Bilbao – San Sebastian

Bir Bask Masalı: Bilbao, San Sebastian

Uzun yıllar bir iç liman olarak nehir taşımacılığı merkezi olan, Edna nehri üzerindeki Bilbao, küreselleşme ile önemini yitirmiş. Uzun yıllar boyunca nehir kenarında terk edilmiş, paslı, rutubet kokan gri binaları ile adeta terk edilmiş bir hayalet şehri dönmüştü.

Ölçek ekonomisinin etkisi ile şehrin tamamen haritadan silineceğinden endişelenen Belediye Başkanı, nehir kenarına görkemli, o güne kadar hiç yapılmamış bir yapı ile dünyanın en önemli koleksiyonlarını taşıyabilecek bir müze inşa etmeye karar verir. Müzenin konumu her saat ışığı çok iyi alabilecek şekilde ödüllü Mimar Frank Gehry’e verilir.

Ünlü mimar akışkan bir malzeme ile her rengin çeşitli şekillerde yansıyabileceği adeta atmosfer koşulları ile farklı ruhlara bürünen başlı başına bir başyapıt olan bir cam ve demir ağırlıklı eğrisel bina tasarlar. Böyle harika bir binaya sahip olunca Bilbao şehir yönetimi Guggenheim Ailesi ile kentlerinde Guggenheim Müzesi açılması konusunda anlaşmaya varırlar.

1997 yılında Gugenheim Müzesinin açılmasından sonra eski bir sanayi şehri olan Bilbao adeta küllerinden yeniden doğar ama bu defa bir turizm ve sanat merkezi olarak cazibe merkezi olur. Müzenin yanı sıra eski rıhtımlar da hızla harika lezzet noktalarına, konaklama merkezlerine dönüşünce şehir Barselona ve Endülüs Bölgesi’nden sonra en çok ziyaretçi çeken merkez haline gelir.

Bilbao şehir merkezi, araçların sadece belli saatlerde girebildiği, dar sokaklardan oluşmaktadır. Gündüz boş gibi görünen şehir sokakları, akşamları mesai sonrası İstanbul otobüsleri gibi kalabalık hale gelir.

Bilbao’da yemek eşsiz bir deneyimdir. Nadiren pahalı restoranlar bulsanız da Bilbao yemek kültürü daha çok küçük publar ve buralarda Pinxtos adı verilen (Barselona’da tapas olarak isimlendirilen) küçük atıştırmalıklar ile ünlüdür. Ağırlıklı et ve balık ürünlerinin birlikte servis edildiği bu küçük atıştırmalıkları yerel şaraplar ile tatmak gerçekten keyif vericidir.

Bunun dışında eski şehrin biraz dışında, Guggenheim Müzesi içinde biri Michelin yıldızlı olmak (Neura Restoran) üzere üç adet restoran da bulunmaktadır. Bu restoranlar da gerek nehir manzarası ile gerekse de lezzeti ile oldukça keyif vericidir. Önceden rezervasyon yapılmasının şart olduğunu da belirtmek gerek.

Bilbao şehri içinden geçen nehir ile, üzerindeki şık (tasarım ödüllü) köprüler ile, sürekli güneşli ve bulutlu atmosferi ile günün her saati fotoğraf sanatına gönül vermiş insanlara harika kadrajlar sunar. Adeta kötü fotoğraf çekmenin imkansız olduğu bu şehirde altın sarısı rengi ile gün batımında Guggenheim Müzesi adeta ile şehir ile etkileşime geçer…

Bilbao’dan başka Bask bölgesi şehirlerine gitmek için en uygun seyahat aracı tren veya otobüslerdir. Oldukça uygun maliyetler ile Bilbao’dan San Sebastian’a gitmek gerek konaklamalı, gerekse de günü birlik bir etkinlik olarak oldukça kolaydır.Fransa’ya sadece 18 km uzaklıkta olan San Sebastian, önceleri İspanyollar için önemli bir deniz kuvvetleri limanı olsa da günümüzde büyüleyi güzelliği ile kalpleri fethediyor. Altın rengi kumsalı ve turkuaz denizi ile La Concha koyu ile Atlantik okyanusuna açılan kapı olan San Sebastian aynı zamanda dünya gurme mutfağının da başkenti konumundadır. Dünyanın hiçbir yerinde birbirlerine bu kadar yakın ve çok sayıda Michelin yıldızlı restoran bulunmaz.

Bask’lıların Donostia ismi ile hitap ettiği San Sebastian, sadece bir sahil beldesi değildir. Tüm yıl boyunca ziyaret edilebilecek bir şehir olan San Sebastián, yaz aylarındaki etkinlikleri ile iyice dolup taşar. Haziran ayında Klasik Müzik Festivali, Temmuz ayında Caz Festivali, Ağustos’ ayında geçit törenleri, halk pazarları, (artık azalsa da) boğa güreşleri ve havai fişek gösterileri eşliğinde ‘Semana Granda’ şenlikleri gerçekleşmektedir.  Eylül ayında ise dünyanın önemli film festivallerinden birisi olan ‘San Sebastian Film Festivali’ sırasında tüm sinema dünyasının gözü bu kasabaya çevrilmektedir.

Bask Mutfağı, İspanya’nın en zengin mutfağıdır ve San Sebastian kesinlikle bu lezzet bölgesinin başkentidir. Deniz mahsulleri, şarküteri ürünleri, et yemekleri, kahvaltılıklar ve yerel şaraplar… Yöredeki tüm lezzetleri dilim ekmekler üzerinde sunan Pintxos’lar tüm gezginler için yemek molalarını keyif molaları formuna dönüştürmektedir.

“Pintxo” aslında basit bir bar atıştırmasıdır. Mayalı ekmek üzerine konulmuş ilginç ve birbirinden farklı lezzetler, tanıdık tatlar etkileşim ile kompleks lezzetlere dönüşüyorlar. Tatlı ve tuzlunun yanyana ilramı, yer fıstıklı ördek, mantarlı bıldırcın yumurtası gibi değişik lezzetler baş döndürücü oluyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir