Dokuzyüz Yıllık Bir Kent Graz

Öyle Graz’ın içinden araçla geçmekle veya ana meydanda bir mola vererek bir kenti çözemeyiz, sadece orada “bulunmuş” oluruz. “Ben Graz’ı içime sindirerek tanımalıyım” diyorum. Bu da orada en az iki gece kalmak, caddelerinde ve ara sokaklarında aşağı – yukarı yürümekle olur.

Sağolsun, Kazım Yılmaz ve kardeşi Şafak ve Özkan beni Salzburg’tan araçları ile   adım adım betonlara gömülen İstanbul’da özlemini duyduğum pastoral dağ ve orman manzaraları arasında Graz’a götürüyorlar.

Türk ve Afrikalıların ağırlıklı olduğu Albert Scheizengasse’de oldukça hesaplı iki odalı bir ev tuttum. Evet ev aslında dökülüyor, kapısı bile zor kapanıyor !  Ne olacak, satın alacak değilim ki  ! Bu semtte bol sayıda Türk mağazası ve bilhassa nedense her  köşede bir berber dükkanı bulunuyor. Hemen kendimi dışarı atıyorum.

Kapısında “Kapadokya” yazılı bir  kahveye girip içeride oturanları inceliyorum. Yan masadaki adamın hafif kamburlaşmış sırtı içten titremelerle sarsılıyor gibi. Siyah ceketinin altından çizgi inceleğindeki sağlıksız bedeni belli ki yılların yorgunluğunu taşıyor. Belki de 20 yıl önce Avusturya’ya Anadolu’nun ücra bir köyünden çalışmaya gelmiş. Yanındaki genç adamın alnında biriken ter damlacıkları kahvenin ortasında sallanan ışığın altında bazen parlıyor,  sonra da birden gölgeleniyor.

Kendimi kahveden dışarı atıyorum. Ufuktaki dağların eşsiz manzarası, kırmızı parıltılı ve  eğimli çatıları, dantel gibi işlenmiş binaları, dünyada eşi olmayan bir caz fakültesi, Akdeniz sıcaklığını hissettiren cana yakın halkı, tertemiz havası, genç nüfusu ile Graz’ı Osmanlı iki defa,  1529 ve 1532 yıllarında ele geçirmiş. O yüzden kentte uzun süre “Osmanlı Korkusu” yaşanmış. Kendilerini korumak için kaleler, gizli geçitler,  tüneller ve cephanelikler hazırlamışlar.

1797 yılında bu kez Steirmark Eyaletinin başkenti Graz’ı kenti Napolyon ele geçirmiş. Yani Fransızların eline geçmiş.  İkinci Dünya Savaşı sonunda ise önce Ruslar  sonra da İngilizler 10 yıl bu coğrafyayı kontrol ediyor. Bütün bu istilalara rağmen Graz Avrupanın tarihsel kimliğini en çok koruyan kentlerinden birisi.

Alplerin güneyindeki Graz ile kucaklaşan Mur Nehrinin Graz’ın sınırlarındaki uzunluğu tam 16 kilometre ve üzerine 15 köprü inşa edilmiş.

Graz’da ilk ve kesinlikle yapılması gereken herhalde Schlossberg Şatosuna çıkmak olmalı. Tepe sadece 475 metre. Oraya ulaşmak için dört alternatifiniz var. Birincisi ve en ucuzu kendinize güveniyorsanız 260 basamağı tırmanmak. İkincisi ücreti  1,5 Avro olan asansörü kullanmak. Üçüncü ise madenci trenine benzeyen bir araçla 8,5 Avro karşılığında dağın içinden geçerek farklı bir tecrübe yaşamak. Bu arada bir de  finüküler de var !  

Tepede X. yüzyılda yapılmış bir kale dışında, 1560 yılında tamamlanan akrebi yelkovanından daha  uzun tuhaf bir tarihi “saat kulesi” bulunuyor. Ama Graz manzarası eşliğinde buradaki kahvede bir sütlü kahve içmek sahiden de hoş !

Avusturya’nın ikinci büyük şehri olan Graz’ın katedrali (1438 – 1468) III. Frederick tarafından yaptırılan gotik bir yapı ama yenilenirken nedense barok üslubuna geçilmiş. Katedral içindeki bir duvar resminde Graz’ın yaşadığı üç felaket resmedilmiş. Osmanlı istilaları, veba ve çekirge baskını. Doğrusu bu tabloyu aradım ama bulamadım !

Graz Katedrali’nin bitişiğindeki II. Ferdinand’ın Barok sitilinde mozolesi bulunuyor. Torunu II. Leopold bu yapıyı yıllar sonra tamamlamış.

Graz Şehir Parkı (Stadtpark) aslında çok sayıda  heykeli ile bir “heykel sergisi.” Şehrin güneyinde bulunan park 7 hektarlık bir yeşil alanı kaplıyor. Bu park içindeki tarihi “Cafe Promeneda’da” bir pasta eşliğinde çay içmeye ne dersiniz ? Ama burası her an oldukça kalabalık bir mekan !

Mur Nehri üzerinde tamamen parlak bir metalden istridyeyi hatta biraz da yumurtayı andıran 47 metre uzunluğunda yapay bir ada yapmışlar. İçinden yürüyerek karşı sahile geçiyorsunuz. Ama bana sorarsanız pek “anlamsız” ve “işlevsiz.”

2013 yılı Avrupa Kültür başkenti olmaları nedeniyle Graz’ın “modern yüzü” diye tuhaf bir bina daha  inşa etmişler. Vallahi dışarıdan ahtapot koluna veya koyu mavi zepline benziyor. Bu dost canlısı uzaylı bina güya sanatla halkı buluşturacakmış. Ama içeri giriş 10 avro ile başlıyor. Bence sanatı sırf paralılara sunuyor. İçinde doğal tarih müzesi, çeşitli sergiler ve devlet kütüphanesi bulunuyor.

  • Gottfried Haver adlı varlıklı bir tüccar 1884 yılında satın aldığı evinin çatısına bir de  saat kulesi inşa ettirmiş. Günde üç defa, saat 11, 15 ve 18’de saatin çalması ile yerel kıyafetli bir çift figürü çıkıp dans ediyor !
  • Graz’ın Opera Binası bir  sezonda 500’e yakın, opera, müzikal, operet ve bale gösterisine ev sahipliği yapıyor. Neo-barok mimarisine sahip bina XIX. yüzyılda tamamlanmış ve gayet şık salonu  1330 seyirci kapasiteli!
  • Barok Eggenberg Sarayı muhteşem parkın içindeki bir peri sarayı sanki. Tam 12 kapısı ile 365  de penceresi var. Bahçesi de görülmeye değer !  
  • Graz’da kendinizi sık sık Haupt Plaza’da bulacaksınız. Burası eski kentin “tam merkezi”. Kıvrılan dar sokaklar, şiirsel rengarenk evler, romantik avlular birbirini takip ediyor. Barok, rönesans ve gotik üslupları bir güzel harmanlanmış. Meydanda sosis satıcıları boy gösteriyor. Tüm sosyal içerikli gösteriler burada yapılıyor !
  • Landhaushof,   yani XVI. yüzyıl Steirmark Eyalet Parlemantosu da bu meydanda.  Bu binada ayrıca Osmanlıya karşı savunma için hazırlanan Styrian Cephaneliği bulunuyor.

Kısa Kısa Graz

  • Graz’ın 6 üniversitesinde 40 bin öğrenci eğitim alıyor. Bu bakımdan genç bir kent !
  • Bu kentin % 40’ı yeşil alan olarak korunuyor !
  • Civarında, kayak, bisiklet, trekking, dağcılık, rafting, dağcılık gibi sporlar sizi bekliyor !
  • Güney Styria Yöresinin şarapları meşhur. Ayrıca Lippizaner At Çiftliğini de ziyaret edebilirsiniz !
  • Graz başkent Viyana’ya trenle sadece 2,5 saat. Aslında Graz,  Salzburg ve Innsburg’un bir üçgenin üç  köşesi !
  • Graz Eski Şehir 2003 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınmış.
  • Bir zamanlar Mur Nehri’nin bir yakasında zengin ve asiller, diğer yakasında ise fakir ve suçlular yaşarmış. Mur Nehri Orta Steier Ormanlarından doğuyor.
  • THY haftada 4 defa Graz’a uçuyor. Ne de olsa bu kentte  Türkler de yaşıyor.
  • Graz’ın en hareketli sokağı Herrengasse.
  • Sporgasse de Graz’ın trafiğe kapalı sokağı !
  • Graz Sokaklarında gezerken camdam eli sarkan bir yeniçeri görebilirsiniz. Hikayesi şöyle: Graz’ı kuşatan Osmanlı ordusunun subayları yemek yerken yakınlarına bir bomba düşmüş. Komutan’ın yemeği de pencereden dışarı fırlamış. Bir asker yemeği yakalamak isterken pencereden aşağıya kaymış ama palası boruya takılınca öyle asılı kalmış !

Değerli Graz Başkonsolosum Berkan Pazarcı’ya katkılarından dolayı teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir