BRÜKSEL’DE GEZİLECEK YERLER

AVRUPA’NIN YÖNETİM MERKEZİ: BRÜKSEL

Brüksel, sadece Belçika Krallığı’nın başkenti ve Brabant eyaletinin merkezi değil, aynı zamanda Avrupa’nın da yönetim merkezi, hatta kalbi. Nasıl olmasın ki? Son yıllarda sürekli Türkiye’nin gündeminde yer alan, katılmak istediğimiz ama  bir türlü kabul edilmediğimiz, sadece şöyle arada sırada kapısından bakabildiğimiz Avrupa Birliği’nin (AB) ve ayrıca üyesi olduğumuz NATO’nun yönetim merkezi bu kentte bulunuyor. Sonra Brüksel Avrupa’da her yere o kadar yakın ki…

            Başkent Brüksel’de ilk ilgimi çeken, her yerde karşıma çıkan, insanı şaşırtacak kadar bol yeşil alan. Nereye baksam yeşillik! Meğer bu kentte kişi başına 40 metrekare yeşil alan düşüyormuş ve bu rakamla Avrupa’da ilk sırayı, dünyada ise Washington’dan sonra ikinci sırayı alıyormuş. Kral II. Leopold‘un yüzlerce hektar alanı, çalışan insanların temiz hava alması için ağaçlandırması sayesinde bugünkü noktaya gelinmiş. “Bravo” bu krala. Bütün bunları görünce aklıma ister istemez yaşadığım kent geliyor: İstanbul. Mezarlıklar ve askeri bölgeler dışında yeşil alanı kalmayan ve kişi başına 3 metrekare nefes alınabilecek betonsuz alanı bulunan talihsiz İstanbul’umu düşününce içim bir kez daha “cız” ediyor. Yol boyunca sıralanan süs ağaçlarını “yeşil alan” kabul etmiyoruz, onlar sadece göze hitap ediyor. Neyse, “yeşil bir İstanbul” umudumuzu daha fazla kaybetmeden tekrar Brüksel’e dönelim.

Brüksel Düğün

            Ortaçağdan bu yana sürekli gelişen ve zenginleşen Brüksel, Belçika’nın tarihini ve kültürünü ev ev, sokak sokak içinde barındırıyor. Kentteki binalar bunun sonuçta bir göstergesi.

İki bölgeden oluşan Belçika’nın başkentinin merkezi “İç Brüksel” olarak anılıyor. Grand Place (Büyük Meydan) birinci bölgede yer alıyor. Boyutları 110 x 68 metre olan bu dikdörtgen meydan, aynı zamanda eski kentin de merkezi. Bu meydandaki en önemli ve etkileyici yapıt, şüphesiz gotik tarzda inşa edilmiş Belediye Binası. Yapımına 1402 yılında başlanmış olan bu binanın hemen karşısında ise Kral Evi var. 1873 ve 1895 yılları arasında büyük bir restorasyon gören Kral Evi’nin içinde bir de “tarih müzesi” bulunuyor.

Grand Place

Bu ünlü alan, gündüzleri çeşitli çiçeklerden oluşmuş göz alıcı bir renk cümbüşü görünümünde. Kentin çiçek pazarı her sabah burada kuruluyor. Geceleri ise bu meydanda kahve yudumlarken keyifle ses ve ışık gösterilerini izleyebilirsiniz. Grand Place’i çevreleyen Le Cornet (Denizciler Evi), La Maison des Boulangers (Fırıncılar Evi), La Taupe (Terziler Evi) ve Victor Hugo‘nun 1852 yılında oturduğu La Pigeon (Ressamlar Evi) gibi değişik esnaf sendikalarına ait evlerin heykelli ve altın yaldızlı cepheleri bu alanın güzelliğini daha da artırıyor. Etuve Caddesi’nde yer alan, 1919’da Jerome Duguesnoy tarafından yapılmış “Manneken-Pis” adlı çeşmeyi görmeden Brüksel’i terketmeyin lütfen. Hatta hatırlayacaksınız, çeşmenin üzerinde bulunan bronzdan yapılmış “çişini yapan çocuk” heykeli bu kentin simgesi olmuş.

Başkent Brüksel’in Grand Place yakınlarında çok sayıda lokanta ve barlarıyla ünlü dar sokaklar var. Bu bölgeye “Ilot Sacre” deniyor. Geceleri oldukça hareketli olan bu sokaklar bizim Çiçek Pasajı’nı ve İstiklal Caddesi’ni kesen sokakları anımsattı bana. Avrupa’nın en eski pasajı da Brüksel’de bulunuyormuş. “Galeries Saint Hubert” adlı, 212 metre uzunluğunda, 8 metre genişliğinde ve 18 metre yüksekliğindeki bu pasajı yine Kral I. Leopold inşa ettirmiş.

            Yapımına 1266 yılında başlanan ve ortaçağ mimarisinin bütün özelliklerini yansıtan Saint Michel Katedrali bir başka önemli yapıt. Ayrıca The Royal Place, (Kraliyet Sarayı), Palais de Justice (Adliye Sarayı), 1935 yılında Uluslararası fuar için kurulan Heysel Kompleksi, yapımına 1782 yılında başlanan Laeken Sarayı, Çin Pavyonu ve Japon Kulesi (Pagoda), İstanbul’daki Pera Palas’ı andıran Hotel Metropol Brüksel’de görülmesi gereken yerlerden bazıları.

Heysel Kompleksi 1935 yılında kurulurken aynı yıl Planetarium da (rasathane) açılmış. 1958 yılında Dünya Fuarı için genişletilmiş ve sekiz atomlu demir kristalini simgeleyen, 2200 ton ağırlığında, 110 metre yüksekliğinde alüminyumdan bir molekül modeli yapılmış. Adı “Atomium”. Her gün pek çok ziyaretçi, kulenin hızlı asansörleriyle içinde bir de lokanta bulunan “son küreye” kadar çıkıyor. Bu sekiz atomlu model aynı zamanda Belçika’nın sekiz eyaletini temsil ediyor. Gerçi zaman zaman Valonlar ve Kuzeydeki Flamanların kültür ve fikir ayrılığı yüzünden Belçika’nın bölünmesi de gündeme gelmedi değil. Heysel’de ayrıca dünyanın en büyük sinema kompleksi ile Ortak Pazar üyesi ülkelerde bulunan yöresel yapıların minyatürlerinin yer aldığı “Mini Europe” adlı bir park da bulunuyor.

            Belçikalı ünlü şair Charles Van Leberque “Gizemli Yolculuğumdan” başlıklı şiiri ile bize Brüksel’den sesleniyor.

            Yaptığım o gizemli yolculuktan

            Tek bir görüntü kaldı senden bana,

Ve bir de bir şarkı hepsi bu kadar:

Güller getirip eşiğine sunmuyorum sana,

Çünkü dokunmadım dünyanın varlıklarına,

Onlar da yaşamayı seviyorlar.

            Başkent Brüksel’in her yeri buram buram “tarih” kokuyor. Kentte görülmeye değer, yukarıda saydıklarımın dışında daha o kadar çok tarihi bina var ki: 1664 yılında barok üslubunda yapılmış Notre Dame de Bon Secours Kilisesi; kent merkezindeki 1819 tarihli neoklasik bir bina olan Royal de la Monnaie Tiyatrosu; Gotik, Norman ve Rönesans üsluplarının izlerini taşıyan Saint Catherine’s Kilisesi; 1801 yılında yapılan Belçika finans dünyasının buluşma yeri Bourse (Borsa) Binası bunlardan bazıları. Sözün kısası, Brüksel öylesine ilginç ve görülmeye değer bir yer ki… Tarihi doku biliyorsunuz en güzel adım adım yürüyerek gezilir ve içinize sindirilir. Eğer yolunuz Belçika’nın başkenti Brüksel’e düşerse, inanın bana hak vereceksiniz…

Haydi bir fıkra ile bitirelim:

Tıknaz hasta görünümlü bir adam Brüksel’deki büyük bir müzikholün müdürünün odasına girdi.

  • Size büyük bir numara teklif etmeye geldim. Aileme büyük gelir garanti ederseniz, seyircinin önünde intihar ederim.

Müdür

  • Bu husus beni endişelendiriyor
  • Neden
  • Ya seyirciler numarayı çok beğenir de bir daha tekrarlamanızı isterlerse !

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir