Kolomb’ un Gemisinde Bir Türk

Amerika’nın keşfinde Türklerin ne kertede büyük bir rol oynadıklarından haberiniz var mıydı?

Bazen En Yakınımızdadır Güzellikler

Şöyle bir düşünüyorum, ilk hatırladığım yolculuğum nereye idi, diye … 1-ıh, çıkaramayacağım.

Gat Dedikler Nasıl Olurmuş Meğer?

Ta on ikinci yüzyıldan bu yana bilinirmiş gat. O tarihlerden kalma kitaplar var imiş, gat’ı anlatan, belirleyen. Gat yeşil bir ottur, nazlı, dal üstünde söğüt yaprağı gibi; ama ondan biraz şişmanca. Dalın ucuna doğru yapraklar daha bir körpeleşiyor, üçlü-beşli. Ruhsal bozukluk için bire birdir gat. Kimi zaman savaşçılara verirler imiş yüreklendirmek için, azdırmak için! … […]

Bir Konser Anısı ya da İsmail Bey diye biri

Ege tarafında bir konserdeydik, yıl 1996 olsa gerek. Salon hınca hınç dolu. İki-iki buçuk saatlik konserden sonra kulise döndüm. Bu işin içinde olanlar bilirler, konserinize binlerce insan gelse bile, bunlardan çok az kısmı kulise girebilir. Kulise girebilmek için her şehirde belli kurallar geçerlidir. Bunlar yazısız kurallardır. Bu kuralları şöyle sıralayabilirim:

Aydın, Tunceli ve Dost Sidar

2000 yılının temmuz ayında ziyaretine gittiğim değerli hocam Prof. Dr. Türkan Saylan bana Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin Tunceli’ye öğrenciler için bir gezi düzenlediğini ve istersem, benim de bu geziye katılabileceğimi söyledi. Hiç düşünmeden o an cevap verdim “evet hocam kesinlikle gitmek istiyorum.” Nihayet ülkemin hep merak ettiğim doğusunu görebilecektim.

Anafartalar Köyünde Özel Bir Kadın: Emine Nine

İster inanın, ister yapmacık bulun, sonuç değişmiyor. Bazıları için ―Doğma büyüme şuralıyım!‖ diye bir durum yok. Olamıyor. Sevdiği, kendisiyle ortak yanlar bulduğu ve

Tiyatronun Tepesine Türk Bayrağı Diktik

Turgut çok yakışıklı, çok hoş, çok başarılı, etkileyici bir Türk aktörüdür. Kadın-erkek, herkes ona bayılıyor. Ekibiyle birlikte sergilediği oyunlar çok beğeniliyor; tiyatroda çok zor olan bir şeyi de gerçekleştiriyor, rahat geçinecek kadar para kazanıyor.

Yaz Sinemaları

Malatya‘ya dayımlara gitmiştik. Sümerbank evleri… Kayısı ağaçları… Yaz bahçeleri… Derin gölgeler… Basma buğusunda kaybolan kadınlar… Ağaçlar arasında bir görünüp, bir duyulan uzak kahkahalar…

Kıran Mahallesi İnsanlarım

Bu şehir… Bu kendini seven, bu kendine küs..Dağları insan sever… İnsan dağa küs… Zap
Suyu, cana Azrail kadar yakın… Konuşmaz…
Billur…