Uzak Doğu Müslümanları

Babamı kaybedeli iki ay olmuştu ve ben hâlâ ne çalışabiliyor ne de onsuz hayata alışabiliyordum. Oysa hayat devam ediyordu… Yenilenmem ve onun dilekleri doğrultusunda yaşamı kavramam, kendi başınalığıma yeni bir soluk getirmem gerekiyordu…

Daha önceleri de öyle olmamış mıydı?.. Bütün keşiflerimi, kazançlarımı, kayıplarımı sentezleyip yine tek başıma bir çeşit düşünsel metamorfozla üstesinden gelmemiş miydim bunalımlarımın?..

Bir tek yardımcım olmuştu her seferinde… Benim kural tanımaz uzaklara gitme filozofluğum… Buna kurtarıcı‖da denebilir…

Benim için uzaklar; daha önce de Uzak Doğu olmuştu… Singapur ve Tayland kültürünü daha bizde moda olmadan evvel, herkesin delilik‖ diye baktığı yıllarda tanımıştım. Bu kez de uzak‖ olacağına göre, Müslüman uzakları (üstelik Ramazan ayında) incelemek, Uzak Doğu mistisizmi ile birlikte kaçınılmaz oldu.

Malezya Hava Yolları‘nın bir saati Dubai‘de olmak üzere toplam 12 saatte vardığı Malezya‘nın Kuala Lumpur Havaalanı‘ndan Bali‘ye ikinci bir uçakla üç saatte varılıyor. Bali, Endonezya‘nın yayılmış olduğu toplam 13677 adadan bir tanesi… Volkanik dağlardan oluşmuş, müthiş güzellikte 56 palmiye ormanları, kıyıları, nehirleri ile bölgenin en güzel ve turistik adası…

810 kilometrekarelik yüz ölçümüne sahip Bali‘nin hemen hemen tamamı Hindu dinine mensup. Her yer tapınaklarla dolu… Dans etmenin çok önemli bir yer tuttuğu Island of The God – Allah‘ın Adası olarak bilinen Bali‘de gerçek Tanrılar halen faal olan üç büyük volkanik dağ… (Mont Agung, 3142 metre, Mont Batukau, 2276 metre, Mont Batur, 1717 metre)

En son sırayla 1962, 1963 ve 1964‘te lav püskürmüşler… Bali halkı bütün gün tapınaklara yiyecek götürüp tapınmakla meşgul. İkinci meşguliyetleri de hayranlık duyulacak el sanatları… Özellikle ağaç oymacılığı ve batik üzerine görebildiğim en muhteşem eserler burada… Görebileceğim en büyük met-ceziri de Bali kıyılarında gördüm. Sabah yüzdüğüm yerlerde öğleden sonra yürüdüm… Ekvatorun 10 derece altında yeni yeni yağışsız mevsime giriliyordu; ama her öğleden sonra gelen sağanakları büyük bir zevkle bekliyorduk. 32 derece ve yüzde 90 nem taşıyan havada müjdeli ılık duşlardı onlar.

Balililer yumuşak başlı ve güler yüzlü insanlar. Alışveriş için her yerde pazarlık etmeniz gerekiyor. Pazarlık, Uzak Doğu‘nun karakteristiği hâline gelmiş. VII ve XIII. yüzyıllarda Çin, IX. yüzyılda Arap ve Malay denizcileri ticarete alıştırmışlar Bali ve diğer adaları…

Bali‘de hayatımın en güzel gününü rafting‖ ile yaşadım. Yani çalkantılı azgın bir nehirde özel şişirilmiş kürekli botlarla dünyanın en güzel bitki örtüsü arasından heyecanlı, tehlikesiz ve müthiş zevkli bir macera sporu… Bir dağın eteklerinde başlayıp kilometrelerce süren bu büyülü 57 gezi, bizde Antalya‘daki Manavgat Irmağı‘nda yapılıyordu. Şu anda Türkiye‘de bu spor için uygun çok bölge var.

Büyük otel ve tatil köylerinin muhteşem Bali mimarisi ile sentezledikleri tesislerin güzelliğini anlatmak çok zor tabii. Club Med‘de rastladığım Türk aile, sürprizlerden biriydi. İsmet ve Necmiye Sevim çifti, on iki yıl önce her şeyi bırakıp Avustralya‘ya yerleşmiş ve her şeye sıfırdan başlayıp zoru başarmışlar. Dünyanın öbür ucunda bu candan, sempatik dostlarla karşılaşmak benim için büyük bir şanstı…

Bali ve diğer Endonezya adaları kendi dilleri Bahaza, Endonezyan‘ın yanı sıra eski nesil Hollandaca, yeni nesil İngilizce konuşuyor. Bahaza, Endonezyan ve Malay dilinin değişik bir şekli…

Adanın her yerine turlar alabilir, kâh tropikal meyveler kâh acılı Endonezya yemekleri eşliğinde volkanik göllerde serinleyip (birazcık) upuzun palmiyeli kıyılarda cezir zamanı olağanüstü renklerde süs balıklarını yerli halkla birlikte avlayabilir, maymun ormanında maymunlarla şakalaşabilir, gece-gündüz denize ve havuza yağmur sağanak demeden girebilir, bu arada bulutlu havada yanabilirsiniz. Zira güneşte öyle uzunca kalabilmek biraz zor…

Pirinç tarlalarından tapınaklara tırmanırken adanın Hint Okyanusu kıyılarında sörf yapmayı planlayabilir, yollardaki bambuları bile abajur hâline getiren el ustası Balililer‘den çok ucuza ağaç işçiliği alabilir, akşam mesela Sanur‘da Pynuts Disko‘da güzel Balili kızlarla güzel bir gece geçirebilirsiniz…

Club Med ve benzeri tatil köylerinin eğlencelerine de katılabilir, başşehir Denpasar Havaalanı‘ndan diğer bütün adalara uçabilirsiniz…

İftarlık Eğlenceler

Endonezya‘nın yüzölçümü 1 milyon 919 bin 443 kilometrekare. Jakarta‘nın bulunduğu Jawa Adası ise ülkenin Sumatra, Sulawesi, Kalimantan, İrianjaya ve Bali ile birlikte en büyük altı adasından biri. Toplam 13667 adanın 3000‘inde insanlar yaşıyor. Bunlar da 4828 kliometrekarelik bir alana yayılmışlar. Bunların büyük kısmı volkanik dağlarla kaplı. Toplam 300 volkanik dağ var. Bitki örtüleri ise adadan adaya değişiyor.

Ve nihayet Müslüman Jakarta‘dayız. Şehrin merkez görüntüleri, Hollanda ve İngiliz sömürgesi oldukları zamana ait. Az zaman değil 1814 yılından 1914‘e. 1914 yılında Japon işgaline uğramışlar. 1945 yılında da bağımsızlıklarını ilan etmişler. Gelir kaynakları ise yağ, çay, lastik ve baharatlar.

Jakarta‘da herkes oruç tutuyor. İftar zamanı inanılmaz eğlencelerle kutlanıyor. Akın akın iftar yemeği şölenleri oluşturuluyor. Herkesin arabası olduğundan bizim İstanbul‘u aratmayan bir trafik oluşuyor. İftar şölenlerinde bol bol Endonezya yemeği yeme fırsatı buldum.

Bütün Endonezya‘da olduğu gibi Jakarta‘da da yüzde 90 Müslüman‘ın yanı sıra Budist, Hinduist ve Hristiyan (Protestan ve Katolik) bulunmakta ve bunların cami, tapınak, kilise yapılarına her yerde rastlanmakta.

―Pretty Woman‖ filminin çevrildiği Hotel Endonezya‘nın yanındaki otelim Wisata International‘a geldiğimde odamda tatlı bir kart bekliyordu beni. Arzu edersem ―Healty Massage‖ alabileceğimi, bedel olarak da 15 bin Rupiah ödeyeceğimi (1 USD = 1670 Rupiah) bildiriyordu.

Ramazan dolayısıyla akşam saat yediye kadar renksiz ve sinirli bir şehir olan Jakarta, bu saatten sonra şenlik şehrine dönüşüyor…

Karaoke denilen herkesin bant müziği ya da canlı orkestra eşliğinde şarkı söyleyebildiği barlar ve masaj evleri devreye giriyor. Bunlar Jakarta‘nın belli bir semtinde geniş bir alana yayılmışlar. Çoğunluğu oldukça pis görünümlü…

Halkın önemli bölümü sinemalara akın ediyor. Stüdyo 21 diye 6 salondan oluşmuş en ünlü sineması gerçekten görülmeye değer güzellikte ve rahatlıkta. En son Amerikan filmleri de vizyonda tabii.

İnanılmaz güzellikte National Park ve Bird Park yapmışlar. Sıcağa aldırmadan soluk soluğa geziyorsunuz. Teleferik ve su botları ile minyatür Endonezya‘yı büyük bir keyifle öğrenerek geziyorsunuz. Ah İstanbul!.. Jakarta kadar bile imar edilmiş olsaydın, dünyanın en müthiş kenti olurdun…

Ayrıca Disneyland‘ın bir benzerini de yapmışlar. Ve de 137 metrelik zafer anıtını da tam ortaya koymuşlar. Altına da bütün Endonezya tarihini anlatan son derece modern müzeyi oturtmuşlar. O sıcakta turistten geçilmiyor…

Yüksek binalar, oteller, bankalar diğer Uzak Doğu şehirlerinde olduğu gibi yabancı sermayenin güç gösterileri hâlinde. Bunlardan kaçmak ve tarihi yaşamak isterseniz güneydoğudaki Jog Jakarta‘ya gidip tapınaklardan oluşmuş muhteşem bir tarih şehrine kırk dakikada uçakla tur alabilirsiniz. Hayır, bunu da istemediniz; o zaman irili ufaklı adalar turu alıp denizi ve güneşi yaşayabilirsiniz.

Görünür yüzün arkasındaki sefalet Jakarta‘da hemen ana caddenin iki arka paralelinde fark edilmeye başlanıyor. Bu kadar yan yanalık, İstanbul gibi fazla kalabalık olmasından mı kaynaklanıyor acaba?

Bütün Uzak Doğu ülkeleri, Tayland hariç İngiltere, Hollanda ya da Fransa‘nın sömürgesi olmuşlar. Bir tek Tayland, Türkiye gibi kişiliğini korumuş ender ülkelerden biri.

Ve bütün Endonezya‘yı da Coca Cola ve blujin fırtınası sarmış. Üç kanallı (ikisi özel) TV‘lerinde bir yanda mevlit sesleri, diğer yanda tüketim sanayinin alkışları…

İşte Washington benzeri dizaynı, anıtı ve beyaz evleriyle Jakarta…

Malezya Oruç Tutmayanı Cezalandırılıyor

Ülke nüfusunun çoğu Müslüman. Geri kalanlar Budist, Hindu ve Hristiyan. Ekonomileri ve imarı Singapur‘u hatırlatıyor. 1 Amerikan Doları 2,54 Malezya Doları‘na eş değerdi ben oradayken. Malezya Doları ya da Ringit, gittikçe daha da güçleniyor.

VII ve VIII. yüzyıllarda Çin ve Sanserit halkından oluşan Malezya, daha sonra Thai ve Endonezya kültür etkisini almış.

Çeşitli kültürlerin bir karışımı olarak XIX. yüzyılda İngiliz sömürgesi olmuş. Ta ki Japonlar tarafından işgal edilene kadar.

1946 yılında İngilizlerin koruması altında Malaya birliği kurulmuş, daha sonra bu birlik 1948 yılında federasyon hâline gelmiş. 1957 yılında da bağımsızlıklarını ilan etmişler… Şimdi dönelim Kuala Lumpur‘a.

Yeşillik İçindeki Gökdelenler

Evet… Her biri başparmağım büyüklüğündeki damlalardan müteşekkil ekvatoral sağanak altında şehre girerken yemyeşil bitki örtüsünün teknoloji ile nasıl kaynaştırılabildiğini gözlüyorum. Karakteristik gökdelenler sanki Singapur‘la yarışıyorlarmış hissini veriyor.

Kuala Lumpur, 1890 yılında kurulmuş, mimarî olarak Malay, Hint, Çin ve Avrupa kültürlerinin bir karışımı olmuş.

Müslümanlar‘a oruç tutma zorunluluğu getirilmiş. Tutmayan cezalandırılıyor. Hâlbuki Müslümanlık zorlayıcı bir din değil; ama burada her şey kralın isteğine göre oluyor.

Karaoke barlar ve masaj yerleri akşam saat 19:00‘dan sonra burada da devreye giriyor. Ancak Jakarta‘ya oranla çok daha az ve pasifize edilmişler.

Akrep ve Kelebek Çiftliği

Kuala Lumpur‘da gördüğüm en ilginç yerlerden biri de hediyelik eşya üreten bir çiftlik. Bu, bildiğiniz çiftliklerden değil. Akrep, örümcek ve kelebek çiftliği.

Akrepleri, önce özel olarak yetiştirip üretiyorlar, sonra da özel olarak öldürüp kurutup çerçeveleyip hediyelik eşya yapıyorlar. Aynı şeyler tarantula örümcekler ve kelebekler için de yapılıyor. Tüyleri diken diken eden kuzguni siyah akreplerin vıcık vıcık, kıpır kıpır, üst üste bulunduğu havuza yaklaşmaya bile çekindim doğrusu…

Kafatası Müzesi

Burada çok ilginç bir de müze var: Kafatası müzesi. 62 Malezya, özellikle eyaleti bulunan Borneo Adası‘nın bir kısmı ünlü kafatası avcılarının vatanı. İnsanları özel ayinlerle kurban edip kafataslarını saklıyorlar ve bunları süsleyerek ya da içini doldurarak Vudu büyüleri yapıyorlar. İlkel Malaya kabilelerinin en kutsal eşyaları da kafatasları. Ünlü, korku klasiklerine geçmiş Vudu büyülerinin vatanı da Afrika‘da bazı bölgelerle birlikte burası… Museum Negara içinde ayrı bir ücret ödenerek girilen bu kafatası müzesinde kronolojik olaylarla anlatılan bu kafatasları ve hikâyeleri yer alıyor. Gördüğünüz gibi Malezya‘da oldukça iç açıcı şeyler var!..

Yalnız, City ve Country turlar aldığınız zaman göreceğiniz kesin bir şey varsa o da temizlik ve bakımlılık. Ünlü otellerin ihtişamında gezinirken, Doğu‘da Batı‘yı yaşayabiliyorsunuz. Bu insanı boğucu sıcaktan bir nebze olsun kurtarıyor.

Oruç Mecburi Olunca

Endonezya‘daki tapınak egemenliği burada yerini cami egemenliğine bırakmış. Cami ziyaretlerinde turistlere ihrama benzer bir giysi giydiriliyor. İçeri girince de ortalığa serilmiş yarı bitkin, yarı çıplak Müslümanları, namaz ve iftar saatini uyuyarak ya da uyuklayarak beklediklerini görüyorsunuz. Mecburi oruç tutma‖ bu kadar olur.

Kuala Lumpur‘a yakın bir dağın tepesine büyük bir kumar ve eğlence sitesi yapılmış. Hırkanızı alıp yapay bir gölde botla gezinmek, serinlemek ve kumarbazlar için casino sporu yapmak biraz tuzluya da gelse müşterilerinin çoğunun Arap olduğunu düşünürsek önemsiz bir detay olduğunu anlayabiliyoruz.

Örnek olarak bize gezdirilen bir Müslüman evini gezdikten sonra bu iklime bu kadar iyi uygulanmış düşünceyi doğrusu takdir ediyorum. Yerleşme şeklinin merkez dışında çoğunluk tek katlı şirin evler şeklinde olduğu Kuala Lumpur, küçük bir şehir olmanın avantajını yaşıyor. Bütün Malezya da öyle değil mi? Toplam 17 milyonu geniş topraklarda barındırıp organize etmek -hem de sultanlıklarla- birçok şeyi kolaylaştırmış. Böylece ekonomiyi düzeltmek kolay olmuş.

Eh… Ben artık İstanbul‘umu özledim. İyisi, kötüsü, doğrusu, yanlışı. Olsun, benim diyarım ya…

Dönüyorum… Yenilerimle… Edinimlerimle… Özlemlerimle…

')}

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir