Cairns

Avustralya’nın Tropikali Cairns

Avustralya’nın kuzey doğusunda bulunan Cairns, başkenti Brisbane olan Queensland Eyaletinin sınırları içinde yer alıyor. 1876 yılında buraya yerleşen İngiliz koloni birlikleri komutanı Wellington Cairns’in adını koymuşlar. Zaten böyle bir gelenekte buralarda yaygın.

Perth’ten Cairns’e uçuş 4,5 saat kadar sürüyor. Ne de olsa Avustralya Türkiye’den yüzölçümü olarak 8 kat büyük.

Havalimanlarında, otobüs terminallerinde hep bir hareket,  hep bir telaş vardır. Burası kocaman kalpli serüvencilerin oyun alanıdır. Bazıları yalnız, bazıları aileleri ile bazıları arkadaşları ile birliktedir. Çoğu uyuklar, buralarda pek konuşulmaz. Çünkü insanlar genellikle yorgundur. Hüzün, acı,  telaş, endişe korku karışımı hisler yaşanır. Karşımdaki bayanı inceliyorum. Yanakları iyice çökmüş, saçları kısa kesilmiş, göz çukurları büyümüş. Alnında derin kırışıklıklar oluşmuş, iri kulakları sanki yarasa kanadını andırıyor.

Özel Jetstar uçağı yolcularını kabul etmeye başladı bile. Uçak tamamen dolu olunca bana yer değiştirme imkanı kalmıyor. Yanıma şişman bir bay düşüyor. Tüm gece uyuyamıyorum. Nihayet Cairns’e iniyoruz. Burada bir haftadır durmadan yağmur yağıyormuş. Ne de olsa burası tropikal iklim.

Cairns denilince ilk akla gelen elbette Avustralya kıtası boyunca bir duvar olarak devam eden tam 2300 kilometrelik yeryüzünün en büyük canlı kütlesi olan “Great Barrier Reef Mercan Topluluğu”. Burada 2900 renkli bağımsız resif,  900 ada ve 400 mercan adası bulunuyor. Hatta bu muhteşem oluşum uzaydan bile görünüyormuş.

Tek hücreli polipler denizden aldığı kalsiyum karbonatı kireçtaşı kabuğuna dönüştürür. Böylece mercanların iskeleti oluşur. Canlı kırmızıdan sarıya, sarıdan siyaha, gök mavisine, çivit ile safire kadar, burada her renge rastlamak mümkün. Mercanların bazıları sert, bazıları ise yumuşak dokudadır. Yiyecek ve yer kapmak için bir mücadele bu ekosistemde sürekli  devam etmektedir. Hele geceleri resiflerde hareketlilik daha da fazladır. Yaşamın devamı için deniz sıcaklığı 20-25 derece arasında olmalı ve güneş ışığı resiflere ulaşmalıdır. Kironlar, salyangozlar, deniz tarakları, ahtapotlar, süngerler, deniz laleleri, deniz anaları, karidesler, deniz hıyarları, deniz yılanları, 1500 çeşit balık, 6  çeşit deniz kaplumbağası ve 240 çeşit kuş resiflerdeki o renkli yaşamın birer parçasıdır.

Kaptan Cook’un gemisi 1770 yılında resiflerin arasına sıkışıp, uzun süre orada kalmıştır. İnsanları tüketim hırsı, atılan naylonlar, sigara izmaritleri,  pet şişeler ve kullanılan suni gübre resiflere büyük zarar vermektedir.

Dünyanın en eski yağmur ormanları da Cairns civarındadır ve 9000 hektarlık alanı kaplamaktadır. En yükseğe en hızlı ulaşan ağaç güneşi yakalar fotosentez olayı sayesinde hayatta kalır.

1988 yılında dünya miras listesine giren yağmur ormanları içine maalesef “Kuranda” adı ile tamamen turistik tuhaf bir kasaba inşa etmişler. Ayrıca üç aşamalı 7,5 kilometre ile dünyanın en uzun havai hattı (skyrail) ve madencilik amaçlı 100 yıl önce inşa edilen 49 viraj, 15 tünele sahip tren hattı ile ziyaretçileri başarılı bir tanıtım ile Kuranda’ya götürmekteler. Maalesef, atılan her adım para kazanma hedefli. Yolda Barron Şelalesi ile 500 yıllık,  60 metre yüksekliğindeki kırmızı ağaç  türlerini ziyaretçilere gösteriyorlar. Ama bu gezinin ücreti hiç de ucuz değil. Hem teleferik,  hem de tren fiyatı 140 Avustralya doları civarı. Cairns’e en fazla ziyaretçi Çin ile Japonya’dan gelmekte.

“Tjapukai” turistik bir aborjin kampı. 25 bin yıl Aborjinler doğa ile barış içinde avcı ve toplayıcı olarak yaşamışlar. Daha sonra beyazlar buraya gelince hayatları alt üst olmuş, onları zorla madenlerde çalıştırmışlar, çoğu da  ölmüş. Her ne kadar günümüzde aborjinlere ve sanatlarına değer ve destek vermeye başlamışlarsa da çoğu mutsuz, şişman,  uyuşturucu ve içkiye başlamış bile.  Hatta genellikle sokaklarda yatıyorlar. Tjapukai Aborjin Kampında geleneksel sanatları öğretiliyor, resim yapma, iz sürme, bumerang kullanımı ve kendilerine has dansları gibi. Belli saatlerde ziyaretçilere dans gösterileri de yapıyorlar ama kampa giriş ücreti yine yüksek.

Kısa Kısa Cairns

  • Cairns merkezine yarım saat uzaktaki Palm Cove oldukça lüks bir kasaba. Avustralya’nın devamlı en güzel ve temiz plajı seçiliyor.
  • Cassowary başı miğferli bir çeşit devekuşu. Ormandaki meyve tohumlarını etrafa dağıtıp ormanı genişletiyor.
  • Denizi genelde dalgalı ve tatsız. Vücuda değince alerji yapan hatta bazıları için tehlikeli olabilen jelly fish ile köpek balıklarından korunmak için denizin bir bölümünü file ile kapatıyorlar.
  • Dükkanlarda aborjin sanat eserleri dışında opalden yapılmış süsler satılıyor.
  • Adı sık sık anılan “Dingo” bir çeşit yaban köpeği.
  • Bu yörede tavşan etine benzeyen kanguru eti ile timsah eti de tüketiliyor.
  • Kurnaz, yaramaz ve miskin kaloların dişileri sadece yavrularını yetiştirmek için büyük bir mücadele verirmiş.
  • Cairns civarında yaşayan Türk sayısı sınırlı. Ama elbette burada da  kebap dükkanı var. Değerli Handan Yıldız Roper ve İngiliz eşi Martin beni ve yol arkadaşım Atilla Atasoy’u bu coğrafyada doğrusu harika ağırladı. Bu arada Cairns Post gazetesinden Chris Calcino benimle röportaj yapıyor ve iki gün sonra yayınlanıyor
  • Günlük “Green Island” turunu almanızı öneririm. Cairns iskelesinden kalkan gemilerle adaya yolculuk 50 dakika kadar sürüyor. Ziyaretçilere para kazanmak amaçlı dalgıç kıyafeti ile dalıp mercanları incelemeleri öneriliyor. Ne kadar öğrenip ne kadar görüyorlar, bilemem. İsterseniz cam dipli özel motorlarla resiflerin üstünde gezdiriyorlar. Ama bence en doğrusu kumda biraz tembelce yatıp, denize girmek. Günde belki 10 sefer yapılıyor,  saat 16.30’da herkes son gemi ile Cairns’e dönüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir