Gaziantep

ALTIN KIZLAR ANTEP’TE

Anne bu sene doğumgünü hediyesi ne istersin? -Beni Zeugma’ya götürün. -İyi de ayaklarım ağrıyor diyorsun, nasıl gezeceksin. -Çingene kızı görmek istiyorum, yürürüm ben! Annem ilerlemiş yaşına rağmen kararlı! -O zaman gideceğiz, ablam ve komşun da gelsin mi? -Gelsin tabii!

Nerde kalınır? Hışvahan mı? O da ne? Pamuk kozası demek mi? Hımm demek çarşıya yakın, kaleye karşı. Hotel görevlisi Mahmut Atçı anlatıyor Hışvahanın restorasyon öncesini gösteren resmi önünde. Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde buranın adı geçiyor. Gaziantep’in en eski hanı olanHışvahan’ın diğer adı Lala Mustafa Paşa Hanı.

1563-77 arasında Paşa’nın Halep ve Şam Beylerbeyliği görevinde bulunduğu yıllarda yapılmış bir külliyenin parçası. Susamhanede tahin elde edilirmiş. Mescidi ise bugüne kalmamış. Paşa hamamı hotelin arkasında ve bugün hamam müzesi. Hotelin yemek salonu develerin bağlandığı yer. Mimar Mahmut Anlar restore etmiş İpek Yolu şehri Gaziantep’e yakışan kervansarayı. Mallarını kapının önüne koyup odalarında konaklarlarmış. Gece yemeği için de bu hoteli öneriyorlar. Develi kebabdan küşlemeye, gavurdağından humusa yerken lokantanın içinde bulunan eski fırında da pide pişiyor. Yalnız lokantaya girerken azıcık ürperiyoruz! Neden mi? Zira lokantanın bar kısmının tabanı kırılmaz camdan. Ya kırılırsa? Camın altı ise Selçuklulardan kalma bina, ee camın üstüde Osmanlıdan tabii. Han avlusuna konmuş rahat koltuklarda mı dibek kahvemizi içsek yoksa bir zamanlar malların konduğu bugün bakırcılık sanatıyla yapılmış puf ve sehpalarda mı?

Bu kadar yemekten sonra yapılacak en güzel şey kale ve camiileri ışıklandırılmış olarak görmek için bir yürüyüş yapmak. Gün içinde Koçak’da bol fıstıklı burma ve havuç yediğimizi de söylemiş miydim? Ardındanda Seddar’da iki farklı renk kahvenin fincanda pişirilip getirildiği kahveden içip mideyi bastırdığımızı? Yarın sabah ilk hedefimiz Zekeriya Usta’da katmer. Öğleye kadar bitiyormuş. Metanet’te Beyran çorbası mı? Kimbilir belki de kahvaltı yerine onu içeriz sabah 5:30’da.

Ertesi sabah evdeki hesap çarşıya uymadı tabii. Sabah biraz geç kalkınca hotelin bakır tepsilerde sunduğu zahterli, Gaziantep peynirli, elma, şalgam reçelli kahvaltısını alıyoruz. Keyfimize diyecek yok di mi anne?

Hışvahan’ın karşısındaki kalenin önünde de cam zeminli bir teras var. Aşağıya baktığınızda yerin altındaki yapıları görüyorsunuz. Kale MS2-4.yüzyıllarda Romalılarca yapılmış ve burdaki buluntular 6000 yıl önceye Kalkotik döneme kadar gidiyor. Bugün görülen 12 burca karşı Evliya Çelebi 36 burçtan bahsetmekte. Kale çevresinde, eni 30 m, derinliği ise 10 m. olan bir hendek bulunmakta ve kaleye geçiş ise köprü ile sağlanmaktaydı. Yapılan kazılarda çok sayıda Bizans, erken İslam dönemi ve Osmanlı eserleri bulunmuş. Gaziantep’in dünyanın en eski sürekli yaşanmış şehirlerinden biri olduğunu düşününce buna şaşırmamak gerek.

Gaziantep’i Romalılar Antiochia ad Taurum diye çağırmış. LatinceToroslar‘ın karşısındaki Antakya” anlamına geliyor. Daha sonra şehri ele geçirenAraplar şehre Ayıntap demiş. Ayıntap adının kökenine ilişkin hikayeler çok…

Hitit dilinde “han toprağı” anlamına gelen “Hantap”tan türemiştir. Ayıntap, Farsça pınarı bol , Arapça pınarın gözü anlamına gelir. Ayıntap, adını eskiden bu yörede yaşamış bir kral olan Ayni’den almıştır. Hiçbirinin doğruluğu kanıtlanmamıştır.

Şehir, Hz.İsa’nın havarilerinden Yuhanna’nın Hristiyanlığı yaymak için seçtiği merkezlerden biridir. MS 395 yılında Bizans’ın eline geçen kent, MS 636 yılında halife Ömer Bin Hattab’ca İslamiyeti yaymak için alınır ve halkı İslamiyet’i kabul eder. 1516’da Yavuz’un Mercidabık zaferinden sonra Ayıntap, Osmanlı olur. 1921’de Fransızlara karşı Antep savunmasından sonra çıkarılan bir yasa ile Antep’e Gazi unvanı verilir.

Zeugma ilk durak! Dünyada ustasının (Zosimos) imzasını attığı tek mozaikler burada bulunmuş. Zeugma ne demek mi? Köprü. Büyük İskender’in generallerinden I. Selevkos Nikator, M.Ö. 300’de Fırat’ın geçit veren bir yerine Selevkeia Euphrates şehrini kurduktan sonra nehrin karşı tarafına da karısı Apama için bir şehir kurmuş, arasına da Zeugma yani köprü yaptırmış. Komajen krallığının en zengin dört şehrinden biri olan şehir M.Ö. 31’de Roma’ya bağlanmış ve adı “Zeugma” olarak değiştirilmiş. MS 2.yüzyılda Sasaniler şehri yıkıp yakmış. Daha sonraki dönemlerde Fırat üstündeki bağlantı noktası Birecik’e kayınca önemini yitirmiş. 15.yüzyılda buraya Türk kavimleri gelip harabeleri görünce Saba Melikesi Belkıs’ın şehrine benzetmiş ve bu adla anmışlar.

Zeugma’da evler öyle detaylıymış ki! Heykelli avlularında bir havuz bulunurmuş, yerler mitolojik konulardaki mozaikler, duvarlar ise fresklerle süslüymüş. Med yolunun üstünde olan bu şehir 80bin nüfusuyla, 20bin dönümlük arazisiyle Roma’nın Doğu’daki en büyük şehriymiş.

Zeugma’da bulunan 100bin bullalar (Mühür Baskı) sonucu Türkiye bir dünya rekoru kazanmış. Şehrin tepesinde kader ve tarih tanrıçası Tike’ye adanmış tapınak varmış ve şehri koruyacağına inanılırmış. Tike bir elinde çarkıfelek, diğerinde boynuz tutarak resmedilir. Roma döneminde Tike, Fortuna adını almış ve MS2.yüzyılda şehir zenginleşmiş. Çarkıfelek sembolü mozaiklerde sık sık görülmektedir. Fırat nehir tanrısı anne ve babası da sıkca mozaiklerde resmedilmiş. Afroditin doğuşu veya Europa’nın kaçırılışı gibi konular da mozaiklerde görülebilir.

Zeugma’nın MS2 ve 3.yüzyıla ait mozaiklerinde dünyanın hiçbir yerinde işlenmeyen konular da işlenmiş. Yürüyen heykeller yapabilen mitolojik karakter Pasiphae Daidalos ve mitolojik rahip Kalkhas’ın kızkardeşi Theonoe bu konulardan bazılarıdır. Mozaikler, Fırat’dan toplanan ya da şehrin etrafındaki ocaklardan çıkarılan renkli doğal taşlarla yapılmış ve ara rengi oluşturmak içinse renkli cam testeralar kullanılmış.

Bugün Zeugma’nın %30’u baraj yapımı sonucu sular altında kalmıştır. Zeugma müzesindeki Romalılar için en önemli tanrılardan biri olan Ares’in (Mars) heykeli, 1.50 metre boyunda ve bronzdandır ve dünya sanat tarihi açısından çok önemlidir. Ares bereketi ve gücü simgeler. Gözleri altın kakma, ifadesi sinirli ve vücudunda mükemmel uyum vardır. Tomurcuklu dal tutar bir elinde ve bu yüzden dünyadaki diğer Mars heykellerinden farklıdır. Bu dal, Zeugmalıların barış yanlısı karakterinin bir göstergesi olarak yorumlanmaktadır.

Çingene mozaiğine bu ad, başındaki eşarbı ve iri küpeleriyle çingene kızlarını anımsattığı için verilmiş. Karanlık bir salonda sergilenen bu kız siz nereye giderseniz gözleriyle sizi takip ediyor. Unutmayın ki Mona Lisa ancak 1300 sene sonra bunu başarabilmiş.

Gaziantep Arkeoloji müzesi de Hitit, Roma sanatını, Roma İmparatorluğunda doğumda ve kanamayı durdurmak için damarı sıkıştırmak için kullanılan tıbbi aletleri ve Zeugma’da çıkan mühürleri görmek için mutlaka gidilmesi gereken bir müze.

Ağız ne demek bilin bakalım? Dana doğduktan sonra annesinden gelen ilk sütmüş. Hala bakkaliyelerde satılmakta. Emine Göğüş Mutfak Müzesinde Gaziantep mutfağını ve kültürünü görmek için görülmesi gereken diğer müzelerden. Annemi bıraksam Mutfak Müzesindeki yemek derslerine katılıp sertifika da alacak. Kuru havası da ağrılarına iyi geldi zaten…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir