmeyin. Çünkü “yağmurlar” size rahat nefes aldırmaz.

§ Maalesef turistik bölgelerde oldukça yapışkan ve yüzsüz bir grup insan oluşmuş. Yanınıza gelip birkaç klasik soru sorup elinize bir yazı tutuşturuyorlar, arkasından ya sizden direkt nakit para ya da eğitimine sponsor olmanızı istiyorlar.

§ Etiyopya bir kuş cenneti. Endemik birçok kuş cinsine rastlamak mümkün.

§ Kâğıt paralar çok pis; ve paramparça doğrusu insanın eline alacağı gelmiyor.

§ Etiyopya Havayolları Afrika kıtasında en geniş ağa sahip olması ile övünüyor.

§ Bu ülkede aküden tasarruf yapmak uğruna akşamları araçlarda farlar yakılmadığı için kazalara davetiye çıkarılıyor.

§ Etiyopya takvimi tüm dünyanın kullandığından farklı. Yedi yıl fark var. Örneğin bizler 2003 yılını yaşarken Etiyopya 1996 yılında idi. Ayrıca Etiyopya takvimi 13 ay barındırıyor.

§ Ülkenin ortasında yer alan 20 bin nüfuslu Bekoji Kasabası uzun mesafe tüm atletizm branşlarında koşucuları sayesinde tek başına İngiltere, Almanya ve Fransa’dan daha fazla madalya kazanıyor. Bu başarıda yüksek bir rakımda doğup büyümelerinin ve çocukluktan itibaren her yere yürüyerek gitmek zorunda kalmalarının elbette bir payı var. Bekoji’de yetişenlerin arasında Kenenisa Bekele ve Tirunesh Dibaba gibi ünlü atletler bulunuyor. Roma ve Tokyo Olimpiyatlarının ünlü ismi Ababe Bikila, Hayli Gebra Selasi ve Atlanta Olimpiyatı birincisi Fatuma Roba’yı da unutmamak gerekir. O kadar inceler ve bacakları da o kadar uzun ki Etiyopya maratonunda ümit vaat eden bir genci ülkemize alıp Türk vatandaşı yaparsak olimpiyatlarda başarı sağlarız diye düşünmüştüm. Daha sonra bu gerçekleştirildi. İsmi daha sonra Elvan Abeylegesse olarak değiştirilen Etiyopyalı bir kızcağız Türkiye adına çok güzel başarılar elde etti.

§ Etiyopya 30 milyon ile dünyada en fazla küçük baş hayvana sahip ülke olarak kabul ediliyor. Oysa ciddi bir su sorunu var. Artezyen ile bazen 250 metrede su bulunabiliyor. Hayvanlar her gün kilometrelerce yürüyüp suya götürülüyor.

§ İnşaatı devam eden dev barajın Omo vadisinde yaşayan kabilelerin kültürlerini tamamen değiştireceğinden korkuluyor. Etiyopya’da St. George birası ile Ambo markalı soda yaygın olarak tüketiliyor.

§ Yediyüz kilometrelik Omo alüvyon yüklü bir nehirdir. Bu yüzden vadisi organik üretime uygun çok verimli bir toprağa sahip. Ayrıca hava hep ılıman ve oniki ay tarıma uygun. Yılda iki ürün almak mümkün. Omo Valley Farm adı altında bir şirket kuran üç türk ortak 30 bin hektar alanda pamuk yetiştirmeye başlıyor.

§ 7 bin işçisi ile dev bir tekstil fabrikası olan “Ayka” dışında Türklere ait 47 adet briket tesisi de bulunuyor.

§ Etiyopya’nın devlet başkanı Mulatu Teshome Wirtu bir dönem Ankara’da büyükelçilik görevinde bulundu.

§ On beş gün kadar bu ülkede kalacaksanız bir yerel cep telefonu satın alın. Denedim, kazançlı çıkarsınız.

§ Etiyopya’da da futbol çok popüler. Gençlerin çoğunun üstünde ünlü oyuncuların üniformaları var. Stadyumlar doluyor. Ama profesyonel futbolcular maç sonrası kendi üniformalarını nehirde yıkıyor. Kendim şahit oldum.

§ Ülkenin her köşesinde Harar kahvesi bir şark köşesinde alttan odunda ısıtılarak servis ediliyor. Ayrıca yanında muhakkak tütsü bulunuyor.

§ Etiyopya’da 100 bin Çinli bulunuyor. Özellikle inşaat işlerinde çalışıyorlar. Ancak eserlerin kalitesi şüpheli… Bir fıkra… Etiyopyalı bir kız Çinli bir gence aşık olur. Kızın annesi bu evliliğe şiddetle karşı çıkar. Kız dinlemez, rest çeker. Sonuçta evlenirler ve bir çocukları olur. Ancak bebek dört ay sonra ölür. Bütün aile perişan olup üzülür. Ancak anneanne hiçbir tepki göstermez. Kız sonunda annesinin yanına gider… “Anne torununu kaybettin, hiç üzülmedin mi?” diye sorar. “Kızım bunu zaten bekliyorum, Çinlilerin her şeyi bozuk çıkıyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir