Ah Ulan Paris!

Dehey, sen ne bilirsin toz toprak oğlu gâvurun treni erkân üzere şöyle bir yol çan vurmadan, düdük çekmeden yola revan olurmuş; on iki bin mermer basamaklı -Destur Allah!- Marsilya Garı‘na tekmeyi teper, çeker başını gidermiş. Selamı cıvıl cıvıl olsun; yollar aydın, gözler aydın. De bakalım, bu şehirden de kırlangıçlar gibi siyah, beyaz ve hançerleyin çıkıyoruz.