Dublin: Çitli Irmak Geçidi

Dublin’de hemen hemen 800 pub var. Kadın, erkek ve gençlerin buluşma mekanı. Ancak “dişilerin” bu publara kabulü ancak elli  sene öncesine uzanıyor.Koyu renk fakat kasvetli bir ortamda rahat koltuklar üstünde siyah biralar yudumlarken marşlar söylüyor. Dublin, Boston,Washington DC, Georgetown karışımı bir kent, hem deniz hem de nehir burada iç içe. Gene İrlanda’nın zor günlerini anlatan Daniel Day Lewis’in başrolünü oynadığı  “My left foot”(sol ayağım) adlı film bu kentin arka sokaklarında çekildi. Hiç “balık çorbası” içmeden “River dance” seyretmeden, barlar bölgesine gitmeden Dublin’li olunur mu?.

       Dublin’deyiz ve sekiz arkadaş bu coşkunun en hararetle yaşandığı “Temple Bar” bölgesine gidiyoruz. Karnımız aç! Bir ufak puba giriyoruz. Efendim, buraya sekiz kişi geldiğimiz için, (yani altı kişiyi geçtiğimiz için) hesabımıza %20 oranında ekleme olacakmış. Neden mi? Sekiz kişinin siparişini hazırlamak mutfağa “ek bir yük” yaratırmış! Hiç Türk’e bu oyun işler mi? Hemen dörderli gruplara ayrılarak iki ayrı masaya oturduk, birbirimizi tanımadık böylece ek bir para ödemedik. İki ayrı fatura düzenlendi. Ne acayip şey, Türkiye’de olsa fazla müşteri geldi diye o lokantada daha itibarlı olursunuz, üstelik bir de indirim yaparlar!

       Dublin, Wicklow Dağları’nın kuzeyinde yer alan, İngiltere’nin küçük kasabaları tarzında, şirin, temiz, küçük evleri olan ufak, pırıl pırıl bir kent. Bin yıl önce bir Viking ticaret bölgesi olarak geniş bir vadide kurulmuş. Liffey Nehri, Dublin’i kuzey ve güney olmak üzere iki bölüme ayırıyor. “Çitli ırmak geçiti” anlamına gelen Liffey Nehrinin küçük tembel dalgaları Dublin mahallelerinin gri binaları okşuyor.

       Dublin, Trinity Koleji, Parlamento Binası, Grafton Caddesi’nin renkli dükkanları, Avrupa’nın en büyük şehir parkı Phoenix; sarı, siyah, kırmızı kapıları ile ünlü Georgian Meydanı, liman boyu ile ziyaretçilerini bekliyor.

       Bir dönem pamuklu, ipek ve poplin dokuması ile tanınan Dublin’e özgü olan bu kapıları renk renk boyama gibi çok ilginç geleneğin nereden kaynaklandığını biliyor musunuz? Güya eve sarhoş dönen kişinin evini rahat bulması için! Ama bir söylence daha var. Güçlü Kraliçe Victoria’nın değerli kocası Prens Albert ölünce kraliçenin emri ile tüm kapıların “siyaha” boyanmasına duyulan “tepki”.

       İrlanda, Katolik; İngiltere ise Protestan… İşte, sorun burada, zaten asırlar boyu ülkelerin ve halkların birbirleriyle savaşmalarının ve yüz binlerce insanın ölmesinin en büyük faktörü bu “mezhep savaşları” olmamış mıdır?

       Bugün İrlanda’da Protestanların oranı %2’lerin altına düşmüş. Kuzey İrlanda’da uzun yıllardır devam eden mücadele de yine aynı nedenlerle…  

        Dublin’deki 700 kiliseden biri olan St. Michans’da ünlü besteci Hendel ilk konserini vermişti. Bu kilisede dört adet içi mumyalı mezar ile sokak taşları gibi topraktan fırlayan mezar taşlarını görebilirsiniz. Victoria dönemi Dublin tren istasyonuna da mutlaka bir göz atılmalı.

Dublin aynı zamanda Sanatçılar Şehri!

       İrlanda’nın edebiyat ve sanat dünyasına hediye ettiği çok sayıda ünlü isim var. Belki de, İrlanda dilinin kendine özgü düşünce ve ifade biçimi İngilizce dili ile harmanlanınca bu ülke edebiyat dünyasına büyük isimler kazandırdı. İsterseniz Parnell Meydanı’nda yer alan “Dublin yazarlar müzesi” nde tüm bu isimlerin portrelerini yakından görebilir,  eserlerini de  tanıyabilirsiniz.

            James Joyse (1882- 1941) : Ünlü İrlandalı yazar ve şair. Dublin’e adadığı en ünlü eseri “Ulysses”, kullandığı lisan ile XX. yüzyıl İngiliz edebiyatını çok etkiledi. İstanbul’da uzun yıllardır James Joyse isimli bir İrlanda barı bulunmaktadır!

            Jonathan Swift (1667-1745) : Dublin’de doğan Swift, ünlü Trinity Koleji’nde öğrenim gördü. St. Patrick Katedrali’nde papaz olarak yöneticilik görevini üstlendi. 1726’da tamamladığı “Gulliver’in Seyahatleri” ( Gullivers’ Travels) adlı eserle dünya çapında ün yaptı. Ölü maskesi, mezarı ve kafatası halen Dublin’deki St. Patrick Katedrali’nde bulunuyor!

            William Butler Yeats (1865 – 1939) : Dublin doğumlu ünlü İrlandalı şair. 1923 yılında edebiyat dalında “Nobel Ödülünü” kazandı. İrlanda Edebiyat Tiyatrosu’nu kurdu ardından  Abbey tiyatrosunda oyununu yönetti.

            Robert Boyle (1627 – 1691): Birinci Cork Kontu Richard Boyle’in oğludur.1662 yılında, kimya derslerinden hatırladığımız ünlü “Boyle Kanunu”nu ortaya koydu. Bu yasa, aynı sıcaklıktaki gazların basınç ile hacimlerinin ters orantılı olduğunu vurgular.

            Oscar Wilde (1854- 1800) İrlanda kökenli ve Dublin doğumlu şair ve yazardır. XIX. yüzyılın sonunda ortaya çıkan ve “sanat için sanat” görüşünü savunan “estetik” akımının  İngiltere’deki sözcülerindendir. “Ciddi Olmanın Önemi Üzerine” (Importance of Being Earnest)  ile “ Lady Windermere’nin Yalpazesi” (Lady Windermere’s Fan) en önemli eserleri arasında yer alır. Oscar Wilde, ünlü yapıtlarının hemen hemen hepsini yaşamının son 10 yılında yazıp yayımladı. Şiddetli bir beyin iltihabı yüzünden bilincini yarı yarıya kaybeden bu usta kalem, bir ara eşcinsellikle suçlanarak mahkemelere de çıkmıştı. Wilde hayatının ancak son yıllarında Katolik kilisesince kabul edildi.

            Ayrıca Jacqueline Kennedy’i giydiren ünlü modacı Sybil Connoley, “My Fair Lady” ile ünlenen nobel ödüllü piyes yazarı Bernard Shaw, Trinity Koleji mezunu yazar Samuel Beckeett, “Lady in Red” parçası ile ünlenen Chris de Burg, sarkıcı Bono, “ Crying Game” adlı filmin yönetmeni Neil Jordan, bir ara Burçin Orhon’la evlenen sanatcı Johnny Logan, felsefeci Heinrich Böll yine bu ülkenin yetiştirdiği ünlü isimler arasında yer alır!

Avrupa’nın En Büyük Şehir Parkı: Phoenix Park         

    Birbirinden güzel binalarla çevrili Phoneix Park, Avrupa’nın en büyük şehir parkı unvanını elinde tuttuğu iddia ediliyor. .Av sahası olarak planlanmış bu büyük alanda “ çiçek” yok.Waterloo Savaşı’nda Napolyon’u yenen Wellington Dükü aslen İrlandalı ve heykeli de yine bu parkın içinde. Ancak bu ünlü komutan hiç bir zaman “İrlandalı olmayı” kabullenemedi ve kendisine “İrlandalı” olduğunu hatırlatanlara “bir insan ahırda doğunca at olmaz” şeklinde yanıtladı.Phoenix Parkı ilkbahar ve yaz aylarında piknik sahası, her türlü spor imkanları, kukla ve illüzyon gösterileri, konserleri ile sürekli aktif olan bir açık alan.1975 yılında Papa’nın İrlanda’yı ziyareti sırasında bu parkta verdiği ayine bir milyon İrlandalı katılmış.Bu olayın anısına yeşil çimlerin üstünde beyaz bir haç yükseliyor.

       Bu parkta ancak iki bina görüyoruz. Birincisi Amerikan büyükelçisinin rezidansı (Niye bu ayrıcalık sadece Amerika’ya tanınmış, çünkü İrlanda’yı ilk tanıyan ülke Rusya’dan sonra ABD imiş. Ancak Sovyetler Birliği bu parktaki elçilik binası teklifini geri çevirmiş.) ikincisi ise Cumhurbaşkanlık Sarayı. Sarayın önünde sürekli bir ışık yanıyor. Bu ışık, İrlanda dışında yaşayan ve sayıları oldukça fazla olan İrlandalıların ana vatanlarında unutulmadıklarının bir sembolü.

           Evet, İrlanda’nın 1990 yılından 1997 yılına kadar Cumhurbaşkanı, hukuk dalında hocamız olan Prof. Dr. Mary Robinson idi. Kendisi ile uzun bir süre mektuplaştık.Boğazdan geçen petrol ve sıkıştırılmış doğal gaz taşıyan tankerlerin yarattığı tehlike için dünya kamuoyuna bir duyuruda bulunacaktık. Fakat, bizim Dışişleri Bakanlığı’nın isteksiz tutumu nedeniyle maalesef bu projemiz gerçekleşmedi.

          Dublin Belediye Sarayı’nın inşaatı sırasında temelde bir Viking yerleşim yeri bulunmuş. O zamanın genç avukatı Miss Mary Robinson dahil 20 bin kişi inşaatın durması için gösteriler yapmış; ama maalesef başarılı olamamışlar!

          Ardından aynı fakültenin aynı bölümünde öğretim üyesi arkadaşı, bu ülkenin cumhurbaşkanlığı görevini sürdürdü. Prof. Dr. Mary McAleese. İrlanda Cumhurbaşkanı olmak için Trinity Koleji’nde hukuk profesörü olmak gerekiyor galiba!

.XVII. yüzyıl Dublin evleri aslında birbirine benziyor; ancak kapı ile kapı üstü süslemeleri farklı.Turuncu,sarı, yeşil, mavi, siyah ve beyaz kapılar birbirini takip ediyor. Evler genellikle dört katlı. Mutfak bodrumda, birinci kat yemek odası, ikinci kat oturma odası, üçüncü kat yatak odası ve çatı katında ise çocuk ile hizmetçi odaları yer alıyor.

          Şehir turu boyunca her fırsatta Guinness Ailesi’nden bahsediliyor. Asil, zengin ve ünlü bir aile Guinness. Kendilerinin birde bira fabrikası var. Nerede ise  “İrlanda” bu aileden soruluyor. Neyse “Zenginin serveti, züğürdün çenesini yorarmış”.

Dublin’de vaktiniz olursa Guinness Müzesi’ni de gezebilirsiniz. Şerbetçi otunun o ekşimsi kokusu, bira müzesinin her tarafına yayılmış. Arpa rengi “siyah olana” dek kurutuluyor. İçi arpa dolu tekneler ve mayalama fıçıları ile işlem devam ediyor. Arthur Guinness’in başlattığı siyah biranın bugün Cork’da bir rakibi var o da; Murphy’s. İrlanda’da yetiştirilen arpanın %90’nı bira yapımında kullanılıyor. Tabii bu  gezinin sonunda Guinness birasını tadıyorsunuz.

St. Patrick’s Katedrali

       Nüfüsunun %95’i Katolik olan İrlanda’da bir Protestan katedrali olan St. Patrick’in, İrlanda’nın en büyük dini merkezi olması şaşırtıcıdır. 1320 yılından itibaren iki yüzyıl boyunca bu katedralde sürekli ekleme ve değişiklikler yaşamış. Sanki bir müze gibi zengin bir tarihe ve tarihi eşyalara sahip.  

       Boyd’un heykeli, ünlü yazar Jonathan Swift’in kafatası, ölü maskesi ve mezarı, St. Patrick’in heykeli, İrlanda madeni paralarında bile yer alan arp’i, ünlü korosu, şövalyelere ayrılan özel oturma birimleri, Boyle Anıtı ile çok sayıda kıymetli eseri burada ziyaret edebilirsiniz.

       Ve hemen bir bilgi eklemek istiyorum. Protestan kilisesinde İsa heykeli yer almaz, sadece Protestan papazlara evlenme izni vardır.

Kells Kitabı ve Kırmızı Kurdeleli Kütüphane!

            Gulfstream sayesinde yarı tropikal bahçelere sahip Dublin’in tam kalbinde yer alan ve 1592 yılında koyu Katolik kraliçe I. Elizabeth tarafından Oxford ve Cambridge’e rakip olması için yaptırılan Trinity Koleji’nde okumak ve buradan mezun olmak İrlanda’da gerçekten bir ayrıcalıktır.Asırlar boyunca bu üniversiteye sadece Katoliklerin kabul edildiğini de hemen eklemek istiyorum. Trinity Koleji, artık ziyaretçilerin uğrak yeri. Çünkü, Latince İncil’in resimli kopyası olan “Kells Kitabı” burada bulunuyor. İrlanda’nın Meath ilinde yer alan Blackwater Irmağı’nın kıyısında kurulu Kells’te bulunan bu kıymetli İncil’in 680 sayfasından herhangi ikisi her gün açılıyor. Bu sayfalardan biri resimli. Diğer açık sayfada ise İrlanda Sakson el yazmalarının en iyi örneği olan “el yazması” görülüyor. Resimlerin 800 yıllarında İrlandalı papazlarca çizildiği varsayılıyor. Ancak, bu kütüphaneye girmek için bir süre kuyrukta beklemeyi göze almanız gerekiyor!

             Trinity Koleji  mavi kadranlı saati, parke taşlarla kaplı geniş avlusu,edebiyat dünyasına kazandırdığı isimleri ile de ünlü.Merdivenlerden çıkınca sizi Thomas Burgh tarafında 1732 yılında inşa edilen, içinde 200 bin el yazması ve eski kitap barındıran ve büyüklüğü ile insanı etkileyen harika bir kütüphane bekliyor. Kat kat uzanan raflara çıkmak için raylı merdivenler kullanılıyor. Kütüphane dolunca 65 metre olan bu binanın damı 1860 yılında yükseltilmiş. Salon boyunca ünlü yazar ve filozofların “portre heykelleri” yer alıyor. Burası bir devlet arşivi olduğundan kitaplara dokunmak kesinlikle yasak. Kütüphane ancak, özel izinlerle araştırmacılara açılıyor. Hiç olmazsa kırmızı kurdeleli kitaplara elimi değdirmek istedim; ama nafile olmuyor, erişemiyorsunuz!

            Oscar Wilde’ı andık ve yaşadığı zor günlerden bahsettik. Dublin bölümüne son vermeden önce Wilde’ın “Zindan Türkülerinden” isimli şiirini aktarmak istiyorum:

“ Al ceketini giymedi

Çünkü kırmızıdır şarap ve kan

Onu cesetle buldukları an

Bir ölü vardı yatağında

Geziyordu mahpuslar arasında

Basında kriket şapkası

Soluk gri bir ceket sırtında

Yürüyüşü hafif şen-şatırdı

Ömrümde görmedim böyle bir adam

Güne bu kadar ihtirasla bakan

Ömrümde görmedim böyle bir adam

Mahpusların gök dediği

O küçük mavi çadıra

Ve gümüş yelkenlerle geçip giden

Her buluta

Böyle ateşli gözlerle bakan

Dünyanın bir başka ucunda

Izdırap çeken başka ruhlar da olacak

Nasıl iş yapmıştı bu adam acaba

Ki arkamdan bir ses duydum:

             – Bu adam asılacak.” 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir