Cesur Yüreklilerin Rüya Ülkesi: İskoçya

Büyük Britanya’nın kuzey kısmını kaplayan eski adı “Kaledonya” olan “İskoçya” renkli insanları, zengin tarihi ve olağanüstü güzellikte doğası. Ness Gölü canavarı, “kilt” giymiş erkekleri, Higland Dansları, yatak örtüsü gibi ince bulutları, gayda bandoları, hayat suyu olarak anılan viskisi, romantik şato ve kuleleri, beyaz yün yumakları gibi ovaya yayılan sürüleri, derin sütlüman gölleri, kayın ve köknar ormanları, yakışıklı prensleri Bonnie Charles, Spey Nehrinin ünlü somon balığı, “ekose” olarak dünyaca kabul görünen koyun yününden yapılan ünlü kareli kumaşı, fıkralara konu olan cimriliği, Glasgow Rangers ve Celtic futbol takımları ile kendinden sık sık söz ettirir!

İskoçya yemyeşil uçsuz bucaksız düzlükleri, sisli vadileri, zirveleri bulut ile kaplı dağları, koyları, coşkun akan ırmakları, okyanusun dövdüğü sahilleri, yemyeşil tepeli kırları ve her yerden fışkıran çiçekleri, pamuk pamuk bulutları, Türkiye’de artık göremediğimiz papatyaları ile bir pastoral senfonidir. Yeşilin her türü vardır bu ülkede. Bir renk cümbüşü yaşanır. Doğa adeta çıldırır. Yükseğin cesur insanları, kederli ezgiler çalan gaydanın eşliğinde meşe fıçılarda yıllarca bekletilmiş viskiyi yudumlarken tahta masaların üstünde derinleşen sohbet ile birlikte krema soslu pembe yabani somon balıklarını midelerine güzelce indirirler.

Yola beyaz gri arası pastoral bir senfoni eşliğinde İskoçya yollarında devam ediyoruz. Soğuk taş evler, özel file benzeri malzemelerden yapılmış yuvarlak çiçek sepetleri ile süslenmiş ve kuşatılmış. Ihlamur ağacından yapılan tahta oymalar, saten perdeler, hayvanlar için hazırlanmış rulo yapılmış otlar, dizleri üstünde otlayan koyunlar!

İnce doğranmış sakatatlar, bulgur, üzüm, fıstık ve bol baharat karışımının iç yağla işkembe zarına doldurulması ile yapılıyor “Haggis”. Yemek masaya gayda eşliğinde geldiğinde Haggis’e övgüler dizilirmiş. Bizim “Bumbar Dolmasına” benzeyen bu yemek önce bıçakla kesilip, üzerine İskoçya’nın ünlü viskisi dökülerek yeniliyor. Ama “kalori zengini” maşallah.

Yağmurlu Toprakların İlkbaharı İskoçya Ne Kadar Fazla Ünlü İnsanın Vatanıymış!

  •  Ünlü fast food zinciri McDonald’s’ın kurucusu David Mc Donald.

       (Pek faydalı bir “iş” yaptığı söylenemez!)

  • “Dracula” romanının yazarı Bram Stoker.
  • “Sherlock Holmes”un yaratıcısı Sir Arthur Conan Doyle.
  • Televizyonu icat eden elektrik mühendisi John Logie Baird (1888-1946)
  • Telefonu yaşamımıza sokarak hayatımızın akışını değiştiren Alexander Graham Bell (1847-1922)
  • İngiliz Başbakanı Tony Blair (1953- —)
  • İnsanın soyunun “maymuna” dayandığına teorisi ileriye sürerek bazı kesimlerce eleştirilen   Charles Darwin.
  • 1997 yapımı Mrs. Brown filmine konu olan Kraliçe Victoria’nın ünlü uşağı John Brown.    (1826-1883)
  • Ünlü şairleri Robert Burns (1759-1796)
  • “James Bond” filmleri ile tanınan, İskoç olması ile övünen ünlü aktör Sir Sean Connery

   (1930- —)

  • Filozof David Hume
  • Şişme lâstiğin babası John Boyd Dunlop (1840-1901)
  • Penisilini tıpa kazandıran Alexander Fleming (1881-1955)
  • Oskar ödüllü “İnsanlar Yaşadıkça” adlı filmi ile ölümsüzleşen Deborah Kerr (1921- 2007)
  • Kara Afrika kıtasının keşfinde önemli adımlar atan, kitapları ile tanıdığımız kâşif Dr. David Livingstone (1813-1837)
  • Popüler şarkıcı ve televizyon yıldızı Lulu (1948- —)
  • Çağdaş ve çevreci bisikleti hizmetimize sunan Kirkpatrick MacMillan (1813-1878)
  • Dedektif romanları ile tanıdığımız Allan Pinkerton (1819-1894)
  • İskoç turizminin babası, yazar/şair Sir Walter Scott (1771 – 1832)
  • “Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler.” sözü ve liberal görüşü ile tanınan düşünürAdam  Smith (1723-1790)
  • “Hazine Adası” adlı eseri ile uluslar arası üne sahip olan yazar Rober Louis Stevenson    (1850-1894)
  • “Mutlak Sıcaklık” kavramını bilim dünyasına kazandıran Sir William Thomson (Lord Kelvin) (1824-1907)
  • Radarın kâşifi olarak ismini bilim kitaplarına yazdıran Sir Robert Watson (1892-1973)
  • Buharlı makineleri endüstriye kazandıran Glasgow’lu James Watt (1736-1819)
  • Ünlü aktör Steve Mc. Queen’de İskoç olmalı.

İskoçya fıkraları meşhurdur. İşte size birkaç tane!

İskoçlar neden şakayı severler?

   Bedava oldukları için…

• İskoçya’da bir adam “Ah kulağım, ah kulağım.” diyerek inliyormuş. Yoldan geçen meraklı sormuş:

– Ne oldu yiğidim?

– Biraz önce bir serseriyle kavga ettik. Hergele benim kulağımı ısırdı, kopardı. Adam şaşırmış, sormuş:

– Hadi gidelim polise şikâyet edelim, diyeceğim.; ama dilim varmıyor. Sen adamı görsen tanıyabilir misin?

– Elbette tanırım, burnu cebimde.

• Bir yabancı, İskoçya’da gezerken protez bacaklı bir domuz görmüş. Merak edip sormuş:

– Bu domuzun bir bacağı neden tahtadan?

– Geçen yıl bizim evde bir yangın çıkmıştı. İşte o sırada bu domuz evin içine girdi, gürültü yaptı ve bizi uyandırarak yangından kurtardı.

– Domuzun ayağı yangında mı yandı?

– Hayır; ama biz canımızı kurtarmış olan bir domuzu toptan fırına koyacak kadar nankör değiliz ki…

• İki İskoç kayık kiralamışlar, balığa çıkmışlar, çok balık tutmuşlar. Biri heyecanlanmış: 

– Burası iyi bir yer, işaretleyelim, demiş.

Öteki de hemen tebeşiri çıkarmış, sandalın yanağına bir çarpı işareti koymuş. Arkadaşı çok kızmış:

– Hiç kafan çalışmıyor! Ya gelecek hafta bu sandalı başkası kiralarsa?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir