Afganistan’da Bir Gün Bir Aya Bedeldir

            Sıkılmış bir yumruğa benzeyen Afganistan’dayım. Bu kabile devleti sahiden yumruğunu sıkıp hep savaşıyor. Bu coğrafyanın diğer bir  adı “Kohistan”  yani “Dağlar Ülkesi.”

            Peştunlar’ın, Tacikler’in, Özbekler’in, Hazaranlar’ın Türkmenler’in, Sihler’in, Hindular’ın toprağı burası. Uçaktan iner inmez bir şamar gibi yoksulluk yüzünüze çarpıyor. Kışın etrafı karla, yazın ise toz bulutları ile çevrili başkent  Kabil acaba kötü kaderinden sıyrılamayacak kadar yorgun mu ?

            Savaşları, ölümleri, mayınları, kalaşnikofları, yoksulları, susuzluğu, anıları, koskoca reklam panoları, yük taşıyan el arabaları, yıkılmış evleri, toz bulutu, tank gövdeleri, un olmuş duvarları, sarı yeşil karışımı lağım suyu, at arabaları, çökmüş çatıları ile işte  Kabil karşımda. 

            Eğer yoğun bir toz bulutu yoksa, Kabil’i en güzel Vezir Ekber Han ve Televizyon Tepesinden seyredebilirsiniz. Kenti ikiye bölen Kabil Nehri artık kurumuş ve yatağı pis. Kentin büyük bölümü tek katlı kerpiç evlerden oluşmuş. Terlikli bir Afgan askeri yaka bağır açık, tüfeğini yere bırakmış, bacak bacak üstüne atmış, şapkası devrik, son derece laubali bir tavırla burnunu karıştırıyordu.

            Kabil’de trafik tam anlamı ile bir “kabus” idi,   bazen yarım saat öyle durup bekliyorsunuz. Trafik işaretleri yok, zaman zaman bazı yollar nedense  tamamen trafiğe kapatılıyor. Kim daha önce arabasının burnunu cesaretle araya sokarsa o araç biraz ilerliyor. Kavşaklarda bile yavaşlamıyorlar. Hele askeri ve polis araçları hiçbir trafik kaidesini dinlemiyor. Dere tepe ilerliyorlar.  Tam bir kaos. Hava kirliliği ise had safhada. Artık Afganlar  maske ile ağzını ve yüzünü örtmek zorunda kalıyor.

            Ama artık Afganistan güzel günlere doğru ümitle ilerlemek istiyor. Eski evler yıkılarak yenileri yapılıyor. Okur-yazarlık hızla artıyor. Öğrenciler yurtdışında eğitimlerini tamamlayıp hizmet için  ülkesine dönüyor. 

Afganistan’ın Kısa Bir Tarihçesi

            Bu büyük oyun arenasından  Gazneliler, Selçuklular, Moğollar, Harzemşahlar, Babürler, Safaviler, Cengiz Han, Şah Cihan, Timur, İngilizler, Ruslar ve  Amerikalılar geçti.

            1929 – 1933 Nadirşah,  değerli Atatürk’ümüzü örnek alan Emanullah Hanın karma eğitime geçme gibi  çağdaşlaşma çabalarına son verdi.

            1933 Muhammed Zahir Şah 40 yıl boyunca ülkenin tek hakimi olarak bu coğrafyaya  hükmetti.  

            1973 Afganistan’da  krallık dönemi biter ve  Muhammet Davut başa geçer.

            1978 Solcu subayların gerçekleştirdiği kanlı darbe ile sol hükümet başa gelip Sovyetlerle iyi ilişkiler başlatıldı ve Babrak Karmel döneminde Ruslar davet üzerine 115 bin kişilik bir ordu ile Afganistan’a girdi ve Afganistan mücahitleri ile uzun soluklu bir savaş başladı.

            1987 Çok kayıp veren Ruslar Afganistan’dan çekilmek zorunda kaldı, Pençşir Aslanı Ahmed Şah Mesud bu mücadelede önemli bir rol oynadı

            1990 Farklı etnik gruplar arasında iç savaş çıktı, çok kan döküldü. Ülkedeki mülteci sayısı 6,2 milyona ulaştı.

1992 ve Sonrası  

            Taliban bu mücadelede ön plana çıktı ve  Kuzeydeki Özbek kökenli General Raşit Dostum ve Tacik General Tanay  güçlerine karşı başarı sağladı, Afganistan’ın büyük bölümü Taliban’ın denetimine girdi. Taliban mücahitleri ile bölgesel diktatör ve silahlı çetelerin hakimiyetine sona erdirdi. Barışı sağladı. Usame Bin Laden, El Kaide ve başka ülkelerden gelen radikal İslamcı gruplar da  Taliban’a destek verdi.

Taliban şeriat rejimi ile birlikte basında da gündeme sık sık gelen bir çok yeni yasaklar getirdi.

·         Kızları okula göndermedi.

·         Erkeklerde sakalı zorunlu kıldı

·         Kadınların tek başına ve örtünmeden sokağa çıkmalarını engelledi.

·         Futbolu, müzik kasetleri, uçurtmayı ve hatta hanımların topuklu ayakkabı giymelerini yasakladı.

            2001 Kuzey İttifakının lideri Ahmed Şah Mesud Taliban güçlerine karşı mücadeleye başladı ancak gazeteci kimliği ile kendisine yaklaşan iki Arap genci tarafından 9 Eylül 2001’de öldürüldü. Bugün kendisine ulusal  bir kahraman olarak Afgan halkı bağrına  basıyor. Sık sık sokaklarda portrelerine rastlıyorsunuz.

            ABD, Afganistan’a yerleşti. On yıldır da sürekli kayıplar vermesine rağmen bu coğrafyadan çekilmiyor. Karzai önderliğinde bütün etnik grupların dahil olduğu bir mutabakat hükümeti kuruldu.

Afganistan Kısa Kısa

  • Bu coğrafyada 2011 yılında 100 bin Amerikan olduğu sanılıyor. İran, Pakistan, Rusya, Çin gibi ilginç ve güçlü  komşuları ile bu ülke önemli bir stratejik bir konuma sahip.
  • Afganistan nüfusu tam belli değil ancak 30 milyon olarak tahmin ediliyor. Bazı yörelerde kadın ve kızların nüfusa dahil edilmediği söyleniyor.
  • Kabil ile Ankara kardeş şehir olduğundan Kabil’de Ankara Caddesi var.
  • Afganistan esrar ve eroin trafiğinin önemli bir başlangıç noktası. Özellikle ülkenin güneyinde dünya piyasasına sürülen uyuşturucunun % 70’inin yetiştirildiği söyleniyor.
  • Bu ülkede zaman zaman toplanan Büyük Halk Meclisi (Loya Cirga)  ülke adına önemli kararlar alıyor. Özellikle aşiret reisleri bu meclise katılıyor. Biz Kabil’de iken bu meclis toplanmış idi.
  • Afganistan’ın zengin maden rezervleri olduğu iddia ediliyor. Lityum ve Niyobyum yanı sıra demir, bakır, altın, kobalt yatakları bulunduğu yazılıyor. Doğal gaz ise bu coğrafyada halen  üretilmekte.   
  • İstanbul’un Zeytinburnu ilçesinde çok sayıda Afgan Kökenli aile bulunmakta.
  • Afganistan’da askerlerimiz, inşaat sektöründe çalışan işçilerimiz, Türk okullarının personeli başta olmak üzere toplam 3 bin kadar  Türk olduğu tahmin ediliyor.
  •  Afganların en önemli geçim kaynakları  tarım ve hayvancılık olarak belirtiliyor.
  • TİKA bu coğrafyada sürekli yol ve köprü inşaatları gerçekleştiriyor. TİKA’nın yaptırdığı köprünün  başında Türk bayrağı  dalgalanıyor.
  • Haftada beş defa Kabil’e uçan THY uçakları devamlı dolu. THY Avrupa’dan bu ülkeye uçan tek havayolu. Ücreti de öyle pek ucuz değil.
  • Kabil’den Dubai’ye günde en az 3 uçak seferi var. İki kentin ticari ilişkileri  çok güçlü.
  • Kabil Havaalanında helikopterlerin çokluğu dikkati çekiyor. Yoğun askeri trafik yüzünden yolcu uçakları bazen saatlerce kalkış izni bekliyor.  
  • Mevlana,  Afgan sınırlarlarında yer alan Mezar-ı Şerif’e çok yakın Belh şehrinde 1207 yılında doğdu. Babası Bahaeddin Veled bu coğrafyanın alimi idi.
  • Buzkaşi,  Afganistan’ın en popüler sporu sayılıyor. Oyuncular ortaya bırakılan ve 24 saat soğuk su ve tuzda bekletilen “ölü” bir “buzağı” ya da “keçiyi” rakiplerinden kurtulup bayraklarla  belirtilen bir alana bırakmaya çalışıyor. Aslında bu bir “güç”  ve “at hâkimiyeti” gösterisi. Oyuncular genelde ağızlarında taşıdıkları kamçıyı rakip atı ve biniciyi uzaklaştırmak için kullanıyor. Alanı dolduran yüzlerce insan atların ve binicilerin bu amansız mücadelesine  alkış tutuyor.
  • Gaznelilerden kalan XII. yüzyıl eseri, Jam Minare 2002 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Listesine alındı. Minarenin kuşağında Meryem suresinden ayetler bulunuyor.
  • Bu topraklarda Düğün Salonları göz kamaştırıyor. Binlerce ışıkla süslenmiş düğün evleri  sanki Las Vegas’ı andırıyor.
  • Afganistan’da 4 milyon dul ve yetim gıda bağışına muhtaç durumda.
  • En yaygın olarak  Farsça’ nın bir lehçesi olan  Dari Dili kullanılıyor.
  • Afganistan’ın dört bir yanına saçılmış milyonlarca mayın yerli halk için ciddi bir tehlike.
  • Bu coğrafyada ortalama yaşam süresi tahmin edeceğiniz  gibi oldukça kısa.
  • Afganistan’ın bence en önemli sorunu Eğitim Eksikliği. Birçok büyük hatanın kaynağında cehalet yatıyor.
  • Afgan-Türk Okullarının sayısı dokuza ulaştı. Zaman zaman stadyumda sınava giren 3 bin öğrenciden sadece birkaç yüzü bu okullara kayıt yaptırabiliyor. Tüm Afganistan’a yayılan bu okullar her yönden çok başarılı.
  • Herat 3 bin yıllık tarihi ile Kandahar ise konumu ile Afganistan’ın iki önemli kenti.
  • Afgan hanımı “Burka” denilen bir giysiyi kullanıyor, ama artık hanımların burka giymesi Taliban döneminde olduğu gibi zorunlu değil.
  • Hindikuş Dağları’nı aşmak için Ruslar tarafından 60 bin Rus askerinin emeği ile dünyanın en uzun tünellerinden birisi olan Salang Geçidi inşa edildi. Bu arada 4 bin Rus askeri hayatını kaybetti. Bu geçidi arkanızda bırakınca beyaz güvercinlerin uçuştuğu Hz. Ali’nin mezarının bulunduğu kabul edilen Kutsal Mezar-ı Şerif kentine ulaşabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir