Debrecen’i Niye Gezi Planınıza Almıyorsunuz?

Parmağımı Avrupa haritasının üstüne rastgele bastırıyorum. En yakın kenti okuyorum. Debrecen.

Araştırıyorum. Macaristan’ın gerek alan gerekse nüfus olarak ikinci büyük kenti. Romanya sınırına yakın ve başkent Budapeşte’den sadece 230 kilometre uzakta. Hemen THY’dan Budapeşte biletimi satın alıp, booking.com’dan Debrecen’de  bir pansiyon ayarlıyorum. İki gecesi sadece 50 Euro.

Budapeşte’ye uçuş sadece 2 saat, Liszt Ferenc Havalimanı’ndan Debrecen treninin geçtiği Ferihegy Tren İstasyonu 4 kilometre kadar.  İstasyonda asansörler çalışmıyor. Elimde bavullar 40 basamak çık ve sonra in. Her yer pislik içinde! Kimse İngilizce konuşmuyor. 

Zorla biletimi alıp sırt çantalı bazı gezgin gençlerle treni bekliyoruz. Nihayet Intercity Treni görünüyor. Nedense tüm anonslar Macarca, anlarsam Arap olayım. Oturuyorum, meğer bulunduğum vagon birinci sınıf imiş. Masada çalışmam gerektiği için fiyat farkını ödüyorum. Yolculuk 2 saat kadar. Karşımda çok güzel bir kız oturuyor, elindeki tablete karşı el işaretleri ile biriyle görüşüyor. Anlıyorum, konuşma engelli. Yazık, kızcağızın fotoğrafı gözlerime gömüldü.

Sağım, solum, önüm, arkam hep büyük Macaristan Ovası, yemyeşil… Görülmesi gereken düşlere dalıyorum. Yerden göklere rengârenk kuşlar yükseliyor. Bahçelerin, ağaçların, çiçeklerin, böceklerin şarkısını dinliyorum. İri bir sesle irkiliyorum. Yandaki vagondan kopuk kahkahalar geliyor. Debrecen’deyim, iniyorum.

Debrecen nedense kitaplarda “Hiçbir şeyin ortasında olmayan kent” olarak tarif edilmiş. Avrupa’nın en fazla Kalvanist nüfusa sahip kenti imiş, Avrupa’nın en büyük Kalvanist Kilisesi de burada. Çift kuleli bu sarı dev binayı kentin her köşesinden görüyorsunuz. 

John Calvin’in (1509 – 1564) kurduğu Kalvinizm Mezhebi İsviçre, Hollanda, Macaristan ve İskoçya’da hızla yayılır. Protestanlar’la işbirliği yaparlar. 1538 yılında ilk ve en büyük Kalvinist eğitim kurumu Debrecen’de kurulur. Daha sonra bu kolej Debrecen Üniversitesi’ne dönüşür. “Nagyvarad” olarak adlandırılan kolejin muhteşem taş binasını görmelisiniz. Ayrıca üniversite kütüphanesi de bir başka güzel. Üniversite aslında şehir parkının içinde. Nagyendi Parkı’nın geniş yeşil alanında Macarlar bisiklete biniyor, koşuyor, yürüyüşe çıkıyor ve Furdo Termal Otelinin havuzunda her gün bol bol yüzüyor.

Ccokona Millî tiyatrosunu da ziyaret etmelisiniz. Tiyatro, opera ve bale Macarların vazgeçmediği sanat dalları. Ayrıca her sene 20 Ağustos’ta çiçek festivali Debrecen’de büyük bir coşku ile kutlanıyor. Ayrıca bu coğrafya 40 yıldır bir caz festivaline de ev sahipliği yapıyor ve Bela Barto adına dünyanın her köşesinden gelen korolar yarışıyor.

Yürüyorum, sıradan bir sıradayım, bir an havayı kokluyorum, zaman elimden kaygan bir balık gibi kaçıp gidiyor. Debrecen’de ellerinde fotoğraf makinesi ile otobüslerle gezinen turistlerden çok uzağım. 

Bir ara yağmur yağıyor. Bağıran bir çocuğun sesi sisin içinde kayboluyor. Bu coğrafyanın en büyük gazetesi Naplo’nun sevimli muhabiri Fabok Agnes ile buluşuyorum. Birbirimizi çok seviyor ve anlıyoruz.  Mülakat tam 2,5 saat sürüyor. Şu sorunun yanıtını arıyoruz: “Acaba insan niye bulunduğu ortamı adım adım yok ediyor? Niye bu kadar zararlı? Niye kendini diğer canlılardan üstün görüyor? Tüketim mutluluk mudur?” Fabok sabah pansiyonuma annesinin hazırladığı biberli peynir ile bahçelerinden koparılmış domates getiriyor. Ertesi sabah yine trene atlayıp 30 kilometre uzaklıktaki Hortobagy Kasabası’na ulaşıyorum.  Burada geniş bir ova,  bataklıklar ve sonsuza uzanan ufuk çizgisi var. Burası Przewalki yılkı atlarının ve Macar kovboyların merkezi. Müzede XIX. yüzyıl’da bölge halkının yaşantısı anlatılmış. Gösteri amaçlı kırbaçların sesi, ufak bir kafese kapatılan kuşların yardım çığlıkları, pazarda satılan hayvan derileri, kürkler, kaburgalar, hepsi beni çok çok rahatsız ediyor. Hemen kaçıp Debrecen’e dönüyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir